Miraç gecesi Akif Babalı’yı Rahmeti Rahman’a uğurladık. Bir süredir ağır hastalıkla imtihan olunan Akif Abi, dilinde tevhid ile Rabbimize yürüdü.
Asıl maksadım bir taziye yazısı yazmak değil. Günümüz dünyasında yaşayan bir insanın, bir kimliğin, müslümanca bir hayatın izdüşümlerini anlayabilmek anlatabilmek. Akif Abimiz şahsında bir örnekliği barındırıyordu zira. Onu bir vesileyle tanıyan herkes ne demek istediğimi anlıyordur. Tanımayan insanlara da bu örneklikten birkaç şey anlatmak onu tanıyan herkesin borcudur zannımca.
Hayat öyküsünün son karelerinden başlamak isterim. Erenköy Zihni Paşa Camii’ni hınçahınç doldurmuş kalabalığın şahitliğinden mesela. Herkes öylesine içtenlikle şahitlik ediyordu ki Akif Abinin hayatına. Gırtlaklarını zorluyorlardı inançlarını belli edebilmek için. Hepimiz sesimizi gökyüzüne duyurmaya çalışıyorduk sanki.
Evet şahidiz Ya Rab! Akif Babalı’nın ömrünü seni dinin için adadığına, senin yolunda yürüdüğüne, onu gördüğümüz her anda senin dinin için bir şeyler yapmanın telaşına şahidiz. Ah o telaşı! Her an bir işte olmanın telaşı. Bir an bir yerde duramamanın telaşı. Allah’a yakın durabilmenin telaşı. Acele ediyordu Akif Abi. Allah için hizmet etmenin acelesiyle doluydu. Bunun için kısa sayılabilecek ( Rabbim beni affetsin ) ömrüne bu kadar büyük hizmetler sığdırabildi. Rabbe gitmek için de acelesi varmış demek ki.
Cenazesine katılan insanlara dikkat ettim. Türkiye müslümanları oradaydı evet. Radikal ekip, ehl-i tarik, şakirdler, partililer hepsi oradaydı. En azından samimi yürekle başka dünyalara açık insanlar oradaydı. Artık böylesi karşılaşmalar, yakınlaşmalar pek olmuyor. Her cemaat kendi bahçesinde gezindiği için başkalarından haberdar değil. Ama Akif Abi başka. Böylesine hizmet eden bir adamın yolu elbette farklı insanlarla da kesişiyordu. Kimseleri cemaatiyle yargılamıyordu Akif Abi. Ne yapabiliriz diye sorup duruyordu yalnızca. Kimseleri itmiyordu bir köşeye. Türkiye müslümanlarına bu yönüyle de ciddi bir örnekliktir.
Yıldız Üniversitesi’nde, Kadıköy’de, Erenköy’de ve bulunduğu her mekanda bir yol arıyordu. Zihnini meşgul eden soru hep buydu; Allah’a giden yolda nasıl daha çok adım atabiliriz. Karşılaştığı her adamın becerilerine uygun olarak önerilerde, telkinlerde bulunuyordu.
İstanbul’a taşradan gelmiş binlerce öğrencinin barınması, burs bulması, yiyecek bulması, iş bulması, kendisini geliştirmesi Akif Abinin yüklendiği bir iştir. Gecesini gündüzüne katıp öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamaya gayret ederdi elindeki minik el bilgisayarı telefon numaralarıyla doluydu ve her iş için kiminle ilişki kurulması gerektiğini hemen söylerdi.
Türkiye müslümanlarının son 30 yılının her karesinde Akif Babalı duruyor. Babası merhum İhsan Babalı’dan bayrağı devralmıştı. O bayrak şimdi bizleri bekliyor. Hakan Abi’nin deyişiyle söyleyelim: Erenköy’ün devrimci dervişi yolumuzu aydınlatıyor.
Rabbim cennetine kabul buyursun inşallah. El fatiha!...

Yorumlar
İnna Lillah...
Per, 24/08/2006 - 11:17 — Melike S.Aydın"İnna lillah ve inna ileyhi raciun"
Vefat haberini gazetede okuduğum 'vakıf insanı' na Rabbimiz'den rahmet diliyorum. Ümmetin başı sağ olsun...
Canlar ölesi değil
Per, 24/08/2006 - 15:43 — Sakine AkçaDerviş Yunus:
Ten fanidir can ölmez
Gidenler geri gelmez
Ölür ise ten ölür
Canlar ölesi değil.....
.............................
Miskin Yunus bilmez misin
Yoksa nazar kılmaz mısın
Ölenleri anmaz mısın
Ah n'ideyim ömrüm seni
Ölümü Güzelleştiren Adam
Per, 24/08/2006 - 18:05 — ibrahim tigliSeni yazılara sığdırmak kolay değil biliyorum, ama her çaresizliğimizde
bize umudu ve sabrı aşılayan senin yankındı, gerçek mavi gözlü dev de sendin fakat her defasında o güneş yüzlü bakışlarınla gizledin,sen akınlarda koşan bin akıncıdan biriydin, diğer 999'unu tanımıyorum ama birisi sendin bunu iyi biliyorum, Çünkü sen verdiğin akıncılık yeminine her zaman sadık kaldın,akıncı gibi yaşadın ve akıncı olarak öldün.
O sarı saçların okyanuslarımıza hayat verirdi, o ışıltılı mavi gözlerin bize direnme gücü verirdi,Ellerin bizim yalnızlığımıza derman olurdu.
Tarık Tufan'ın seni tanımlayan ifadesiyle sen devrimciliği ve dervişliği birlikte yaşayan benim bildiğim tek kişiydin, Fakat sen sadece Erenköy'ün değil bütün İstanbul'un, Kahire'nin, Kudüs'ün, Fırat ve Dicle'nin devrimci dervişiydin, Senin ölümüne ağladım, fakat bu ağlamam senin için değildi. Bizim içindi. Gökyüzündeki yıldızlardan biri daha gitimişti. Biz ne yapacaktık?
güzel bir histi adı..
Per, 24/08/2006 - 22:31 — Selim SevkiogluAkif Babalı!
İsmini duyardım ve her seferinde güzel bir his belirirdi içimde. Tanıştığımızı hatırlamıyorum. Bunu bilebilmek için yüzünü tekrar görmem lazım. Kendisini hayırla anmak, hayatı ve ölümünden bir ders çıkarmak için bu gerekli değil ancak.
Mirac Kandili'nin ardından gelen sabah bir mesaj aldım. Tebessüm ve gıpta ederek karşıladım vefat haberini. Yaşarken neden olduğu güzel hislere, ölüm haberi ayna tutuyordu sanki. Allah cc rahmet eylesin sevgili ağabeyime.
Çankırı Tv den
Pzt, 28/08/2006 - 11:00 — Yakub Babahttp://www.cankiri.tv/detay.asp?hid=1099