renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Mâvera Yazgı

Damla

Güneş ışıklarını yeryüzünün kalbi olan dağlardan çekerken, kara bulutlar rahmet yağdıracağının müjdesini veriyor kâinata. Kuşlar ağızlarında taşıdıkları yiyeceklerle dönüyor yuvalarına, yavrular ağızları aç bekliyorlar annelerini. Suyun şavkı vuruyor dimağlara, yüreklerde hissediliyor kıyametine yaklaşan kâinatın uğultusu…

Yine güz mevsimi... Yerlerde suya varma sevdası ile gezinen solgun yapraklar, gözlerden süzülen zemherilerdeyse ıslanan ekşi hatıralar… Keskin toprak kokusu yayılmış seher vaktine…

Bir mevsimim olmalı… Her an omzuma konabilmeli hüzünkovan kuşu ve her an ızdıraplarımı asumanlara çıkarabilmeli umut resmedilen uçurtmalar… Yağmurlarda ıslanıp günahlarımı dökebilmeli, kırmızı gelincikler misali yeşerebilmeliyim keskin uçurumlarda…

Her şeyden evvel korkum hayatımın en anlamlı yanıysa, bu dik durabildiğimin kanıtıdır sert dalgalara! Karanlıkları kefene sarıp yatabiliyorsam ve kırkikindi yağmurlarında sancım kirpiklerimden süzülüyorsa; narkozladığım yüreğim kendine gelmiş demektir!...

Bir Hıram olmalı… Tur’u Sina’ın yakarışlarını duyuracak, Uhud’un ağlayışlarını sezdirecek bir Hıra… Yıldızların inşirahına şâhit olabilmeli acılarım ve ölümüme şâhit tutabilmeli yıldızları yüreğim. Dolunayın derviş zikrini dualarıma damıtacak bir Hıram olmalı… Tek arzusu O’na kavuşmak olan titreyişlerin güneşi olmalı ve ayaz avuçlarının münzevi çığlıkları olmalı Hıramın. Ateşten kaftanımı soluğumun üzerine çekip nefes almalı ve ten kafesinden çıkıp secde secde kıyama durabilmeliyim… Şah cemrelerin içinde, gülistan edâsıyla yürüyebilmeliyim Hıramda…

Suyu depolayabilen bir çölüm olmalı… Gerektiğinde ıslatabilmeli kurak yürekleri… Sancısını her daim hissedebilen yüreğim, konuşmaya mecali kalmamış lâl dilim olmalı… Tutsak sahralardan çıkabilmemin yolunu gösterince lâl kaktüsler, bohçamı taşıyabilecek kadarıyla suskun hasretlerle doldurup yola koyulabilmeliyim… Yoldan kaymadan, yolda acele etmeden usulca ilerleyebilmeli, maviye özlemin alazlandığı düşlerde vuslata erebilmeliyim… Kuyularında alazlanmış sara nöbetlerinin doğurduğu vefalı mecralar, çadırındaysa aşk huzmesi muhabbeti olmalı çölümün…

Dualarımın sevinci mahşerime azık olmalı… Yitirdiğim mütebessim umutlara tekrardan sarılabilmeli, Rabbimin inâyeti ile muhafaza edebilmeliyim acziyet merhemini gönlümde… Acziyet merhemini sürmeli sürmeli, her soluğumda tespih etmeliyim Rabbimi…

Mevsimler değiştiğinde yerini yurdunu terk etmeyen güvercinim olmalı… Cesurca kanat çırpabilmeli göklerde, şimşekler çaktığında dahi kaçmamalı… Gerektiğinde canını vermeli, kan kokusuna alışmış çocukların umudu olmalı göklerde… Elleri sapağanlı, duruşları özgürlük abideleri olan gençlerin sevinci, kendi külünün tutsağı olmuş eblehlerin hedefinde olmalı güvercinim…

