Sapla samanın birbirine karışmasına son vermek için, iktidara
“mesafeli” olanları da ikiye ayırmak zorundayız. Yoksa bu büyük muhalefet denizinde boğuluruz:
a) İktidardan uzak/mahrum kalanlar,
b) İktidardan uzak duranlar.
İktidar ve onun nimetlerini paylaşanların küçük bir azınlık olduğunu hatırlarsak, geride kalan muhalif kitlenin, eleştirilerinin değil de kütlesinin büyük olduğu anlaşılacaktır. Bu “büyük” muhaliflerin eleştirilerini incelediğimizde, genelde aynı manzara ile karşılaşırız: Ne yazık ki iddia edilenin aksine, ortada “küçük” hesaplar vardır.
İslam dünyasına yolunu kaybetmiş veya kötü yola düşmüş köylü kızı muamelesi yapan ve onu “kurtarmak” için, “delikanlı” tavırlar takınmanın yeterli olacağını zannedenlere, delikanlılığın yetmeyeceğini hatırlatmak, serinkanlı olmalarını hatırlatmak doğru olacaktır.
www.sekizsutun.com adlı haber sitesinde yayımlanan imzasız bir yazı, bizi örnek aramak zahmetinden kurtarıyor: “TMSF Başkanı Ahmet Ertürk'ün Mağrur, Kibirli Konuşma ve Tavırları Dikkat Çekiyor...” (http://www.8sutun.com/node/4415) Başlık bile İslamcıların “bir kısım medya”ya alternatif olarak, “kendi gündemlerini yaratmak” konusunda ne kadar başarılı olduklarını göstermeye yetiyor.
Birkaç dakikada meseleyi anlayan, Türkiye’yi yarım saatte kurtarabilen zevatın vaktini almamak için, yazının özetini verelim: “Sayıştay’ın raporuna göre hazinenin 2005 Haziran sonu itibarı ile TMSF’den alacağı 49.3 milyar dolar! Bunun 16.5 milyar doları günü geçmiş borç. Ahmet Ertürk’ün kendi açıklamalarına bakılırsa hazineye bu yıl ödenecek rakamsa 5 milyar dolar. Bunun neresi başarı Allah aşkına?”
Hepimizin ödemek zorunda kaldığımız 60 milyar dolarlık faturanın, geçen hükümetler döneminde birikerek oluştuğu, ‘Türkiye’de yaşayan’ herkesin malumudur. 60 milyar doların yanında 5 milyar dolar küçük bir meblağ kuşkusuz. Fakat 5 milyar dolar kredi alabilmek için yapılan “tezkere” tartışmalarını; Türkiye’nin bu paraya satılmaktan kıl payı kurtulduğunu hatırlarsak, meblağın Türkiye için önemi ve büyüklüğü ortaya çıkıyor.
İslam’ın İslamcılık adı altında, İslamcı söylemlerle “kişisel” meselelere alet edilmesi, ciddi bir sorundur. Bahsi geçen imzasız yazıdaki bir cümleyi aşağıya alıntılayarak, aynı üslupla konuşarak, yapılan işin habercilik olmadığını gösterebiliriz:
“Bu arada bir de kulis bilgisini aktaralım: Söylendiğine göre,”: “sekizsutun.com” adlı sitenin sahibi, Star Medya Grup Başkanı olabilmek için, geçtiğimiz yaz epey uğraşmış. Bizzat TMSF yetkilileriyle görüşerek talebinde ısrarcı olmuş, fakat istediğini alamamış.
“sekizsutun.com”daki arkadaşlar, zaman zaman, TMSF başkanı örneğinde olduğu gibi, önde gelen zevata, “kamuoyu adına” sorular soruyor, “ama cevabını bir türlü alamadık” diyorlar. Vatandaşla haberci arasındaki fark ortaya çıkmalı, değil mi? Vatandaş sorduğuyla baş başa kalırken, haberci haberin kaynağına ulaşabilen kişidir. Yoksa her soru sorun vatandaşa da haberci dememiz gerekirdi.
