renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Bir Ülke Bulun Bize

Mehmetçik

Bu ülkenin çelişkili sorunlarıyla o kadar içli dışlı olmuşuz ki, gözün aşina olduğu konuya zihin de aşina oluyor. Bir an yaşadığımız ülkenin dışına çıkarak, zihnimizi tümüyle boşaltarak, sanki buralarda hiç yaşamamış, siyasetçilerini hiç tanımamış, bunalımlarını hiç bilmemiş bir insan olarak ülkemize tekrar bakalım. İçinden Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar çıkaran ve % 47 oy alan, 5 yılı aşkın iktidarda bulunan bir parti rejimi tehdit ettiği için kapatılmak isteniyor? Genelde rejimi tehdit eden partiler azınlıkta olur, ancak bizim ülkemizde ise hep çoğunluk partileri rejimi tehdit eder.

2007 seçimlerinden sonra devlet, millet, yargı, bürokrasi ayrışması en acıklı seyriyle devam etmektedir. Devlet kurumları arasındaki sisler açılmış, kopmalar net şekilde görünür hale gelmiştir. Bizi bekleyen sonu hiç de iç açıcı olarak görmüyorum.

28 Şubat sürecindeki Refah Partisi dindar kesimin partisi olarak görülüyordu ve belli bir kesimin taleplerini iktidara taşımayı amaçladığı düşünülüyordu. Özellikle, parti kurmayları ve milletvekillerince yapılan açıklamaların sadece belirli bir kesimin beğenisini topladığı kabul ediliyordu. Daha sonra medyanın propagandası sonucu eski kasetler ve fotoğraflar piyasa çıktı, aczimendilerin zikirleri, Rufailerin şiş sokmaları, kadınları kandıran şeyhler, mağdur müslüman kadınlar, İran’daki recm ve vinçle asma idamları, kılıçla üç vuruşta yapılan boyun vurmalar sürekli televizyonlarda gösterilerek millette bir panik havası yaratıldı. İnsanımız, gerçekten de bu partinin iktidarda kalması ve güçlenmesi halinde, sokakta zikir çekenleri göreceklerini, taşlanarak öldürüleceklerini, kollarının kesileceklerini, devletin yıkılıp örtünmeye zorlanacaklarına öyle inanmışlardı ki, parti kapatıldığında “Oh” çekmişlerdi. Bu şekilde parti kapatmaya olan tepki emilmiş, halk dezenformasyonla ikna edilmiş, ve kurtarıcılar da gelip korkudan titreyen halkı kurtarmıştı. Aynı 80 darbesi öncesi ülkenin, halkın darbe yapılmasını gerçekten isteyecek noktaya getirilmesi gibi!

Şimdiki durum çok farklı. AKP belirli bir kesimin partisi konumundan çıkarak merkeze oturmuş durumda. Sadece dindarları temsil eden bir parti değil, çoğunluğu temsil eden bir parti. Devlete, meclise, yargıya, askeriyeye ya da rejime hakaret eden bir söylemleri oldu mu? Avrupa Birliği’ne üye olunması için en çok çabayı sarf etmediler mi? Enflasyonu tek haneli rakama indirilip paradan altı sıfır atılmadı mı? Ülke krizden uzak kalmadı mı? Tezkere karşıtı oy kullanılmadı mı? Milli görüş gömleğini çıkardık, laikiz demediler mi? Millet 2007 seçimlerinde ılımlı, İslam söylemi olmayan sadece ekonomi ve dış siyasetle ilgilenmelerinden dolayı bu partiye oy vermedi mi? Çoğunluğun istediği parti konumuna bu sebeplerden dolayı gelmedi mi? 28 Şubat’tan farklı olarak çoğunluğun desteklediği bir partinin kapatılması bana partinin değil artık halkın çoğunluğunun bu ülkede istenmediğini düşündürüyor.

Peki halk o zaman partinin kapatılmasını nasıl kabullenecek sormak lazım. Madem kapatılacak, niye ekranlarda şiş sokanları, zikir çekenleri, recm edilenleri, yobazları göremiyoruz? Niye rejim tehdit altında diye milleti korkutmuyoruz? Niye kapatma sürecini normalleştirerek halkı kapatmaya ister hale getirmiyoruz. Yoksa artık herkes niyetini açıkça gösterdiğinden halkı kandırmaya gerek mi duyulmuyor? Evet, herkes gerçeği biliyor, zorlamanın ne alemi var!

Cumhurbaşkanlığı seçimlerini ve genel seçimleri halkın iradesinin iktidara yansıması olarak gören halkın çoğunluğu, iradesinin ezilmesini nasıl karşılayacak? Halkın çoğunluğu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana AKP’yi dindar kesimin değil, çoğunluğun yüzü olarak görmüyor mu? Kapatılması için halk yeteri kadar ikna edilmemişken millet kapatılmayı nasıl serinkanlılıkla karşılayabilir? Devlete ve yargıya küsmez mi? Parti kapatıldığında korkularından kurtulmuş gibi hissederek “Oh” çekerler mi? Yani, halk gerçekten rahatlar mı?

