renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Obama, Sen Bizim Model Ortağımız mısın?

Türk-Amerikan ilişkilerinin ‘süt tozu’ miladı

“Bizim çocukluğumuzda okullarda süt tozu dağıtılırdı” diye söze başlar babam, bildiği tüm çocukluk anılarının içinden geçerken. Menderes’in idamının ardından doğan her çocuğun kaderidir belki de bu toprakların yazısına yazgılı olmak. İşte bu yüzden, babam gibi tüm darbe çocuklarının günlüğünde; biraz hukuk devleti, biraz adalet, biraz siyaset, biraz slogan, biraz da köyden kente gelmenin ve ansızın bir düşün içine düşmenin heyecanı vardır.

Bir Gece Dirilişi

“Ey örtülere bürünen insan!..” (1) “Ey yalnızlığına bürünmüş olan!..” (2) Battaniyelerin, sıcacık yorganların, uykuyu çörekleyen, üzerine boca eden karanlıkların içinde, kendini kuş kadar bırakan bürünmüşlüğün ve iradeni fiziksel güçlere teslim eden hülyaya dalışınla ey…

Bu battaniyeler içinde yemeği de çok yemiş ve iyice mayışmış, göbeğini de şişirmiş insanlardan değil, kuş tüyü yatakları fırlatıp atmaya ve kuru yer hasırlarında uzanıp kalmaya talip…

İslamın Zihin Tarihi

hilmi yavuz“İslam’ın Zihin Tarihi” Hilmi Yavuz imzalı bir kitap. Kitapta İslam ve Türklük, İslam ve Felsefe, İslam ve Tasavvuf, İslam ve Siyaset, İslam ve Bilim, İslam ve Medeniyet, İslam ve Oryantalizm, İslam ve Güncel başlıkları altında kırk dokuz yazı var.

Başlıklardan anlaşılacağı üzere İslam’ı seçenlerin hangi noktada nasıl durduklarına dair ilginç yazıların bir harmanı konumundaki kitap, çok uzun okumaların ve yıllar süren birikimlerin neticesinde okuruna göz kırpıyor. Ne var ki bu tip müdakkik yazarlar, hak ettiği nispette okunmuyor.

İstanbul'un Gölgesinde Bir Gün

Efendim, rivayet odur ki Okan Şahin uçağa binmekten çok korkarmış ve onun bu zaafını bilen arkadaşlarından biri, elma şekeri olarak Ankara’dan İstanbul’a günübirlik bir gezi yapmayı teklif etmiş. Maksat Okan Şahin uçağa binince ne yapacak, nasıl panikleyecek… Kendine biraz eğlence çıkaracak… Bütün bu çeldiricilere rağmen yılmayan Okan abim İstanbul’a gitmeye karar verir. Karar verir ama iki gün öncesinde kendisine ‘abi geliyor musunuz’ dediğimde ’evet’ der ancak, ’sizi havaalanında karşılayacağım’ şeklinde ki mesajıma ’havalanında mı’ şeklinde cevap vererek durumu inkar etmeye devam eder.

Muhalefet Olmak İçin Sabırlı Olmak

Hikmet Özdemir, “Sol Kemalizm” kitabında 1960 öncesi radikal solcu aydınları Franz Kafka’nın şu satırlarıyla tarif eder:
“Tüm günahların türediği iki büyük günah; sabırsızlık ve tembellik. Sabırsızlıkları yüzünden Cennet’ten kovuldular; tembellikleri yüzünden de geri dönmeyecekler. Aslında , belki de yalnızca bir tek büyük günah var: Sabırsızlık. Sabırsızlıkları yüzünden kovuldular; sabırsızlıkları yüzünden de geri dönmeyecekler. ”

Çakaralmaz Sorular

Kim kimin kuyusunu kazıyor biliyor muyuz?
Kuyu kimin kuyusu?
Kuyunun kurbanları kimler? Kurbanlar aslında birbirinden önceki planların uzmanları mı?
Kuyuya düşecek ve ıslanacak olanlarla o kuyuda boğulup ölecek olanlar kim?
Gölgeler birçok omzu kalabalık askerle hükümetin çatıştığı yerler mi acaba?
O gölgeler kimlerin hangi hesaplarının tersyüz edileceği yerler mesela?
Hem hükümete hem askere vurup duran gizli ellerin gelmek istediği yer neresi?

Fikrin İfade Aşkı

fikren fakiriz. bu kesin.
güdük konular tartışıyoruz. basit meseleler çok zamanımızı alıyor.
sanki bir dünyayı zindanlamışız.
esirlerimiz özgürlerimizden çok fazla.
fikre pranga gibi esaret olmaz. fikir güneşi kadar da aydınlığı çok olan bir güneş yoktur.
ilerlemek için bilgilenmek gerek. bilgilenmek için okumak. ama bilgi ifade edilmedi mi hiç bir değeri kalmıyor.
yalnız bilgi barajı sed kabul etmiyor. yıkar bendini.
özgürleşmenin yolu bilgilenmektir. bilgiyle yüklenenler hapislenemezler.

Kim Demiş Okumuyoruz Diye!

Kitaplar... Zihni, etraf-ı erbaasıyla kuşatan sahifeler iklimi.

Etrafı denizlerle çevrili bir adada, bir eli yağda bir eli balda yaşamaktansa kitaplar mahzeninde elinde bir bezle kitapların tozunu alan dünya çilekeşi olmayı yeğlerdim doğrusu.

Kitaplar... Her cahili bir âlim yapan indelhace muallim. Evet, her bir kitap birer muallimdir.

Rol Modelleri Üzerinden Sapkınlığa Vize

Özdemir Erdoğan, 5-6 sene önce bir gazeteyle yaptığı söyleşide “Düzenin sahibleri Türkiye’de üç kişiye özellikle yatırım yaptılar; Zeki Müren, Bülent Ersoy ve Tarkan… Bunlara yatırım yapılmasındaki en temel sebeb ise bu kişilerin cinsel tercihleri olmuştu” demişti.

Hatırlarsanız Tarkan’ın da -hani dünya yıldızı gibi topluma “pazarlandığı” vakitlerde- “erkek sevgilisi” ile çekilmiş fotoğrafları yansımıştı medyaya. Daha sonraları Tarkan’a bu olaylar hatırlatılınca “O günlerde kafam karışıktı” diye bir açıklamaya sığınmak zorunda hissetmişti kendisini.

Kimi Hatırlatıyoruz?

Öyle yaşayın ki sizi gören Resulullah’ı hatırlasın” (İ.H.)

“Dur bi dakka.. Hatırlayacağım..Ya birine benziyorsun ama…Kimdi ya çıkaramıyorum..”

Ben söyleyeyim; hiç kimse. Artık hiçbirimiz hiçbir şeyi andırmıyoruz, çağrıştırmıyoruz zihinlerde. Hiçbirimizin yaşantısı yaşamın varlığıyla, varoluşuyla örtüşmüyor. Ne deveye benziyor, ne de kuş gibi uçabiliyoruz. Renklerimiz çoğaldı cıvıl cıvılız şimdi bukalemun misali. Suyun, şahsiyetlerden daha katı olduğu dönemlerden geçiyoruz.

İçeriği paylaş