renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Bir Yaz Geliyor Gözümüzün Önüne

Bir yaz geliyor önümüze, şehir nasıl bir yaz getircek gözlerimizin önüne, adımlarımız bizi nereye götürcek, zihnimiz nereleri anlatcak, bakıp duracakmıyız güneşin renklerine. İkindi güneşinin yansıması ulaşırken pencerelere hangi hayatlar yaşanıyor olacak bilemediğimiz.

Bir yaz geliyor önümüze,bize birşeyler anlatmaya çalışacak bir çiçeğin açılışı, kendimize göre anlamladıracağız o açışı, bir kuşun ötüşünü duyunca garip bir haz duyacağız işte, serintilerle uyanacağız sabaha, insan yüzleri göreceğiz yorgun, terli yada sevinçli mutlu. Dostları göreceğiz sarılacağız onları görmenin sevinciyle, gözlerine bakıp anlatcağız, işte budur dost, "Bir hayat yaşıyorum işte, iyisiyle kötüyle, bak ellerim bir hayatı anlatıyor, senin ellerin neyi anlatıyor?

A dost deyip anlatacağız ona seviçlerimizi, kederimizi , aşık oluşumuzu, yalnız kalışlarımızı, televizyonda olmayan hayatları, gündelik siyasetin içinde kayboluşlarımızı, bize sunulan yaşamın aslında olmayan bir hayat olduğunu, başkalarının kararlarının kararsızlığını anlatcağız ona. Dostum deyip elimizi omzuna koyacağız, sonra o bize anlatcak, bir anlamı göstercek kelimelerle.

Bir yaz yaşayacağız işte,yaşamak kelimesini koyacağız bir yerlere, bakınacağız etrafa sesler olcak hayatımızda,bazen bunalıcağız o seslerde, bazen doyasıya istiyeceğiz o sesleri. Sesler sokaklar diyeceğiz. Sokaklar da bir çocuğun oyun oynarkenki sesini duyuyor olacağız, kendi çocukluğumuzu hatırlayacağız, yürüyen yaşlı teyzenin yorgun adımlarında ise kendi yorgunluğumuzu hissetceğiz. Dondurma istiyecek canımız koşa koşa annemizden para istemeye gitceğiz, velakin bakmışızki büyüyoruz biz annemize alıyoruz o dondurmayı.

Yaz geliyor ülkeme, dağlarında çiçekler açacak bazı sevimsizlere inat, Çukurovada işçiler çalışcak ekmek davasının peşinde, İstanbulda işportalar koşacak bir zabıtanın önünde, Kazancı yokuşunu çıkacak bir yazar zihninde kelimelerle, Ankara kalesini çıkcak bir genç elinde sevdiğinin eli, Ulusta bir dükkanın kepenkleri açılacak bereket olsun diye. Bir bebek doğacak sabaha karşı, ilk sesini verecek yaşama, annesinin gözünde görecek hayatın anlamını, babasının elinde hissetcek fedakarlığı, yaz çocuğu olcak,burcu aslan olan. Hastanenin dışındaki hayatların sesini duycak, bir doktoru bekleyen gözleri görcek o yaz, doktorun elindeki azmi, hemşirenin yorgunluğunu, hizmetlinin çay getirişlerini duyacak kulaklarında. Sonra bu ülkenin gerçeklerini görcek iyisiyle kötüsüyle...

Memleketin üniversitelerinden döncek öğrenciler, kimi hepte hocanın verdiği zayıflarla evin yolunu tutcak, kimi okuduğu şehirde bıraktığı sevgilisini düşüncek, "Seneye diyecek seneye", Dersin hocasının yaptığı espiriyi anlatcak annesine, babasıda diycek "Okulda bunumu öğretiyorlar size "Ama hocada güzel espiri yapıyordu işte. Açılmayan okulların öğrencileri bu yazın geçmesini bekleyecek bizim burun kıvırdığımız okullar için, bir kitabı, bir harfi öğrenme isteği olupta, hocası olmayan okulların öğrencisi olmayı anlatcak ilerde.

Birileri hızlı yaşayacak bu yazı, ordan oraya burdan buraya deyip gezecek sıkışmış bir otelin sıkışmış seslerinde, bazıları olabildiğince açılacak doğaya, vadilere, güneşin altında yıkacak yüzünü, kimisi evde oturcak, bir şehri beklercesine. Hilmi yavuz bir yaz şiiri yazacak elinde kağıt kalem, Bodrumda taktığı şapkasıyla, Hakan Arslanbenzer neo epik bir şekilde Süleyman Değirminin hikayelerinin devamını yazacak Kurtuluşta. İhsan Oktay Anar suskunluğunu bozacak İzmirde kağıda kaleme, Birhan Keskin istabulda "ba" diyecek boğaza karşı. Ahmet Uluçay Karpuz kabuğundan gemiler yapcaktı gene bize. İsmet Özel "İstanbul" diyecekti cebinde kelimelerle. Yazılacaktı deftere, kelimelerin biraradanlığı yaşancaktı beyaz bir perdede.

Memleketin yazı yaşancaktı bütün şehvetiyle, bir kuşun peşinde gezecektik bütün Anadolu'yu, bir unutulmuşluğu görecektik kimi yerlerde, bir umudu görcektik kimi gözlerde, senin anlayacağın a dost, bir hayatı yaşamaya çalışcaktık bu ülkede.

Bu şehrin yazları sessiz oluyor işte, suyumuz azalıyor, senin gittiğin yerlerde deniz olcak, benim içinde dokun suya, güneşi içinde hisset, kalbini bırak denize, diyorsunki Ankara'da deniz yok, olsun sen koy ben kalbimle bulurum kalbini.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçerek değişiklikleri etkinleştirmek için "Ayarları kaydet"i tıklayınız.

yazlar umuttur

her gelecek bir umudu beraberinde taşır. hale istikbalden devşirilmiş kuvvetlerle karşı kor ve saldırırız. duraganlık bırakılmışlığa bir davetiye ve bırakılmışlık yokluk gibidir.
yaz fukaranın mevsimidir. odur semayı, yıldızları ve bulutlarıyla yorgan eden ve yeri, toprağı ve sıcaklığıyla düşek.
yazlar tarihte zaferlerin mevsimleriydi. ama aynı zamanda hasretin, kanın ve vahşetin de.
gerçek zafer var mıdır. bedeline göre zafer var mıdır. yoksa zafer sadece hale bir tercih midir.
barış ve umudun olduğu her yerde savaşlar ve hatta zaferler cinayetle eş değer değiller mi.
yaz dirilişin mevsimidir ve güzelliğin. tabiat bütün zinetlerini takar. bir gelin gibi arz-ı endam eder.
ve her yaz bir doğumdur. yani hayat.
ve özgürlüktür.
ama bütün bunlar olmasa dahi umut olmaları yazların her şeye kafidir.
yazda yollar umutları taşır ve bizi hayata umutlarımız.
yazlar bitmesin.