Ders Çıkarılacak Ders Kitabı
Aradan üç gün geçti beş gün geçti. Ancak ders kitabındaki o sinir bozan ifade aklımdan bir türlü gitmedi.
“…………. romanında yanlış batılılaşma konusu işlenmiştir.”
Bu nasıl ilgili komisyonlardan geçip en kırılgan devrinde olan lise talebelerinin önüne servis edilebiliyor? Şaşılacak şey doğrusu.
Ne demektir “yanlış batılılaşma”? Batılılaşmanın doğrusu mu var?
Türkiye Cumhuriyeti devletinin batılılaşma şeklinde sonradan ortaya çıkarılan bir hedef ya da ülküsü mü var?
Birincisi muasır medeniyetler seviyesi ifadesi farklı şeydir; batılılaşma farklı şeydir.
Muasır olma( ki bu terim de pek doğru kabul edilemez ya) elindeki mevcut dinamiklerle hâlihazırdakini yakalama gayreti olarak masumane(?) şekilde ifade edilebilse de batılılaşmanın masum ya da mazur görülecek yanı olamaz. Mantık da tarih de buna müsaade etmez.
Çünkü eşya olduğundan farklı değildir.
Kaba bir tabir olacak ama mal ortadadır. Yani mensup olduğumuz kültür dairesi bellidir. Biz batınınkinden tamamıyla farklı; ondan daha asil ve insancıl bir kültür dairesine mensubuz.
Ders kitaplarında daha öncelerde de bu ve buna benzer saçmalıklar görmüştüm fakat artık buna dur denmeli. Kimsenin kültürel değerleri dinamitlemeye hakkı yok.
“Uygar giysiler giymek isteriz.”
Kılık kıyafet inkılabı bu zemin üzerine inşa edildi. Osmanlı toplumu anadan üryan gezdiği için ya da yaprakla örtündüğü için uygar giysiler giymek isteriz.(?)
İlk bakışta ne kadar masumane ve topluluk fikrini yansıtır görünmeye çabalayan bir cümle gibi duruyor değil mi? Zaten cümlenin içindeki gizli manada “Giyinmek isteriz değil mi ey ahali! Giyinelim! Giyinelim!” tarzında üstü kapalı bir tehdit asla yok.
Halka rağmen, tamamıyla keyfi ve ferdi olan bu teşebbüslerin bize inkılâp diye yutturulması çok tuhaf ve acıklı. Ne? İnkılâp mı? Yok babam İn-kilâb .
Doğunuzun Ortasına…!
Batının bize giydirdiği deli gömleklerinden biri de şu terimler. Bazılarına bayılıyorum.
Ortadoğu, Ilımlı İslam, Radikal İslam,Gelişmiş, Gelişmekte, Az gelişmiş, Geri kalmış ülkeler, Avrasya, Yakındoğu,
Yukarıdaki isimler batı dünyasının vahşi ve ben merkezli ideolojisini gözler önüne sermiyor mu? Pastanın dilimlerini karıştırmamak için isim takan batı medeniyetine bir, bu isimleri benimseyen pasta ahalisine iki.
Batının sömürge motorlu medeniyetlere göre kendilerine yakın olan doğu dilimi “Yakındoğu”, ortada kalan dilim “Ortadoğu”, uzaktaki parça ise “Uzakdoğu”.kural çok basit, tasnif çok açık.
Yukarıdakiler gibi senelerdir aşağılık kompleksimizi besleyen ve “Cici batı” pompalayan “Gelişmiş, Gelişmekte, Az gelişmiş, Geri kalmış” ülkeler masalına ne demeli? Başımızı önümüze eğdirerek senelerce ezberlettiler “Biz gelişmekte olan bir ülkeyiz.” “Biz gelişmekte olan bir ülkeyiz.”. Coğrafya kitaplarında Geri kalmış(?) ülkeler gurubuna bakarak şanslı bir torbada olduğumuzu düşünmenin de verdiği şevkle bilinçaltımıza bunu kazıdık durduk .“Biz gelişmekte olan bir ülkeyiz” Nede olsa Kongo, Libya, Namibya, Sudan, Mozambik, Moğolistan gibi biz de hiç de iyi şeyler çağrıştırmayan ülkelerle zümre değildik.
