renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Nadide Bir Başyapıt: "Pan'ın Labirenti"

“Gerçekler sizi sardığında, tek sığınağınız hayal gücünüzdür.”

Guillermo del Toro

Meksikalı yönetmen Guillermo Del Toro’nun yazıma konu olan bu filmi sinema adına benim için çok ayrı bir yerde durmaktadır. Şimdiye kadar hakkında onlarca yazı yazılmasına rağmen yine de sitedeki ilk yazımda bu filmden bahsetmek istiyorum;

Pan'ın labirenti, Pan’s Labyrinth ya da orijinal adıyla El Labirento del Fauno.

İlk defa 93 yapımı Cronos'la arz-ı endam eden Del Toro, Blade II ve Hellboy ile birlikte dünya çapında bir üne sahibi oldu, ancak en büyük çıkışını bu filmle yaptı.

Hasırlı (13)

-8-
“Roxelenna! Roxelenna.. şahitlik makamına geçiniz.. lutfen.. yinelettirmeyin ama.. şahitlik makamı dediysem şahitlik makamıdır.. bir dil sürçmesi falan değil, yok ortada öyle birşey! Olmaz da! Olamaz da! Evet Roxelenna senin bu serseri KARA MASTIK hakkında söyleyeceklerini dinleyelim..”
“Efendim ben.. aslında benim de sözcüklerim çalınmıştır.. aslında çalınmıştır diyerek kimseyi suçlamış olmayayım.. kayıptır.. o yüzden.. bilmem ki..”
Ömer Ağamın hiddetini hiç görmemiş.. ya da unutmuş olmalı.. kim bilir belki de umursamıyordur.. umursamazlık işine geliyordur.. işte avurtlarını şişirdi.. işte yumruklarını sıktı..

Noesis

söyle noesis neden karanlıktalar neden hepimiz böyle karanlıktayız
daha önce bir ışık hani aydınlığın doğduğu yerden ötelerden
hani sevgili geçmişti şehirden negatifleriyle, kendi sesiyle
kaç kez onarır hayatın bu çaresiz yitik metruk evlerini
kaç ışıltılı sesleniş dokunur yitik kalplere yetimliğiyle
karanlıkta kalıyorsa ses her yeni çağda yeni bir uyumsuzlukla
bu yorgun bir bakışın çürüten yanılgısı değil mi

Yazarın Okur Olarak Portresi

Okumak

‘Dostoyevski çağının en çok okuyan yazarlarındandı. Schiller’i, Balzac’ı kaç kere yeniden okumuştu.’ Onun, okumaya bu denli önem vermesi, salt ‘okuma zevki’nden değil, ‘sağlam’ bir okur olmadan, ‘sağlam’ bir yazar da olunamayacağını bilmesindendi. Ne de olsa, inkar edilemez bir gerçektir: zamanın edebiyat sahnesinden kolayca silemeyeceği, büyük yazarlar, öncelikle sabırlı ve disiplinli okurlardır.

Yazarlar ve Ücret Tarifeleri

Kendini ifadelendirmenin bir aracı olarak yazarlık bir benlik tasavvurudur. Yazarlık ciddi bir emeğin ürünüdür. Yazar; kendini ait hissettiği alanda kendini geliştirmeye çalışır. İyi niyetle, gayretle çalışmalar yapılır. Yazar ilk tanınmadan önce kendi yazı ürünlerini yayımlamaya çalışır. Bunun için dergi, kitap ve sanal ortamda paylaşımlarını sürdürür. Samimi bir şekilde öncelikle paylaşım ön plandadır. Tanınırlık, ün veya şöhret onun amacı değildir. İnsanlar okusun, bilsin, anlasın ve yaşasın; onun için yeterlidir. Okuyucunun ilgisi onu mutlu eder. Kendisine yönelik her türlü eleştiriyi zenginlik olarak alır. Düşünce ve duygularını paylaşım fırsatını aldığı anda her türlü fedakârlığa hazırdır.

Tanrı ‘Ne’ midir ‘Kim’ midir?