Ben sadece kendi adıma, şu soruyu sormak istiyorum:
“TMSF el koyduğu şirketleri profesyonelce yönetemiyor, zarar edişleri öncelikle bu yüzden.” diyorsunuz. Sorular yöneltip cevap beklemek yerine, biliyorsunuz ki cevap vermiyorlar. Bu durum karşısında siz de üstünüze düşeni yaparak, yani ‘habercilik yaparak’, hangi şirketin nasıl ve ne kadar zarar ettirildiğini bize söyleyebilir misiniz? Belgeleriyle…
Biz de kulislerden bir şeyler duyuyoruz, ama biz bunlara haber değil dedikodu diyoruz…
Yorumlar
Kapitalizim geldi cihane İslamcılık bahane
Cum, 09/12/2005 - 18:32 — Ulvi AlacakaptanAyırım için tebrikler önemli bu çünkü Ancak iktidar olayı iktidardakilere bırakılamayacak kadar ciddidir.
Kapitalizm in yasaları kişilerin niyetlerinden bağimsız çalışır.
Hoş 1994 de başlayan İktidar Sarhoşluğu'ndan ayılma niyetlerının olduğunu sanmıyorum ya!
Saadetliler şimdi iktidardan düşmenin mağduriyeti içinde veryansın ediyorlar hiç hakları yok Onların dönemini de biliyoruz söyletmesinler beni
Oyun'a gelmek istemiyorsanız Oyun'a gelin
www.ulvialacakaptan.com
Yeter artık sayın Alacakaptan...
Cts, 10/12/2005 - 01:18 — ikbal gençYeter artık sayın Alacakaptan sizin açıklamalarınız artık "sanatçı kaprisi" olmanın çok ötesine geçmiş görünüyor. Sanatçı akıllı adamdır bu sebeple "kapris"inede tahammül edilir ama ya siz? ya size?..
Allah aşkına onların dönemi dediğiniz dönemde ne oldu? Şunu bir açıklasanıza açık bir şekilde? Ama açıklarken isimle tarihle açıklayın lütfen ki herkes öğrensin. Çünkü bıktık artık malayani atıp tutmalardan.
O dönemde söylediğiniz türden işleri yapanlar gömleğini çıkardığını ilan etmekten gurur duyanlardır.
NOT: Aklıma gelmişken bir dostumun bir övgüsünüde söylemek istiyorum. "Helal olsun Hoca'ya bu kadar hırsızı partide tutupta tek kuruş çaldırmamışya helal olsun!!!" Bugün "hırsızlar" hürler sayın Alacakaptan....
Ayrıca hiçbir saadetli sizin veryansınınız kadar veryansın etmediler/etmiyorlar... Çünkü onlar sanatçı olmasalarda gurulular çünkü onlar "hak"lılar !...
KAPİTALİZİM KAPİTALİZİMDİR GUSLETTİRSENİZ DE
Cts, 10/12/2005 - 10:51 — Ulvi AlacakaptanAdınız İkbal soyadınız Genç mi kardeşim?
Ben partili değilim demek ki akıllı da değilim size göre.
Sanatçı olmam kapris yapmak falan bunların konu ile ne ilgisi var.
Ben hırsızlıktan söz etmeden niye rahatsız olduğunuzu da anlamadım.
Hoca dediğiniz sayın Erbakan ise kendisinin Makine hocası olduğunu umarım biliyorsunuzdur.Tek kuruş çaldırmama iddiasına gelince bu herhangi bir Kul'un başaracağı bir olay değildir.
Size isimler de sayabilirim ancak bunu uluorta yapmak İslam'a göre uygun değildir.
Beni üzen bana 'Düşene vuran 'tavrı gösterilmesidir .Ben Refah'ın belediye ve hükümet iktidarları sırasında üstelik İ.B.B.Gösteri Sanatları Merkezi Genel Sanat Yönetmeni iken maaş aldığım RTE yi de eleştirdim
kızının düğününü Ankara Hilton da yaptıran Sayın Erbakan'ı da
1.Sınıf Ahiret isimli yazıma Zehir Zemberek/Ulvi Şeyler/Melodik Coplama adlı kitaplarıma bakınız.
