Başörtülü Kızlarla Kim Evlenecek?
Son zamanlarda İslamcı erkekler arasında moda haline gelen bir sosyolojik durum var: Örtünmeyen kızlarla evlenmek!
Geçtiğimiz iki yılda hem yakın çevremde, hem de daha geniş bir sosyal tabanda gördüğüm örnekler beni bu meseleye kafa yormaya itmişti zaten; ama son bir yıldır şahit olduklarım beni sıkı bir umutsuzluğun içine yuvarladı. Soru şu: İslamcı erkekler, örtünmeyen kızlarla evlenecekse; başörtülü kızlarla kim evlenecek?
Önce fıkra anlatalım. Salamon, hidayete erip Müslüman olduğu günün akşamında ölmüş. Annesi de oğlunun başına gelip feryadı basmış. “Oğlum, cenazene Yahudiler gelmez, Müslümanlar da seni bilmez, ortada kaldın gitti.”
Aslına bakarsanız, başörtülü kızların “ortada kaldın gittin” durumu; hadi adını cesurca koyalım “örtünüyorlar diye cezalandırılma” durumları bugün ortaya çıkmış bir sorun değil.
Hadi zihninizi yoklayın. 80’li yılların “inanç ve ideoloji dolu havası” 90’larda yerini “inanç ve zenginlik dolu havaya” bırakınca neler olduğunu hatırlayacaksınız. Hatırlayınca da sinirlenecekseniz muhtemelen. İslamcı patronlar, zaten kamusal alanda köşeye sıkıştırılmış başörtülü kızları şirketlerine hangi şartlarda almaya başlamıştılar? “Sen burada -örtün nedeniyle- çalışmak zorundasın. Buraya mahkumsun. Dolayısıyla sana vereceğim gubidik maaşa talim etmelisin. Eşek gibi çalışmalısın.” Buna itiraz eden kızlara verecekleri cevap da çekmecelerinde duruyordu her daim: “Beğenmiyorsan Koç’ta çalış.” Üstelik bu patronlar; başörtülü personellerini şirketlerinin “görünür” alanlarından uzak tutuyorlardı. Hak etmelerine rağmen müdür yapmıyorlardı mesela onları.
Kendimden bir örnek vereyim. Eşimin, 4 yıl çalıştığı işinden ayrılmasının en önemli gerekçelerinden biri şudur. “Pazarlama şefi” olarak örtüsüyle ulaşabileceği son noktaya ulaşmıştır. Ve patronunun kendisine hak ettiği “yöneticilik” koltuğunu vermeyeceğini bildiği için istifa etmiştir.
Benim çok yakından bildiğim bir örnek var. Boğaziçi’ni hem lisans, hem de yüksek lisans düzeyinde birincilikle bitirmiş bir arkadaşımız (hadi adına “Ayşe” diyelim); sırf başörtülü olduğu için sınıfının tembelleri bilmemne bankalarında “uzman yardımcısı” göreviyle 3 milyar net maaşla işe başlarken Ayşe, meşhur bir patronumuzun gıda firmasında 600 milyon lira maaşla raportör olarak iş başı yapmıştı. Aynı grup şirketlere bağlı bir giyim firmasının Kıbrıs’ta parasıyla okumuş frapan pazarlama müdürü (hadi onun adı da “Alev” olsun) ise 3 milyar maaş alıyordu ve altında kendisine şirket imkanlarıyla tahsis edilmiş arabası vardı. Yani anlı şanlı patronumuz; Ayşe ile Alev’in arasındaki farkı “örtünmemek” olarak belirlemişti. Aslında işin daha da vahim yanı “patronumuz” Alev’e örneğin “saçlarını nerde kestirdin kız” diye sorduğunda Alev cilvelenerek “caddede Miracle’da” diye cevap verebiliyor; bu da patronumuzun hoşuna gidiyordu. Oysa Ayşe’ye bunu soramazdı ki!
Tabii, şu meşhur; “sana vereceğim iş yok; ama istersen ikinci eşim olarak alırım seni” zırvalıklarına hiç girmeyeyim. Ben o mevzua girersem mideme kramp gireceği kesin gibi.
Belki bana kızacaksınız; ama bu, gene de bir noktaya kadar kabul edilebilir bir durumdu. Çünkü vahşi kapitalizme teslim olmuş “İslamcı patron” gene de inançlarını büsbütün yitirmemiş olduğundan şirketlerinin bayan personel kontenjanlarının hatırı sayılır kısmını başörtülü hanımlara ayırıyordu. Fakat 90’lı yılların sonunda başlayan meşum süreç; bunun da üstesinden geldi. İslamcı patronlar artık şirketlerinde başörtülü personel çalıştırmaya tahammül edemez oldular. Bilmemne finanslarda, felankeş tekstilde, falanca hastanede “sahibi hacı personeli askılı” durumlar ortaya çıkmaya başladı.
En yakın arkadaşlarım, İslamcılıklarından emin olduğum arkadaşlarım, firmalarına alacakları yegane bayan personel için “başörtülü” bir kızı tercih etmediler/edemediler. Kime ne anlatıyoruz ki?
Sabahtan akşama Kanal 7’de, Samanyolu’nda reklamları dönen “cemaat hastaneleri”ne gidin bir bakın. Bankolarında rıza-ı bari için bir tek “örtülü” sekreter bulamayacaksınız. Doktorlarının içinde “tesettürlü” birini bulmakta zorlanacaksınız. En iyi ihtimalle 3-5 hastabakıcı kızla iktifa edeceksiniz. Ama merak etmeyin. Onların da oralardan uzaklaş(tırıl)maları yakındır. Ne de olsa devir “erkek ve fakat fazlasıyla ürkek” İslamcıların “imaj yapıp iktidara yürüdükleri” devirdir. Baksanıza Ömer Çelik’e. Ayşe Arman’ı Harley Davidson’ının arkasına atıp şöyle bir turlamayı hayal ediyor. Turlasın tabii. Ünlü siyaset bilimcimizin en doğal hakkıdır. Ne de olsa bu işleri düzeltirler diye meclise göndermedik onları. Harley Davidson fetişlerini tatmin etsinler diye gönderdik.
Şimdi gelelim başlıktaki soruya: “Başörtülü kızlarla kimler evlenecek?”
Bütün “feminist” tepkileri göze alarak ve ne söylediğimin gayetle farkında olarak söylüyorum bunu. Başörtülü kızlarımız için durum bu kadar kötüyken; gene de bir teselli cümlemiz vardı: “Helal süt emmiş bir Müslüman gençle yuva kurup evlerinin hanımı olurlar.” Fakat şimdi bu teselli de ortadan kalkmış durumda. İslamcı erkekler yanında bir “zenci” taşımak istemiyorlar işte. Sosyal ortamlarda, iş hayatında, alışveriş merkezlerinde, hatta sokakta kendisine “ayakbağı” olacak bir başörtülü kız istemiyorlar. Bunun yerine “görenlerin her defasında üzerinde iyi duruyor” diyecekleri süper comfartable hatunları tercih ediyorlar.
Başörtülü kızların sığındıkları (ya da sığınabilecekleri) son tesellileri de ellerinden kayıp gidiyor.
Bu köylülük, bu iptidailik, bu lanetli korkaklık üzerimize her gün biraz daha sıvanıyor.
Benimse, her gün biraz daha Can Yücel, her gün biraz daha Nihat Genç olasım geliyor.
Şöyle kuvvetlice bir “s.tir” çekmek istiyorum. Hani şiir gecelerinde o ön sırada oturan patates suratlı belediye ve vakıf takımının suratlarına bakarak yaptığım gibi. Zaten o gün bugündür de şiir gecelerine çağrılmıyorum. Tıpkı başörtülü kızlar gibi rengim giderek kararıyor çünkü. Zencileşiyorum.



bir de şöyle bir mesele var
bir de şöyle bir mesele var. sözümona islamcı erkekler artık çalışan kız arıyorlar. hadisi şerifte bir kadınla onun güzelliği, soyu,zenginliği ve ahlakı için evlenildiği söylenir ve ardından bir kadınla güzel ahlakı sebebiyle evlenilmesi tavsiye edilir.kadınların ev ve araba sahibi erkekleri eş olarak tercih etmesini eleştireduralım modern çağda erkekler de evlenecekleri kızlarda "öğretmenlik" gibi bir kriter arasınlar.yazık halimize!
başörtülü kızlarla kim evlenecek
başörtülü kızlarla kim evlenecek yazısını çok beğendim gerçekten çok güzel yorumlanmış da bir konu unutulmuş sanki başörtülü kızlarımız o sosyete ortama katılma ve beğenilme uğruna ( sonuçta o da bir bayan ) kendileri de o süsten ve halden farklı kalmıyorlar sonra da deniliyor ki kapalının açıktan farkı mı var bunu bu hale siz getirdiniz neyi harcadıysanız kaşığınıza o harcanmışlık gelir değil mi ne hata yaparsanız tövbe etmemiş o hatalı durumla karşılaşırsınız.
