Mağlup ebedi olarak galibin şiarına; sembollerine, kılık kıyafetine, mesleğine, diğer durum ve adetlerine, tabi olmaya düşkündür. (İbn Haldun)
Beyaz adam özgürlük adına dev bir kadın heykeli dikti doğu denizinin kıyısına. Her gece altında dans ettiğimiz yıldızları bayrak diye tutsak etti. Beyaz adam özgürlük gibi adaleti de bir kadın heykeli ile simgeledi. Ama elinde terazi tutan zavallı kadın gözleri bağlı olduğu için kendine tecavüz edenin kim olduğunu anlayamadı. (Bir Kızılderili Reisi)
Yeryüzünün en genç nüfusuna, en verimli topraklarına, en zengin yeraltı kaynaklarına sahip olmalarına rağmen, modern zamanların en mutsuz insanları Müslümanlardır. Ümmet kendi halklarının ihtiyacını karşılayamayan, halkını düşmanlarına karşı koruyamayan sayısız devletçiklere bölünmüş durumda. İkinci dünya savaşından sonra meydana gelen savaşların nerdeyse tamamına yakını Müslüman topraklarında gerçekleşti. Bu savaşlarda milyonlarca Müslüman öldü. İslam dünyasının hemen her yerinde, bu buhran halinin nedenleri üzerinde ve nasıl bertaraf edileceğine dair çok konuşuldu. Görüşler beyan edildi. Reçeteler ortaya kondu. Ama ortaya konan reçetelerin hiç biri hastalığa derman ol/a/madı. Üstüne üstlük hastalık günden güne artı. Yara gün be gün derinleşti.
Reçete hastalığa göre olmalı. Teşhis yanlışsa reçetenin bir faydası olmaz. Asırladır süren tartışmaların sonuç vermemesinin sebebi de hastalığın yanlış teşhis edilmesi ve bunun doğal sonucu olarak da tedavi için yanlış reçete uygulanması idi.
Bu cümleden olarak diyebiliriz ki ilk olarak Batıyı yanlış tanıdık/tanımladık. Yaklaşık iki yüz yıldır şuuraltımızda Batının her konuda üretken, yenilikçi, öncü olduğu bilinci yer etti. Batının her konuda üstün olduğu fikri zamanla beyinlerimizi iğdiş eden iflah olmaz bir aşağılık kompleksine evrildi. Ve her konuda batıyı taklit etmeye çalıştık. Nerdeyse her konuda biricik kıstasımız batı standartlarını yakalamak oldu. Sanayi, ticaret, eğitim, sosyal, yaşantı, spor…
Hatta bu konuda o kadar ileri gidenlerimiz oldu ki “günümüz batı medeniyetinin İslam medeniyetinden doğduğunu” ileri sürenlerimiz dahi oldu. (bkz: Şemsettin Sami, Medeniyeti İslamiyye S.109) Bu görüşe göre eğer Müslümanlar iyi Müslüman olsalardı Avrupa’nın yaptıklarını onlardan önce yapardı. Mesela Sanayi devrimini onlardan önce yapardık. Ya da ne bileyim mesela atom bombasını veya televizyonu onlardan önce icat ederdik. Ama gerçekte öyle mi acaba? Yani Müslümanların sanayi devrimini gerçekleştirememesinin sebebi onların iyi Müslüman olmamalarından mı kaynaklanıyordu? Yoksa insana, doğaya ve evrene bakışı tamamen farklı iki ayrı medeniyete mensup olmalarından mı kaynaklanıyordu?