Bir de 1994 öncesi bu ülkedeki Müslümanlar ın durumuna bakınız bir de şimdiki hal-i pür melalimize yaşınız uygunsa!Şimdi ise AKPyi eleştirdiğim için neredyse aç bırakıldığımdan da haberiniz yok anlaşılan
Ben tam bu noktada ne kadar hak lıyım işte siz de kötü yanlış ne kadar iş yapılmişsa AKPye geçenlere yıkıyorsunuz hem beni doğruluyorsunuz hem de Hoca nın hiç bir bu kabil işlere izin vermediğini söylüyorsunuz.
Veryansın Edebiyatının en aklagelmez örnekleri için hergün Milli Gazete ye bakın .Ben hiç ihmal etmem.
Ve hiç unutmayın teker teker hesaba çekileceğiz Ne şu partili ne bu mürid olarak
Benden hazetmiyor olabilirsiniz ancak Hz.Ali ye kulak verin
'Kimin söylediğine değil ne söylediğine bakın!'
Bana Hz.Alacakaptan diye hitap ederken hiç unutmayın ben sizin Kardeşinizim.Biatlı olmasam da!
Vesselam
Oyun'a gelmek istemiyorsanız Oyun'a gelin
www.ulvialacakaptan.com
Allah'ın bir aciz kulundan
Cts, 10/12/2005 - 18:12 — Ali SadıkAllah'ın bir aciz kulundan Allah'ın diğer bir aciz kuluna...
Sayın Alacakaptan, mensubu olduğum Saadet Partisi'ni nasıl Akparti gibi ne olduğunu kendilerinin de bilmediği bir partiyle aynı hizaya getirdiniz, merak ettim. Şunu hala öğrenemedik, Fazilet Partisi kapandıktan sonra ikiye bölünme olmadı, bir gurup tarafından ayrılma oldu. ayrılanların söylediği söz niyetlerini belli etmişti o günden; illa iktidar. Fakat kalanlar illallah diyordu. şimdi bu bir genellemedir. biz de biliyoruz ki kalanların içinde azgın gavurlar olduğu gibi gidenlerin içinde de halis müslümanlar vardır. biz burada kişileri tek tek değil, o kişilerin oluşturduğu kurumların durumunu sorguluyoruz. Ne yani şimdi ashabın arasında kafirler var diye Medine'deki kardeşlik biatlaşmasına yan gözle mi bakacağız? Eğer SP'yi Hak diğerlerini Batıl olarak görmeyeceksek niçin Saadet Partisi'ne oy veriyoruz ki? Hz. Ömer'in günahını Yezid'in günahıyla kıyaslayabilir miyiz? Nasıl ki firavn'un iyiliklerini umursamıyorsak, Hz. Musa'nın kötülüklerini de umursamayız. Milli Gazete'de yapılan eleştiriler veryansından öte en büyük cihad olan 'Zalim Hükümdara Hak Söz Söyleme'dir... SP iktidardan düştüğü için mi bu söyleme sahip? SP söylemlerini eyleme geçirdiği için İktidardan düşmedi mi? Bu konu uzar gider. sizden isteğim böyle hassas bir konuda biraz daha düşünmeyle meşgul olmanız.
Allah'a emanet olun...
Cevap:....
Cts, 10/12/2005 - 18:54 — ikbal genç1. Size verilen senaryoları da böyle dikkatsiz okursanız işsiz kalabilirsiniz dikkat edin. Çünkü ben Sanatçı akıllı adamdır dedim Saadetliler akıllılar dediğimi hatırlamıyorum ve yazdıklarım arasında da göremiyorum.
2. Kapris meselesi ise lokal bir durum için değil genel olarak makro ölçekte söylenmiştir. Söylemek istediğim de sanatçı olmanız kaprislerinizi böyle fütursuzca serd etmenize icazet vermez.
3. Bir konudan [hırsızlıktan] bahsetmek için dilekçe vermem gerektiğini bilseydim verirdim. Ama sanıyorum ki bildiğimi sizin söylemenizi/icazetinizi beklemeden ortaya koyabilirim. Evet ortada bir hırsızlık var ve bunu bile bile yapanlar belli. Ha size kimse Saadetliler sütten çıkmış ak kaşıktır demiyor. Aksi zaten tüm saadetlileri, haşa, peygamber yapar. Bizim bahsettiğimiz ehven-i şerdir!
