İlk cezasını yirmi üç yaşında almıştı. Ufak tefek yaralamalarla karakolda geçen günlük hapisler sona ermiş, hayatın içinden hayatın dışına bir sürgün kapısı açılmıştı. Savunmasını yaparken kendinden emin, suçunun farkında ama suçsuz bir tavırla hâkimin vereceği hükmü bekliyordu. Kendisini ve arkasında bırakacağı gençliğini, hiç umursamaz bir tavırla ahşap sanık kürsüsünden izliyordu. Söylenenler ne kadar kıymetsizdi onun gözünde. Koca salonda sadece O vardı. Ceza yedi gençliği, sevgisi ve ümitleri… Yine aynı hükümden, daha aradan bir gün dahi geçmeden yargılanacağını nerden bilebilirdi ki? Dışarıda aldığı nefes bir güne ancak sığdı. İçindeki idam sehpasını devireli çok olmamıştı. Söyleyecek son sözü içerde değil, dışarıda hayatın tam içinde söyleyecekti. Olmadı! Söylediği söz değil, cebinden çıkardığı aynı sebepten, aynı hükmü yemiş bıçağı söyledi. Yine bir hâkimin karşısındaydı, bu defa bir cami imamını öldürmekten yargılanıyordu.
Son yorumlar
1 sa. 50 dk. önce
20 sa. 31 dk. önce
20 sa. 59 dk. önce
22 sa. 2 dk. önce
1 gün 8 sa. önce
2 gün 17 sa. önce
3 gün 16 sa. önce
3 gün 16 sa. önce
4 gün 17 sa. önce
4 gün 21 sa. önce