sorun devam ediyor
2005 yılında yazılmış bu yazı hala ilgi çekiyor, okunuyor, yorumlanıyor.Demek ki sorun devam ediyor.Ancak tespitte bir eksiklik-aksaklık var.Benim bulunduğum muhitte(varoş) başörtülü olup ta evde kalmış kimse yok.Kızlar daha 18'ine gelmeden evleniyor-çocuk sahibi oluyor.Evlenmeyenler marketlerde mağazalarda çalışıyorlar.Onların da çoğu nişanlı veya görüştükleri biri var.Sorun tesettür veya başörtüsü değil,sorun kariyer-mevki sorunu.Bu hem erkek hem de kadın için bir sorun oluşturuyor.Devlette makam sahibi olmayı kendine şiar edinmiş bir erkek ileride karısının başörtüsü yüzünden makamından olmak istemiyor.Üniversite bitirmiş bir bayan da haliyle kültürsüz bir adamla evlenmek istemiyor.Bizim bir siyer hocamız vardı, Hz. Ömer'i çok sever, bize onu model olarak sunardı.Son zamanlarda islami camiada popüler olan kişisel gelişim kitaplarına aşırı derecede tepki gösterir, müslüman birinin Hz. Ömer dururken elin gavurunu örnek almasını anlayamazdı.Bu işin sırrına hala vakıf olamamış mıdır bilmiyorum ama; kırk yamalı elbise giyen bir Ömer, halife olduğu halde hala koyun çobanlığı yapan bir ömer,kendi çocuğuna had cezasını hem de iki kere uygulatan bir ömer,kölesiyle devesine sıra ile binen bir ömer, halife olduktan sonra zenginleşmeyip bilakis fakirleşen ve borçlu olarak ölen bir Ömer... günümüz müslümanına ne kadar model olabilir ki?Günümüz müslümanı Ömer'in misyonuna talip mi? Her insanın hayatında gerçekleştirmek istediği arzuları vardır.İyi bir eğitim-iyi bir iş-yüksek bir mevki-lüks bir araba-büyük bir(veya birkaç)ev-yüksek bir maaş-güzel bir eş-akıllı çocuklar-kaliteli elbiseler,eşyalar,parfümler- herkesin alamayacağı, tadamayacağı yiyecekler/içecekler- lüks otellerde tatiller/turlar.Eh tüm bunlardan sonra cennet de nasip olursa değme gitsin.Peki Hz. Ömer'in hayatında bu sayılanlar kaçıncı sırada idi?Hz. ÖMER'İN LİSTESİNDE BU SAYILANLARIN BİR TANESİ DAHİ YOKTU.O'nun listesi tek maddelikti.ALLAH'IN RIZASINI KAZANMAK.Biz Ömer gibi olamayız(mı acaba?).Ancak listemizde hiç olmazsa rızayı İlahi'yi üst sıralara yerleştirebilirsek çelişkilerden kurtulmuş oluruz.Muhakkak Allah bize iyiliği tavsiye eder, şeytan ise kötülüğü emreder.Allah hepimizi nefislerine tabi olmaktan korusun. mm.
Başörtülü kızla kim evlenecek
öncelikle buradaki tüm abla ve abilerime selamlar...Ya bizim toplumumuz artık o kadar cahil olmaya başladı ki,üstelik kendilerini akıllı zannediyorlar..."başörtülü kızla kim evlensin"eeee..kardeşim bozuk para gibi harcanmış diğer kızlar ne işinize yarıyor onu anlayamıyorum.Toplumumuz artık batışlaşma uğruna kendini kaybetmiş durumda ve onlardaki bu sapkın kararlılık onların gözlerini kör etmiş.Tesettür bir kızın namus perdesidir namusu da eşine vereceği en büyük hediyedir...Yazık bizim insanımız bunu anlayamıyor.
kendimizi kandırmayalım...
Sadece karşılaştığım bu düşünceye sahib bir abimizin itirafını naklediyim...
Başı açık kapatmak için evlenmek istemiş ve evlenmiştir.Bu abimiz sana öğüdüm sakın bu düşünceye kapılma çünkü eşimin başını örtemedim ve örtünmek istemiyor. Evleneceksen başörtülüyle evlen kendi kendimizi kandırmayalım...
Hz peygamber (s.a.v) kadınlarla nasıl evlenebileceğimizi buyurmuş soy güzellik ve dindarlık siz dindarlarla evlenin buyuruyor....
selam ve dua ile
Başörtülü Kızlarla Kim Evlenmesin?
İsmail Kılıçaslan'ın yazısına bakınca, hatırı sayılır kısımda ticaret ve başörtülü kızlardan bahsetmesinden dolayı aklıma Pareto geldi. Sonra da bedevilerin şehirlileşmesi hikayesi...
Başörtülülerin ticaretteki yeri/yersizliği meselesinde Kılıçaslan'a katılıyorum. Bedeviliklerini yitirerek şehirlileşen para ehli, "aşırı muhafazakar" davranarak, yani kazanacağı "ekstranın ekstrası" paraya ve dolayısı ile elde edeceği güce bakarak muhafazakarlığını dramatik bir biçimde paraya/güce kaydırmış görünüyor son 10 yılda.
Kılıçaslan'ın bahsettiği o "islamcılıklarından şüphesi olmadığı" arkadaşlarının başörtülü kızları "çalıştıramaması" ise, ortada günün getirdiği şartlara "islamcılık"ın dayanamadığının açık bir göstergesi oluyor. Diyorum ki: Dağda evliya olmak kolaydır fakat şehrin göbeğinde ak koyun kara koyun belli olur.
"Yeşil sermaye"nin, görece oluşturduğu getto sebebiyle başörtülü erkek ve kızların ekonominin o temel prensibi olan, her getto kendi arz/talep dengesine göre maaş seviyesine sahiptir ilkesine dramatik biçimde çok güzel uyduğunu görüyoruz. Yani, yeşil sermaye, iş maaşa ve haklara gelince çok güzel "dümen kırmıştır". Bunun en net ifadesini şöyle yapalım: Sadece yeşil sermayede çalışanlar ile başka sermaye türlerine gidip gelen çalışanlar arasındaki maaş farkı; hakkaniyetle değil, -yine- gettoda arz-talep dengesine göre işlemektedir.
Peki, başörtülü kızlarla kim evlenecek? Başörtülü kız taşımak istemeyen "muhafazakar"ların neyi muhafaza ettiğini sorguluyorum ben. Ortadaki "sosyolojik" problemin, kısıtlı bir alanda hüküm sürdüğünü ve bu açıdan aslında o kadar da sosyolojik bir gözlem neticesinde ortaya çıkmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Burada, asıl sorgulanması gereken şey: Parayı ve gücü -histerik bir biçimde- muhafaza etmeye çalışan muhafazakarların İslam alemine ne getirip ne götürdüğüdür ki bu "erkek"lerin bir de kız türevlerinin bulundukları sosyolojinin en temel varsayımlarından birisidir. Hal böyle olunca, başörtülü kızlar ve başörtülü kızlar ekseninde "evlilik" problemi, daha temel seviyedeki bir problemin yan bir görünümüdür.
Konudan sapmak istemiyorum yine de. Başörtülü kızlar, tabi ki dinini muhafaza eden muhafazakarlarla evlenmelidir. Dinini muhafaza eden muhafazakarın da başörtülü bir kızla evlenmek isteyeceği de çok açık bir şeydir. Bu açıdan, muhafazakarlar başörtülü kızlarla evlenmek istemiyor, yanında onu taşımak istemiyor serzenişi hükmünü yitiriyor. Küfüv ilkesi bir kez daha kendisini gösteriyor: Güç için başörtülü kızla evlenmek istemeyen erkeklerden rahatsız olabilecek başörtülü kızlar ancak güç için muhafazakar erkekle evlenmek isteyen kızların problemi olabilir ancak.
Meseleyi bir "mahalle" perspektifinden inceleyecek olursanız yukarıdaki paragrafta söylediklerim hükmünü yitirir ki sanırım Kılıçaslan da bu perspektiften bakmıştı. Mahalle, kendi içerisinde -de- şerefsizler ve şerefliler, dinini muhafaza edenler ile gücü muhafaza edenler, erdemliler ve erdemsizler gibi alt kümelerden oluştuğundan gayet heterojen bir yapıdadır ve bu açıdan ortada bir "evlilik" problemi yoktur.
Asıl problem "ekonomik"tir. Buna yoğunlaşılmasında fayda görüyorum.
Evet!
Küfüv ilkesi bir kez daha kendisini gösteriyor: Güç için başörtülü kızla evlenmek istemeyen erkeklerden rahatsız olabilecek başörtülü kızlar ancak güç için muhafazakar erkekle evlenmek isteyen kızların problemi olabilir ancak.
Hay Ağzınıza sağlık Talha bey. Allah razı olsun! Ben de bunu söylemeye çalışıyordum.
Ben de yukarıdaki yorumumda bunu yazmaya çalıştım.
İsmail beyin yazısından kesin bir şekilde şu sonuç çıkıyor: Bu eleştirdiği "zenginleşmiş İslâmcı" çevrelerin tam ortasında kendisi de bulunuyor, kendisi sadece onların sohbet ve mekânında yaşıyor ve onların arasından dışarı çıkıp bir bakmıyor. Çıkıp bir bakmadığı için de, müminlerin, İslamcıların, mütedeyyinlerin ve hangi kelime tercih edilirse onların, hâlâ ne şartlarda yaşadıkları hakkında hiçbir şey bilmiyor.
Bu, onun yazısından çıkan tek sonuçtur efendim. Sonra gelip de hiçkimse bana çatmasın; çatacaklarsa bana kendilerini haklı çıkaracak satırları göstersinler. Yukarıdaki yorumumda da yazdığım gibi, hâlâ fakir ama gururlu [ :( ] ve paraya değil Allah'a mütemayil kalabilmiş gençler var. Ama İsmail beyin hakkında yazdığı hayalî evrende, böyle kişiler, bırakın çok sayıda olmayı, hiç yoklar.
Dolayısıyla, bu abilerine katılan ve mümin erkekler hakkında atıp tutan başörtülü ve okumuş hanımların da dünyası bundan ibaret olmalı. Yeterince delile sahip ve dosdoğru olan bu çıkarımım için, mağdurlarından şimdiden özür dilerim.
Söyleyin bana, bütün bunlardan şu sonucu çıkarmakta haksızsam, bunu vicdanınız size söyleyebiliyorsa, buyurun bana itiraz edin. Okumuş mümine kardeşlerimiz, bütün bu görünenlere göre şunu demek istemiyor da ne demek istiyor:
"Ben okudum, o halde paralı kariyerleri olan, zengin erkeklerdir sadece benimle evlenmeyi hak edenler. Diğerlerini ben erkekten saymıyorum ki İslâmcı sayayım ve onların ızdırapları hakkında konuşayım. Varsa yoksa beni başörtülü istemeyen şu zengin yeşil sermayeciler!"
