renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Murat Kapkıner'in Sesinden Sürgün Ülkeden...

Audio: 

Murat Kapkınerİlk defa 1990 yılında Karamürsel'de bir kitabevinde dinlemiştim Kapkıner'in bu enfes yorumunu. O günü yaşar gibi oldum şiiri tekrar dinleyince.

Üstad Sezai Karakoç'un "Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine" isimli muhteşem şiirini okuyan Murat Kapkıner 1950 yılında Malatya'da doğdu. İlk öğretimini burada tamamladı. Malatya Erkek Sanat Enstitüsü (1967), 1969 da Hava Astsubay okulunu bitirip kıtaya katıldı. Çeşitli kuruluşlarda elektrik teknisyeni, Hava kuvvetlerinde teknik astsubay (69-74), Malatya'da özel ve resmi kuruluşlarda yönetici olarak görev yaptı. 1975 de resen emeli oldu. Çeşitli kuruluşlarda işçi olarak çalıştı. 1980 de malul işçi emeklisi oldu. Yazılarını Aylık dergi (81-83), Çağımıza Selam (86-87), Kelime(87-88), Varide(86-87) dergilerini yayınladı. Evli 5 çocuk babası. (UlumulHikme.de)

Yayımlanmış eserleri

Roman:

Güz insanları (1982)
Karanlıktakiler (1983)
Wesirfinger Pastanesi (2001)
İblisinin Son Savunması (2001)

Deneme:

Denemeler / Yaşamayı Göze Almak
Merhamet Muştusu
Nefs Risalesi

Şiir:

Anne Ben Artık iyiyim
Not Düştüm Besmeleye
Elifbamdan Artakalan
Kimsenin Aklına Gelmeyen
Ademin Müstesna Ölümü

Sesli Yayınlar (şiir):

Bu Rüzgâr
Acımız Geceyi Büyütür
.....

Şimdilerde bir romanının yayımlanacağını duydum ve ayrıca Özdenören'in "Yok böyler bir roman" dediğini de. Asım Gültekin'den alınan rivayete göre kitabı yazmasına Rasim Özdenören vesile olmuş.

Şurada da Kapkınere ait şiirleri okuyabilir ve seslendirdiği bazı şiirleri dinleyebilirisiniz. Youtube'da da Kapkıner'in okuduğu, Metin Önal Mengüşoğluna ait "kardeşime mektup" isimli şiirin klibini seyredebilirsiniz.
http://www.youtube.com/watch?v=BVhomJGqpqA

Satırlarıma Kapkıner'in güzel bir şiiriyle son veriyorum;

İkinci Cemre
gün batar
kuşlar dönerdi
seherler
adama namaz kıldıran ihtişamını yitirdi
artık ne gün batıyor ne kuşlar dönüyor
akşam ile yatsı arası

eğer erirse
kar ilkin damlarda erirdi
sahurlar olurdu
iftarlar eskiden
orucu inanmayana tutturan
inanmasa da insan
bu iftar
bu sahur inanılası bir şeydi
cemreler düşerdi eskiden
bir yâsin bir cemre
bir cemre bir çocuk düşerdi
zemheri vardı
kırk gün
mart dokuzu
kocakarı fırtınası
cemreler düşerdi eskiden,
bir yâsin bir cemre
bir cemre bir çocuk düşerdi
''zahmeti'' derdi anam
kırk gün de bu cem''an
gül açardı ardından

üçbin yılın cemresi düştü
teki benim olmayan
bir daha düşerse
/çocukken inandığım gibi/
gökten bağrıma bir kor
düşse düşse düşecek
/Bütün cemreler düştü mü çocuklar/

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.
Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Sürgün Ülkeden...

Merhaba;
Bu şiire ilk olarak 5-6 yıl evvel Marmara FM'in yayınlamaya başladığı, sanırım birkaç sayıdan sonra kaldırılan "Ayrıntı" dergisinin ilk sayısında rastlamıştım. O günkü duygularıma götürdünüz beni. Çok etkilenmiştim, nasıl bu şiiri duymamışım diye pek hayıflandığım zamanlardı...
Eyvallah Abi... Eyvallah.
"Sessizlik; anlamın demlenme vaktidir."S. Yalsızuçanlar

Anadolu'nun Yüzü

Murat Kapkıner'in şiirleri, sesi ve yüzü Anadolu'nun aynası gibidir. Beni en çok etkileyen yüzüdür. Fotoğraflarda Anadolu gibi derin çizgilerle ayrılmış ama bir bütünün ayrılmaz parçası gibi duran, toprak rengi esmer yüzü vardır. Kendisi halen Anadolu bozkırında toprağın dili olmaya devam ediyor. Sesi; uçsuz bucaksız bozkırda esen yelin otlara, ağaçlara ve taşlara çarptığında çıkardığı sesin benzeridir.