İşte iki yüz yıldır süren tartışmaların bir sonuç vermemesinin asıl sebebi tam da bu ayrım noktasının göz ardı edilmesi idi. Ama biz bunu fark edemedik. Çünkü zihin kotlarımız bir batılının zihin kodu ile aynı idi. Müslümanca düşünemiyorduk. Müslümanca düşünebilseydik eğer, insana doğaya ve evrene Allah’ın isteği gibi bakabilseydik, Batının kalkındığı şartlarda kalkınmanın bir medeniyet için onur verici bir durum değil yüz kızartıcı bir insanlık suçu olduğunu görebilirdik. Batının, o vahşet uygarlığının içinde bulunduğu refahın Yüz milyon Afrikalı zenci, doksan beş milyon Amerikalı yerli kanı üzerine kurulduğunu görebilirdik. Batının İmrenilesi bir medeniyet değil de tiksinilesi bir vahşet olduğunu görürdük. Altmış milyon insanın öldüğü birinci ve ikinci dünya savaşlarının mimarı bunlar değil mi? Hindistan’da kendi tekstil ürünlerini satabilmek için el dokuması yapan yüz binlerce işçinin ellerini bunlar kesmedi mi? İşte hemen dibimizde bir milyon Iraklı insanın ölümüne sebep Batı değil mi? “Haksız yere bir insan öldüren bütün insanlığı öldürmüş olur” düsturunun sahibi bir medeniyetin müntesipleri nasıl olurda kan ve gözyaşı üzerine kurulu böyle bir vahşet medeniyetinin İslam medeniyetinden doğduğunu iddia eder anlamak mümkün değil.
Müslümanlar olarak tefekkür ve algı dünyamız batının siyasi ve stratejik emellerine hizmet eden psikolojik harp uzmanı, “ideolojik savaş ajanı” oryantalistler tarafından icat edilmiş stratejik kavram ve problemler tarafından işgal edildi. Topraklarımızı işgalden kurtardık ama zihinlerimizin işgaline engel olamadık. Hep düşmanlarımızın kavramları ile konuştuk tartıştık. İslam’ı batının bilimsel kalıpları içinde anlamaya çalıştık. Bunun doğal sonucu olarak da kendi geleneğimize yabancılaştık. Mağlubiyetin, kötü gidişin, psikolojik dağılmanın, faturasını itikadî olarak İslam’a kesmemiz mümkün olmadığı için ninelerimizin Müslümanlığına; yani geleneğimize kestik. Bunun yerine modern dünyanın verileri ile çelişmeyen, rasyonel, bilimci, çağdaş, hoşgörülü, çoğulcu bir din icat ettik. kendi topraklarımıza ait sorunlara kendi kavramlarımızla tartışmak yerine icat edilmiş problemlerle uğraştık. İki yüzyıldır âlim ve mütefekkirlerimizin oyalandığı tartışma mevzularına bir bakalım: Kuranın tarihselliği, sünnetin bağlayıcılığı, içtihat, sahabe ve ulamanın otoritesi, İslam’da kadının yeri... Hepsi batının siyasi ve stratejik emelleri için; psikolojik harp uzmanı, ideolojik savaş ajanı oryantalistler tarafından bir köpeğin önüne oyalanması için atılmış bir plastik kemikle aynı işlevi gören, tıpkı o plastik kemik gibi icat edilmiş stratejik tartışma konuları idi.
Sonuç olarak bizler, yani Müslümanlar, yani bütün evreni var eden yüce yaratıcının yeryüzündeki halifeleri, İslam’ın insanlığın modern çağlarda içinde bulunduğu salgınlara karşı şu yaşlı gezegenin tek şansı olduğunu yeniden gür bir sesle haykırmak istiyorsak eğer, bilmeliyiz ki, İslam dünyasının sorunu maddi açıdan batının gerisine düşmesi değil. Asıl sorun fikirlerin yetersizliğidir. Enerjimizi bizi oyalayan icat edilmiş problem alanlarında tüketmek yerine İslam’ın medeniyet doğurucu eşiz değerlerini keşif için harcamalıyız. Ve bunu batının ne idüğü belirsiz yavşak kavramları ile değil de kendi medeniyetimize ait kavramlarla yapmalıyız. Kendi kavramlarımızla konuşmaktan utanç duymamalıyız. Şunu bilmeliyiz ki ulaşabileceğimiz İslami değerlerden yüksek bir değer, İslami kazanımlardan yüksek bir kazanım yoktur.
Son yorumlar
10 sa. 53 dk. önce
23 sa. 30 dk. önce
1 gün 5 sa. önce
1 gün 12 sa. önce
2 gün 19 dk. önce
2 gün 6 sa. önce
2 gün 8 sa. önce
2 gün 11 sa. önce
2 gün 22 sa. önce
2 gün 22 sa. önce