Sofistik ve sufistik karmaşa ile kendilerini dengelerin uzağında dinlenmeye bırakan şahısların, niyetlerinin dinlenmeye kalmak olmadığını, aksine insanlar tarafından izlenen, ilgiyle merak edilen ve kendilerinden daima ‘ilginç şeyler’ beklenen birileri olarak algılanmak olduğunu düşünmek daha sofistike ve sufistike geliyor bana. Ki; elbette insanın aranan biri olmayı istemesi doğaldır, bunda garipsenecek bir şey yok. Asıl garipsenecek olan şey bu değilse işte tam olarak şudur; aldatmak. Hem insandan uzak durmayı murad edip bu uzaklığı pazarla hem de insanlardan uzak kalmak için hiçbir şey yapma; aksine insanlar senin hakkında ne demiş, senin hangi dediklerini senin anlattığın ya da anlatmadığın şekilde anlayıp anlamadıklarını takip et, sonra otur-kalk seni anlamadıklarının cehaletlerini basit veya mürekkep cehaleti diye ikiye ayır.

Ermeni Tasarısı: "Ölümü Görüp Sıtmaya Razı Olmak"

Yine her zamanki gibi, Amerikan Kongresi Dış İlişkiler Komisyonunda Ermeni soykırım yasa tasarısı Kongre’de görüşülmesi için komisyondan geçti.Ancak tasarının komisyondan geçmesi Türkiye açısından çekinilecek bir sonuç değil,oylama sonrası ABD yetkililerinin ve Türk yetkililerinin açıklamaları çerçevesinden bakılacak olursa, Türkiye’nin elinin güçlendiğinin işaretlerini taşımaktadır.

İslam Düşüncesi Tartışmalarında Asabiyet, Yerellik Sorunu

Kur’an’dan mülhem geliştiği varsayılan İslam düşünce geleneğine göre aslında birbirlerinin mütemmimi sayılabilecek Asabiyet, Milliyetçilik, Ulusalcılık, Irkçılık, Turancılık, Anadoluculuk, Yerellik, Vatancılık gibi kavramlara Müslümanlar açısından mesafeli olmak zorunluluğu vardır ki bizim kanaatimiz de odur. Çünkü Kur’an, muhatap alınan ilk nesil, dil ve metin bağlamında yerel ve tarihi özellikler taşısa da mesajı itibariyle evrenseldir ve ne yerelliğe, ne milliyetçiliğe ve ne de diğer kabullere müsamaha gösteriyor değildir.

Ama gelin görün ki günümüz İslam düşüncesi tartışmalarından da anlaşılacağı gibi bize ait olan, buradan, bizden olan ve kendi tarihimizden miras kalan İslami bilgiler ve o bilgilere bağlı oluşmuş disiplinler önceliklidir, olmazsa olmazdır.

Siyasal İslam İçin Takvanın Önemi

Siyasal İslam, devleti İslam Dininin yasak ve emirlerini hesaba katarak yönetme düşüncesine, Ehl-i Takva ise, dinin yasak ettiği şeye sımsıkı bağlı kalan veya kalanlara, denir. Bu tariflerden yola çıkarsak, İslam’ın yayılması için gayret eden gruplar arasında takvaya en çok Siyasal İslamcıların riayet etmesi gerekir. İslam Dininin emir ve yasaklarını dayanak alacak bir devlet kurma azmimde olan Siyasal İslamcılar, bunu başarabilmeleri için, bu yasak ve emirleri öncelikle kendi şahıslarında tatbik etmelidirler.

Türkiye’de Siyasal İslam’ın kronolojik tarihinde kaybolmadan söyleyebiliriz ki, Siyasal İslam’ın başarısında ya da başarısızlığında Siyasal İslamcıların takva derecesinin büyük payı vardır.

İslam Düşüncesinde Çocuk Terbiyesi

muslim childÇocuk terbiyesi gebelikle başlar. İnsan rahme düşmekle bir manada “cemiyete” de düşmüş olacağından çocuğun eğitimi-hayatı üzerinde herkese şamil bir mesuliyet tesis edildiği düşünülmelidir. İslam düşüncesinde toplum, beş emniyeti sağlamak görevi ile mükellef kılınmıştır. Bunlar sırayla a) din, b)mal, c)nesil, d)akıl, e)can emniyetidir. Nesil emniyetinin içinde toplum fertlerinin evlilik, çocuk sahibi olma, nesillerin yetiştirilmesi mevzuu tanzim edilmiştir. Buna göre çocuk “aile”ye doğmalıdır ve yetişmesini sağlayan koşulları aile karşılamalıdır. Çocuk terbiyesi mevzuu sosyal vazifede “farz-ı kifaye” kavramıyla tanımlanabilir. Bu ıstılah toplumun içinde birisi mezkur farzı yerine getirmezse toplumun tümünün o farzı edaya mesul olduğunu ifade eder. Aile, terbiye ile alakalı hususlarda farz-ı ayn cinsinden mesuldür.

İçeriği paylaş