Talha bey, bahsettiğiniz mütekabiliyet esası hakkında şüphelerim var... Ama benimki erkekler aleyhine değil, kadınlar aleyhine... Ama yukarıda alıntıladığım ifadenize, gördüğünüz gibi tam olarak katılıyorum.
Saygılar ve selâmlar herkese (her ne kadar kariyersiz ve sermayesiz bir gencimsiden ibaret olduğum için, görünüşe göre müminlerin içinde bile hiç kimsenin saygı ve selâmet dilemeyeceği bir çıkıntı olsam da)
herkes sizden bahsediyor
ismail kilicarslan iyi ki de bu yaziyi yazmis. yoksa camia ne tartisacakti simdi. Yazilan her yaziyi okudukca, ozellikle de 'basortulu yazarlar' tarafindan yazilanlari, umutsuzlugu biraz daha percinliyorlar. 'ne olacak bu memleketin hali' dedirten bir cok neye tekabul ettigini belli olmayan yorumlarla, gundemi yakaladiklarini dusunen yazarlar artiyor.
Ozlem Albayrak da bu muhim konudan bahsetmis yazisinda. Ben de gevezeligime devam edeyim bari:
Yazarin, Ozlem Albayrak in ve tabi bu cumleyi kuran digerlerinin, tam tersine asil ‘kopuksu gundem’in bu mevzu oldugunu dusunuyorum; Bir cok derin mevzu varken, -islerini guclerini birakip kapilarinin onunde etrafta kim evlenmis kim evlenmemis diye konusan teyzeler gibi- gidip kim kimle evlenecek meselesi konusuluyor.
Su anda basi acik oldugu halde bazi kapalilardan daha muhafazakar olan tipler de var. YAni, bazi ‘muhafazakar’ erkeklerle bazi basi acik kizlarin evlenmesi cok normal. Demek ki bu kizlar da muhafazakar erkeklerle evlenecek kadar muhafazakarlar. Yani ortada guzel bir uyum var.
Bu konu hakkinda dogru yorumlarda bulunmak icin once bunun sosyolojik bir gercek oldugunu iddiasinin nasil verilere dayandigini bir gormek lazim. Sadece bir soylenti olup olmadigini ogrenmek istiyoruz okuyucular olarak. Bu kadar yazar hikaye yazmiyor sanirim. Diyelim ki ikna edici, toplumdaki bir egilimi yansitan verilere ulasildi. O zaman basi ortulu kadinlarin dindar olmayan erkeklerle evlenme orani dusuk bir ihtimal olacagindan, basortulu ve evlenmeyen insanlarin sayisinin artmis oldugu dusunulebilir.
Boyle ise, bunun asil nedeni, ‘muhafazakar erkeklerin’ basortululere artik yetmemeleri olabilir. Cunku bu kizlar, artik cok kucuk yaslarindan itibaren, hayatlarindaki tercihlere dair daha buyuk dusunmelerini gerektirecek cok faydali tecrubeler yasamaktadirlar. Basortusunun yasaklanmasi, 17 yasindaki cocuklari aniden kocaman insanlardan daha cesur ve guclu kilan bir cok tecrube yasatmistir. ve nasil bir hastaliksa, cagdas degerlerle igdis olan insanlar\erkekler, artik boyle meseleleri birebir yasamadikca, bu dertle dertlenemez olmustur. Ve basindan basortusu cekilmeyen erkekler, bu kizlarin yasadiklarini sadece seyrederken her gecen gun biraz daha kuculmuslerdir. Artik ne basortulu kizlarla evlenebilecek cesaretleri, ne de basortusunun sembolize ettigi ve insanlarin gozune soktugu anlayisi tasiyacak gucleri kalmistir. Asil kacindiklari basortulu kizlarla degil kendileriyle yuzlesmektir belki de. Basortululer ise, Basortululer ise, Islam dininin gorunur olma, musluman oldugunu her haliyle anlatma derdini bir miktar hala tasiyabildiklerinden, avantajli durumdadirlar. Basortusunu tercih etme nedenleri, onlarin en guclu olanla irtibatini saglamlastirdigi surece, kendilerini okula almayanlara ancak gulup gecerler. ‘Muhafazakar erkeklerin’ basortulu olmayanlarla evlenmesi de basortululerin artik onlarla evlenmeye deger bulmamalarindan olabilir?
Başörtülü Kızlarla Adam Gibi Adamlar Evlensin...
Selamlar...yazdığınız yazıyı hem başörtüsü kullanan hemde başörtüsü kullanmayan biri olarak yorumlamak istiyorum...ben devlet hastanesinde veri operatörü olarak çalışmaktayım...bildiğiniz üzere kamusal alanlarda başı kapalı çalışmak malesef ki yasak...şu anda kapalı bir bayanım yalnız iş yerinde başımın örtüsünü açıyorum ve inanın içim o kadar acıyorki...asıl başımı açtığım zaman zencileştiğimi düşünüyorum...ve işe ilk girdiğim zamanı hatırlıyorumda utancımdan sanki yerin dibine girmiştim...başımı açtım açmasına ama hani yıllar önce bir üniversiteli arkadaşımız demişti ya "benim beynimdeki başörtüyü çıkarabileceklermi" ben de o düşünceyi taşıyorum şimdi.çıkaramazlar asla....
Gelelim başörtülü kızlarla kimler evlenir sorusuna...yaşadığım yer küçük bir yer..bizim buralarda açıkçası açık kızlardansa kapalı kızlar daha rağbette...yani erkeklerin tercihi kapalı kızlardan yana.bunun nedeni tabiki belli yalnız şu anda o kadar bilinçsiz bir nesil varki burada...işin aslını bilmeden yetişen nesil...sırf kapalı bayanlar daha dikkat çekici olduğu için kapanan bayanlar...sırf erkeklerin kapalı kızlara daha eğilimli olmasından ötürü kapanan bayanlar..açıkçası tercihim insanın içinin kapalı olması.başının açık veya kapalı olması benim için bir anlam ifade etmiyor..(tabiki dinimiz gereği kapanmamız şart yalnız devire ayak uydurduğumuz için :))ben dışarıda kapalıyım iş yerinde açık ben başımı açınca benim fikirlerim allaha olan inancım hiçbirşeyim değişmiyorki....insanlara olan merhametim değişmiyorki .sonuçta açılan sadece başımın örtüsü...fikirlerim değil ...başörtülü kızlarla adam gibi adamlar evlensin...ama gerçekten başı kapalı olan kızlarla...ve ben kapalıyım diye benimle evlenmiyecekse erkekler evlenmesinler ya..
Ayaklarıma Sıkarak Uçuyorum
Yere indiğimde yürüyememe ihtimalim de var oysa. Ahlâk-ı hamîde talebeleri için çelik botlar vardır belki. Ama son demecini okudum. Her sabah olduğu gibi Ahmet Hakan'ı okuyarak başladım gazetelere. Sayın Kılıçarslan'dan bahsediyor olmasına da sevinmiştim. Hani bizim mahalleden.
Ama yazıda geçen ...Sözün Sıraları 'nda klas bir uçuş ilk etapta göze çarpıyor. Parantez içlerindeki yorumlar bana ait olmak üzere ilgili kısmı kesip yapıştırıyorum:
“Bence asıl mesele şudur:
AKP zihniyeti, dindarlıklarının bir gereği olarak kendilerini başlarını örtmek zorunda hisseden kızları yok saymaktadır. (bu kısıma cevabı ..Fikri Akyüz.. veriyor)
O kızlara reva görülen budur.
Bu sert gerçeği kabul etmek istemeyen AKP'lilerin anlatacakları masallara karnım tok... (Anayasa Mahkemesi, evet bir masaldır.)
Çünkü o kadar çok örneği var ki bu durumun...Başörtülü kızlar artık ‘bizim mahalle'nin...Anlı şanlı patronları için ucuz işgücü... (evet aynen katılıyorum. ama sözkonusu yanlış anlamaları söz konusu olmayan doğrulara boğdurmayalım, derim)
Delikanlıları için kariyer engelleyici ayak bağları... (evet) Siyasetçileri için arada bir sırtları pışpışlanıp oyları alınacak ama sorunları asla çözülmeyecek bir kitle... (bunun için Recep Tayyip Erdoğan kastediliyorsa ben bu kastın aleyhinde şahidim)
Belediyeler için ney ya da ebru kurslarının başarı teminatıdır... (Derin darbelerle kolları kırılan kardeşlerimiz için bunların yapılmasının neresi kötü?)
AKP'lileşen kitlelerin din ve asıl önemlisi ahlak algısı seksist, yani cinsiyetçidir. (kanıt? ve ayrıca sexist de vurucu bir kelime, ilginç zamanlar yani)
Erkeklerin ortamlara ayak uydurmak için her şeyi yapabildikleri, kadınların paraya boğulup evde oturtuldukları bu algı, bende derin bir ‘ikiyüzlülük' çağrıştırıyor sadece... (Entellektüel kaygıları bir yana bırakıp, Meksika Sınırına eşlerinizle beraber çıkın derim, madem ayak bağı, engelleyici olarak düşünülmüyor; bir tavır olarak görelim. Ekranda sakalsız ve bıyıksız üç aşırı entellektüel adam görmeye aşina gözlerimiz bizden tavırlar ve duruşlar görsün. Savunduğumuz şeyleri ÜlkeTv'de gerçekleştirelim, diyorum, dedim, derim yani.)
Belki de bütün mesele geçmişte ‘sistem dışı' olan İslamcıların, bugün sistemin kendisi haline gelmeleridir. (Sistem Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, ve onu yazan Ergenekon taifesidir. Ve müslümanlar bu belgenin konusudur, mimarı değil. Ve bu mücadele sürecinde kendi ayaklarına sıkmak incelenesi bir tercihtir uçanlar için. Ama insanoğlu hep uçmaz)
Bu yolculukta başörtülü kızların cezaları ise henüz dolmamış görünüyor.”