Gözleri kömür karası türkülerim olmalı… Gidişimle birlikte arkamdan tütecek ağıtları susturabilmeli türküm. Göğü dolduracak vaveylâlar karşısında suskun kalmamalı, Ramallah’ı, Kudüs’ü, Gazze’yi çağırmalı notalarında… Tüm serzenişlerini taşlara adayan çocukların rayihası olmalı, barut kokularını dağıtmalı dağınık saçlarında çocukların…

Ve hiç bitmeyecek özlemim olmalı... Dağları delmenin hesabını yapabilmeli, dağların taşıyamadığı yükle çölleri geçmenin hesabını yapmalı ayaklarım… Prangalara, kaynayan kumlara, taşlara aldırmadan yoluna devam etmeli ayaklarım. Zincirlere, kelepçelere ve âmâ gözlere de aldırmamalı özlemim…

Gemileri yakıp ilerlemeliyim arkama bakmadan…
Çarmıhlardan geçerek darağacına uzanmalıyım…
Ölüme gülümseyebilmeliyim kuyularda…
Aşkı makberime gömerek ilerlemeliyim…

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.
Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Yaratıcı'ya doğru

Kainattan Yüreklere seslenen kıyamet tedirginliği hiç duyulmasa ve zor sorularla donatılmış evren’in, kıyamet bilmecesi erişilemeyecek ati noktalarında muaf tutulma kaygısızlığıyla, saklı kalsa benliklerimizde…

Anne'nin yavrusuna yem ulaştırma gayreti ve sevdasındaki o ince derinlik örneği , yavrunun varlığını düşünmüşlüğün, rızıklandırılmışlığın bizlerdeki karşılığı müteşekkir bir sevinç ve sonrasında akıllanmış bir kul olabilme çabası olsa.
Güneş bizi hiç terk etmese ve hep başımızın üstünde mütebessim duruşuyla öylece kalsa.
Yaratıcının bizleri anne şefkatiyle saran, koruyan, kollayan resmi olsa.
Kimi zaman da tek kişilik hayatların sorumsuz anlarında bir kontrol mercii olsa ..
Ve akşamları da gitmese…

Güz mevsimi; içimize doğru üflenen keskin toprak kokusunun kandırıkçı ruhlarımızın kokuşmuşluğunu bastırabileceği zaman olsa.
Ve güz mevsimi; en samimi duaların kabul edildiği o bereketli yağışların ev sahipliği yaptığı anlardan ibaret olsa.

Yazarında dilediği üzere,üstümüzde yükselen acıları, ızdırapları bizden alıp götüren bir kuşumuz olsa.Ve o kuş acılarımızla beraber günahlarımızı da uzaklaştırsa bizden.

Günah işlemekten korkan, mert ruhlardan olsa ruhlarımız……

Yaratıcıyla izdivaç’ın hedefinde, benliklerin her bir nüvesinde biriken hasletlerin gizlerindeki muhteşemliği tadarak ve de tattırarak muvaffak olmayı başaranlardan olsak.

Yunus Emre kardeşim yazınız çok hoştu.
Yazınızı okurken kendimce bir şeyler fısıldamaya çalıştım.Bizlere bu duyguları hatırlattığınız için teşekkürler sizlere.

umut El-Vedud'un tecellisi olduğu her yerde...

acılar, inleyişler, ağıtlar, pişmanlıklar, keşkeler...

bu karmaşanın eşiğinde, nasıl durabiliyor insanlar dünyada? umut ufukta değil elbet, umut El-Vedud'un tecellisi olduğu her yerde...

Bir mevsimim olmalı…
Bir Hıram olmalı…
Suyu depolayabilen bir çölüm olmalı…
Dualarımın sevinci mahşerime azık olmalı…
Mevsimler değiştiğinde yerini yurdunu terk etmeyen güvercinim olmalı…
Gözleri kömür karası türkülerim olmalı…
Ve hiç bitmeyecek özlemim olmalı...

ben teşekkür ederim...

selamlar/sevgiler

ulvî ukdenin câm nedâmeti

-- http://tenkafesi.com --

Ruhuna dolunup, aşkı ölümüne okşayan çocuk!

