helal organik tavuk





Yola Düşen

14 Mayıs 2012
Yazan: Mustafa Karasoy

içim ey içim bu yolculuk nereye

cahit zarifoğlu

Kitapları toplayarak başlıyorum hep. “Bunları kutunun altına, bunlar çantada durmalı her an okunmaya hazır olmalılar” bir de bakmışım çantada kitaplardan başka bir şeye yer kalmamış. Kitapların taşınmasının her şeyden daha önemli bir tarafı olduğu aşikâr. Bir çok şeyi geride bırakmaya hazırlandığım zamanlarda kitapları yanıma almaya gösterdiğim özen, dört tarafı mamur bir aidiyet sahibi olmaya yatkınlığımdan kaynaklanıyor. Aidiyet sahibi olana dek hiçbir sokakta sabitlenilmiyor.

Tags:
Yazan: Memduh Atalay

Şiir bir dil sanatıdır. Şairle özel bir ilgisi varsa da yazıldıktan sonra okuyucuya da aittir. Şimdi zorlama imgeler dublaj Türkçesi gibi bir yozlaşmayı doğuruyor. Bin yıllık süzüle süzüle kıvamını bulan duyguları yeni bir söyleyişle dile getirmek geleneği doğru okuma çabasını gerektirdiği için modernizmin kavram buharlaştırma etkisiyle de bize uymayan dilin imkanlarını zorlayan bir imge telaşı görünüyor.

İmge şiirin "darası alınmış söz" olma özelliğinden beslenmeli ama bunun içselleşmiş, karşılığı olan üst bir anlam kategorisini gösteren bir niteliği taşıması gerekir.

Tags:
Yazan: hasan tülüceoğlu

Batı, bilimsel çalışmalarına takla attırıp teknolojiyi üretinceye kadar biz Osmanlılar dünyanın en güçlüsü, efendisi edasında dört kıtada at oynatırken her şey iyi ve güzeldi. Köroğlu’nun meşhur deyişi benzeri teknoloji icat oldu biz Türkler afallayıp oracıkta kaldık. Doğal olarak hızlı bir çöküş sonrası öz parçamız Anadolu’da fakir, yoksul, cahil halimizle tek başımıza kalakaldık.

Bundan önce ata binip “Allah Allah” naralarıyla önümüze çıkan her orduyu yeniyorduk.

Yazan: Ali Açıköz

Muhafazakar sanat,bu ülkede "Müslüman sanat" demek hala birilerine batacağı için tercih ediliyor olmalı dillendirenlerce...Çünkü kastedilen, Türkiye nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturan Müslümanların,sanat alanında bir şeyler yapmaları, nüfuslarına oranla olmasa bile, sanat alanında söz sahibi olmalarıdır.

Pekala, bu mümkün müdür?

Türkiye Müslümanları siyasi iktidarı almak için yaklaşık olarak elli yıl mücadele verdiler...

Yazan: Bişar Ulutaş

Bosna Hersek…

Yaklaşık 4 milyon nüfuslu bir kent.
Yüzde 60'ı Boşnak, yani Müslüman… Yüzde 25'i Sırp ve yüzde 15'i de Hırvat.
İki ayrı özerk federasyon var.
Biri Sırp, diğeri Bosna Hersek Federasyonu…
Bizi ilgilendiren federasyon ayrıca kendi arasında 10 ayrı kantona ayrılmış.
Her kantonun kendine ait bir devlet yapısı ve meclisi bulunuyor.
Ayrıca devletin kendine ait üst bir yapısı bulunuyor.

Yazan: Fuat Türker

Her sabah uyandığımız andan itibaren Allah'ın bahşettiği nimetlerle karşılaşırız. Nefes alabilmek, görebilmek, duyabilmek, düşünebilmek, konuşabilmek, kalbimizin atması, hücrelerimizin yenilenmesi nimetlerin yalnızca birkaçı. Kalkıp kahvaltı yapar, lezzet alır, kuvvet buluruz. Susarız, susuzluğumuzu giderebiliriz. Önemli olan ise sunduğu sayısız nimetin farkında olarak, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edebilmemizdir.

Kendi yaratılışımızdan, göklerin ve yerin yaratılmasına, denizlerin, dağların, bulutların varlığına kadar tüm evrende mucize ve ihtişam görürüz.

Yazan: mehmet ağırman

Sayfalarca sözü söyleyecek kelimem yok... Çok şey anlatacak mecalim de yok...
Duygularının hızına kelimelerinin yetişemediği kişi ne kadar da acınacak bir durumdadır... Kalbi ızdırapla dolu birinin söyleyecek sözünün olmaması ne kadar da zordur...

Yazan: cemalcalik

-III-
"Kaldığı apartmanın çatı Katında Cendel, 19.. yılının 22 Haziran tarihli gazetelerine göz atıyordu.. mumya kılığına giren kadınla ilgili bir habere rastlamadığından olacak, Şehrinaz’ın gerçekle böyle oynamasında kimlerin etkili olduğunu, onu yönlendirenlerin mutlaka bir yerde açık vereceklermiş gibi didik ettiği günlüklerde, beş aşağı beş yukarı aynı şeylerle karşılaşmak neredeyse sabrını taşıracak noktaya gelmişti. Daha sonra terzihanenin sırrı dökülmüş aynasında yüzüne bakınırken o fikre kapılabileceği en akla yatkın olanıydı.. aynanın puslu köşelerinde belli belirsiz lekelerin ortaya çıktığı , gördüklerinin bir bellek ayartması olduğunu söyleyen kadın –Yüzü Pudrayla Peçeli Kadın yazılmıştı nedense- fincanın geniş ağzındaki lekelere, evet sakallı papağanlara nasıl benziyorlar demişti de, o da, sanki hiç umudu kalmamış gibi terzihaneden çıktığı anı düşündü..

Tags:
Yazan: Musab Yasir

Ve yaktım da, deli bir kurşun misali delip geçerken uysal yürekleri. Bin âlimin okuyamadığı divanların içinde dolaştım uçsuz bucaksız çöllerin yüksek tepelerinde. Büyük fırtınalardan sonra verilmiştir beyaz at göklerden; sakin, koyu ve beyaz. Asıl mesele bâtınîdir.. Gözyaşlarının her bir anlamı için kıyama durulur ikindi yazılarında. İncilerin kıymetini bilemeyenler döker incilerini mısır tutkunlarına. Oysa bilinçli bir balık her dem suyun farkındadır. Gemiler ölse üzülmeyiz, geri dönse sevinmeyiz. Sevdamız böyle keskindir. Riyanın işi yoktur terzilerimizde. Ve şeriat bizim libasımızdır. Hâkikat şehrine yolcu değilsen eğer, aşkın Yunûs’unu da kavrayamazsın.

Hafız

23 Nis 2012
Yazan: Ali Açıköz

Geçtiğimiz aylarda ziyaretinde bulunduğum İslami hizmet vakıflarından birinin idareciliğini yapan bir arkadaşım, vakfın yaptığı hizmetlerden bahsederken, üniversitede hoca olan bir uzmanın, 5-6 yaşındaki çocukları altı ay gibi kısa bir sürede hafız yapabilecek bir sistemden söz ettiğini ve bunu vakıf bünyesinde açılacak bir kursla hayata geçirmek istediğini anlattı.

Tabii vakfın müdürlüğünü yürüten arkadaşım gibi mecliste bulunan ve hepsi de eğitimci olan diğer arkadaşlarım da buna sıcak baktıklarını ifade ettiler.