Radikal'de bir köşe hoş olur. Yakışır. İsmail beyi severim, Allah için. Önden giden bir atlı pozisyonundadır. Ama sakalsızlığını ve göbeğini hiç sevmem. Öyle sakal takıntım da yoktur ama sakallıyım, o da ayrı mesele. İş sakalda olsaydı işte Ahmet'ler orada öylece duruyor değil mi?
Ama son tahlilde, bütün bu kendi ayağına sıkmaları derin bir strateji olarak anlamaya son derece yatkınımdır.
...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...
"İslâmcı erkekler" sadece bu zümreden mi ibaret?
Saygıdeğer İsmail Kılıçarslan hocam,
Yazınız boyunca hep zengin İslâmcı erkeklerden bahsetmişsiniz. Patronlardan, genç profesyonellerden...
Allah aşkına, bütün erkek mevcudu bundan mı ibaret? Yoksa siz kendiniz de böyle zengin bir ortamda yaşıyorsunuz da ondan mı bu zanna kapılıyorsunuz?
Sizin yazınızdan o intibayı aldım ki başörtülü kızlarla evlenmeyi hak eden dindar erkekler, sadece onların zengin ve makbul kariyerli olanları...
Başörtülü kardeşlerimiz ve onların ağabeyleri, biz fakir fukara İslâmcıları hatırlarına bile getirmek istemiyorlarsa, sadece başörtülüleri kariyerlerine engel görecek kadar zengin olanlar takımı onlara ve kızkardeşlerine lâyıksa, biz ne yapalım? Ne siz, İsmail bey, ne de yorumcular, biz "zenci" ve fakir İslâmcı erkeklerin adını bile anmamışsınız...
Demişsiniz ki:
Hadi zihninizi yoklayın. 80’li yılların “inanç ve ideoloji dolu havası” 90’larda yerini “inanç ve zenginlik dolu havaya” bırakınca neler olduğunu hatırlayacaksınız.
Siz hep bu zenginleşmiş çevrelerde mi yaşıyorsunuz? O zaman bence siz önce çoğu İslâmcı, dindar erkeğin ne hâlde yaşadığını bir hatırlayın, lütfen...
Sizin soruyu biraz değiştirip, onun öznesini nesne, nesnesini özne yapıp asıl "başörtülü kızlar kiminle evlenecek" sorusunu soran bir hanım kardeşimiz vardı bu sitede. Onun sorusuna "başörtülü erkeklerle kim evlenecek" başlıklı bir yorum yazmıştım. Orada Nur suresinin 32. ayetine de atıf yapmıştım. Naçizane, o yorumumun da okunmasını tavsiye ederim ve burada şu soruyu sorarım: "Başörtülü" ve "zencileştirilmiş" erkekleri başörtülü kızlar ve "ağabeyleri" beğenmezken, İslâmcı, dindar erkek dendiğinde bile onların aklına sadece zengin çocukları gelirken, ya bu erkekler kiminle evlenecek?
Açıkçası yazıda çok
Açıkçası yazıda çok haklı gerçekler dillendirilmiş...
Burada eleştiriye tabii tutulan erkekler.Bir erkeğin ne düşündüğünü bilemiyorum ama başörtüsü takan bir bayan olarak bazı sıkıntılara maruz kaldığımız apaçık ortada...
Üniversite mezunu olup olmaman önemli değil eğer girdiğin ortamda insanları cebzedecek kadar açık ve ağır bir parfüm kokusuna sahipsen hangi okul mezunu olduğunu sormuyorlar direk olarak baş köşeye oturabiliyorsun.
Burada daha çok evlilik hakkında yorumlar yapılmış:Evet gün geçtikçe böyle bir sorun oluşmaya başladı;ev de kamusal alan konumuna girmek üzere.Bazı yozlaşmış beyine sahip erkekler yanlarında vay be kolundaki hatuna bak dedirtmek istiyorlar.
Şİmdi asıl mesele şu yozlaşmış beyine sahip erkekler bu ülkede ne kadarlık bir alana tekabül ediyor.
Biz kızlarımızı okutmadık ama pişman olduk onların yerini ataistler imansızlar aldılar diyorlar.Efendim hadi kızınızı okutmadınız bari oğlunuzu okutsaydınız.Yada sizin okuyan erkekleriniz nerde orda (mecliste) başörtüsüne yasak gelsin diyenlerin kaçta kaçı acaba bayandı sordunuz mu kendinize?_Velhasıl kelam bu hale düştük neden acıdır ama gerçektir erkeklerin yüzünden şimdi ne istiyorlar aç başını oku ,aç başını çalış,aç başını koluma gir....!
Bunun böyle olacağı belliydi iş şimdi evliliğe geldi hadi bakalım çıkalım işin içinden deli taşını kuyuya mı attı orasıda muamma....
teşekkür
Elinize, fikrinize sağlık kardeşim. Bu yazınız aracılığıyla bu siteyle tanıştım ve sadece bu yazınıza teşekkür edebilmek için üye oldum.
Başörtülü kızlarla kim evlenecek?
Başörtülü bir kızla kim evlenecek: Tabii ki, başörtüsünü sorun yapmayan biri evlenecek.
Bu kişinin, bir 'İslamcı' (ne demekse, herhalde günde 5 vakit namaz kılan, başını örtmeyen, pantolon giyen kızlardan hazzetmeyen vs. demek)olması daha akla yatkın. Yok yazıda savunulduğu üzere İslamcı bir erkek baş örtülü kızla değil de, tam tersine başı açık bir kızla evleniyorsa, o zaman ya İslamcı değildir, ya takiyye yapıyordur. Yok, başı açık bir kızı ileride kapatmak üzere evleniyorsa yine takiyye yapıyordur ve evleneceği kıza dürüst davranmıyor ve aklında başka hesaplar yapıyordur ki, bu da hoş bir şey değil. O kız "sen benimle benim başımı örtürmek için mi evlendin?" diye hesap sorabilir. Başı örtülü bir kızla yeterince hoşgörüye sahip herhangi bir erkek evlenebilir hatta bu erkek bir ateist de olabilir.
Ayrıca, başörtülü kızlar kendilerini tuhaf, ya da 'zenci' gibi mi görüyorlar? Yazıdan böyle bir sonuç mu çıkartmamız gerek? Kimsenin başörtülü kızlara tuhaf davrandığını görmüyorum ben. Ama burası demokratik ve özgür bir ülkeyse, bir işveren çalıştırmak istediği kadının başının açık olmasını tercih ediyorsa, buna KİM HANGİ HAKLA KIZABİLİR? Bir işveren bir zenciyi çalıştırmak istemezse o ırkçılıktır, faşistliktir, rezilce bir davranıştır ama bir işveren çalıştıracağı kişinin başı açık olmasını istiyorsa kimse karışamaz. Kot pantolonlu birisini çalıştırmak istemeyen veya başı açık birisini çalıştırmak istemeyen yerler yok mu? Ben söyleyeyim VAR.
Lise mezunu, evli, iki çocuklu bir komşumuz vardı. İsmini söylemişti unuttum belli bir cemaat yanlısı bir okulun kantininde mi, belli bir süpermarkette mi ne çalışmak üzere işe başvurunca "başını kapatması halinde işe alabileceklerini" söylemişler. O da gitmemiş. Kısacası, başı açık diye bir insan işe alınmıyorsa, başı kapalı diye de alınmayabilir. Kapatan bunu göze alacak. Başını kapattığı için pişmanlık duyacaksa, zaten o kapatma anlamsız olmaz mı?
Baş Örtülü kızlarla onun örtüsünü seven evlenecek
Aslında benim düşüncem daha farklı.Bugün Türkiye de (Ben bu rakama kesinlikle hiç inanmadım.)Nüfusun % 99'unun Müslüman olduğu söylenir durur.Garip olan madem bu kadar yoğun bir müslüman toplumda yaşıyoruz neden müslümanlığın ve İslamiyetin gereklerini yerine getirmek o kadar şaşırtıcı ve korkutucu oluyor aklım almıyor doğrusu.Son günlerde türbanlı kızlarla kim evlenecek diye yazılar ve o yazıları yazmakla kendilerini çok üst seviye de hisseden bazı sapkınları görür oldum.Evet belki kızlarımız kapalı olabilir hatta çarşaflı olabilir ama bu onlarla evlenilmez anlamına mı gelir anlamak mümkün değil.Madem ki nüfusumuzun ezici bir çoğunluğu müslüman neden evlenilmesin kapalı kızlarımızla.Acaba bacakları el aleme sergilese mi acaba o zaman kızlarımızı alan onlarla evlenen daha mı çok olacak.Allah onların imanını daim etsin inşallah onların nasibi her zaman çıkar namuslarıyla evlenirler.
başörtülü kızlarla kim evlenecek?
İslamcı olup olmamayı başortusune indırgeyemeyız bence.basortulu olmayan genc kız ıslamcı olamazmı?islamcılıgı sadece basortusumu ifade ediyor?...
Ahmet Hakan da cemaat.com'da :)
İslami kesimin en köklü ve en ünlü forum sitelerinden biri olan “Cemaat.com”da, 2005 yılında yayınlanan bir yazı, meselenin bir başka yönüne işaret etmesi açısından hayli önemli...
Yazıyı yazan genç, zeki, donanımlı bir şair olan İsmail Kılıçarslan...
Bakın İsmail, bundan dört yıl önce neler yazmış:
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12017843.asp?yazarid=131&gid=61
Patron şapkayı öne koyup
Patron şapkayı öne koyup şiddetle düşünme zamanı geldi. A. hakan varsa bana eyvallah:))
Büyütmeye gerek yok
Seçkin bey
Büyütmeye gerek yok, mesaj alınmıştır. Benim esprili mesajıma Halid kardeşin şaka yollu takılmasından ibarettir.
