
Ak Parti kapatılmadı. Bu yöndeki karar 6'ya karşı 5 oyla alındı. Karar ve sonuçta sanki bir strateji uygulandı. Mahkeme Ak Parti'yi kapatmadı ama aklamadı da. Laiklik konusunda onu suçladı yalnız kapatmaya da gerek yok dedi.
Mahkeme açıldıktan sonra yaygın kanaat Ak Parti'nin kapatılacağı yönündeydi. Olayı "bir hukuki darbe olarak" niteleyenler oldukça fazlaydı. "İkinci bir 367" ile karşılaşacağımızı bazıları kesin olarak görüyorlardı. Süreç de bunu gösteriyordu. Ak Parti de en kötü ihtimale göre tedbirlerini alıyordu.
Hatta ortaya çıkacak siyasi mirası paylaşmak için girişimler dahi görüldü.
Sonuç sürpriz oldu. Herkes için. Ak Partililer de şaşırdı, kapatılmasını isteyenler de.
Peki sürecin böyle neticelenmesinde ne etkili oldu. İlki Avrupa'nın tavrı. Avrupa baştan beri kapatılmaya net bir karşı koyuş sergiledi. Hatta tehditvari beyanlarda bulundu. Bunun önemi göz ardı edilemez. Türkiye'nin en önemli hedeflerinden biri "muasır medeniyet" diye tavsif edilen Avrupa yürüyüşüdür. Bu devletin de, hükümetin de ve derin devletin de politikasıdır. Bunun merkezinden sert eleştiriler gelince dizayn heveslileri durup düşünmüş olmalılar.
İkincisi; davanın göz ardı edilemeyecek devasa siyasi boyutları -Başkan Haşim Kılıç'ın da beyanında ifade ettiği gibi- karar vericileri etkiledi. Karar kapatılma yönünde olsaydı Türkiye çok derin siyasi ve ekonomik bir krize girerdi. İslam dünyasıyla ilişkileri bozulurdu. Dünyadaki saygınlığı gölgelenirdi. Gerilerdi. Ligi değişirdi.
Önemlisi kendini toparlaması da çok zor olacaktı.
Mahkeme siyasi olarak açıldı. Konusu siyasiydi, siyasi sonuçları olacaktı, bundan dolayı karar vericilerin siyasi argümanları göz önüne almaları son derece isabetli olmuştur.
Tehlikeli bir görüş dillendiriliyor. Bunun bir ihtar olduğu, Ak Parti'nin bundan sonra laiklikle ilgili tavrına bakılacağı ve ona göre davranılacağı, hatta ikinci bir mahkemenin açılabileceği şeklinde düşünceler bazı köşelerde yer bulabiliyor. Bazıları yüksünmeyip buna zaman bile belirtiyor: Yerel seçimlere kadar.
Bu mahkeme Ak Parti'ye bir sorumluluk yükledi. O da Anayasa'nın parti kapatmayla ilgili maddelerini değiştirmek. Bu ivedi ele alınması gereken bir mesele. Artık "Venedik kriterlerine" göre bir düzenleme mi yapılır veya ülkemizin şartları göz önüne alınarak ona göre bir şeyler mi hazırlanır, orası hükümetin takdirine kalmış ama aciliyeti haykıran bir durum var ortada: Anayasanın parti kapatmayla ilgili maddeleri kesinlikle daha da demokratikleştirilmeli. Böylece bazılarının dillendirip onunla tehdit etmekten sakınmadıkları bürokratların ellerindeki vesayet kokan ve halkın iradesiyle hiç uyuşmayan demokles kılıcı işlevsiz hale getirilmiş olur.
Başkan Haşim Kılıç'ın "mahkememizi siyasi davalara bakmaktan kurtarın" şeklindeki beyanı da dikkate alınmalı. Siyasi mücadelenin yeri olarak siyasi arenayı tekleyecek kanuni düzenlemeler hayata geçirilmeli.
Böyle bir düzenleme ülkemizdeki taşların daha bir yerine oturmasını da sağlayacaktır.
Beklenmeyen sonuç demokrasimiz için bir zaferdir. Sivilite bu kararla güçlenmiş, jakobenizm gerilemiştir. Elitler güç yitirmiş, toplum kuvvetlenmiştir verilen kararla.
AM'sinin Ak Parti'yi laiklik karşıtı fiillerin odağı olduğunu kabul etmesi öyle kolay kolay kapanmayacak. Aşırı laikler bunu sık sık gündeme getirecekler. Zanlarının mahkemece onaylanması seslerini daha da bir gürleştirecektir.
Deniz Baykal karar üzerine "mahkeme krizi çözememiştir" dedi. Bu cümle krize işaret. Hiçbir mahkeme bu çapta bir krizi çözemez. Bu tür bir olayı mahkemeye götürmek bile başlı başına krizdir.