4. Doğrudur Erbakan Hoca İTÜ Makine Fakültesindeki derece sıralamasında daha kendisini geçenin olmadığı Prof. unvanlı bir Makine Mühendisidir. Manevi planını ben anlatmak istemem. Gider araştırır öğrenirsiniz [Her şeyi hazır beklememek lazım...] Hoca çaldırmadı diyorsak kastımız Hocayı haşa peygamber yada ilah kılmak değildir. Onun Rabb izin verdiğine yada vermediğine vesile göründüğünü kast ediyoruz.
5. Siz belli ki hiç Milli Gazete okumadan eleştirebilenlerdensiniz. [Ne gerek var zaten değil mi? Sizin gibi birinin eline yakışır mı öyle gazeteler?] Bana Milli Gazete’den şahıslara yönelik bel atından vuran yalan ve iftira olan bir haber gösterebilir misiniz? Bana belediyeler ile alakalı yada AKP yöneticilerinin özelleri ile alakalı bir haber gösterebilir misiniz? Yok. Çünkü yapılan tüm eleştiriler AKP’nin siyasetine eleştirilerdir. Bel altında, Bürütüs misali sırtta işimiz yok. Çıkar gücümüz yettiğince çatır çatır mücadelemizi veririz. İsim veremiyorsunuz bari Milli Gazeteden bir örnek verin; yalan, iftira, bel altı haberine...
6. Şunu bilmenizi isterimki söylediklerinize cevap mahiyetinde söylediğimiz tüm sözler sizi sevdiğimizden ve değer verdiğimizdendir. Eğer aksi söz konusu olsa idi [her düşmanın hasmına yaptığı gibi] susar ve ellerimizi ovuşturarak zevkle seyrederdik. Ama biz sizi “kaybetmek” istemiyoruz.
ELEŞTİRİ YAPARKEN BİZİM(Mİ)KİLER DEN Mİ DİYE SUSMAM
Paz, 11/12/2005 - 02:53 — Ulvi AlacakaptanAdınız ve soyadınızla ulvi@ulvialacakaptan.com a mesaj atın size telefon numaramı vereyim ve isim merakınızı gidereyim.
Diğer yanlışlarınız saplantı ve bilgisizlikerinizi giderme gücüm olduğunu sanmıyorum.
Değer verme biçimizin patolojik olduğunu belirtmek zorundayım.
Kitaplarıma bakma niyetiniz yoksa gelin dizimin dibine oturun size Refah ve türevleri Fazilet Saadet ve AKP konusundaki hiçbir kişisel çıkar gözetmeden ve doğuracağı zulümleri hiçesayarak yaptığım eleştirileri okuyayım yüzünden.
Milli Gazete yi hergün okuyorum ve öyle laf ola torba dola söz söylemem Gazetede AKP eleştirisi o denli absürd noktalara vardırılıyor ki söylenen terse dönüyor.
Ben nasıl biriyim ki o gazete benim elime yakışmıyor.Bu ne fütursuzluktur?Ben o gazetede yıllarca yazdım ve isim vereyim hadi TEKBİR GİYİM in 1993 te yaptığı Tesettür Defilesi ni ilk ve tek eleştiren kişi olarak yazım yayınlanmayınca gazeteden ayrıldım Ben isteyerek tek kuruş almadan yazıyordum oysa bu firmanın reklamı hergün Lejand yanından yayınlanıyordu
Ben kimse masumdur demedim Sizin hırsız ile Peygamber arasında hiç mi ara seviyeleriniz yok?
Sizin bir doğum tarihiniz de yok bu siteye kayıtta verdiğiniz tarih 22 11 2005
Siz kapris nedir sanatçı kimdir hiç bir bilginiz olmadan fikir adı altında koşullanma dökümü yapıyorsunuz!
Size ev ödevi
1.İkbal Genç gerçek ad ve soyadınız mı?
2.Biatlı ve/veya partili misiniz?
3.Doğum tarihiniz nedir?