Not: Bu arada Ahmet Hakan'ın mezkur yazısı bir çok web sitesinde de yayımlandı ve İsmail Kılıçarslanın sitemizdeki yazısı sadece dün 4000 civarında okunma istatistiği aldı ve toplamda 47.000'e yaklaştı ve sitenin tüm zamanların en çok okunan yazısı oldu. (Nuh Tuna'nın 52.000'in üzerinde hit alan Kompozisyon Ödevi'ni saymazsak- Ödev arayan öğrenciler sağolsun:)
Daha önemlisi yaz sezonu olması nedeniyle dibe vurmuş olan ziyaretçi sayısı açısından da tarihi bir gün yaşadık.
Âdâb
Arkadaşlar, merhum Ömer Nasuhi Bilmen hocamızın ilmihalini açar okursak görürüz ki dinimizde insanların dil yanlışları veya şaşkınlık ve hatalarıyla dalga geçmek bir yana, bunları düzeltmeye kalkmak bile ayıp ve günah sayılır.
Dalga geçmek elbette daha büyük bir günahtır. "Ben dalga geçmiyorum, sadece şaka yapıyorum" sözü de çoğu zaman ya yalandır ya da yanlıştır. O yüzdendir ki kişiler hakkında şakalar hiçbir zaman hoş görülmemiştir. Ama biz cool ve modern çağda yaşıyoruz ya, cool ve modern insanlar gibi sivrizekâmızı konuşturacak ve insanlarla ince ince alay edeceğiz... Allah önce nefsimi sonra hepimizi ıslàh etsin.
Bu sözümü yukarıda yazılanlar dolayısıyla değil, başka bir şeyler dolayısıyla yazıyorum. Ama bir şekilde burayla ilişkili bir şeyler... Böyle "şey"li konuşma, vâzıh konuş derseniz, ben de zaten biraz muğlak olmaya çalışıyorum ki doğrudan bazı biraderlerimizi hedef almış olmayayım.
Herkese hürmetler...
reklamın iyisi...
arsan'ı olmazmış:)
bu da radikal'in reklamı;)
_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
Garip olan
Garip olan "vatan savunması"na geçişiniz efendim... Heyecanınız ve aceleciliğiniz size üzülebileceğiniz neticeler doğurabilir. Patron ile aramızda vaki olan bir dialoga yöneliktir belki de. Literatüre katkı olan: :)) işareti nette bir anlam ifade ediyor sanıyordum. Nette anlam taşısa da Seçkin Deniz için anlam taşımaması olası idi, yanıldım, affedin. Fesüphanallah...
tebrikler...
Selamlar,
öncelikle sizi yazınızdan ötürü tebrik ediyorum, her cümlesine hak vermekten alamadım kendimi.
bu kadar ince bir konuyu ele alacak kadar duyarlı ve dertli birinin, yazıda gecen "islamcı erkekler" tabirini sadece ve sadece "hiciv" amaclı kullandıgını anlamakta hiç zorlanmamıstım, ta ki aksi şekilde düşünenlerin yorumlarını okuyana kadar. dediğim gibi sadece yorumları okurken zorlandm bu konuda... merak ediyorum; yazarın, bu ayrımın farkında olmadıgını düşünmek, bu kadar haklı bir yazının sahibine haksızlık olmazmı ki? zaten o ayrım farkedilmemiş olsa, niye böyle bir yazı oluşsun ki? yazar da normal görürdü bu değişimi ve üstüne konusulacak birşey olmadıgını düşünürdü. Sürekli aynı yorumu okudugum için bu yorumu yazma ihtiyacı hissettim.
Ayrıca, tabi ki de basörtülü kızların derdi evlenecek birilerini bulamamak değil, zaten yazarın da anlatmaya calıştıgı sosyolojik sorun bu değil. Kalitesi yüksek eleştiriler ve tespitler içeren bu yazı için kendilerini tekrar ve tekrar tebrik ediyorum.
Benim yorumum yazıya değil de yorumlara oldu galiba :)
neyse,
Selametle.
Tesettürlü hanımlarla
Tesettürlü hanımlarla evlenmeyen adam nasıl "İslamcı erkek" oluyor?
Müslümanlığa bakışımız, iman-amel bütünlüğüne inanıp inanmamamız bu konuda belirleyicidir.
Kapitalizme inanmış bir adam nasıl müslüman olabiliyor? Bu müslümanlık o kadar "her şeyi içinde barındırabilen" bir belirsiz anlayış mıdır?
Yazının sonunda kullanılan ifade zaten yazarın da islami kimliğini ele veren bir ipucudur. sorumsuzca argo kullanmaya alışmış bir "şair" var karşımızda: Şiirlerinde kullanır, yazılarında kullanır, Kur'an ahlakını gözetmeden.
En iyisi sayın yazar siz internet sitelerinde reytingi yüksek olacak başlıklı yazılar yazmayı bıralın da kendi islamcılığınızı gözden geçirin.
Başörtülü ablalara Rabbimiz bir çıkış yolu gösterecek ve varlıklarını bu dünya ile sınırlı görmeyenler kazanacaklardır.
nasıl bakmalı?
bu yazıyı okumadan aylar evvel bu düşünce zihnimin bir köşesinde durmaktaydı. çünkü ben de ismail bey gibi, etrafımda insanların evlenmek üzere sectikleri bayanların basörtülü olmayışını hayretle izledim. neden mi çünkü gercekten kendilerini islam eri olarak lanse etmişlerdi. ben değişik bir acıdan da olaya bakmak istiyorum. islam erlerinin begendikleri hanımlar da istem dısı olarak basörtü kullanmayan bayanlar oluyor. yani bazen durum bilinçdışı bir seçime doğru gidiyor. namazlı niyazlı olması durumu kurtarıyor cogu zaman. iddia sahipleri tüm iddaları kabullenip benimsemiş bayanları secmiyorlar. çok garip gelmişti gercekten. İsmail Bey'e bir kez daha teşekkür ediyorum çünkü bu konuyu tabu olarak dahi görmüşlüğüm olmuştur. selam ile...
eş olabilme
baş örtülü kızlarla kimin evleneceği sorusu, evlenecek insanların birbirine "eş" olabilmesi ile ilgili bir durum.
baş örtülü olup, kulluğunun bilincine varmış bir bayan yine en az kendisi kadar müslümanlığının bilincinde biriyle evlenmek istiyor. böyle bir erkekte bilinçli, neyi nasıl yaptığını bilen biriyle evlenmek istiyor. yani kendisi kadar dindar veya kendisi kadar hassasiyetleri olan birini arıyor.
diğer taraftan kulluğunun gereği olması gereken baş örtüsünün yüklediği anlamdan uzak yaşayan, manası; sadece başına taktığı bezden ibaret olan ve alışkanlıktan öteye gitmeyen kardeşlerimizin olduğu da bir gerçek.
bu bilinçteki insanların birbirini bulup evlenmesi; islamın bilincine varmış, Allah'a teslim olmuş, inancını eyleme dökmüş veya dökmeye gayret eden, bu yolda olan ve bu yolda yürüyen müslüman sayısı ile ilşikili.
yine, bu yolda yürürken, dünyevi korkular yaşamak, başörtülü eşini kendi yanına yakıştıramamak, onlara hak ettiğini verememek bizlerin imanları ile ilişkili. yolda yürürken yersiz korkulara kapılmak, Allah varken hayatta dert etmemesi gereken durumları boşuna dert etmek, olaylara O'nun müdahil olduğunu kimi zamanlar unutmakta hepimizin eksikliği.
ayrıca, dinimizin 4 temel üzerine oturduğunu düşünürsek; akaid, ahlak, ibadet ve muamelet, din binasının akaid temelleri üzerinde kurulu olduğu ve hemen ikinci katının da ahlak olduğu da unutulmamalıdır. bu sebeple baş örtülü olmayan, iman hakikatlerini benimsemiş, peygamberimizin ahlakını hayatına taşımış bunlarla birlikte "gözünde çapak olan" bu kardeşlerimizin haklarını yemeyelim. bu kardeşlerimizin, baş örtmeme vebali sağlam temellerle kurmuş oldukları din binalarında yerini alacağı Allah'ın izni ile kesindir.
"Eş" Hadisesi
İnsanın eşi olmaz efendim. Kedilerin eşi olur mesela. Hayvanlara eş aranır insanlara değil. İnsanların karısı, kocası, sevgilisi, yâri, yâreni, helali, ailesi olur.
Belirteyim dedim.
Müsvedde
aşinalık...
evet, yazılanları okudum. bir kaç arkadaşımızın sözleri dışında, yazıya hak veren de vermeyen de bir boyut katamamış.