Başkan Kılıç'ın son derece gergin bir şekilde "siyasi krizlerin çözümünün kendilerinden beklenmemesi ve böyle bir şeyin kendilerine yüklenmemesi"ni dile getirmesi bazılarının ifade ettikleri gibi "acziyeti" değil "sağduyuyu" gösteriyor. Devletlerin sorunlarını mahkemeler -yanlış zannedildiği gibi- keskin darbelerle çözemezler. Milletlerin sorunlarını ancak kendileri çözebilir. Bu bakımdan Kılıç'ın ifadeleri son derece makul ve yabana atılamayacak sözlerdir.
İşin içinde olan ve bir zirve koltukta oturan Haşim Kılıç'ın o cümlelerini acziyet olarak yorumlamak gidilebilecek en uç noktadır.
Başkan Kılıç'ın o sözleri sarfetmesinde "yargının siyasallaştırılarak itibar kaybettiğini" görmesi de etkili olmuştur.
Türkiye büyük bir badireyi -hamd olsun- hafifçe atlattı. Yetkililere düşen bir daha böyle badirelerin yaşanmaması için önlem almak.
Yorumlar
Millet Kazıklandı
Paz, 03/08/2008 - 02:21 — Yusuf TaşarYukarıdaki yazıyı kaleme alan arkadaş gazete manşeti gibi başlık atmış. Gazeteden alınan besinin GDO’lu olduğunu bilseydi başlığı ve içeriği şu şekilde olabilirdi (olabilir miydi acaba?): “Millet Kazıklandı.” Bu davanın sonucu Türkiye’de yargının hiçbir zaman bağımsız olmadığının ayyuka çıkmasıdır. Ortalık da fikirler(!?) gırla gidiyor. Kimse esasa ilişkin, sadra şifa tek cümle etmiyor/edemiyor. Hepsi diğerinin bir türevi. Türkiye’de siyaset adına dönen dolap koca bir yalandır. Herkes yalana öyle alışmış ki yalansız hayatı yaşanılmaz sanıyor. Önüne ne konulursa yemeyi bir marifet addediyor. Fazla lafa gerek yok. “Her şeyi gördüm, içim rahat” diyen Tahrir Vazifeleri yazarı beş ay önce mahkeme sonucunu söyleyivermiş: “AKP KAPANAMAZ, İSTİKLÂL HARBİ’NİN MAĞLUPLARI AKP’Yİ KAPATTIRMAZ.” Gerisi laf-ü güzaf. Çok şükür "ferasetinden korkulacak mü'minlerin" nesli henüz kesilmemiş.
Asıl İmtihan Şimdi ve Burada
Paz, 03/08/2008 - 22:22 — Musab YasirŞu Tahrir Vazifeleri yazarı ne çok karşıma çıkmaya başladı yavu! Peki. Madem arkadaşlar durmadan refere ediyorlar, o zaman biz de o cümleyi irdeleyelim. "İstiklal harbinin mağlupları Akp'yi kapattırmaz" sözü. Keramet midir, kehanet midir, işkembe-i kübra mıdır? Bu mağluplar bizim Anayasa Mahkememizin ta içine kadar girip de 6-4-1 gibi bir sonuca ulaştılar. Diyorsunuz. Tersaneleri işgal edilmekle kalmamış aynı zamanda Anayasa Mahkemesi de işgal edilmiş.
Bizim bildiklerimizden çok daha fazlasını biliyor olmalısınız ki "siyaset adına dönen dolap koca bir yalandır" demiş ama sistematik olarak ya da doyurucu bir açımlama yapmamışsınız. Kızmayın ama; slogan.
Şimdi sizin bu ulusalcı yanınıza cevap verecek olursak, nedir Tayyip beyi hain ve başarılı kılan? Alternatifiniz, çözümünüz nedir? Bu mağluplar neden kapattırmıyorlar? Mağluplar Akp'yi kapattırmayarak İstiklal harbinin rövanşını mı alıyorlar? Bunun rövanşını geçmiş 79 senede kat kat almamışlar mı?
Ayrıca bu "ferasetinden korkulacak mü'min" de İsmet Özel mi?
Hani "Allah türkleri üstün yarattı" diyen.. Hayran olmak ne kolay? Peki. Mesela bu konularda İsmet Özel mi daha üstündür, Mahir Kaynak mı? Mahir Kaynak'a ait şiir/edebiyat eleştirisi okumaktan biraz daha üstündür tabi İsmet Özel'den dünya siyaseti analizi okumak. Ve fakat, sistemli okumalarımız, çapraz ve paralel bağlar, mukayeseli okumalar bizi bir tarafa itmektedir. O da, bu kararla bir dönemin kapandığına dair bilinçtir.
Yukarıdaki yorumdan bağımsız olarak şunları da söylemek isterim: Başarıyı küçümseyenler kıskananlardır. Amr bin As kadar bile olamayanların kimseye "neden ebu zerr gibi değilsin?" diye sorma hakları da yoktur.
Bu vesileyle tekrar Hayırlı olsun inşaAllah diyorum. Artık Adalete ve Kalkınmaya sıra gelmiştir umarım.
(Gerçi Ergenekoncuların sürprizleri bitmez ya!)