O zaman bu halkı samimiyetinize inandırarak nasıl yönetmeyi düşünüyorsanız?

Bizler, Kurtuluş savaşında hasbel kader misak-ı milli sınırları içinde kalmış insanlar mıyız?

Ülkeden atsak atılmaz, satsak satılmaz insanlar mıyız?

Bir türlü istenilen şekilde modernleştirilemeyen, Batılı gibi davranamayan hala dinin hurafelerine inanan aptal insanlar olarak mı kaldık? Bu yüzde mi bizden umudunuzu kestiniz?

Bu milletle kafanızdaki Türkiye hayalini gerçekleştiremiyor musunuz?

Evet, biz hasbel kader ülke sınırları içinde kalmış Osmanlı’nın yitik evlatlarıyız. Maalesef sayımız da epeyce çok? Siz de biliyorsunuz ki modern Batılı ülke hedefine ulaşabilmek için elinizde kullanabileceğiz maalesef sadece bu insanlar var. Bu insanlarla bu hedefi başarmak zorundasınız. Ama olmadı, biz başaramadık ve sizi rezil ettik, modern kıyafetler giymeyerek umutlarınızı söndürdük.

Bakın! Demokrasi kavramını bile yanlış anlayarak neler yaptık. Siyasi tarihimiz boyunca demokrasiyi darbelerle kafamıza soka soka anlatmaya çalıştıysanız da anlayamadık, hep hata yaptık.

Bir ülke bulmalısınız Osmanlı’nın bu yitik evlatlarına. Sahipsiz Bosnalı, Kosovalı, Filistinli yitik insanların yanında bir yer olsun. Diğerleri “ülkem yok” diye ağlarken, onlar “ülkem beni istemiyor” diye ağlasınlar. Orada cahilce yaşasınlar, gelmesinler buraya, yaşasınlar aynı kaderi. Çünkü onlar demokrasiyi hala anlayamadılar.

Sizin büyük hedeflerinizi gerçekleştirebilecek çapta insanlar bularak, onları getirin bu ülkeye. Bir de onlarla deneyin hedeflerinize ulaşmayı, bizlerle olmuyor işte!

Çoğunluğun desteklediği bir partinin kapatılması bana partinin değil artık halkın çoğunluğunun bu ülkede istenmediğini düşündürüyor.

Madem istenmiyorum, yerim yok bu ülkede….

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçerek değişiklikleri etkinleştirmek için "Ayarları kaydet"i tıklayınız.

Üzülme Osman Bey,zilleri daha hızlı ve zevkle çalarlar sonra..

Bundan iki veya üç hafta önce ÇYDD Başkanı Türkan Saylan,Özgürlüklerle ilgili anayasa değişikliklerinin yapıldığı günlerde "bu ülkede bizim istemediğimiz hiçbirşey olmaz",dediğinde gülümsemiştim. Elbette, kadın haklıydı;çünkü geçmişte yaşananlar tastamam söylediği gibiydi. Ama farkında değil;kendisi bunamış durumda ve hiçbirşey eskisi gibi değil. Ve bunamış birinin sözleri bizleri ancak gülümsetir. Üzülmek,gereksizdir ve boşa enerji kaybıdır.Bu halk tarihte hiçbir dönemde olmadığı kadar bilinçli şimdi. Eskiden cehalet diz boyu iken ve birileri cehaletten beslenirken halktan şikayet eden bir Aziz Nesin vardı. Şimdi şikayet edenler arttıysa, cehaletten beslenenler azalmış demektir.Bu da cehaletin azaldığını gösteriyor. TV ler, gazeteler sağolsun;İşe yarıyorlar ne kadar salyalı da olsalar. Vatandaş tersten okumayı çok iyi biliyor. Vantrologların nerelerinden konuştuklarınında farkında. Bu sebeple eskiden sessizce komplo hazırlayanlar,şimdi bağıra bağıra ilan ediyorlar. Ne yani bağırmasınlar mı Osman Bey;yas tutmasınlar mı? Soyları tükeniyor;onlar, güçlerini kaybediyorlar.geçen gün 27 yaşında bir diplomatla konuşuyordum;hasbelkadar denk geldik bir yerde."Eski yunanda insanların ancak %10'u oy kullanıyordu",dedi. Bende; "diğerleri zaten köleydi",dedim. Epey konuştu. "Siz sünepesiniz" dedim,"o ne demek" dedi,izah ettim."Biz diplomatlar üstümüze başımıza dikkat ederiz,uyanığız",dedi. "Ruhunuz sünepe,maaşlarınızı da biz ödüyoruz",dedim. "Ve sizin gibi halkından nefret eden diplomatlardan ülkem adına utanıyorum",diye de ekledim. Tek ses etmedi.