Bu insafsız tasnifler dünyayı kamplara bölen Batı uygarlığının hediyesi. Geri kalmak da ne demek? Her milletin başka milletlerden üstün olduğu veya geliştirdiği kültürel, sosyal veya ekonomik dinamikleri mevcuttur. Elbette her ülke her toplum tarafından kabul edile gelen bazı normları tamamlayamamış olabilir. Bu onun barbar olduğu ya da gelişmediği anlamına gelmez. Avrupalı sömürüyle belini kırdığı kara kıtanın ya da Müslüman toprakların cetvelle sınırlarını çiziyor üstüne bir de tasnif yapıyor sen şusun sen de busun şeklinde.
Ya Ilımlı İslam-Radikal İslam ifadesine ne demeli? Batı, rüyasında başına yağan kemikleri bir takım ince terimlerle gerçek yapmayı planlıyor. İslam İslam’dır. Ilımlı ya da radikal olmak İslam’ın değil şahsın sıfatıdır. Bu da eğitim, İman ve fıtrat meselesidir. Müslümanlardan Katolik ya da Protestan devşirmeye çalışan bir zihniyetten ancak böyle bir tasnif beklenir.
Tutarlılığı gözden geçirilmiştir!
Ord.Prof.Dr. Ali Fuat Başgil’in “Din ve Laiklik” adlı kitabını okumanızı şiddetle tavsiye ederim.Kitapta üç nokta çok önemli:
1.1950’li yıllarda ne yardan ne serden geçen aydın tipi kararsızlığını göz önüne seriyor.
2.Neyi açıklamaya çalışıyorsa çelişkilere düşüyor.
3.Kitabın okunmaya başlamasıyla yol alıyor, devam ettikçe birikiminiz aynı nispette gelişiyor, kitap biterken birikiminiz erimeye başlıyor, kitap bittiğinde başladığınız yere yani “0” noktasına geri dönüyorsunuz.
Kaç yıldır okurum ben böyle şey görmedim.
Şüphesiz, hoca iyi niyetli. Ancak bir uzlaşı havası yakalamak adına birbirine zıt din ve laiklik kavramını “birbirine kızmış ve darılmış kardeşler” edasıyla anlatma gayretinde. Laikliğe dair tanımlar ise kamuslar hariç çok kof.. İşin garibi 1050’li yıllarda laiklik kavramının bir tanımı da yok.(Bu sanırım biraz da laiklik kelimesinin kendisinden kaynaklanıyor. Teknik olarak çok karmaşık, çağrışım değeri olarak çok yüksek)
Başgil hoca, kitabında genel olarak dinin ferdi bağlayan bir unsur olduğunu, bu bakımdan laiklik ile dini yaşamın arasında bir sorun olmadığını demeye getiriyor. Tabi bu özetin özeti.
Hocamızın vurguladığı düşünce tartışılabilir. Benim takıldığım nokta Türkiye’deki laiklik serüveni. Kısa bir seyahatle:
a-Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dini vardır.(29/30 ekim 1923 ve 364 sayılı kanun)
b-Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dini yoktur. (3 Mart 1934 ve 429 sayılı kanun)
c-Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dini vardır ve bu dinin ahkamını tenhiz etmek devletin vazifesidir.(20 Nisan 1924 Teşkilat-ı esasiye Kanunu)
d-Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dini yoktur ve din hizmetleri ile ahkamın devamından devlet mesul değildir. (10 Nisan 1928)
e- Türkiye Cumhuriyeti Devleti laiktir. (1937)
Laikliğin Türkiye serüvenin de en az kendisi kadar tutarlı olduğu açık değil mi? Üstelik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ilkesiyle ayakta duran laiklik kavramını Diyanet İşleri Başkanlığını kurup (dini devletin tekeline alıp) bizden iyi yaşayan var mı?
Son yorumlar
15 sa. 32 dk. önce
15 sa. 38 dk. önce
22 sa. 18 dk. önce
1 gün 10 sa. önce
1 gün 23 sa. önce
2 gün 4 sa. önce
2 gün 12 sa. önce
3 gün 16 dk. önce
3 gün 6 sa. önce
3 gün 8 sa. önce