...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...
Millet kazandı!!!
Cts, 02/08/2008 - 12:12 — sümeyye karaİşte bu hale geldik. Artık polyanacılık düştü bu milletin kaderine. Bir tokat yedi mi boşver vardır bi hayr diyerek, diğer yanağını çevirmek düştü... Çok yazık...
Partinin kapatılmayacağını herkes biliyordu ancak bu kadar yaygara sadece milletin hesap sorma yetkisini elinden almak ve direni gücünü kırmak için koparıldı.
Artık bahane yok.
Halk hükümete sorar:"Ne olacak bu başörtü sorunu, İHL meselesi, ekonomi..."
Hükümet:"Aaa, bakın bir kere yapmaya kalkıştık (yapmadık bile) az daha parti kapatılıyordu. artık bizden böyle şeyler istemeyin.
%47 devam eder: Tabi ki yeter ki siz iktidarı solculara(!) bırakmayın...
diye uzar gider bu konuşma.
Rabbim sonumuzu hayır getire (ama önce hayr yolunda çalışmak gerekecek)
Hak Yerini Bulmamıştır
Paz, 03/08/2008 - 11:03 — S. Edip HAKERİAnayasa Mahkemesini Ak Partiyi laiklik karşıtı hareketlerin odak noktası olması yolundaki kararı milleti hiç alakadar etmiyor. Şimdi de seçim olsa laik karşıtı olmaksızın kahır eksiyetle iktidara geleceği bilenen gerçektir. Yani halkın laiklik diye bir derdi yoktur. Kimseye ne zorla namaz kıldırılıyor de de örtü örtürürülüyor. Herkes kendi halindedir. Tam aksine dindar ve mütedeyyin vatandaşlar inancı gereği yaşamından ötürü rahatsız edilip hor gözükülüyor.Laiklik zengin ve dinsiz zümrenin gündem konusudur. Azgın bir azınlığın meselesidir. Makul çoğunluğun böyle bir gündemi yoktur. Yani tekrar bir seçime gidilse Anayasa Mahkemesi üyelerinin kararına bakılmaksızın demokrasinin gereği sandıktan muhtemelen bir Ak Partinin iktidara geleceği muhtemeldir. O ne demiş bu ne demiş önemli değil. Önemli olan Halkın tasvibini hala kazanabilmiş midir. Mesele de budur.
Vermeyince Mabut Neylesin Mahmut
Paz, 03/08/2008 - 17:29 — Yusuf TaşarHaklısınız bay Musap, bu yazıya yorum yazmakla münasebetsizlik ettim. Çünkü O mağluplar tersaneyi, mahkemeyi bırak; senin ve senin gibilerin varlığını da işgal etmişler. Bundan da haberin olamaz zira; 2008 yılında Türkiye’de "başarıyı küçümseyenler kıskananlardır" sözünü söyleyebilen biri zokayı çoktan yutmuştur. Bu sözün sahibiyle, "kahve sohbeti" yapılabilir ancak. İnsanlık adına herşeyin dibe vurduğu bir zamanda "kıskanılacak başarı" da varmış demek. Size iyi eğlenceler! Bol güneşler! Üstü kalsın.
Örtünün Altındaki Dev
Paz, 03/08/2008 - 22:20 — Musab YasirAsıl ben özür dilerim. Yüksek zekâlarından dolayı bayıldığım bazı insanlar vardır. Farkedememişim. Böylelikle ağzımın payını aldım ve yerime oturuyorum.
Ancak, koca ayakları görüp de gitmeden evvel örtüyü kaldırmak gibi de bir kötü huyum var maalesef. Mabut size bol bol vermiş. Bu çok açık olarak anlaşılıyor....
...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...
Bundan böyle burada
Pzt, 04/08/2008 - 09:23 — Fatih TEZCANesselamualeykum ;
merhaba sevgili hakeri;
"halkın laiklik gibi bir sorunu yoktur" demişsiniz.
ve ilk seçimde de akp'nin iktidar olacağını öngörmüşsünüz.
tesbit ve tahmine katılıyorum.
ama fikir teatisi istedim.
sizce milletin;
1.Bu tesbit aynı zamanda bizi, bu milletin, laisizm değil de elitizm karşıtlığı yapmasına, yani Rabbi'nin sistemini değil kendi tercih hakkını(veya egosunu) savunmasına götürür mü?
(bence götürür ve...)
2.Akp yine iktidar olursa-ki olacağına dairki öngörünüze katıldığımı söylemiştim- sistemi değiştirmek isteyen halkın sistemi yine o sistemin bir enstrümanıyla(vurgulanan Akp Bkp değil parti olgusu) değiştirmeye kalkması traji-komik değil midir?
(bence öyledir ve...)
paylaşırsanız ve icab ederse devam edelim mi?
Allah'a emanet.
...
not:Bundan böyle burada sadece birbirine sataşmadan ve fitne çıkarmadan yalnız fikir üreterek ve bilgi paylaşarak konuşmak isteyen/ler/le muhatap olacağım.