4.Konya/Ankara yolunda Dikkat Alçak Uçuş diye trafik levhaları var.Anlamını açıklayın ve bunların dikilmesiyle sonuçlanan süreçin başlangıcında hangi sayın Başbakan ın imzası var?
5.Gelin bu açıklamaları ve eğitiminizi kişisel mail adreslerimizde sürdürüp bu forumu işgal etmeyelim.
6.Lütfen bu cümleyi 100 kez yazıp mail adresime gönderin
KİMSE GÖRMEK İSTEMEYENLER KADAR KÖR DEĞİLDİR
Oyun'a gelmek istemiyorsanız Oyun'a gelin
www.ulvialacakaptan.com
Keske...
Paz, 11/12/2005 - 03:32 — Sule DemirtasYorum yazmak istemezdim. Yorum yazmamalıydım belki. Hele gecenin bu saati uykuyu kaf dağının arkasına yollamışken... Lakin ortada aklı, fikri olanın, dimağı çalışanın, ve muhakkak ki iman edenin tahammul sinirlarini zorlayan bir harf silsilesi olunca bir noktadan sonra kırıldı kalem. Buyrun bunlar benim fikirlerim.
Sevgili arkadaslar (kim istiyorsa ustune alinsin)
Umulur ki istikbal vaad eden bir gencsiniz. Bir zaman istikbal vaad edenlerden oldugunuz umuldugu kadar. -İşsiz kalabilirsiniz dikkat- gibi bir şansız bir cümleyi ne sıfatla, ne curetle kullanabiliyorsunuz ki?.
Makro ölçeklerden felan bahsediyorsunuz, siz bunu persil deterjan ölçeği mi sandınız? Bu makro ölçekler sizin yakaya tutulunca ıraksak mı gösteriyor? Sizin oralarda, alta uste bakinca gostermiyor mu ya da?
Tamamıyle aşşağılayan, basite alan ve bunu yaparken yapmak istediği duruma kendisini düşüren amiyane bir uslup. Neden eleştirilemezler hakkında konuşulduğu için?
Bu konuşmaların tamamen dışında kalmak isterdim. Zira siyasetten nefret ustu nefret ediyorum. Ama ben kimsenin laf edilemezine boyun egecek degilim ki? Payıma ne düşmüş O'na bakarım Rabbime yaptığım kulluktan. Kimsenin dokunulmazlığında değil ki insanlar. Kimse Laf edilemez değil ki.
Kızına bir bal şerbetiyle basit bir düğün yapan peygamberim, Bütün rızkını ümmetiyle paylaşan, mal üstüne mal yığmayan sevgili peygamberim, hayatı boyunca, bütün işlerini kendisi görmüş, kuldan Allah'a kulluk, -kendine değil- isteyen Peygamberim... Sahabelerinden bir tanesi bile kendisine ihanet etmeyen Peygamberim...
Ben ne demek istedigimi anlattım...Keske...
bütün gücümle anlama ağırlık verdim
hep düşündüm
söylediğime kendimi dışında tuttum hep
yaptığım her şeyi şaşkınlıkla karşıladım
kendimde şaşarak gösterdim bildiklerimi
aynı anda yadsıyarak söyledim söylediklerimi
büyük olmam gerektiği zaman
gülmedim küçüklere. Brecht
ikinci bir yasam beklentisi icinde degilim;
zaten ben bu dunyada oluler arasindan dirildim
dikkat! ''bizim'' siyasi kimliğimiz dokunulmazdır?
Pzt, 12/12/2005 - 19:27 — şule bertanAdaşım Şule Hanımefendi gibi bende siyaset üzeri konuşmayı istemezdim pek ve uzun zamandır dolaşmadığım sanal köşelerde hep aynı bildik tavrın hep aynı bildik enstürmanları ve hep aynı politikanın eşsiz sınır tanımaz güçlü söylemi...bunlar üzerine konuşma niyetinde değilim.
