renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Efes Pilsen Yol Haritası

Nereden çıktı böyle bir yazı demeden okumanın gereğine dair bir telmih yapalım: “Oku!”

Üç günlük dünyanın da haritası mı olurmuş?

Sonu belli olan şu dünya hayatını ve yolunu rehbersiz yaşamaktan aciz olan şu zavallı insancıklar, ebedi hayatı kendilerine gösteren değerleri inkârdan nasıl da zevk alıyorlar.

Şu kainatı buğday taneleri ile doldursanız ve her bin senede sadece bir kuş gelip o tanelerden bir tekini alıp gitse... Önünde sonunda o taneler biter mi? Elbette biter. Çünkü sayılı olan şeyler bitmeye mahkumdur. Peki ya cennet ve cehennem hayatı? İşte onların hangisinde hayat hakkı kazanmışsanız orada ebediyyen kalacaksınız. Ve dahi efendim buyurun buradan yakalım: “Her nefis ölümü tadacaktır.”

Bu girizgahtan sonra gelelim efes pilsen bira şişelerinin lacivert kapaklarına. Herhalde lacivertti, yoksa mavi miydi? Şu yazının terennümüne sebep olsa bile o meret kapağı elime alıp bir iyice kontrol etmek bile bana zül olarak gelir. Pislikle uğraşanlar pisliğin ta kendileridir. Çocukluğumda koyun güderken ırmak kenarlarında bu bira şişelerini çok gördüğümden merak saikiyle yanımdaki güngörmüş efendi çobanlara sorardım neye benzediğini. Onlar da o meret şeyin çok affedersiniz, at sidiğine benzediğini söylerlerdi. Hemen şunu soracaklar çıkacaktır şimdi. Nerden biliyormuş at sidiği ve birayı, ayrı ayrı tatmış mı? Bu soruyu soranların hevesini kıralım efendim. Görüntü olarak bu benzerlik. Şu an bira içip de hiç at sidiği görmeyenlere en yakınındaki atları gözetlemelerini salık veririz.

Şimdi büyüdüm. Otuzlu yaşları istila ettim. Eh, az buçuk yazarlık da elimizde avucumuzda hissedilir oldu. Hele de işin inceden ironisi, hicvi, mizahı yok mu? Bu kapıdan yürümek zevkli geliyor bana. Ee büyüdüysem ne oldu yani? Şimdi bira kapaklarını görmez mi oldum? Yok canım nerde... Koyun gütmüyorum artık. Güzel günlerdi o günler. Ancak ne var ki yine kurtulamadım bira şişesi kapaklarından. Yahu ne meret şeymiş bu efes pilsen bira kapakları. Ev ile şehir merkezi biraz uzak sayılır. Ve ben yaz mevsiminde genelde bu mesafeyi yürürüm. Yürürken de yolun kenarına ve hemen o kenarın iç tarafa olan irtibatına bakarım. Niye kenar ve iç taraf? Şu yüzden efendim:

Yolun kenarında kaldırım olmadığı için insanlar araçlar için olan o yolun bir kısmını kullanıyor. Bunu bilen araç sahipleri zamanında eften püften yapılan bu asfaltımsı şose yolun neye binaen kullanılacağını basiretiyle bildiği için zift üzerine dökülen mıcır kafilesini kenarda çiğnenmeden bırakmış. Tabii zamanla o mıcır milleti iyi yapışmadığı için o diyardan hicret etmiş. Onların yerini de toz ve toprak almış. İç taraflar ezilip çiğnendiği için asfalt yol görümüne tebdilen kendisiyle övünür olmuştur vesselam. Hele şükür be! Az kalsın meseleyi bağlayamıyordum. Korktum doğrusu. Bu ayrıntının sebebi sanırım yazının sonuna doğru anlaşılacaktır.

Evet, şimdi yürüyorum efendim. Yol kenarından. Kenarlara bakıyorum. Altlı üstlü efes pilsen şişe kapakları, resmigeçit havasına bürünmüşler ve gelene geçene selam duruyorlar. Allah Allah! Acaba bunu efes pilsen bile bile mi yapıyor diyesi geliyor insanın. Her taraf onların reklamıyla dolu. Asfalt kısımda olanlar şanslı. Arabalar, üzerlerinden geçtiği için yola saplanıp kalmışlar. Ne var ki asfalt olmayan tozlu kısımdakiler o kadar şanslı değil.(Anlaşılması gereken burada anlaşılacaktı.) Onlar serseri gibi bekliyorlar. Zamanla da kaybolacaklar. Koleksiyoncu çocuklar onları toplayacaklar. Misket tarzı oyunda kullanacaklar. Ve birayla tanışmaları işte bu lacivert şişe kapakları sayesinde olacak. Kur’an kültürüyle tanışacak küçük çocukların camiye gitmesine seslerini çıkaranlar bu kapak toplayıcısı çocuklara imrenerek bakacaklar. Neden biz de daha önceden bira kültürüyle tanışamadık diye. Ahh! Daha neler diyesim geliyor ama... Bırakmıyor ki şu bira şişesi kapakları.

Şimdi gelelim hak meselesine.

Bence bu beleş reklamdan kara yolları kurumu nasiplenmeli. Öyle değil mi efendim? Asfaltın her yerinde bira kapakları var. Yoldaki kapakları takip ederek burayı hiç bilmeyen birisi çok kolay aradığı biracıyı bulabilir. Hangi masaldı o? Yolunu tekrar bulabilmek için geçtiği yerlere bir şeyler bırakıyordu. Mısır tanesi mi bırakıyordu? Hay aksi hatırlayamadım Hansel ile Tansel miydi? Yoksa Cansel ile Yüksel miydi? Her neyse... Şimdi yazılsa o masal herhalde dönüş yolunu bulmak için o yerlere bira şişesi kapakları bırakılırdı. Ahh nesl-i cedit.

Nasıl kurtulur bu asrın çocukları?
Hah buldum! Bırakalım bu işi onlara.
Çocukları cami yerine yollardaki işaretleri takip ettirerek birahanelere götürsünler.
Nasıl ama? İşte çözüm diye ben buna derim!

Önemli hatırlatma: Karayolları Müdürlüğü uykusundan uyansın ve efes pilsenden reklam ve tanıtım parasını alsın.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.
Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Şişeler yıkıldı peki ya üstümüzdekiler?

Güzel, beklediğim oldu. Sonunda yazının kenar profilinde okuyucusunu tarassut eden bira şişesi tedavülden kaldırıldı. Demek ki müslümanlar görüntüye önem veriyorlar. Peki, acaba kendi görüntümüzü ne zaman islama münasip kılacağız? Ve kıs aleyhil bevaki. Kendi içimizdeki putları yıkmadan asla, dışımızdakileri yıkarak başarıya ulaşamayız.