Ayakta Uyutulanlar

Bilim-Kurgu roman dalının usta isimlerinden biri olan Dean R.Koontz’un Yabancılar isimli kitabını okumuştum. Konusuna hakim bir yazarın akıcı üslubu ile heyecanımı sürükleyerek birkaç gün içinde bitmişti yaklaşık 500 sayfalık kitap. Kitabın konusu kısaca şöyle idi; Amerikanın çöllük bir bölgesindeki bir motelde konaklayan değişik sosyal sınıfa mensup insanlar bir olaya şahit olmuşlardır. Ama neye şahit olduklarını kendileri de hatırlayamamakta ve o moteldeki yaşadıkları günler hepsinin beyninde tekrarlanan bant misali aynı senaryo olarak akıllarına gelmektedir. Bir boşluk vardır yani o döneme ait. Ve de yapay/sunî bir doldurma. Bilinçaltı denilen vurgu ise zaman zaman bazı nesnelerle o kayıp zamana gitmekte ve kişileri hatırlama bunalımına sokmaktadır. Yaşanılan olaylardan sonra anlaşılır ki çöldeki o motelin yakınlarına uzay cismi (ufo) inmiş, motelde bulunanlar bu olaya şahit olmuş ama devlet yetkilileri bu olayın dışarıya sızmaması için hemen o bölgeyi ablukaya/karantinaya almak suretiyle moteldeki insanlara günlerce ilaç vererek gördüklerini unutmalarını sağlamışlar hem de sadece kendi istedikleri şekilde hafızalarına bir takım bilgiler yerleştirmişlerdir.

İlaçla uyutup hafızaya/bilinçaltına ya da her ne ise ona hükmedilmesini daha sonra emekli Binbaşı Erol Bilbilik’in bundan birkaç yıl önce özel bir televizyon programındaki konuşmasında tekrar duymuştum. Emekli Binbaşı Erol Bilbilik Bir kafile ile ABD’ye gittiğini söylüyor ve bu kafiledekilerin özel odalara alınmak suretiyle ilaçlarla kendi bilinçlerinden uzaklaştırıldığını, kendisinin ise bunu kabul etmediğini iddia ediyordu. Bu söylediklerinde de oldukça ciddi idi. Bahsettiği kafiledeki kişiler ise söylediğine göre Türkiye için oldukça önemli şahıslar idi.

Tüm bunlar kafamda şüphe tohumu ekerken geçenlerde yine bir özel televizyon kanalında (STV) oldukça ilgi gören dizi filmiyle (Yağmurdan Sonra) yine ilaçla kendine yabancı edilen bir öğretim görevlisini ekranlara yansıyınca tekrar aklıma geldi bu tez ya da asılsız iddia ve ya da gerçeğin ta kendisi! Dizide inançlarına bağlı kendi halinde bir vatandaş olan kişi, niyetleri bozuk kişilerin eline düşüyor ve onların duygu ve düşüncelerini ilaçlarla değiştirmesi neticesinde kendi inançlarına düşman bir katil olup çıkıyordu.

Gerçekten tuhaf bir vakıa! Var mı yok mu, varsa yapıldı mı yapılmadı mı, yapıldıysa hangi ülkelerde bu metoda gidildi, ülkemizde bu ilaçla değişime maruz kalanlar oldu mu, şüphenin beyni törpüleyen sualleri.

Toplumun geneli düşünüldüğünde bir önceki yazımızda da değindiğimiz gibi zaten bir bilinç kaybına yol açılıyor. Kişilere kendi öz değerleri unutturulup yerine sunî bir benlik ya da bir boşluk konuluyor. Buna araç ise ilk başta sinema, televizyon ve müziklerdi. Yukarıda değindiğim kitaplar, konuşmalar ve de diziler ışığı altında demek ki bazı özel şahıslara da özel bir metod uygulanmak suretiyle bu bilinç kaybı ve de yerine sunî bir bilinç yerleştirme hadisesi daha hızlı şekilde yapılıyor iddiası ortaya çıkıyor.