“Özünden hiç ayrılmayan, sevgiyle yoğrulup kuyuları arayan, rüveyda muştuları düşününce elleri açılan, aşka düşünce bedeni yanan, kavrulan; heyula ağıtlar yakan çocuk! Yağmurlardan pâymal umutlar düşleyen, avuçlarına cemreler saklayan çocuk! Dokununca gözleri, ağlatan çocuk!
Ruhuna dolunup, aşkı ölümüne okşayan çocuk!”
(Yunus Emre)

“Ben bir yaprağım. Hüzün dalında doğan okyanuslarda sevgiliye varma sevdası ile gezinen bir yaprak…” diyor bu çocuk. Yazıları var, şiirleri…Yani söylemek istedikleri var. Anlatmak istedikleri…Yani bir yüreği var dolup taşan... Kağıtlara akmak isteyen, kelimelere hasret yüreği. Ve bu çocuk; yüreğiyle kelimeleri buluştururken ve hüznü anlatırken ve ayrılığı bile; vuslatın hakkını da veriyor. “Böyle” diyor “işte böyle olur bu”…

“Gemileri yakıp ilerlemeliyim arkama bakmadan…
Çarmıhlardan geçerek darağacına uzanmalıyım…
Ölüme gülümseyebilmeliyim kuyularda…
Aşkı makberime gömerek ilerlemeliyim…”

Ve ilerliyorsun da çocuk…. Yolun tomurcuk güllerle dolu. Sen her adımını attığında sana açacak güller. Ve sen en nihayetinde gül gül kokacaksın.

Teşekkürler...Üstüne yazı yazmaktan korktuğum, kıyamadığım bu güzel yazıları bizimle buluşturduğun için.

Kelimelerin hiç tükenmeyecek. Yüreğin tükenmedikçe…Onları hep buluştur oldu mu?

“Bir mevsimim olmalı…
Bir Hıram olmalı…
Suyu depolayabilen bir çölüm olmalı…
Dualarımın sevinci mahşerime azık olmalı…
Mevsimler değiştiğinde yerini yurdunu terk etmeyen güvercinim olmalı…
Gözleri kömür karası türkülerim olmalı…
Ve hiç bitmeyecek özlemim olmalı...”

Kalemine, yüreğine sağlık…

umudun azurde bakışları...

umudun azurde bakışlarında kayboldu benliğimin ince sızısı...
unuttuklarımın arasında kalmışlığı vardı gözyaşlarımın, gelmek istiyordum silindiğim yağmurların arkasından... seslenişinin sebebiyle bakışlarında düş-me-k istiyordum...
hazanda açtığım yağmur gibi hasretinle viranca dirilmek,
ruhuma dolunmuşluğunla yürümek istiyorum narı beyzaca...

kaleminizin tarihe ilkmek atması duasıyla...

Narı beyzaca yürümek, vuslat için ölümü bekle(yebil)mek...

"Kelimelerin hiç tükenmeyecek. Yüreğin tükenmedikçe…Onları hep buluştur oldu mu?
Kalemine, yüreğine sağlık…"

"kaleminizin tarihe ilkmek atması duasıyla..."

Narı beyzaca yürümek, vuslat için ölümü bekle(yebil)mek, umudun azurde bakışlarıyla bakıp miraç için geceyi özümsercesine içine çek(ebil)mek...

Bu güzel dilekleriniz /yapacağınız dualar/ için Allah razı olsun... İnşallah amacına riayet eden yolda mürekkebimiz hiç tükenmez...

Ayşenur Demirel'e ve de Defne Kalem'e teşekkürlerimi iletiyorum...

selamlar/sevgiler

ulvî ukdenin câm nedâmeti

-- http://tenkafesi.com --