yazarımız:
"En yakın arkadaşlarım, İslamcılıklarından emin olduğum arkadaşlarım, firmalarına alacakları yegane bayan personel için “başörtülü” bir kızı tercih etmediler/edemediler. Kime ne anlatıyoruz ki?" demiş. kendi çevresinde gördüklerinin kendi bünyesinde meydana geitrdiği rahatsızlığı dile getirmiş. tüme varım için biraz erken davranmış kanaatimce. tesettür kavramı İslam'a ait ise, İslam belli bir coğrafya ile sınırlı değil ise ve bu serzenişin sebebi olarak teşhis edilebilmiş kişiler küçük bir toplumu temsil etmekte ise burada bu kişiler ele alınmalıdır. o kişilerde olan problem detaylandırılmalı ve eses onlara aktarılmalıdır. durumu biraz daha lokal platforma çekmek istersek dahi, anadoluda bu yazının muhatabı olduğunu görmedim. bu demek değildir ki anadoluda herkes tesettürlü eş arıyor. hayır. fakat anadoluda da müslüman erkekler müslüban hanım arıyorlar. burada islamcılık vs. gibi kavramların kullanılması da oldukça gereksiz. çünki müslümanın bir kimliği vardır, o da müslümanlık. bu kadar basit bir durumu dallandırıp budaklandırarak islamcı vs. gibi noktalara taşımak da bizi yanlış kanaatlere götürür. bir insan ya müslümandır ya da değildir. "müslüman ama hem de islamcı" ya da "müslüman ama islamcı değil" gibi bir aidiyetlik sözkonusu olamaz. bu paralelde, diliyle getirdiği şehadete kalbiyle ve hayatıyla uyan müslümanlar için "hayırlı eş" seçimi de oldukça sade ve açık bir konudur. bu insanların bir pürüz yaşadıklarına inanmıyorum. ve bu insanların böyle bir problem yaşadıklarına da inanmıyorum. tabi bu sözümden hepsinin mes'ut ve mutlu birer yuvası olduğunu idda ettiğim anlaşılmasın. hayatımızda imtihanlar bizim için. her konuda olduğu gibi evlilik hayatımızda da bazı imtihanlarımız olabilir. fakat tercih noktasında evlenilecek eş bulmak geçmişte de insanlar için sorun olmadı, günümüzde de yoktur ve gelecekte de olmayacaktır. tesettürlü bir bayanın mutlaka "doğru" bir talibi çıkacaktır, yeter ki kendisi "doğru" bir yerde duruyor olsun. aynı şekilde müslüman bir erkek de "saliha" bir hanım bulabilecektir, yeter ki doğru yerde "arasın". (hanımlar için "durmak", erkekler için "aramak" kelimesini kullandığımı gözden kaçırmayınız lütfen)
bu parelelde, yazarımızın bahsettiği sorun, kendi sosyo-kültürel ortamına/çevresine ait bir problemdir. bunu müslümanlığın bir buhranı olarak göstermesi pek de "hoş" olmamış.
ahzap suresinin 35. ayetini ben de arkadaşımız gibi hatırlatıyor, ve herkese selamet diliyorum.
____________...____________
testinin içinde ne varsa, dışına da o sızar...
Ben de zenciyim!!!
Eline, kalemine yüreğine sağlık kardeşim. Ben de Zenciyim...
"biz kitaba inanıyoruz."
Ben aslında aslında bu
Ben aslında aslında bu söylenenler çok saçma zira (benzetme için özür dilerim) her arz kendi talebini yaratır diyecektim ama arkadaş gerçek hayattan sosyal trajedileri örnekleyince deyecek de bir şey kalmıyor geriye.
Öncelikle müslüman diye bildiğimiz işyerlerinde ve bu işyeri müslüman alışverişimizi buradan yapalım diye gösterdiğimiz hassasiyet kadar müslüman teba için hassasiyet göstermemektedir. Şahsen yazar arkadaşımız düşük maaş ve düşük profilde elemanlar çalıştırma üzerinde yine de gayet iyimser örnekler vermiş ama misal benim de iyi bildiğim bir işyerinde patron Saadet Partili olabilecek ve civardaki tüm camilerin, kursları vs.leri finanse edebilecek kadar yardımsever ve müslüman olmasına rağmen Başörtülü bayanlar işe alınmamaktadır. Peki tamam başörtüsüz bayanlar da işe alınmamaktadır ama iki sosyal kesim arasında bariz farklar vardır. Zira başörtüsüz bayanı işe almasak bile o hanımlar gidip başka yerlerde çalışabilmek imkanına sahipken başrörtülü bayanların bu imkanları gayet kısıtlıdır.
Hatta ve hatta bu tarz işyerlerin de namaz kılma problemleri bile yaşanmaktadır, cılız da olsa böyle bir dedikodu uzaktan da olsa duymuşluğum vakidir. (Gayet ciddiyim)
İkincisi konuya ilk giriş bildiğim kadarı ile Reha Muhtar'ın saçma sapan ve hedef alan hatta tahkir eden kurgusu ile gündemde yerini bulabilmiştir. Kurgu şudur; başörtülü kızlarla evlenen başörtülü erkekler ileride devlette ve özel sektörde yükselmelerde problem yaşayacaklarından uzak durmaktadır. Lan sanki bütün başörtülü erkekler yükselmekte, terfi etmekte de başörtülü hanımlar buna engel olmakta gibi. Böyle bir şey yok kardeşim. Başörtülü eşi olan erkeklerin alayının yükselme şansı da yok. Aha işte Cumhurbaşkanının eşi başörtülü, Başbakan da keza öyle. Başrörtüsü Türkiye'nin bir gerçeğidir. Bu durumun diğer kesimlerce de zamanla kabul görecektir zaten.
Öte yandan başörtüsüz laik bir kadınla evlenmektense giderim bir Rus hatun alırım arkadaş. Hem daha güzel oluyorlar. Yani o kadar mezhebi geniş olan onu da yapar. Evlilik sadece terfi etmek, sokakta bak ne güzel eşim var diye teşhir etmek maksadıyla yapılan bir şey değil ki; çocuklara kim bakacak, kim eğitecek çocukları, yoldan çıktıkça koca kim yola çekecek. Hayat müşterektir herşeyi ile paylaşılacak biridir evlenilecek bayan.
Öte yandan ben genel problemin başörtülü erkekler ile başörtülü bayanlar arasında iletişim zorluklarından kaynaklanmaktadır diye düşünmekteyim.
Tersine Mühendislik
Öncelikle, İsmet Özel'in Haftalık'a verdiği mülakattan bir kesit sunmak istiyorum:
--alıntı--
- Türban sorunu hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Bu konuda başını örten kızların kabahatli olduğunu düşünüyorum. Ve daha çok ailelerinin... Onlar başörtüsü konusunda samimiyseler başörtülü okumanın imkânsız olduğu yerden uzak durabilirlerdi. Ne açılacaklar ne de tahsili terk edecekler. Kim insanların kendilerini yetiştirmesine engel olmuş? Eğer hakikaten ilimse derdiniz niçin siz diploma peşindesiniz? O zaman başörtüsü yasağı diye bir şey olmaz. Bu kızları üniversiteye almak için onlar, hevesle beklerler. Onları kaybetmek istemezler. Başı açık fotoğraf istendiği için diplomasını almamış insanlar tanıyorum. Ama bakınız ne duruma geldik. Bu kızlar, ağırlıklarını hissettirselerdi başörtüsü sorunu diye bir şey olmazdı. Ama tam tersine bunlar salya sümük "Ne olur bizi okula alın" diyorlar. Hatta şöyle diyorlardı: "Ben üçüncü sınıfa gelmişim bırakın mezun olayım." Yani derdi mezun olmak...
- Bir kuruma gidip iş başvurusunda bulunduğunuzda "Ben dışardan kendimi yetiştirdim" dediğiniz zaman kimse size değer vermeyebilir ama...
- Mesele burada. Siz öyle bir şey yapın ki onlar sizin yaptıklarınızın müşterisi olsun.
--alıntı--
Devamen, Fatma Barbarosoğlu'nun Gerçek Hayat'ın 306. sayısında Murat Menteş'le yaptığı röportajdan:
--alıntı--
- Başörtüsü yasağı yıllardır insanları kahrediyor. Fakat siz de diyorsunuz ki...
- Başörtüsü yasaklarının olumlu sonuçları da oldu. Başörtülü kızlar Arapça, İnglizce öğreniyorlar, geleneksel sanatlarla ilgileniyorlar, kitaplarla daha çok haşır neşir oluyorlar, arkadaş grupları kuruyorlar... Önümüzdeki yıllarda dünya çapında başörtülü sanatçılar, yazarlar çıkacağını düşünüyorum.
- Toplumsal bir etki mi doğacak?
- İslami hareket, önümüzdeki yıllarda sanat üzerinden atağa geçecek. Toplumsal hareket önce sanat ile başlar, ardından felsefe sonra siyaset gelir. Şimdiye kadar İslami hareketler sanattan beslenmediği için başarılı olamadı. İlk defa önümüzdeki yıllarda Müslüman sanatçıların avantgarde ürünler ortaya koyarak kitle kültürünün dışında bir vaha kuracağına inanıyorum.
- AK Parti iktidarının sanat ve felsefeyle, düşünceyle ilgisi ne durumda?
- Çok uzaklar. Danışman kullanmayı bile başaramıyorlar. İktidar olarak bir şey yapamadılar. Sanata ve düşünceye ağırlık vermiş olsalardı, bugün laikçiler tarafından bu kadar kuşatılmış olmayacaklardı. Bir iktidarın muktedir olması için arkasına felsefe ve sanatın gücünü alması lazım. Bunun bir mesele olduğunu bile fark etmediler.
- Bütün bunların sonucu ne olacak?
- Tesettürlü kızlar daha küresel bir kimlik taşımaya başlayacaklar. Mesela Türkiye'de evlenecek erkek bulamayınca yabancı Müslüman erkeklerle evlenmeye yönelecekler.
- O zaman bizimkiler de avucunu yalayacak?
- 21. yüzyılın kadınlar üzerinden şekillenişi, küresel kadın kimliği ile gerçekleşecek. Bu süreci hızlandıran ise başörtüsü yasakları. Okumak için yurt dışına giden tesettürlü kızlar ile üniversiteye gidemediği için farklı örgütlenmeler içinde eğitimini tamamlayan genç kızlar, yeni kadın kimliğinin lokomotifi olacaklar.
- Türk erkekleri de yabancılarla evlenir belki?
- O oluyor zaten. Rus kızları, ABD'lilerden sonra en çok Türk erkeklerini seçiyorlar.
--alıntı--
Bu ikisini üst üste koyduğumda birkaç yıl sonrası için konu hakkındaki öngörüm ziyadesiyle ümitvâr. Diğer deyişle, 'mevzi kazanmak'la 'vazifeyi yerine getirmek' arasındaki farkı idrak edememiş "İslamcı" erkekler için, iş bilim kurgudan çıkıyor.
başörtülü kızların kimlerle evleneceği ni kimse bilmiyor.
ismail kılıçarslan şiirde ki yetkinliğini yazılarında da gösterıyor hem herkesın cesaret edemedıği (çünku aynı şeyı yaptıkları için eleştırmekten çekiniyorlar)hem de önemlı konuları müthiş bır şekilde anlatmış kendısınden Allah razı olsun ...
Benzeşme (mi?)