Murat Kapkıner ile imza gününde

Sanıyorum bir sene kadar önce Konya'da Tuyap kitap fuarında Beyan yayınları standında tanıştım kendisi ile.
Önceden şiirlerini de okurdum ancak Konya'da ikamet ettiğini bilmiyordum.
Gerçekten kendine has bir tarzı var. Önce motosikletle yolu bulamamış telefonları geliyordu standa. Onlarda İstanbul'dan geldikleri için tarifte sıkıntı çekiyorlardı. Abla ne diyelim diye soruyorlardı. Bu uzak bölgeyi o da benim gibi ilk kez görüyormuş. Ben gene iyi kötü kırık tekne ve gramofon sesi eşliğinde mekanı bulmuştum. Pek imza günü tipinde bir adam değil. Yazmış koymuş. Bunları abartmıyor ve "böyle şeylerle uğraşıyoruz" işte diyor. Kitaplarını imzalatıyorum. Benim yegane kitaptan da ona hediye ediyorlar. Bu arada tabakayı çıkarıp sigara kağıdına tütün koyuyor ,sıkıştırarak düzeltiyor ve sarmaya başlıyor. Hepimiz dikkat kesilip sevgiyle onu izliyoruz. Bu zamanda zor bir ameliye. Çok tabii birisi evet çok çok tabii. Gençlere işaret ediyorum telefonlarıyla görüntülüyorlar. Kaçırılacak görüntüler değil bunlar. Allah selamet versin.
İzini bulmalıydım o günden sonra...Kısmet olmadı.
Çok önemli bir kişiyi gündeme getirmişsiniz. Allah yar ve yardımcımız olsun.

tutun sarmak

'Bu arada tabakayı çıkarıp sigara kağıdına tütün koyuyor ,sıkıştırarak düzeltiyor ve sarmaya başlıyor. '

bunu biliyordum, siirlerinden..eger iciyorsa guzel tutun sarmali okudugum siirlerin sairi...
olumu misralarinda oyle guzel oyle baska soler ki...mesela 'ademin mustesna olumune zeyl'de..

'gitsem kusurlu
kalsam hasar goruyorum
benim sevgili
benim ilac
benim anlamli yenilgilerim

/yenilgi
ki hakkinda denilmistir ki
senden kacarken
senden gaflete siginirken
birden dayanilmaz yokluguna
yoklugunun dayanilmaz acisina donusdur
siginmaktir/

sonucta gul anlamina geliyor
ortalarda dolasan her kelime
seni seslemek
seni sormak icin
dil bilmek gerekmiyor
adin her dilde ayni
hem kisik isiklar
mumlar
neonlar
mezar taslarindasin
hem
artik dilimi biliyor Ay
...'
kimsenin aklina gelmeyen kitabindan..

Teşekkür

Sakine Akça hanım efendi Allah sizden de razı olsun. Ben Murat Kapkıner'in oğluyum. Yazınızı okudum benim için çok önemli babam hakkında yazılan yazılar. Teşekkürü borç bilirim Allah yolunuzu açık etsin inşallah. Selam ve dua ile.

Kapkıner usta yıllar önce ne de güzel söylemişti bu şiiri

Ali Öztürk
Hayy mübarek dava adamı, ne de güzel okumuş.
Bir daha dinlemek ne kadar da güzel oldu.

Ertelenmiş borç

Şiir okuyan güzel adama, şiir yazan adama, "varide"si ile hemhal olduğum ustaya ve "not düştüm besmeleye" diyen herkese selam olsun.

Sevgili Şadan'ın sürprizi pek hoş oldu doğrusu. Kasetçalar ile dinlemekten bıkmadığımız ve fakat kasetçaların mamulen emekliye ayrıldığından beri bilgisayarımda sadece "ey sevgili..." şiiri ile kulak kesildiğimiz Kapkıner ustayı bizlere yeniden hatırlattı, yüreklerimize serinlik bahşetti. Eyvallah bir daha...

Bir daha eyvallah lakin bu şiir, şiirler ilgili bu blog, blogla ilgili bu adam ve bu adamla paylaştığımız günlerin yadı içimizde bir yerleri sızlatmadı değil. Kadim dostumuz Hasan Erkan'la Konya'da, Kapkıner Usta'nın mekanında yaptığımız çay eşliğindeki sohbetimiz, kasete alıp sonra taslak olarak kağıda aktardığımız ve fakat bir türlü kısmet olup yayınlayamadığımız söyleşimiz içimizde bir ukde olarak durmaktadır hâlâ.

Aslında bu yazının estirdiği hava ile kalkıp "arşiv" zannedilen koli koli matbuatın arasından bu söyleşi bulunmalı ve şiir üzerine 1990'lı yıllarda Kapkıner Usta'nın söyledikleri okur ile paylaşılmalı. Ertelenmiş borç düşer belki omuzlarımızdan!...

Sayha
Kendi halinde, kendince

Şadan Ercan'a

Şadan Ercan'a çok teşekkür ederim. Beni tekrar o çocukluk yıllarıma götürdünüz üstadımızın bu eserini yayınlamakla. Allah sizden razı olsun. İlk şiir kasedi çıkarmak için istanbul'a gittigi günü ve Konya'ya dönüşünü tekrar yaşamış gibi oldum. Teşekkür ederim saygılarımla.

hamza kapkıner

Vatanı Hindistan Olan Çiçek

Bu güzel süprizinizden dolayı teşekkür ederim. Yıllar öncesine gittim bir an. Elhamdülillah dedim. Böyle güzel bir insanı tanımış olmanın hazzıyla bağlamayı tekrar aldım elime. Ama olmuyor Murat abi öğrettiğin şekilde yapamıyorum, unutmuşum, üzgünüm. Yaptığın aşının tutmadığı tek öğrencimiyim.? Murat Kapkınerin güzel eserlerini Vatanı Hindistan Olan Çiçek adlı kasette Murat kapkıner ile birlikte okuyan Mustafa Oral'da ayrıca teşekkür ederim. Murat Kapkıneri bizden yüzyıllar sonra dahi saygıyla sevgiyle hürmetle anacak olan nesli şimdiden selamlıyorum.

"Söylemedi deme"