renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

AB-Türkiye Kültür Uyuşmazlığı

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkisine kültürel perspektiften bakıldığında AB-Türkiye arasında gerçek bir kültür “etkileşimi” asıl önemli olanı da kültür çatışması olmuştur. Bu çatışmanın arkasında çeşitli sebepler yatmaktadır. Kimileri buna ırkçılık ya da dincilik demektedir. Irk-Din terimler ideolojik anlamda değil Türk kültürünün mayasını oluşturmuştur ve netekim bunun tekamülü Türklerin Anadolu’ya gelişi, Bizans-Osmanlı ilişkisi ve bugüne gelen sorunlardır. Bu sorunların Yunan-Roma ve bugün Avrupa Birliği çerçevesinde değerlendirilmesi tesadüf olmasa gerek. Zannedildiği kadar kültürel etkileşim –olumlu anlamda – var olduğunu iddia edenlerin, aynı kültürü paylaştığımız (!) Avrupa Birliği’nin, bugün politik anlamda karşımıza engel olarak koyduklarına bakmalıyız, kanaatimce bütün bunlar asıl sorunu ortaya koyma noktasında bizlere yardımcı olacaktır.

Kültür çatışmasını ABD’li yazar Samuel Huntington “Medeniyeler Çatışması” olarak farklı bir isimle gündeme getirmiş ve de bugün hala gündemde yer bulmaktadır.Nitekim bunun temel esasını bir çok Avrupa ve Türk aydını din ve ırka bağlamaktadır. Bizans-Osmanlı süreci, Hıristiyanlığın bu topraklarda doğduğu iddiası ve yayılma politikası çerçevesinde Haçlı seferleri bunun göstergesidir.

Esasında coğrafi bir birliktelik söz konusudur. Ötesinde ise her iki taraf için de gelecekteki ilişkiler bakımından önemli olmakla beraber bu süreç çerçevesinde olumsuz gelişmelerin vukuu bulmasına da neden olabilir. Hani mevzu bahis olan Efes, Milet, Antakya ( Yunan ve Hıristiyanların bu topraklardaki tarihi ve kültürel mazisi ) bu birliği oluşturmasının aksine hala kendi toprakları gözüyle bakmalarına neden olmaktadır. Bu ise nasıl bir çıkmaz olduğunu daha başında anlamamız için bariz bir misaldir.

Batı’da Türkler için çeşitli yalanlar isnad edilirken bugünlerde ileri sürülen bazı şeyler var ki onlar da Batı’da Türk kültürü ve sanatı... Bazı batılı sanatçıların Türk motiflerini kullanması ya da batılı biz müzisyenin Türk musikisinden etkilenmiş olması bunun mukabilinde eserlerinde de yer vermesi, bütün bunların bir anlamı yoktur. Kültür yalnızca bu mudur? Hayır. Şöyle ki; AB sineması, edebiyatı, yıllardır vicdana, onura, gurura dair bir şey üretmiyor ve de sürekli Doğu ve Türk vicdanını incitiyor. Evlerimize her olumsuzlukla girip belli bir zaman sonra insanımızın yoz bir Avrupaileşmesine neden oluyor.

Politik anlamda da handikaplarla örümcek ağı gibi örülen bu süreç bizlerin egemenliğine, dış politikasına ve tarihine malolacak düzeydedir. Avrupa Birliğinde olmamız demek Avrupa Parlementosunda da olmamız demek ve bizim vekillerimizin de orada alınacak kararlara katılması, bu noktada “kültür çatışması” ndan dolayı bize rağmen alınan kararlar bizi bağlayacak demektir. Dış politikada Kıbrıs müzakere sürecinin kilit noktası olmuş –sözüm ona- kültür çatışması AB’nin Rum safında yer almasına neden olmuştur. Tarihte ise Ermenistan’dan çok bizle etkileşimde bulunan – ki bence, burada dinin etkisi söz konusudur- Avrupa ülkeleri ise bugün bizlere bile aslı astarı olmayan bir soykırımı tanıtmaya çalışıyor, biz de tüm bunlara rağmen AB’nin bir mensubu olmaya çalışıyoruz. İşte çok önemli bir nokta ki, Avrupa Birliği yarın bir gün soykırım yönünde bir karar alırsa şüphesiz bizi de bağlayıcı olacaktır. Bu noktada yol ayrımına gidilmek zorunda kalınabilir.

Bizler Anadoludaki binlerce yıllık mazimizle bu toprakların asıl sahibi ve medeniyetin beşiğiyiz. Bu kültür mirasının, bu evrensel değerlerin ve Anadolu mozaiğinin yek sahibiyiz. Bizlerin Avrupadan alması gereken teknoloji ve bilimdir. Bu perspektifte siyasi birliktelikten çok makul ölçülerde değerlerimize saygıyla bakarak kültürel işbirliğini güçlendirmeye gitmeliyiz. Aksi takdirde yukarıda sıraladığımız açmazlara neden olacak, bu da toplumda onulmaz yaralara neden olacaktır.

SONER ÖZAY