renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

-Âh'ım Redifli Gazel (2)

Meyyâl-i şerâb-ı kevsere münhasır dîdeler kim
Dirîğâ bâ’id-i sevdâdan vâsıl şu’le-i âhım

(Kevseri içmeye meyli olan özge gözler,
Ne yazık ki; sevdadan uzaklaşarak ahımın ışığına kavuşur.)

Kevser, Yüce Kitap’ta da ismi geçen Arapça bir mazmun olup; bolluk ve bereket, kalabalık anlamlarına gelir. Kur’ân-ı Kerîm’in 108. süresi Kevser adını taşır ve ilahî anlamda Cennet’te varlığına inanılan bir havuzun ismidir. Muhtevası hakkında farklı tefsirler mevcuttur. Müfessirlerden saf ve temiz su olduğunu bildirenlerle beraber sütten nehirdir diyenler de vardır. Boyu, eni ve hacmi hakkında mübalağalı ifadeler bulunur. Rivayetlere göre; cennetteki müminler bu havuzun suyunu veya sütünü içtikleri takdirde bir daha susuzluk hissetmeyecektir. Havuzun dört kenarı değerli mücevherlerden işlemeli kaselerle, saydam-şeffaf billur kadehlerle ve altın taslarla donatılmıştır. Hazreti Muhammed (S.A.S.) Efendimiz ümmetini bu havuzun başında bekler olacaktır. Şiirimizde kevser sevgilinin dudağına müsteardır. Âb-ı kevser (kevser suyu) ve şerâb-ı kevser (kevser şarabı, içkisi) izafetleri beyitlere sıkça konu edilmiştir. Şâ’irimiz tasavvufî disiplin içerisinde düşünerek; kesretten/çokluktan vahdete/birliğe ulaşabilmeyi dünyevî zevklerden uzaklaşabilmekle ifade etmiştir. “Şu’le-i âh”a vâsıl olmanın yolu da budur.

Âh, saray şiirimizin kalıp-sözlerinden biridir. Âşığın ‘aşk âteşiyle kebap olmuş ciğerlerinden yükselen dumanı ifâde etmek için kullanılmıştır. ‘Âşıktan mütevellid âh âteşi, dağların başını da efkârlandırır. Bu nedenle dağların zirvesi bir sis perdesiyle beyaz dumanlara bürünmüştür. Sonra bu âteş, gökleri aşar ve ‘arşa takılır. Yıldızların ve gezegenlerin parlak ışınlarına hammadde olur. Âh; ba’zen etkili bir ok ve top, ba’zen de göndere çekili bir bayrak ve tercümân olur. hedefi şüphesiz sevgilidir. Fakat sevgili o denli gaddâr ve acımasızdır ki; ‘âşığın yeri ve göğü inleten âhlarına aldırış etmez ve bu nedenle ‘âşığını kınadığı ve kötülediği bile olur.

Âh, ‘arabî harflerle düşünüldüğünde elifi güneş ışınlarını, hesi ise güneşin merkezini mecâzî bir uslûb ile dile getirmiş olur.

Şairimiz beytimizde âh sözcüğüyle kelime oyunları yapmaktadır. Kevseri arzulayan gözlerin, âh şu’lesine vuslatı gerekmektedir. Burada dikkatimizi celb eden enteresan bir durum söz konusu. Dîdeler, âhın merkezine değil de ışınlarına muhatap kalmıştır, kevseri istedikleri halde. Ya’nî sâdece elif harfine. Bu harfin sembolik göstergesi ise kevser. Kevser aynı zamanda çokluk, bolluk anlamlarına gelen bir sözcük. Kesrette de durum aynı. Güzsüzü örnekleştirerek güçlüye ulaşabilmeyi şifreli bir dille aktarıyor şairimiz. Ya’nî âhın merkezini teşkil eden “he” imgesine vuslat kevserden fazlasını ya da ötesini gerektirmektedir, ya’nî vahdeti.

Vuslat Âşığın sevgiliye kavuşması, hicrân ise ondan uzaklaşmasıdır. Her iki hâlde de pek samîmi değildir aşığımız. Zira sevgiliye kavuşma, Âşığın “idealize sevgili” düşüncesini ber-taraf edecektir. Ayrılık ise haddi zâtında vuslata duyulan özlemin adıdır. Her iki hâlde de aşığımız, sevgilinin hayâliyle yanıp tutuşmaktadır.

Teb’îd ve vâsıl kelimeleri tezâd anlamlı sözcüklerdir. Dîde göz anlamına geldiği gibi sevgili anlamına da gelir. İnsanda iki göz bulunur, müsennâdır. Kesret cem’îdir. Şu’le-i âh ise vahdete kinâyedir. Kavramları bu yönlü izah ve beyana havale ettiğimiz takdirde Yüce Allah’ın varlığını ve birliğini idrak için, dünya nimetlerinin misyonu ve değeri iyi düşünülmelidir. Nebevî sembolde i’tikâf ile husûsen Mevlevîlikteki bin bir günlük çile ya da uzlet olgusu, tarikat disiplinin şiirimize aks eden aslî iki unsurudur. Meyyâl ademoğludur. Meyl noktası ise kalptir. Bu bağlamda meyl ile âh arasında da tezâd söz konusudur. Zira; biri serinletici, diğeri yakıcıdır. Dünya da çift yönlü bir eksendir. Kelâmî düşüncenin de esas prensiplerinden biri olmak üzere, kainattaki her şey zıddıyla kâ’imdir.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Ben Oğuzhan TANRIVER.

Ben Oğuzhan TANRIVER. Buraya yazdığınız eserleriniz mevcut kitaplarınızdan alıntı mıdır? Yoksa buraya ait bir başka değerleriniz midir? Emektar Hocama Saygılar...