renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Müslümanım, Ümitliyim, ABD Putunu Kırıyorum

Modernizm insanı küçültürken eşyayı çoğaltmayı bir sistem olarak çok iyi başarıyor. Eşya ve tüketim tekelleri kimin elindeyse onu adeta bir put gibi yüceltiyor. İnsan bu güçler karşısında kendini yalnız ve çaresiz olarak görüp mevcut mekanizmanın çarkları arasında boğulmaya hazır bir edilgenliğe mahkûm gibi olaylardaki parmakları aramaktan kendini ve var oluş sebebini unutarak aktüaliteye teslim oluyor. Bu tehlikeli zihin yapısını oluşturmak için futbol ve magazin en etkili silah olarak kullanılmaktadır. Bizatihi icrası doksan dakika olan bir maçın belli ve kuralları olan pozisyonlarının haftalarca tartışılması bir zihin inşası çabasının sonucudur. Ülkemizde ve dünyada oluşturulmak istenen zihin, edilgen, kendine has düşünceleri olmayan, sahibinin sesi bir zihindir. Türkiye’de kaç yorumcu kaç başyazar varsa o kadar insan var diyebiliriz. çünkü kendi olmayan, olamayan kimseler seçtikleri yorumcu ya da başyazarların fikirlerini, yorumlarını kendi yorumuymuş gibi sunmaktadırlar. Televizyon AB diyorsa o da AB der, yorumcu İrtica tehlikesinden dem vuruyorsa o da dem vurur, belli odaklar AB olmadan hiçbir şey yapılamaz diyorsa bu edilgen zihin yapısı aynı şeyi söyler.

Bir inanç alanında yer almakla her şeyde Allahın kudretine inanan insanlar nasılsa siyaset ve hayat noktasında Allahın müdahalesi yokmuş gibi, bütün olanları ABD ve İsrail belirliyormuş gibi bir anlayışla İlahi kuvvet ve kudreti görmemekte ya da dışta tutabilmektedir. Irakta ya da başka bir yerde herhangi bir hileli yönlendirmeyle zalimi haklı görebilecek kadar edilgen bir zihin yapısı vardır. Bu zihin yapısının atladığı en mühim nokta “hikmet”le “kudret”in birbirine karıştırılmasıdır. elbette Allahın kudreti zalime haddini bildirir ama bu dünyada hikmeti caridir ki imtihan sırrı kaybolmasın. Amerika her şeyden haberdardır anlayışıyla Allahın “habir “ismi, her şeye gücü yeter anlayışıyla “hakim” ismi, dilediğini yüceltir dilediğini alçaltır anlayışı ile Allah'ın “Aziz ve Râfi “ ismi, dilediğini daraltır dilediğini sıkar anlayışı ile Allah'ın “Bâsıt ve Kâbız”isimleri adeta ABD ve İsrail’e verilmektedir. Peki, hayır ve şerrin Allahtan geldiğine inanan bir kimse bu taksimin farkında mıdır? Bu taksim aslında bilmeden ortak koşma tavrının bir yansıması değil midir?

Bu güce teslim olan ve gücü kutsayan zihin yapısı, kendi inanç alanının kabullerini hayat ve siyaset alanında atlamaktadır.

Allahın tecellisi ve hikmetleri bu alanda daha açık tecelli etmesine rağmen bunu çağdaş putlarla paylaşan anlayış modernizmin kutsallar üzerinde şüphe oluşturduğu gerçeğinin bir yansımasıdır. Olan hadiselerde her ülke siyasi donanımına ve samimiyetine göre hikmet noktasında bir rol üstlenmektedir, bu rol ilahi kudretin ortağı değil hikmetinin ve imtihan sırrının bir gereğidir. Bendeniz ABD yi sanıldığı gibi bir güç olarak görmemekteyim. Bu ülke karşısında zaafa uğrayanlar milli ve dini hakikatlerinden yeterince beslenemeyen ve kendi değerlerine güven duymayan siyasilerin beşeri zaafıdır ki temsil ettikleri makam bakımından tavizleri ve kayıpları bizim hanemize yazılmaktadır. ABD bir devlettir, millet bile değil. Muhataplarına göre misyonuna ve kendi dinamiklerine daha samimi inanan bir ülke olmaktan başka bir gücü ve etkisi yok büyüklerimiz “zaaf hasmı teşci eder”derken bu duruma işaret etmiştir. Kendi değerlerine güvenmeyen, gibi yapan anlayışın yenilgisi ya da kaybı bizim ve medeniyet değerlerimizin kaybı değildir. Filistinli mücahitlerin kafasını İsrailli askerler ezerken dedem”oğlum bunlar Türk mü “diye sordu ve cevabı “evet Türk “diye alınca 1330’lu dedem “ben bu Yahudi’yi eski bölüğümle teslim alırım” diyerek medeniyet değerimizin eski bir çavuşu olarak bu kutsanan putun samimi bir bölüğün şecaatine dayanamayacağını vurgulamış oluyordu. Onun torunları ise gücü imanda değil de sayıda ve fiziksel kuvvet de bulunca yenilgi başlamış oldu.

ABD edilgenleştirilmiş ve kutsalları buharlaştırılmış insan zihninin putudur ben dedemin 1330’lu bölüğüne güveniyorum ve bu putu kırıyorum. Kısa bir zamanda ABD’li conilere ayakkabımı boyatacağıma inancım tamdır. Müslüman’ım, ümitliyim. Güneş şafağın en karanlık noktasında doğar. Saltanatlar küfürle ayakta kalsa bile zulümle kalmamıştır, kalmayacaktır. Ortada bir zalim var ama mazlum yok! Biz medeniyet değerlerimize samimiyetle sahip çıkmayınca kaybediyoruz. Kendimize olan güvensizliğimiz zalimi teşci etmektedir. Biz ne zaman dünyalık hüzünlerden ve eşya peşinde dilenmekten medeniyetimize dönersek o vakit zulmün sonu gelmiş demektir. Zulmün şimdilerde en acımasızca uygulandığı Irakta da şii, Sünni, Arap ve Türk ırk ve mezhep farklılığını İslam paydasında birleştirirse ortada ABD putu kalmayacaktır. Füzenin sapan taşına yenildiğini yazacak tarihçiler şimdiden şaşkınlığını gidersin. Şunu unutmamak gerekir: Putların gölgesinde barınanlar putlarla mücadele edemez!