Yazının başlığı : Başörtülü kızlar evde mi kalacak?
http://www.zaman.com.tr/?hn=354689&bl=yazarlar&trh=20061001
cemaat.com = orijinal fikir & farklı kalıp
başörtülü kızlar kimlerle evleniyor
fatma karabıyık barbarosoğlu hanımefendi yeni şafak gazetesinde 18.08.2006 tarihinde yazdığı yazıda şunları dillendirmiş.
"Aile kızını olağanüstü bir gayretle yetiştiriyor. Genç kız hem hafız hem de klasik sanatlarda (tezhip -hat) istidat gösteriyor. Babası sabırlı bir hanım olması için ney üflemesi üzerinde bilhassa duruyor. Genç kız hocalarını şaşırtacak bir mesafe kaydediyor. Zarif, bilgili, kültürlü. Ama hiçbir film artistine benzemiyor. Ne boylu poslu, ne renkli gözleri var. Televole kültüründen beslenmemiş bir delikanlı için pek çok güzelliği var elbet. Ama televole kültüründen beslenmemiş erkekler nerede!!! Mesela, şeyhinin tavsiyesiyle son derece donanımlı bilgili, nazik, sanat erbabı genç kız evlendiriliyor. Yakışıklı, ihtisasını yurt dışında yapmış, iyi geliri olan bir delikanlıyla. Dışarıdan her şey güzel gibi gözüküyor. Öyle mi? Hayır. Çünkü genç kızın yıllardır biriktirdiği hiçbir şeyin kıymeti yok damadın gözünde. Bir aylık evliyken kendisine lens parası veriyor. Sibel Can’a benzemesi için."
benim acizane yorumum...
başörtülü kızlarla kim evlenecek diyorduk ya. onların mercedes arabalı babaları onlar için gayet "şık" bir gelecek belirliyor zaten.
yeşil gözlü gelecek. islamcı erkekler ise ehl-i dünya kızlarla evlenecekmiş benden duymuş olmayın. sebep olarakta "islami burjuva" babaları gösteriyorlarmış.
Neden korkuyorlar ki?
Evlilik konusu hassas bir konudur. Rabb’imiz nasıl uygun görmüşse öyle olur ve O’nun her işinde bir hayır vardır. O dilemedikçe biz dileyemeyiz. Biz sadece hayır görmekle mükellefiz. Bazı İslamcı erkekler (ki bu tip tanımlardan bende hiç hoşlanmam) deniyor, eyer ki bu erkekler çıkar için evleniyorlarsa yazık. Zaten başörtüsünün hakkını veren kızlarımızda bu kişilerle evlenmek istemezler. Ancak çevremde gördüğüm evliliklerde erkekler açık kızlarla evlenip eşlerinin kapanmalarına ve namaza başlamalarına vesile olabiliyor. Bu kişilerin bazılarından “sırf eşim istediği için kapandım. Aslında zor geliyor bu başörtüyü taşımak” diyenlerini de duyuyorum “İyi ki evlenmişim. Böyle bir yaşamın güzelliğini göremeye bilirdim ve çok yanlış bir yolda da olabilirdim” diyenleri de. Her şeyde bir hikmet vardır ve tüm bunlar sınavın bir parçası. Benim takıldığım nokta iş konusu. İşe giren kapalı bir bayana işverenin bu şekilde davranıyor olması. Böyle bir rezaleti ilk defa duyuyorum. Gerçekten çok yazık. İmam hatip mezunu erkeklerin ille de çalışan biri ile evlenmek istemelerine gelince. İşimin sağladığı fırsatla bir çok çalışan bayanın aile sorunlarını dinleme ve yardımcı olma imkanım oluyor. Bunu iş harici kendi isteğimle ve büyük bir zevkle yaptığımı da belirteyim. Çalışan bir annenin, eşlerin ve tabi en önemlisi çocukların durumlarını görselerdi aynı şeyi isterler miydi? Çoğuna işi bırakmalarını tavsiye ettim. Çünkü ortada evden kaçıp ev yerine sokakları tercih edenler, 4 yaşında sinir krizi geçirenler, 8 yaşında kıskançlık ve fesatlıkla birlikte ruhsal durumu oldukça bozulmuş, hayatı çocukluğu zehir olmuş çocuklar vardı. Çoğu anne baba ise boşanma eşiğindeydi ve ev içindeki celal cemal dengesi bozulmuştu. Artık anladım ki annelerin çalışmaktan ziyade çocukları ve evleri ile ilgilenmeleri her şeyden önce tutulmalı. Evle ilgilenme konusunda aynı sorumluluk baba için de geçerliydi. Çünkü eşi çalışan erkekler bir sebepten dolayı işini kaybedince eşlerinin çalışmasına güvenip çalışmaktan kaçıyor evde oturmayı tercih ediyordu. Düşünün evde anne çalışıyor baba ise evde oturup çocuklarla ilgileniyor. Böyle bir dengesizlik içinde çocukların psikolojisi nasıl bozulmasın ki?
Zaten neden korkuluyor ki? Rabb’imizin rızkımızı temin etmeyeceğinden mi? Sahibi bile kölesinin rızkını düşünürken Rabb’imiz ki sonsuz merhamet sahibi iken neden düşünmesin? Çok çok fakir bir sahabe varmış. Ona” bu kadar fakir olmaktan korkmuyor musun? “ demişler “ o da “yerlerdeki ve göklerdeki tüm hazinelerin sahibi bir Rabb’im varken neden korkayım?” demiş. Evet yerlerdeki ve göklerdeki tüm hazinelerin sahibi bir Rabb’imiz varken neden korkalım ? Tüm bunlar bizi şu sonuca ulaştırıyor; Kapitalizm hücrelerimize kadar işlemiş. Kararlarımızda sağlıklı düşünemiyoruz ve çocuklarımızla birlikte en kutsal kurum olan aileyi yitiriyoruz. Rabbi Rahime emanet olun Selam ve dua ile...
---------------------------------
"Onlara orada taslar içinde zencefil karışımlı içecekler sunulur.Bu "selsebil " adı verilen bir cennet pınarıdır. " ( İnsan Surasi 17-18 )
okumuş mu okumamış mı?
Bir zümrede hasıl olmuş bu vakıa bence çok ehemmiyet verilecek türden değil de benim asıl kafamı karıştıran mesele, başörtüsü davasından taviz vermeyip toplumun tanımıyla ev kızı haline gelmiş başörtülü kızların durumu.... Günümüzde üniversite okuyan erkek yahut kızların sosyal düzlemde kendine denk (uygun) eş bulma arayışları neticesinde üniversite mezunlarının -mağdur- üniversite okumamış kişilere bakışını da tahmin edersiniz. Bir şekilde haksızlık edilmiş olan insanlara toplumsal temayüllerden de bir şamar bu bence...
SEMBOOOOOLERİMİZ
içinde yaşadığımız toplum her ne kadar yozlaşmaya yüz tutmuş olsa da evlilik söz konusu olduğunda günülden inanarak, beniseyerek örtüyü takan hanımefendiler daha çok itibar görürler. gerçek inançlı, ihlaslı insanlar yaptığı her işinde Allahın rızasını güzetirde kula kul olmayı şiddetle kınarsa eğer kısır döngülere düşmeden eş seçimi konusunda daha sağlıklı kararlar verebilir.
insanımızda kalıplaşmış genel bir kanı var; islamiyeti nerdeyse başörüsüyle yada sakal ve cübbeden ibaret görüyorlar. bu hususlar ayet ve hadislerle sabittir. buna şüphemiz yok, inanıyoruz. ama bu sistem olarak tabir ettiğimiz islamiyetin bir parçasıdır.
kendi kendimize şu soruyu sormamız gerekmezmi: ne zamana sembollerin güsterişin tesirinden kurtulup ihlaslı müslüman olacağız?
unutmayalım ki islamiyet bir sistemdir onu hayatımızın her alanına aksettirmeliyiz.
inanan insan her zaman eşref-i mahlukat olduğunun farkındadır ve kendinisini asla toplumun zencisi olrak görmez. böyle düşünen zavallılara da itibar etmez.
kuşkusuz ki kader ve kısmette ne varsa onu göreceğiz.
tencere yuvarlanır kapağını bulur...
Kimse kusura bakmasın ama benim gördüğüm kadarıyla yüce Allah (c.c.) herkese kendi gibi eşler nasip ediyo, yada bana öyle geliyo , insanlar evlenecekleri eşte neden sadece fiziki olarak güzellik ararlarsa hiç anlamam, sanki hep aynı kalacaklar, diyelimki başörtüsü olmayan bi hanımla evlenmek isteyen bir eş, buldu bi kısmet ve evlendi, ileride o hanımefendi kendi rızasıyla örtünmek isterse ne yapacak? her şeyin olabileceğini düşünerek adım atmak gerek, değilmi? ha bir de varsa tanıdık bildik helal süt emmiş kişiler ben bekarım, tekliflere de açığım :)
kendilerinin islamcı
kendilerinin islamcı olduğunu düşündükleri halde, maalesef en çok kendileri başörtülü kızlarla evlenmekten kaçıyor bazı insanlar. oysa evlenmek istenilen kız, her şeyi göze alıyor, hiç kimseden çekinmiyor ve başörtüsünü çıkarmıyorsa 'erkek' dediğimizin kaçacağına daha çok destek olması gerekir. ''başkaları ne der?, nasıl karşılanır?'' korkusuyla başörtülü kızlarla evlenmekten çekinenler hata yapıyor, diye düşünüyorum.
bu yazı güncelliğini kolay yitirmez
ne kendime acırım ne de acınmasına müsaade ederim. ama dürüst olmak gerekirse bu sorunun cevabını merak ediyorum. başörtülü kızlarla kim evlenecek?
hele de görüştükleri başörtülü bayanların evlendikten sonra açılmalarını isteyen HİZMETÇİ ruhlu insanlar bu soruya nasıl cevap verecekler. çok merak ediyorum
Başörtülerle kim evlenecek?