Rahmetli Prof. Dr. Esad Coşan Hocaefendi bir yazısında şunları demişti; “İslâm’a hizmetin çeşitli yolları vardır, müesseseleri vardır. İslâm, bir kimsenin hizmetiyle yürüyecek hale gelirse, o kimseyi yok ederler!.. Emperyalizm, tek hedef haline gelmiş olan insanı yok eder. Öldürürler!.. Tek merkeze bağlarsan, liderleri öldürürler veya uydururlar kendilerine... Ve ya ajan haline getirirler... Tehditle, tabancayı şakağına dayarlar, yaparlar.”

Bu bilgileri göz önüne alırsak önce kendimizi sıkı bir eğitimden geçirmeli, bilincimizi sarsılmaz hâle getirmeli, kişilere değil de kıyamete kadar değişmeyecek olan değerlere sarılmalıyız. Yoksa sistematik olarak devam eden genel bilinç kaybı projesinde biz de öğütülür ya da beğendiğimiz/sevdiğimiz insanların dün söylediklerine muhalif bugünkü konuşmalarının karşısında mantıklı izah yapamayıp akan bozgun sele kapılıp gideriz.

Kategori:

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

uyutulmaya devam

bağdat'ta düşen uçağımızı bilirsiniz. nasıl düştüğü müphem! abd'li yetkililer yine enkazın etrafına kimseyi sokmadılar. kara kutu yetkililerimizin eline daha geçmedi! tek görgü tanığı türk'tü. hemen abd hastanesine götürüldü. kimseyle görüştürülmedi. hastaneden çıkınca tahmin edin bakalım ne olmuştur?

olayın tek görgü tanığının hafızası gitmiş...

başa çuval, hafızaya çuval, düşünceye çuval...
çuvallıyoruz hepten!
biri buna dur der mi ki!

Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

Ümit Demir | Cts, 10/02/2007 - 12:44

Saygıdeğer Ümit Bey

Yazdıklarınızı okumak bizi endişeye sevk etti. Sahi yapmadıkları bir bu kalmıştı. Ve nihayet bunu da gerçekleştirmişler ki, böyle bir kitap ve dahi dizilere kadar taşınmış. Diyorsunuz ki; uçağımızda düştü ve yanına kimseyi yaklaştırmadılar. Tek görgü tanığımızın hastaneden hafıza kaybı ile çıkması varsayımları doğruluyor nitelikte. Sadece uçak düştü haberini duymuş detayları öğrenme fırsatım olmamıştı. Sayenizde öğrenmiş olduk tşk.

Bahsettiğiniz kitabı int ten araştırdım elime ulaşmasını ve kitabı okumayı merakla beklemedeyim.

Anlattıklarınız bana ne yazık ki Mankoçları hatırlattı. Nerede olduklarını hatırlayamamakla beraber, doğulular olarak hatırımda kalmış.

Oradaki toprak sahipleri kimsesiz ve esir aldıkları insanların önce saçlarını traş ederler, sonrasında kafalarını tuzlu hayvan derisine sarıp, elleri ve ayakları bağlı bir vaziyette, güneşin altında beyinleri kaynayıncaya kadar bekletip, hafızalarını boşaltarak " Biz sizin efendiniziz. Biz ne dersek onu yapacaksınız" diyerek ve nihayetinde serbest bıraktıklarında birer canavara dönüşen mankoçlar.

Şimdikilerin yaptıkları biraz daha medeni olanı sanırım.
İşte çok sevgili medeniyetler ülkesi batı...
Başka söze ne HâceT

Daha mükemmele ulaşmak için şu an yaptığım en doğru şey mi?

emir afşin | Pzt, 19/02/2007 - 11:06

Sevgili Emir Afşin

biraz endişe, biraz şüphe, biraz korku, biraz ümit iyidir elbet. bu konularla ilgileniyorsan sana "Apokalips'in Atlıları / "Gizli Örgütler ve Yeni Dünya Düzeni"" isimli kitabı öneriyorum.

senin mankoç olarak bildiğin galiba mankurt olmalı. onunla da ilgili kısa bir bilgi:
Mankurt; Cengiz Aytmatov'un 1980 yılında yazdığı Gün Uzar Yüzyıl Olur adlı eserinde Kırgız destanlarından yararlanarak güncelleştirdiği bir kişiliktir. Mankurt bazı işlemler sonucu öz benliğini yitirerek kendisini kimliksizleştiren düşmanının kuklası haline gelmiş bir zavallı insan tipidir.

Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

Ümit Demir | Pzt, 19/02/2007 - 19:15

Muhterem Ümit Bey

Muhterem Ümit Bey.
Biraz korkmak iyidir elbet. Zira korku vâkî olduğunda önlemide alınacaktır mutlak.
doğru ya mankurtlar olmalıydı.
Emin olun çocukken hatırımda kalanlardır onlar. (Ne kadarı kalmış belli oldu bu arada) :)
Sonrasında hiç aklıma gelmemişti. Ta ki sizin yazınızı okuyuncaya kadar. Bilgilendirdiğinizden ötürü minnettarız siz kadirşinas şahsiyete..
Daha mükemmele ulaşmak için şu an yaptığım en doğru şey mi?

emir afşin | Salı, 20/02/2007 - 02:38

beyin kontrolü ve bir kaç alıntı

Frekansla herhangi bir kimsenin beynine bir duyum (mesaj) gönderme teknolojik olarak mümkündür. Bu konu üzerinde gerek CIA gerekse KGB uzun zamandan beri çalışıyorlar. SSCB'de Komünist Parti'ye muhalif bazı kişiler, KGB'nin dalga harekatı yayınları sonucu ya intihar etmiş ya da delirmişlerdir..

Onkolog Doktor, Haluk Nurbaki

CIA tarafından uyuşturucu ilaçlarla yapılan deneyler, ABD hükümetinin uyguladığı çok gizli zihin kontrol projesinin yalnızca bir kısmıdır. Bu deneyler binlerce kişi üzerinde 35 yıl devam etmiştir. Bu araştırmalar narkotik, hipnoz, elektronik olarak beynin uyarılması, alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi ve davranış değişiklikleri terapisidir. Devletler parapsikolojik silahları, vatandaşlarını kendi ideolojik ve politik sistemleri içinde tutmak için veya diğer ülke insanlarının zihinlerini etkileyerek değiştirmek ve kendi gayelerini uygun yönlendirmek için kullanacaklardır..

Walter Boward, Gazeteci - Yazar

Radyohipnotik beyinler arası kontrol projesi, elektronik hipnoz yapmayı amaçlamaktır. Bu projede kişiye istemediği şeyleri yaptırmak mümkün hale gelecektir. Tuşlarla kontrol edilen insana neler yaptırılmaz ki!

E. Kurmay Albay, Nevzat Tahran

CIA'da senelerdir, 'Uyuyan Güzel' kod adlı bir araştırma operasyonu yürütülüyor. Amaç, insan beyninin uzaktan kumandası, yönetilmesi ve yönlendirilmesi. Pentagon, bu operasyon hakkında hiç ama hiçbir teknik bilgi vermiyor. Açıklama şu: 'Bugün eski bir CIA patronu olan Başkan Bush bile bu araştırmalarla ilgili bilgi alamaz.'

Sıtkı Uluç, AA Brüksel Temsilcisi

'EMF sinyalleri ile insanlar uzaktan tespit edildiği gibi öldürülebiliyor. Psikotronik silah 320 kilometre mesafeden insan üzerinde etki yapabiliyor, metabolizmayı etkileyerek ölüme yol açıyor.'

Erol Erkmen, TUVPO Başkanı

_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

Ümit Demir | Per, 24/01/2008 - 11:14

bu filmi de atlamayalım

Mançuryalı Aday... "İlk kez 1962 yılında John Frankenheimer tarafından çekilen film büyük yankı uyandırmış. Başrolleri Frank Sinatra, Lawrence Harvey, Janet Leigh ve Angela Lansbury’nin paylaştığı ‘Mançuryalı Aday’ın 2004 yılı versiyonu, ‘Kuzuların Sessizliği’nin ünlü yönetmeni Jonathan Demme tarafından çekildi.

Bu kez başrollerde günümüzün önde gelen film yıldızlarından Denzel Washington ve Meryl Streep var.

2004 yılı yapımı ‘Mançuryalı Aday’, Viyana Film Festivali, Venedik Film Festivali ve Londra Film Festivali’nde büyük ses getirmişti."

hâlâ seyretmemiş olanların seyretmesini tavsiye ediyorum.

_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

Ümit Demir | Paz, 26/04/2009 - 22:21