renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Murat SÖZER yazıları

Bana Hikâye Anlat

“düşmanı gösteriyorlar, ona saldırıyoruz
siz gidin artık
düşman dağıldı dedikleri bir anda
anlaşılıyor
baştan beri bütün yenik düşenlerle
aynı kışlaktaymışız”
İsmet Özel

“Bana hikâye anlatma!” Karşımızda gevelemeye başladığını düşündüğümüz kişilere böyle söyleriz. Yani lafı dolandırma, yani bana neyse onu anlat hemen ve kapa çeneni.

Şimdi

Bir kavgada yumruğumu sıkarak
“Onu karıştırma” dediysem mutlaka sensin
Kaburgamda kemikli bir yumruğu barındırarak
Hırıltıyla adını öksürdüysem mutlaka sen
Telaşla mutlaka geç kalmalı bu anlattıklarım sana
Sana kendimi tutamadığım bir kavgayı
Sana senin için kendimi bir kavgada

Sağ Elini Cebine Sokmak

Mum

Şehrin; suratlarında yapmacıktan bir ciddiyet yahut gülümseyiş olan insanları arasında, herhangi bir kaldırımında yürürüz. Karşı kaldırımda yürüyen kişinin; kolunu keskince dirseğinden bükmüş ve sırtını kaşıdığını görürüz. Ama kafamızın bir yerinde bir tereddüt vardır. Kolunu oldukça keskin büküşü bizi ciddi bir esneklik yeteneğine sahip oluş ile bir sağ koldan yoksun oluş arasında gidip gelmeye ve meraka sürükler. Açımız henüz kişinin sırtını görmeye müsait olmadığı için kafamızı başka yere çeviririz. Yürümeye devam. Bir insan melekesi ile açının sağlanmasına olanak verecek kadar yürüdükten sonra -birkaç saniyelik bir andır tüm bunlar- kafamızı tekrar o kişiye çeviririz. Ve gördüğümüz şey bizi tüm bu sıradan güncelliğin içinden alır, iteler, kovalar.

Doğrunun Doğruluğu

İslamiyet son yıllarda bir çok kalıba sokulup, çeşitli ideolojilerle karma edilmeye çalışılıp, bir imaj çarpıtma senaryosunda başrol oynatılmaya çalışılmaktadır. Tabi bu senaryo insanların beyinlerinde filmedilmektedir. Nihayetinde bu çarpışık düşünce halka, avam tabakasına etkimiştir kısmen. Lakin bu düşünce aydınlarımız, hatta ve hatta dinci aydınlarımız tarafından bile benimsenilmiştir. Farkında olarak veya olmayarak.

İslamiyet’in özellikle batılı bilimciler tarafından araştırılması, yazılması (oryantalizm), felsefi, iktisadi, medeni.. çerçevelerde mercek altına alınıp, Avrupa’ da, gayri müslimler meşrebinde olumlu yankılar bulması, bizi (müslümanları) mutlu etmiştir yıllar yılı.

Küreselleşmekler ve Kümeselleşmek

Küresel

Hegel, hiçbir toplumun içinde bulunduğu çağda, yaşamakta olduğu medeniyeti, kavramsal düzeyde kavrayacak yetiye sahip olmadığını savunur. Yani biz burada; şu zaman diliminde dünya üzerinde hâkimiyet kurmuş bulunan batı medeniyeti hakkında çeşitli saptamalar ve argümanlar ortaya koyacağız. Lakin bunlar hiçbir zaman tam manasıyla bu medeniyet hakkında bize tam bir kavrayış sunmayacak. Tabi, bunun (insanın yaşamakta olduğu medeniyeti kavrayışının) ancak o medeniyetin ölümünden sonra yapılabileceğini; o zaman da bu teşhisin ne kesin, ne de evrensel kabule şayan olamayacağını da ekliyor Hegel.

Seküler Kalpler

Merdiven

Bir gün halkı tarafından sevilen bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan eder. Yarışmaya çok sayıda sanatçı katılır. Günlerce çalışırlar, birbirlerinden güzel resimler yaparlar...

Sonunda eserleri saraya teslim ederler. Tablolara bakan kral sadece ikisinden hoşlanır. Ama birinciyi seçmesi için karar vermesi gereklidir. Resimlerden birisinde sükunetli bir göl vardır. Göl bir ayna gibi etrafında yükselen dağların görüntüsünü yansıtmaktadır. Üst tarafta pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslemektedir. Resim bakanları mükemmel bir huzur resmi olduğunu düşündürecek kadar güzeldir.

Son Çay

Terk ediyorum seni ey
Ezberlerimi terk ediyorum
Ezberlerinize tecavüz edebilmek için
Terk ederek geliyorum
Terk edilmek için

Durgun ama fırtınalı konuşurdun
Gözünün üzerindeki kirpiklerinden haberli

MadaModAdaMedeniyeTürkiye

Kedi

“Vaktiyle bir kedi; elzem görevlerini unutup dünya zevklerine dalmış. Kedileşmek için eda etmesi gereken bu görevler yerine o; tüylerini tarıyor, tırnaklarını törpülüyor ve rahat bir yaşam sürüyormuş. Bir zaman sonra, kalbinden bir ses, kediye; “ yahu ne yapıyorsun sen! Senin görevin fare yakalayıp sahibine sevimli görünmek değil mi?” diye yakarmış. Bu sese karşılık kedi şöyle bir aldanca bulmuş kedine; “dedelerim, ninelerim yani atalarım ömrü boyunca fare yakaladı da ne oldu?

Asansördeki ‘Biz’ler...

Yalnızlık

1. Asansördeki Yalnızlık

Apartmanın önündeki sokak lambasının, ilk katın giriş bölümlerini aydınlatması hasebiyle, apartmana girdiğinde ışığı yakmak aklına gelmez ve düğmenin yanından yürüyüp asansöre doğru yaklaşırsın. İç taraflara doğru yürüdükçe kararan ortam seni geriye, ışık düğmesine yöneltir.

Bir Şehir İçi Minibüsünün İçi

uzun cümlelerde anlaşılmaz bir tını...
Akşamın, şehrin üzerine henüz yeni indiği, para kazanmak için işe giden herkesin eve dönmekten başka bir şey düşünmedikleri o yenilgi saatlerinde, o yılgın suratların arasında, şoförün içtiği sigara; otobüsteki sigara kullanan veya kullanmayan herkesin sinirlerini bozarken, insan vücutları arasında dolaşan üflenmiş sigara dumanının ve kokusunun ter kokusuna karışmasıyla herkesin eve daha çok gitmek istediklerini ve ayakta kalmış herkesin oturan herkese nasılda gizlemeden nefret duyduğunu, oturan herkesin de bu nefreti hissetmesine rağmen nasıl da önemsemediğini izlerken; bu ülkenin arka fonunun hep bu hüzün manzaraları olması gerektiğini ve bu hüznün bu ülkeye nasıl da yakıştığını düşünüyorum

İçeriği paylaş