renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Buyrun Memleket Sizin Olsun!

 Shadi Porooshani - usefilm.com28 Şubat benzeri bir süreç yaşadığımızda, artık hiç kimsenin kuşkusu yok…

Malum odaklar startı verdi ve Türkiye dörtnala kaosa doğru koşmaya başladı.

Gerekçenin, temcit pilavına dönmüş argümanının absürtlüğü ile ilgilenen yok.

Hoş, ilgilenen olsa ne yazar! Düğmeye basıldı ve bunun önüne geçilmesine müsaade edilmeyeceği o kadar açık ki…

Medya, her darbe sürecinde olduğu gibi, yine vazifesine tüm gücüyle sarılmış. ‘İrticaa’ namlı heyula, memleketin dört bir yanında kol geziyor ve bu kargaşada kimin ne götüreceğinin hesapları şimdiden yapıldı bile…

Rivayetlere göre 28 Şubat sürecinde iç edilen milli servetin yaklaşık tutarı 35 milyar dolardı.

Konu mankeni olarak kullanılan irtica ve onun şahsındaki başörtüsü, bu kez yüz milyardan aşağısını örtmeyecek gibi…

‘Halk iradesiymiş, ıvırmış zıvırmış geçiniz efendim!’ anlayışının mümessilleri, mezkûr iradenin, beynelmilel sermayenin çıkarlarının kösteklenmesinde başrolü oynamasına asla müsaade etmeyecek.

Peki, biz ne yapacağız?

Biz, yani halk…

Yani ‘Vatan, Millet, Sakarya’ demeyi her daim vazife addetmiş cefakeşler…

Yani, çeşitli vesileler ile üretilen yapay kargaşaların bedelini, malıyla, canıyla, haklarıyla ve özgürlükleriyle ödeyen, vatanın ‘taş’ yerine konan insanları…

Yani, ‘kan tükürüp, kızılcık şerbeti içtim’ diyen pazarlıksız bahtsızlar…

Yani, ‘Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!’ dizelerinin talihsiz muhatapları…

******** ********* ********
Memleketi krize sürüklemekten imtina etmeyen ve aldığı kararlarla halkı yok saymaktan perva göstermeyen anlayış, ‘Sütçü İmam’ın, Maraş'ı ‘Kahraman’ yapan soylu direnişinin vesilesi olan başörtüsüne sahip çıkmanın suç olduğuna inanıyor!
Bizleri mücrim yerine koyup, kendileri gibi düşünmediğimiz için cezalandırmaktan geri durmuyor!

‘Hayatın içinden çıkıp gidin!’ diye gürlüyor!

Ve adeta, ‘evinizden çıkmayın!’ dercesine üzerimize abanıyor!

Tamam, öyleyse biz de evimizden, bir günlüğüne de olsa çıkmayalım!

******** ********* ********
Sevgili Yusuf Armağan’la bu kuşatmadan nasıl sıyrılacağımız üzerine konuşuyorduk. Birden aklıma, bundan birkaç yıl önce, ‘madem bizi yok sayıyorlar, öyleyse bir günlüğüne de olsa gerçekten yok olalım’ şeklinde tasarladığım sivil bir eylem geldi.
Toprağı bol olsun, Gandi’den mülhem aklıma gelen bu pasif eylemin, hayata geçirilip geçirilemeyeceğini teati ettik.

Bugüne kadar hiç denenmemiş bir eylem türü bu…

Çok basit, sade ve yalın bir eylem…

Ekmek almak için bile olsa evden çıkmamak… En azından, bir günlüğüne…

******** ********* ********
Biz biliyoruz ki, 28 Şubatta vuku bulanlar, bir iktidar mücadelesiydi…
Yukarıda naklettiğimiz rivayete mebni olarak, 35 milyar doların nasıl iç edileceği meselesiydi...
Bahanesi irticaaydı, başörtüsüydü, İmam Hatip liseleriydi…

Bugün de öyle…

27 Nisan e-muhtırası, 367 kararı, kapatma davası ve nihayetinde, ‘başörtüsünün üniversitelerde yasak olmadığını’ söyleyen meclisin, alenen devre dışı bırakılmasıyla taçlanan (!) karar, 28 Şubatta kopartılan yaygaradan daha mı anlamlı?