birilerini savunmak yerine doğrunun ne olduğunu konuşmayı Ulvi Alacakaptan beyefendi ifade ediyorlar.haklı olarak...ve hatta eksikte bırakılmış desek abartı olmaz.aynı gazetenin bir de televizyon kanalına bürünmüş hali var.(bunu sadece özelde haber bülteni için söyleyeceğim.)milli gazeteyi okunmaz kılan haber bültenini izlenmez kılan bu ağır söylem yerini ne zaman ideal olana bırakır bu bilinmez ama hiç olmassa tartışmalar adabına uygun yapılsa.kimseyi incitme niyetinde değilim ama neden yaşça küçük olmanın insanda, ne kadar katılmasanızda görüşlere saygı çerçeveli bir tavır içermesi gerektiğini bilmiyoruz/unutuyoruz. hissettirmeden hissettirdiğiniz o soğutucu usluba ne diyeceğiz.keşke hepimiz severken de eleştirebilmeyi bilsek...yanlışı illaki dışarıdan biri gözümüze sokunca mı yanlış olarak göreceğiz. eleştiren akıl aynı anda akleden kalbtir. nerde durduğumuza neler yaptığımıza bakalım.artık dokunulmazlarımıza lütfen dokunalım.biz böyle bir geleneğin mensubuyuz.bu klişelerle kimsenin zihnini yormaya hakkım yok.ama bu can sıkan tavır her yerde kendine bir yer buluyor ve tahammülsüzleşiyoruz. herkes olarak, herşeye. siyasetin üstünde ve siyasilerin üstünde de bir hak vardır.o hakka hak desin de kalbimiz bakın nasıl geliyor gerisi çorap söküğü gibi. vicdan ah vicdan nerde bıraktık seni...
not:Sayın Ulvi Bey, (Abi demekte bir mahzur yoksa Abicim)aslında herkesin dillendirmek istediği gönülde yatan bir sıkıntıyı paylaşıyorsunuz. ne yani en sevdiğimiz hata yaptı diye hata savab mı oldu? Abese vetevellâ!
''Allah ve peygamber sevgisi olmayan bir yürekte siyah bir yalandır yaşamak''
Herkes biliyor ben söyleyeyim işteTV5
Pzt, 12/12/2005 - 23:59 — Ulvi AlacakaptanTV 5 in başindaki Yusuf Kaplan kardeşime sesleniyorum
Aylardır çalışanlarınıza program yapanlara ya çok az ya da hiç ödeme yaptınız.
Siz de mazlumsunuz belki ama bu alçaltıcı sömürüye boyun eğdiğiniz için zalimin ta kendisi durumuna düşüyorsunuz
Hak'kı söylemek için Hakk a boyun eğmek gerekir falanca Hoca'ya veya parti merkez karar yönetimine değil.
Bana yaptığınız teklifi neden kabul etmediğimi anlıyor musunuz şimdi.
Yaradanın adına yemin ederim ki siz bana son kuruşuna kadar ödeme yapsaydınız ve zamanında ancak genelde şimdiki tutumunuzu sürdürüyor olsaydınız feryadım ekranı tutardı.
Tv konusundaki birikiminizi ve pirupak niyetinizi biliyorum ancak bırakın zulmedenlerden olmayın
Nurbanu kardeşim vesile oldu ben de tuttum tuttum kendimi aylardır ve söyledim.
Benim bunları söylemekte hiçbir çıkarım yok tam tersi!
Allah(C.C.)şahidimdir.
Eskiden İhlas gibi görünen Yoksulluk'muş meğer!
www.ulvialacakaptan.com
Gültekin Levent
Salı, 31/07/2007 - 14:29 — Cihat ARPACIK8sutun'un sahibi Levent Gültekin istediğini almışa benziyor!
Gerçek Hayat'ın sahibi konumundayken, dergiyle (aslında daha çok şeydi) bizleri mest eden Levent Gültekin satış işlemlerinin gerçekleşmesinin ardından M. Karaalioğlu'yla beraber Star Medya Gurubu'na geçti, İcra Kurulu Başkanı olarak! Bu bir nebze normal olsada bu 'transfer'in ardından 8sutun'da AKP karşıtı bir tek haber yapılmaması...
8sutun'un ilk kurulduğu günleri hatırlayıp acı acı gülüyorum şimdi, ve davaya, ideolojiye, mahalleye, bizimkilere olan güvenim hepten sarsılıyor!