...Ve burada başlamıyor hikaye...
Bitmiyor da...
Bitmeyecek de...
Ve öğrenildi ki insanın kurgulamasıyla insanların yapması aynı sonuçları doğuruyor...
Oturduğu yerden, elinde, geçirdiği yılları ufalayarak yazanlarla; yaşadıkça yapanlar aynı sonuçları yazıyorlar tarihe...
'
"ben olsaydım ne yapardım?"diye bir cümle çalıyor beynin Tüm kapılarını...
Cevap verememenin zorluğuyla bükülüyor boynu kapıyı aralayanların...
Kimi aynını deyip kapayıveriyor..
Kimi tam tersini diyor.. kimileriyse başlıyor ütülemeye.. Şunu şöyle bunu böyle yapmak icap ederdi...
Ve "yanlış" anlamalar üzerine dayanıyor bazen nice hayatların temelleri... ve ne acıdır "yanlış" bir temel oluyor haliyle..
Ve "sahip" olduklarına sarılıyor insan sıkıca...
Ve feda edecebileceğini sandığı yada inandığı her şeyi feda ederek korumaya çalışıyor onları... Var olma zamanlarını biraz daha uzatmak adına...
"Kendi"ne hakaretmiş gibi algıladığından yada... Sindirememekten..
Kendine karşı güç gösterisine dayanamıyor insan, kendisi her fırsatta yaparken...
Ve sadakat oluyor adı sahip edinilmenin...
Kül yığınlarından gayrı elde değil belki ama yürekte kalan nadide şeylerden oluyor...
Ve zor kararlar kalıyor geriye.. Doğrulukları yada yanlışlıkları ayrıntılaşıyor üstünden zaman geçtikçe... Mecburen biraz, biraz da bencilce...
YANLIŞ KARARLAR, ÖNCEKİ YANLIŞ KARARLARIN BEDELİNİ ÖDETİYOR...
VE YAŞANANLARIN KURGULANANLARDAN "ASL"INDA TEK FARKI, ZAVALLI İNSANIN -DAHA FAZLA DAYANAMAYARAK- "OLMASINI İSTEDİĞİ SON"U KULLANMASINDA YATIYOR...
Ve bundandır ki insan için asıl önemli olan şey "son" oluyor...
Ve bundandır ki yaşananlarla (yaşanmadan) yazılanlar "son"a kadar aynı gidiyor...
Ve "son"lar "an"larda yatıyor...
Kalemin müdahale edemediği şeyde; "zaman"da yeniliyor yazarlar...
Ve yine "zaman"(dışardan bakmayı engelleyen kuşatma) yüzünden yeniliyor yaşayanlar...
Ve ölümsüzleşiyor ikisi de...
Dağlar savrulana, gök çatlayana kadar...
...Ve burada bitmeyecek de...
Yorumlar
Şarkı bitti...
Salı, 25/05/2004 - 21:54 — E.Fatih BilgeBen şarkı bitti diye blog yazıyorum ardından bir blog geliyor hikaye bitmedi diye:)
Ve yine "zaman"(dışardan bakmayı engelleyen kuşatma) yüzünden yeniliyor yaşayanlar... demiş prozac
İnsan varlığı gereği bütün olayların içinde olmak istiyor. Ve işin ilginç tarafı çoğu olayda dışarıdan bakan konumunda oluyor. Yaşam zaten kurgu. Yaşadıkların ise kurgulanmış şeyler. Çoğu zaman söylenir ya bize "çizgiyi aşma" budur yani. Gerçeklik arayışımız da böyle.
İşin ilginç tarafı...
Çar, 26/05/2004 - 04:11 — Sedef Kaplan"..Ve işin ilginç tarafı çoğu olayda dışarıdan bakan konumunda oluyor.Yaşam zaten kurgu."
F.Bilge
Aslında bu kurgunun içinde ya da dışında olmak, ne kadar var olduğuna, ne kadar kendin olduğuna , "Kendini" ne kadar yaşayabildiğine bağlı...
Ne kadar ben ,ne kadar sen olabildiğine bağlı.
Dışarıdan bakmakta, içinde olmakta, birbirine dönüşümlü.İçinde olupta kendin olamıyor olabilirsin, ya da dışından bakıpta bu halinle kendin olabilirsin.
Gerçeklik arayışımız "Kendimizi" aramamızdır, bir bakıma.
...
Çar, 26/05/2004 - 23:53 — E.Fatih Bilge"Hayatına sahip çık" Ölü Ozanlar Derneği Filmi'nin sloganı. Kendisini arayan bi bakıma hayatına sahip çıkar.
.Carpe Diem
Per, 27/05/2004 - 00:35 — Sedef Kaplan"Carpe Diem" ,(bu günü yaşa)
ne alakası var deme ,
Ölü Ozanlar Derneği kitabının sloganıydı, aklıma geldi işte...
madem slogan atıyoruz, bu da benden olsun dedim.
Hayat..., ne kadar sıkıcı..
Çar, 26/05/2004 - 04:44 — Sedef Kaplan.."Ve öğrenildi ki insanın kurgulamasıyla insanların yapması aynı sonucu doğuruyor."
prozac
Hayat bizim kurgumuz.(tabi müdahaleleri tenzih ederim)
Bu yüzden kurgularla eylemler aynı..
"..var olma zamanlarını biraz daha uzatmak adına."
İnsan bilinmeyenden korkar,
kaybolmak bilinmezliktir..
Kurgunun içinde olmamakta bilinmezliktir.
Kurgunun içinde olmak ,varlığımızı gösterir, bizi rahatlatır.
Ne kadar var olabildiğimizi kanıtlar , "Kendi" kendimize..
Ve kurgularımız.., olmadığında:
"inandığı herşeyi feda ederek korumaya çalışıyor onları"
" "Kendi"ne hakaret etmiş gibi algılandığından yada sindirememekten.."
bunlar oluyor sonra.
Kurgular ne kadar sıkıcı..
Hayat, ne kadar sıkıcı..
:)..
Çar, 26/05/2004 - 04:47 — Sedef KaplanŞu müdahaleleri tenzih etme meselesi kafanıza takılırsa sormayın.
Benimde kafama takıldı.
Şöyle ki:
"Nasıl tenzih edebilirim ki?"
şeklinde..
AÇIKLAMA
Per, 27/05/2004 - 20:43 — Elif Kırmızıve şimdi açıklayayım yazının kaynağını:
bu yazı troy filminin tarafımdan seyrinin hemen akabinde yazılmıştır..
yazıyı yazılmasına sebep olan filmdir..
ahlaksızlık sahneleri hariç film fena değildi..
(birinin şunlara ahlak dersi vermesi gerekiyor kesinlikle)
fakat filmin beni son samuray kadar,kimlik kadar,matrix1(sadece 1) kadar etkilemediği kesin..
şimdi bu anlamsız yahut anlamlı fakat tam çözülemeyen cümleler artık anlam bulabilir kafalarda...
zira anlaşılması için bu açıklamayı yapmamın gerekli olduğunu hissettim...
ey hayat!sen şavk-ı sularda bir dolunaysın.
aslında yokum ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın...
sedefi okuyunca içimden geldi...
muhabbetlerimle...