renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Abdüssamed Bilgili yazıları

Başlığı Sen Koy!

Her medeniyetin baktığı yerden bir şeyler neşvünema bulur. Her medeniyet baktığı yere kendinden bir bakış esintisi bırakır. Medeniyet ellerinin değdiği her yere, kendi tarihinin birikiminin imbiğinden süzülen bir damla düşer. Ve “yeni düşünen” nesiller bu damlayı bir cansuyu gibi toprağına çeker. Aşkla, mecbur olma cebri ile…

Medeniyetler donmuş kalıplardır. Ama ne zamana kadar? Bu donmuşluk hiç artmaz ya da hiç azalmaz mı? Medeniyeti oluşturan ve besleyen kültür değil midir? Bizce öyledir. O halde medeniyetler kültür değişimlerinin somutlaşmış halidir dememiz de bir eksiklik olmaz, kanısındayım.

Hayatın Suyu: Çeşmeler

Tophane ÇeşmesiSu her ne kadar biyolojik ve kozmik hayatın var olması için olmazsa olmaz ise, bir o kadar da medeniyetin olmazsa olmazıdır. Her medeniyet su kenarında kurulmuş, suyolları adeta o medeniyetin hayat damarları vazifesini görmüştür.

Toplumlar su ile yaşam alanını tayin etmiştir. Bildiğimiz bütün medeniyetler Nil gibi Fırat ve Dicle gibi su kaynaklarının etrafında kurulmuştur.

Kazancı Yokuşu Üzerinden Bir Yazı

Siz hiç İstiklal Caddesi’nde ezanın bir an olsun hayatı durdurabildiğini gördünüz mü?

Siz hiç İstiklal Caddesi’nde sigara içerek yürüyen insan sayısının diğer caddelere nispetle daha az olduğu tespitini yaptınız mı?

Siz hiç İstiklal Caddesi’ndeki kitapçılardan birinde Gül Yetiştiren Adam’ın kitaplarından bulabildiniz mi?

Şimdi Hemen Her Yerde Her Zaman Başörtüsüne Özgürlük

Başörtüsü

Ülke olarak gündemimiz yoğun…

Bir yanda sınır ötesi operasyon tartışmaları sürerken bir yandan da başörtüsü konusu…

Öyle ki bu konu da herkes bir şey söyledi. Baykal parti başkanlığı sıfatı yanında bir de fetva makamı oluverdi. Öyle fetvalar verdi ki dudağımız uçukladı valla. Sadece o mu Cemil İpekçi bile açtı ağzını yumdu gözünü. Sonra Hülya Avşar kırk yıllık entelektüel edasıyla yazılar yayınladı. Tuncay Özkan’ı da unutmamak lazım ve tayfasını…

Gidiyoruz, Giderek Kendimizden Geçiyoruz

Bir uçak ve dört İHH temsilcisi... Ümmetin ortak sesi olmaya gidiyorlar. Bu bir hikâye. Gerçek bir hikâye. Yaşanmış bir hikâye...

Uzağa diye yola çıkıyoruz. Ama uzak bize hiç uzak değilmiş aslında... Büyük İskender Havalimanı'na indiğimizde bunun farkına iyice varıyoruz. Uzağa değil kendi yakınımıza gelmişiz de bunu ancak fark edebiliyoruz.

Dilini bilmediğimiz bu ülkede "Selamün Aleyküm" sesiyle irkliyoruz. Bir şey demeye gerek duymadan "evet, biziz" diyoruz.

İçeriği paylaş