renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Aşk

Hayat çok şey öğretiyor, öğrenmesini bilene... Sadece doğaya bakmak değişen mevsimleri takip etmek yetiyor. Gidip, gidip geliyorlar. Sanki aynı gibiler...

Baharla başlarız hep mevsimleri saymaya veya yazdır ilk aklımıza gelen. Yaş ilerledikçe, hüznü tanıyanlar iyi bilirler, Sonbaharı sevmeye başlarlar. Kimi özeldir kışı sever... Kışı karın rengi hariç hiç bir şeyini sevemedim. Pencereden bakan ilk bensem bir kış sabahı... İşte budur dediğim, sevdiğim duygularım...

Hayatın tezgahlarında dokunduğum ne varsa almaya kalkmadım. Talep edilene karşılığını verdim bir ömür boyumca... Her şey olduğu gibi olduğu yerde kalsa. Her bir şeyi olduğu yerde olduğu gibi sevip bırakacağım... Da... Öyle yürümüyor, öyle yürütmedik ta baştan kokuttuk yakaladığımız bu balık dünyayı... Kendimizi ölçülü, haddini bilen insanlar yerine koyamadık. Kanunları yazdık. Kuralları koyduk. Kendi ellerimizle pişirdik bu balık dünyayı...

Şimdi kokuyor mu ne?
Hayır!
Ben hala umutluyum. Neden mi?
Aşk var hala...

Eskise de eksilse de. Yıpransa da, gidişine gelişine hiç bir kuvvetin yetmediği "aşk" var hala...

Zaman, geçtikçe elini kolunu sallaya sallaya simarıkça dolaşan şey... Beni güldüren, geriye çevirdiğimde belleğimi zaman tünelinden, saçlarından elinden kolundan tutup, belinden sarılıp sarmaladığım kaldırıp anıların en değerlisidir diye müzikli kırmızı kadife kutuya(unutulmayanlar) koyduğum aşktır...

Kara gecelere ay gibi düşen...mevsimlerin hiç birine aldırmadan, gündüzün kaosuna ha`di bi sen de çeken... Kalabalıkta en zor en olmayacak zamanda yüreğime düşen aşktir...

Zaman ne zaman olursa olsun şiirlerimde yazılarımda aklımdan hiç çıkmayan... Bedelini istesem de istemesem de kendimce ödediğim yanlız bana ait olan aşkım... sahibine hem çok benzeyen hem hiç benzemeyen. Beni hem çok, hem hiç değiştirmeyen aşk.

Yaşamaya başlayalı epey oldu. En eski savaş "kadın ile Erkek" arasında olandır.. Hiç eskimeyen duygu "aşk" olmalı... Önce "söz" vardı... Duyguyu dile getirmek için...
Oysa şimdi... Ne çok zorlanırız bunce kelime içinde. Hala anlatayım derken. Her yaklaştığımızda önün için en güzel ifedeleri istediğimiz bir sırdır aşk... Oysa aşka dair hemen, hemen aynı şeyleri yazmadık mı?...

Aşk hep vardı. Hep daim olsun. Bir kere yaşamak aşk için olsun...

Gidip gelsin, mevsimler gibi... Kimi Bahara benzesin, umut dolu, açtıkça artan... Kimi Sonbaharın hüznünü öğretsin, ölsün dirilmek için. Yaz gibi sıcak çabuk geçsin bir bardak soğuk suyla bir anda serinleten. Kışın aşk daha bir uzun daha bir içine kapatan,daha bir birinin illada olmasını isteten... Çok soğuk olsa, öyle soğuk olsaki bu aşk... Sarılsak hiç bırakmasak toprağa karışıp dirilmek için sevişip dursak Bahar için yeniden... Yeniden...

İnsanlar değerli olmak için değil değersiz olmak için çabalıyorlar. Bu hep böyle. Özel olanlar ölümsüz oluyorlar. Evrensel olan bir duygu var, yüzyıllardan günümüze taşıdığımız... Aşk.

Vatan için, özgürlük için, Allah için, doğa için, bir buluş için.. Kısaca bir aşk için. Uğrunda ölmek lazım. Herşeyde aşk var.

"yolun sonu ölüm\yaşayarak varabildiğimiz."

Berlin.03.09.2004

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

ölüm dediğin nedir ki? ben y

ölüm dediğin nedir ki?
ben yasamayı göze almısım

-
mende mecnun'dan fuzun asıklık istidadı var
asık-ı sadık menem mecnun'un ancak adı var

aslolan ask mı?

aşka dair hiç biri diğerinin aynı olmayan ne çok şey söylenir. "Efardını cami agyarını mani" bir tanımı olmayan , herkes 'ne isterse o' olan bir şey aslında var mıdır? Varsa bile hakkında konusulabilir mi? bazen sadece edebi cumlelerimizi susleyen bir kelime olur, bazen zaafları gizleyen bir örtü, tutumuzu meşrulaştıran bir dayanak. Bir kaçış. ne de olsa "aşk var" deyip ne çok şeyi es geçeriz.ne buyuk hayallere dalarız. Halbuki yaşamakla yükümlü olduğumuz bir hayat var. Sonuna kadar çaba, yorgunluk, ümit barındıran bir hayat...aşktan bahsetmek yorgunluğa "kılıf" bulmaktır. aşk ne bir kuyuya düşürebilir ne de ordan kurtarabilir
"O bahsettiğin aşk değil" demeyin.
Aşkın ne olması gerektiğinden bahsetmiyorum.ortalarda dolanan aşk bu işte.
Asıl mesele insanoğlunun "yola gelmesi" meselesidir. "Yolda olması" ve "yolda ölmesi".

tecessus`sa ve hattat`a...

Yazimda belirttigim yol,sizin son iki cümlenizdeki bulamadiginiz yolu hala arayanlara idi...
Bir isikti, bastigi yeri görmek isteyenlere, hala ayaklarini yere basmak istemeyenlere sözüm olmaz,ki insan istedigi olandir...ki bu sonsuz sabir bu sonsuz özgürlügü veren ne cok yollar gösterdigi halde tek bir yola varmak icin... Ve sonunda yine onun dedigi olur.
Zaman ayirip okudugun,yazdiklarin icin tesekkür ediyorum.Saygilarimla efendim.

Sözün kisasi siirimin tamamini yazmak en dogrusu...

"Ne yaparsan yap
yolun sonu ölüm
ask olsun sana hayat"

Olcay Y.
Berlin.03.09.2004

ayaklarımız yere basmalı

ayakları yere basmalı insanın.evet. gözleri de en yukarı doğru bakabilmeli ayakları yerdeyken..
ben kimin yolda olduğuyla değil nasıl yola gelineceğiyle ilgilenirim. o tarafı Allah!a kalmış.
insanlar; özellikle belirli bir hedef için çabalayanlar muhakkak bir boşluğu doldurur. birilerinin cevabını bulmasına neden olabilirler.
ancak dua edilir bu noktada herhalde. yapıp-etmelerimizin hakikate doğru olması için.
ve aşk...vatan için,Allah için, doga icin olabiliyorsa bu kavramın neyi anlattığı muğlaklaşır. tanıma muhtaç hale gelir.ben bu ifadelerde "ne için olursa olsun aşk olsun" yorumunu yapabiliyorum. bu ürkütücü geliyor.
sadece bir şey için yaşanır. ve tüm hayat o sey neyse ona adanır. sizin de 'tek yol' dediğiniz şeyden bahsediyorum. bu digerlerini dışlar ya da sadece kendi için oldugunda anlamlı bir hale getirir.