Biz burdayız,gidenler gidiyor,gidecekler de. Bu ülke bizim,bizim dedelerimizin geride bıraktığı yetimlerin çocuklarıyız,torunlarıyız.Göstersinler bir şehit dede,onlar da kalsınlar efendim. Hem herşeyde hayır vardır;geride ne cevherler duruyor bir bilseniz. Hem zaten bu dava işe yaramaz.bize birer çay söyleyinde içelim lütfen,her ne kadar nişantaşında olmasak da.
Selam ve sevgiyle

Seçkin Deniz

Seçkin bey, biz bu muameleye hakettik mi

Seçkin bey, benim canımı sıkan nokta, bu milleti kabullenemeyenler bilmiyorlarmı ki bizden utanmayan bilakis şeref duyan yöneticileriyle bu millet dünya tarihi yazmış ve bir medeniyetin öncüsü olmuştur. Biz bizi silsek, tarih bizi silemez.

Tarih boyunca ne yönetenlerimiz bizden ne de biz onlardan utandık. Şimdi ise zorumuza gidiyor tabi ki.

Biz yüzyıllarca Avrupa karşısında başı dik, dininden, kıyafetinden, hayat gayesinden, kültüründen utanmadan yürüyen insanlardık. Şimdi ikinci sınıf insan konumuna düşmekten dolayı zaten bir travma yaşarken bir de ülkemizin bizi kabullenemeyişine şahid oluyoruz. Ne kadar acı bir durum.

Avrupa en karanlık dönemlerinde bile bizi taklide çalışmadı. Biliyordu ki, geçmişi inkar etmek geleceği de kaybetmek demekti.

Bu kadar şerefli bir tarihi olan insanların bu duruma düşmesi ne kadar acıklı. Sanki tüm dünya bize acıyarak bakıyor gibi geliyor.

İçtenlikle soruyorum, bu millet bu muameleyi haketti mi?

haketmedik Osman Bey

Biz daha bir çok şeyi haketmedik Osman Bey.
Babalarımızda haketmedi, dedelerimiz de. Onlardan öncekiler de. Biz halktık, halkın kendisiydik. Biz kendimizden utanacak kadar kendimizden kopmadık hiç, ama bizi getirip bıraktıkları yerde, onların bizi küçümsemelerinden gereksizce gocunduk. Biz kendimize haksızlık ettik aslında. Bir de onlara kızdık,kendi "felek" yanılgılarımızı suçlayarak. İlk emri dinlemedik tüm ecdâdımızla birlikte;okumadık,okutmadık. Aklımızı kullanmadık. Unuttun mu ellerini öptüğümüz herkesin bize dayattıklarını? Dayımız, bir şeyhülislam edasıyla bize "uyduruk ilimler terranelerini" İslâm diye yuttururken, kös kös dinlemedik mi? Aklımıza takılan saçmalıkları soracağımız anda,bize ters ters bakanlar nerdeler görmüyor musun? Molozlara bakıp molozlaşmadık mı? Ki hala aynı molozlar ortalıkta durmuyorlar mı? Eski usul siyasetçileri defalarca seçip onlara "bizi güt" demedik mi? Yani sahiden biz haketmedik bazı şeyleri,ama bize hakettiğimizi sandırtmadılar mı? Biz haketmedik Osman Bey,haketmedik.Biz bize layık görüleni kabul ederek aslında herşeyi hakettik. Üzülme! Üzülecek olanlar bizlerden öncekiler, o müteselsil dinozorlar. Bakalım çocuklarımıza; onların neyi hakettiklerini görelim. Ama en çok ümittir hakettikleri. Biz pat diye düşersek,onlara bırakacak ümit de kalmaz.
selam ve sevgiyle

Seçkin Deniz

?

Bazen insanalarin konusmalarini dinledigim zaman,o ulkede yasadiklarina inanamiyorum.Insan yasadigi yerle bu kadar yabanci ise eger,o kimselerle ayni dili konusmakta mumkun olamaz.Bu insanlar hic mi o ulkenin yollarinda yurumemis, hic mi carsisina gitmemis,hic mi bir cesmenin suyunu icmemisler?......
Yazida karamsarlik havasi kendini hissetirsede bunun bir kirilganlik, sitem oldugunu dusunuyorum.
Bir cocugun annesinden baska anne nasil olamazsa, vatandan baskada vatan olamaz...
Mevla gorelim neyler
Neylerse guzel eyler.
selam ve dua ile....

Yaşlı Amca Ve Ekmek Zammı

Geçenlerde bir Tv spikeri yaşlı bir amcaya mikrofon uzatıyor ve diyorki ekmeğe yüzde 25 zam yapılacakmış ne düşünüyorsunuz diyor. yaşlı amca düşünceli... Onun derdi ekmek zammı değil... Önemli değil diyor. Ekonomi iyi... Ekmeğe gelen zammın önemi yok. Hükümet iyiydi niye kapatmaya çalışıyorlarki diye soruyor... Derin bakışlarında anlamaya çalışıyor... Ekmeğe gelen zam değil onu düşündüren... Ne garip değilmi... Bu ülkenin yoksul insanları ekmek zammını düşünmüyor ancak ekmeğin fiyatını bilmeyen birileri ekmeğe zam geldi diye onlardan bir kaç öfkeli söz koparma peşinde. garip bir çelişki ...