Bütün bu süreçte, ülkenin uğradığı zararlar ve kayıplar kimin umurunda sahi?

Statükoyu cansiparane savunurlarken, akıllarına ülkenin çıkarları gelmiyor zahir.

Oysa bugün, fiilen iktidara el koymuş olan ‘Jüristokrasi’, askeri cenahla mutabakata varıp başörtüsü yasağını kaldırsa, bal gibi biliyorlar ki, kıyamet kopmaz!

Yahut CHP’li bir iktidar böyle bir karar alsa, zerre kadar sorun çıkmaz!

Dahası, bir dakikalığına bile rejim sorunu yaşanmaz!

Peki, şimdi neden böyle?

Mesele başörtüsü değil, dibine kadar bir iktidar mücadelesidir de ondan!...

Bizlerden de, uygun gördükleri figüranlığa fit olmamızı istiyorlar, hepsi bu!

******** ********* ********
Gelin, mızıkçılık edip ‘biz bu oyunu oynamıyoruz’ diyelim.
Gelin, ‘kim hangi rolü üstleniyorsa üstlensin ama biz figüran değil, esas oğlanız’ diyelim.
Gelin, bizleri hiçbir şeyden anlamaz sanan statükoyu fena halde yanıltıp onları sobeleyelim…

Gelin, ‘güzel ve yalnız’ ülkemizin huzurunu sabote edenleri çırak çıkaralım…

Gelin, ‘Damoklesin Kılıcını’ bir güzel paketleyip geldiği adrese geri gönderelim…

Gelin, bir daha hiç vermemek için bir günlüğüne; ‘buyurun memleket sizin olsun’ diyelim…

Bir günlüğüne…

******** ********* ********
Şimdiye kadar denenmemiş bir eylem…
Bağırmak çağırmak yok!
Kırmak dökmek, hiç yok…

Üstelik bu özelliğinden ötürü, karanlık odakların tertipleyeceği provokasyonlarla manipüle edilme riski sıfır…

Yani dibine kadar ‘barışçı’ bir eylem!...

Buna bir tür, ‘sessiz çığlık’ da diyebiliriz.

Ensesinde inşa edilen boza fabrikasına; ‘yetti artık!’ diye itiraz eden herkesi, bu eylemin oluşumuna katkı vermeye davet ediyorum.

Yarın, güzel bir gün olabilir…

Not: Ertuğrul Özkök, Oktay Ekşi, Özdemir İnce, Bekir Coşkun, Yılmaz Özdil ve bilumum ‘amiral gemisi’ tayfası ile halkını düşman bilen ‘alacakaranlık aydınımsıları’, bu davetin muhatabı değildirler.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.
Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

1 gün yetecek mi ?

Öncelikle gayet hoş bir yazı yazmışsınız tebrik ediyorum , Statüko'nun bir parçası olmamak demişsiniz en azından bir günlüğüne

Çıkar güruhunun kendi sistemlerinin çarklarını acımasızca kuvvete tabii tutacağı tüm görürlüğüyle aşikardır

Madem böyledir ve gelen hangi kesimden özgür naraların sahibi de olsa statükonun bir parçasıdır , Gelin derim , Bu gerçeği 365 gün için reddetmeye yönelik 5 yılda bir yinelediğimiz sadakati önümüzdeki seçimlerde yinelemeyelim yani oy atarak statükonun devamını sağlamayalım , Onlar çarklarını işletsin biz sabredelim.. biz en güzel biçimde yaşayalım yaşatalım . eğitelim anlatalım bunu evlerimizde yapalım gerekirse..
Ama prim vermeyelim.

