renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

seckin deniz yazıları

"Yeni Bush, Papa'mı?”

“Haçlı Seferleri, gerekçeleri ve gerçekleşmeleriyle psikolojik ve sosyolojik açıdan ‘patolojik vak’âlar’dır. Kronikleşen özellikleri dolayısıyla bu vak’âlar tedavi edilebilir olmaktan uzaktır. Bu açıdan; herhangi bir diyalog kombinasyonu veya türevi söz konusu olumsuzluğu bertaraf etmeye yönelemez.”

"USA'da demokratlardan Haçlı zihniyetine bayraktarlık yapacak Başkan üremiyor" diyenlerin baktığı yerden bakıp soralım. Cumhuriyetçilerden iki adet Bush, Başkanlık dönemlerinde (Siyon Protokolleriyle beraber)Haçlı zihniyetinin bayraktarlığını yaptılar, seçilecek yeni ABD Devlet Başkanı'nın Cumhuriyetçi olmayacağı neredeyse kesinleşmiş durumda ve bu mantığa göre seçilecek Demokrat Başkan Haçlı seferilerine bayraktarlık yapmayacak.

Küresel Panorama

“Devler Panikte, Uluslararası Siyâset’in DNA’sı Sömürülenler Lehine Değişiyor"

Dünya ekonomisinde yakın altmış yıllık, uzak iki yüz yıllık geçmişe uzanan haksız ve tek yönlü zenginlik akışı bir süredir değişiyor. Küreselleşmenin getirdiği fırsatlar, orta büyüklükteki ekonomilerin daha çabuk gelişmesinde ve dünyaya açılmasında çok etkili oldu(Tam tersi öngörülmüştü). Küresel çapta iş gören büyük işletmelerin ihtiyaç duyduğu alt sanayi ve yine aynı şirketlerin ilgi duymadığı diğer sanayi dalları(elektronik, beyaz eşya, otomotiv, inşaat)ulaşım ve ticaret gibi temel ekonomi argümanlarını orta büyüklükteki ülkeler lehine değiştiriyor.

Pürüzsüz Patikalar II

“Düş kur sen; pişmişi sevmekten başkası yoktur senin için...Ta ki, fırını bilmeye vardığın an...an olmaktan çıkarsın...kainata açılır yüreğin...zamanı sınarsın. (Seçkin Deniz, 11.07.2002)

Altıncı Patika:

...iyi bir kasırga, deniz yüzeyinde hiçbir şey bırakmazmış, derler... binlerce yıldır, hiç ama hiç iyi kasırga görülmedi demek ki; baksanıza deniz yüzeyleri her kasırgadan sonra molozlardan geçilmiyor...bana her dakika bir asır gibi gelir felaket zamanlarında…bu ister hayalî-ruhî felaket olsun, isterse maddî-dünyevî...

Pürüzsüz Patikalar I

"...çapını ölçemediğin çemberin, geçişine izin vereceğini düşünmen kadar "aklına ihanet" içinde olamazsın...kavganı kendin için yapacak kadar budala isen, her çember senin için kenarından dolaşılacak kadar küçüktür..." (Seçkin Deniz 15.11.2002)

Birinci Patika

...parıldayan metaların bakışları nasıl etkilediğini düşünürken, düşünce gücünün parıldadığı zamanları da düşünürüm...düşünce gücü, özel sergüzeştlerin insan önüne çıkarıldığı zamanlarda parıldar...onu elinden tutarak insan önüne çıkaramazsınız...

Tepelere Sızanlar ve Tepelerden Kayanlar

"Hırsızlar, sadece kendi geleceklerini çalarlar."
İnsan Balığının Hazin Öyküsü

Volkanlar patladıktan çok kısa süre sonra sönmeye başlarlar. Patlamadan önce saldıkları o 'derin korku' ise, patlamadan sonra gereğinden fazla abartıldığı düşüncesiyle hemen unutma gölüne bırakılır; insanlar, lavlarla verimi artan toprakları işlemeye girişirler ve volkanların çevrelerinden uzaklara gitmeyi düşünmezler. O yerlerin insanları volkanların çok zaman sonra yeniden patlayacaklarını bilseler bile bu onlardaki heyecanı izâle etmez; ancak çıkarılacak dersleri herkes kendi meşrebince 'not eder',sonraki nesillere aktarır.

Yeni Nesil, Cehâlet ve Sorumlu Suçlular

“Yeni nesil, farklı hastalıklarla birlikte büyüyor. Ebeveynler çocuklarının cehaletle mücehhez bir şekilde yetiştirildiğinden habersizler.”

Hangi olay, hangi sonuçlara sebepler üretir, bilebilir misiniz? Bildiğinizi düşünsek bile, bildikleriniz elinizdeki verilerin sınırlı olması dolayısıyla, sınırlı olacaktır. Başörtüsü meselesinin televizyon ekranlarında üniversite öğrencilerince tartışılması, üniversite öğrencilerinin genel durumu hakkında insanlara bir fikir verdi.

Kapatma Davasını Kim Açtırdı?

Dünya'daki yeni dengeler için yapılan hamleleri, örülen ilişkileri ve global-lokal uygulamaları doğru okumak gerekiyor; ancak izlemesi zorlaşan bir olgu/olay akışı var. Olayların kurgusal tonlamalarında alışılagelmiş olağan hesaplanabilirlik, çağın getirdiği çok aktörlü oyunlarla daha da belirsizleşiyor.
...
Gittikçe daha çok farklı ve artan sayıda parametreyle, çok boyutlu ve farklı düzlemlerde bir şeyler planlanıyor, uygulanıyor.

"Anayasal Yargı Kurumları ve Kaos Tetikçiliği"

Bizimcity- Salih MemecanYargı ne iş yapar, bir ülke için (ya da dünya için) fonksiyonel görevi nedir?

En kaba anlamıyla kaos oluşturacak durumları ortadan kaldırıcı bir araçtır, yargı. Haklar çatışmasını önler; haksızlıklara insanlar adına kurumsal savaşçılık yapar; anayasayla kendisine verilmiş denetim gücünü kaos oluşmasına karşı kullanır. Yargı mensuplarının bu fonksiyonel yapıdaki görevi de, yargı kurumlarını amaçlarına uygun bir saygınlıkta ve sorumlulukta işler halde tutmak; kendilerinden adalet bekleyen insanların ve kurumların "güven" duygularının maksimal düzeyde sürmesine gayret etmektir.

"Prangalar Sökülürken”

Türkiye'nin genel ve esas iki probleminden birincisi; kalitesiz meşhurlarının bolluğu ve bu meşhurların hak etmedikleri, ancak -bazen fevrî, bazen insiyâkî, bazen de farkında olarak- kullanmaktan çekinmedikleri gücüdür. İkincisi; meşhur olmayan, fakat verdikleri kararlar ve yaptıkları "öznel/subjektif tercihlerle" sebep oldukları olayların geometrik etkisine göre, meşhurlardan daha fazla derin etki bırakan kalitesiz kişilikler ve onların gizli gücüdür. Bu problemler almaşığı şu şekilde de görünür bir târif aralığına tesbit edilerek, iki büyük problem tek probleme indirgenebilir; "Türkiye'de herhangi bir kaydadeğer -nesnel/objektif ölçekli- emeğe isnâd edilmemiş kişilikler, asla olmamaları gereken yerlerdedirler."

Cumhuriyet'in Kazanımları Üzerine Simülasyon Denemeleri

"Cumhuriyet'in kazanımlarını korumak" tandanslı yorumların içeriğinde neler var? İlkel bir teknikle ve lineer(doğrusal) bir yaklaşımla Cumhuriyet'in kazanım elde etmesinin ne anlama geldiğini düşünelim. "Cumhuriyet'in Kazanımları" konulu simülasyonlar oluşturarak, soracağımız sorularla yorumları ve demeçleri anlayabilecek miyiz? Deneyelim;
...
İlk simülasyon denemesi; ”Cumhuriyet, kazanım elde edebilen bilinçli-canlı bir varlık mıdır?”

Bir yönetim şekli olan cumhuriyet'in "kazanım" ilkelerine göre "kazanım" elde etmesi mümkün müdür?

İçeriği paylaş