1 gün bizim için yeterli değil ''13 yıl''da yetersiz olabilir bize düşen ''950'' yılda olsa anlatmaktır çarklara sıkışmadan ( rakamlar 13 ve 950 dikkatinizi celbedecektir bknz: Hz. Muhammed Mekke dönemi ve Nuh (a.s) tebliğ devri) devam ettirelim . Bize dülşen bu diye düşünüyorum günümüz istilasında ..

vesselam .

Bayılacaklar bu eylem(sizliğ)e

Hatta bu "bir gün" genel seçim gününe gelse daha iyi olur.
Bu adamlara bir günlüğüne de olsa "alın buyrun memleket sizin olsun" diyeceğiz öyle mi...
Ekmek bile almayalım ki ekmeksiz bile yaşayabileceğimize inansınlar. Darbe sabahlarını hatırlatalım onlara, yazıktır kaç yıldır e-muhtıralarla bilmemnelerle idare ederken bi ağız tadıyla sokaklarda tank yürütememiş zevata böyle bi güzelliği çok görmeyelim.
Subhanallah...
Bu eylem bugüne kadar niye denenmemiş acaba?

Biz bir gün sokağa

Biz bir gün sokağa çıkmasak bile onlar o gün hiç eve girmeyerek durumu eşitleyeceklerdir.Bence yapılacak en iyi iş
sürece "istemem yan cebime koy" kabilinden gizli destek verenlerin ipliğini pazara çıkarmaktır.Çünkü sürece şekil verenler umutlarını "istemem yan cebime koy"cuların performansına bağlamış bulunuyorlar.Şayet onların halktan destek alamayacaklarına inanırlarsa oyundan vazgeçebilirler.En azından ben buna inanmak istiyorum.
"İstemem yan cebime koy"cu derken kimleri kasdettiğimi anlamayan varsa onlara da eseflerimi bildiriyorum.

http://www.karakalem.net

eve kapanma manşetleri

Hadi diyelim ki bir delilik yapıldı da bir günlüğüne dindarlar kendilerini eve hapsetti! (Gerçi kim ne anlayacak orası da şüpheli...)

Eğer olursa o gün gazetelerin önümüze şu manşetlerle çıkması olabilir mi dersiniz? Buyurun :)

***

Taraf : Bu Bir Cemil Meriç Asaletidir!

Fotomaç : Cesur Yürekler Üzgün! Emre, Semih, Ayhan Ve Servet'te Bir Günlük Ana Hasreti!

Milli Gazete : Sîne-i Hane-i "Saadet"e Dönüş!

Milliyet : Bu Defa Tam "Kapandılar"

Bulvar : Eylem Bahane, Evde Âlem Şahane! İslamcılar Kimi Kandırıyor! Şok Fotoğraflar!

Hürriyet :
Işık Evlerinden Sonra Şimdi De "İran Evleri!" Gidin Dedik Evlerine Girdiler!

Cumhuriyet :
Oh Be! Bugün Sokaklar "Aydın"lık!

Vakit : Bir (gün) Gider; Bin (yıl) Geliriz!

Zaman : Hocaefendiden Sükunet Ve Hoşgörü Çağrısı : "Herkes Hiç Olmazsa Evinin Balkonuna Çıksın. Kamplaşmaya Gerek Yok"

Radikal : Onlar "İn"lerde; Out Olan Kim!

Takvim : İşte Özlenen Tablo! (alt fotoğrafta sokaklardan kesitler)

Akşam : Çağdaş Türkiyenin Fotoğrafı!

Ortadoğu : Atatürk Devrimlerinin Son Noktası İşte Budur!

Yeni Şafak : Yeis Yok! İçerden Her Çıkışımız İktidar Olmaya Gebedir!

Türkiye : Hükümetimiz "Bugün de Geçer" Dedi!

Gerçek Hayat :
Çağdaşlar Akıyor, Arab Kızları Camdan Bakıyor!

_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...