Yazar çok önemli bir konuya temas etmiş ve çok güzel yazmış lakin; yazının son paragrafında s.... demesi benden puan kaybettirdi. Doğru diyor yazar: Herkes açık bayanlarla evlenirse başörtülülerle kim evlenecek?
BİZİM BURALAR
Bahsedilen konu belki bölgelere göre değişiklik arzediyordur.çünkü buralarda tam tersi sorunlar yaşayan erkekler var yakın çevremizde gördüğümüz.başörtülü bayanlara talip oluyorlar ama onlar kendilerine talip olan erkeklerin analarından emdikleri sütü burunlarından getiriyorlar.sözkonusu bayanlar dindarları değil,daha modern görünümlü(ki bunu kınamıyorum sadece zihniyeti kınıyorum) yada daha paralı,daha arabalı,daha çok evi olan vs vs kişileri tercih ediyorlar islami değer yargılarına aykırı cahili değerlere göre değerlendirme yapıyorlar. Bunun nedenini de biliyoruz aslında çünkü buralarda onlara talip olanlar çok fazla.Geleneğin vermiş olduğu bir hassasiyetle hareket eden beyler kendileri ne kadar islami kimlikten uzak olurlarsa olsunlar başörtülü bayanları tercih ediyorlar. Aranan talep edilen kişi olmak bacılarımızın çok hoşuna gidiyor olmalı ki zorluk üstüne zorluk çıkarıp bezdiriyorlar(ne de olsa talep çok biri olmasa diğeri olur)
yani aslında analatacağım buralarda zenci muamelesi görenler başörtülü bayanlar değil İSLAMİ KİMLİĞE SAHİP ERKEKLER.(sırf başörtülü bacılarmızın kaprisleri yüzünden bunlardan vazgeçip sıradan bir bayanla evlenmeye razı olan çok fazla kişi var buralarda VE ONLARI DA HAKSIZ GÖRMÜYORUM)
NOT:SÖZ KONUSU DEĞERLENDİRME BU ÖZELLİKLERİ TAŞIYAN BAYANLAR İÇİNDİR.HERKES İÇİN GEÇERLİ DEĞİLDİR.
biz müslümanlar ne
biz müslümanlar ne zamandan beri mü'min ve mü'mine yerine
islamcı! sıfatını kullanıyoruz birbirimize? islamsızların, islamcı tanımlamalarını benimsiyoruz. (öncelikle !)
oturup bu konuyla ilgili bütün yorumları üşenmeden okudum. ben çalışan biri olarak kesinlikle ismail kılıçarslan'ın,işle ilgili yorumlarına katılıyorum.ben tasarımcıyım.bizim sektörde öncelikli tercih edilen tipler; erkekseniz kuşum aydın ,bayansanız punkçular gibi olmanız ön kabul şartı gibidir.
böylesine uçuk uçlarda başörtülü olmanız tam anlamıyla handikaptır sizin adınıza.kaldı ki;diğer tüm alanlarda da başörtülü olmanız işe alınmama nedeninizdir.
çalıştığım firmaya eleman alınırken görüşmeye gelenlerden başörtülü olursa görüşmeye bile tenezzül edilmiyordu. hatta patronuma, beni nasıl aldınız hayret ediyorum demiştim. o da bana; sen çok dua etmişsindir o yüzden demişti. mutlak hakimiyet allah'ındır ve allah'ın dediği olur.
Örtülüyüm. Kime ne?
Ben universite'deyken bu yasak geldiğinde, herkesin hayatına kaldığı yerden devam ettiğini hatırlıyorum. O zaman tesettürlü değildim ama tesettürlü olan arkadaşlarım da bayağı kanıksamışlardı, yapacak bir şey yoktu besbelli...Aradan kısa bir zaman geçti, Hamd olsun Rabbime Örtüye büründük. Bir süre sonra da başımı açarak okula devam edemeyeceğime karar verdim. Ve okulu bırakmak zorunda kaldım. Sorun şuydu, Ben Allah rızası için başımı açmamıştım birçok başını açmayarak okuluna devam etmeyen arkadaşım gibi, ama başını açarak okula devam eden arkadaşlarım da bu zulme, Allah rızası için boyun eğdiklerini söylemişlerdi. Standart savunma malum "Biz okumazsak meydan bunlara kalacak" vs gibi...Tanıdık bildik...
Burda eleştrim başını açan arkadaşlarıma değil, herkes kendi bildiğini, inandığını yaşar. Ama bu baş açma mevzuu Rabbani bir boyuta getirilirse, yani, Allah rızası için başımı açıyorum denilirse orada ciddi bir erozyon olduğunu düşünürüm. Allah pek tabiiki emrettiği şeyin hükmünü yerinden asla kaldırmaz. Örtünmek nasıl Bu ayet nazil olduğundan itibaren farz ise bugun de farzdır. Farz terk etmek Allah rızası için olmaz.
Kimsenin vijdanını rahatlatmasına tahammülüm yok. Başını açmadığı için okuyamayan, işe alınmayan, ya da lütuf olarak işe alınıp sömürülen tüm kadınların vebali ümmet üzerinedir...
Bu insanlar, bu temiz nisa'lar bir insanın tahammül dahi edemeyeceği, neredeyse cahiliye döneminde maruz kalınanan zulumler kadar acı bir imtihanla baş başadır. Her yerde, tüm yaşam alanlarında tecrit edilmişlerdir. Kendi ülkelerinde mülteci muamelesi görmektedirler. Resulune zarar verebilirler diye, sabaha kadar uykusuz kapısının önünde bekleyen sahabe duyarlılığını düşünerek, bu kadınlar için rahatsızlık ama ciddi bir rahatsızlık duyan kaç insan tanıyorsunuz sormak isterim.
Evlenmeseniz de, Okula, işe almasanız da, Yok saysanız da(kim üstüne alınıyorsa buyursun, afiyet olsun) bu kadınlar, başörtülerini vermeyen kadınlar, Baş örtülerini değil, Allah rızasını hayatının en önüne koyan kadınlar, Hz Ayşe ekolünün en ciddi temsicilerindendir. Kendimi tamamen tenzih ederek, ama bu imtihanı yaşayan birisi olarak, hepsine Allah sonsuz kere rahmet ve nimet yağdırsın ve onları korusun...
Onları Rableri olan Allah, O'nun rızasını güttükleri için muhakkak koruyacaktır ve hediyelendirecektir. Lütfen siz de üzerinize ne düşüyorsa O'nu yapın...
vesselam
ikinci bir yasam beklentisi icinde degilim;
zaten ben bu dunyada oluler arasindan dirildim
Şule Demirtaş hanımın yorumu
Şule Demirtaş hanımın yorumu güzel ve dikkate alınmalı bence..
Müslüman olmak, hele böylesi bir çağda kolay mı sanıyorsunuz? Allah'ın zerre değer vermediği bir dünyada mümkün olduğunca temiz ve iyi kalabilmek.. kimse mükemmel değildir..
Yaradana teslimiyet
yorumuzu okudum. takdire şayan bir yazı. yazınız beni 7 yıl öncesine götürdü. tanık olduğum bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum. üniversitenin 1. sınıfının 2. dönemindeydik. başörtüsü zulmu bütün ağırlığıyla üniversiteye hakimdi. inançlı öğretmenlerimiz bile örtüyle derse giren arkadaşlarımız hakkında tutanak tutarak onları derse kabul ederlerdi. yapılan eylemler feryad-figanlar sonucu değiştirmedi. bazı arkadaşlarımız sizin de ifade ettiniz gibi meydanı bunlara bırakmayacağız diyerek kimisi açıldı kimisi perukla derse girdi. staj için okullarda derse giriyorduk. örtülü bir arkadaşımız vardı ki; o hiç bir zaman örtüsünü açmamıştı. ilk hafta sorun olmadı . ikinci hafta giderken staja okul müdürü bu kılıkla derse giremezsin dedi ve ekledi: bir yerlere gelip insanlığa, topluma faydalı olabilmek için bazı tavizler vermemiz gerekir. daha gençsin önünde bir gelecek var yazık etme kendine v.s ve arkadaşımız kararlı, kendinden emin bir edayla 'hocam taviz vere vere bize ne kaldı ki.. ' deyip çıktı. bir hafta sonra da üniversiteden atıldı. kurban bayramına yakın bir zamandı. 'aileme gidip onların bayramını zehir etmeyim' diyordu . çünkü ailesi de 'bırak bu kuru inadı. açıl ve okulunu bitir' diye baskı yapıyorlardı. aslında milyonlarca kişinin onun yerinde olmak isteyip de gelemediği bir konumdaydı. ama o ben Allah için örtündüm kul için açılmam deyip hayatının belkide en mutlu ve verimli devresini elinin tersiyle iterek yoluna devam etti. dünya hayatı ahirethatının tarlasıdır. hayatta karşılaştığımız herşeyi sınavın bir parçasıdır aslında. kula değil Allaha(cc) kul olmayı arkadaşımız gibi ihlaslı kul olmayı rabbim cümlemize nasip etsin. selam ve dua ile.
Yüklenmeyelim fazla...
Ben tesettürlü kardeşlerimizin metinde belirttiğiniz gibi vahim bir durumda olduğunu düşünmüyorum. Onların önlerine çıkan engelleri aşabileceklerine inanıyorum.
allah razı olsun ahmet
allah razı olsun ahmet kardeşimden doğru diyor. aşarız biz. ben kaç yıldır çekiyorum bu bu sancıyı kaççç. gene sabredip ortadaki bu imtihanı aşmak için elimden geleni yaparım. acizane yapmayada çalışıyorum ama beni üzen şey nedir biliyomusunuz pantolonu çkemiş üstüne göbeği açık badisini , başında türbanı tarkan abimizin konserinde göbeği açık kendinden geçmişcesine oynayan kardeşlerimi gördükçe diyorumki ya ben gerçekten bunlar içn mi mücadele ediyorum ben bunun içinmi imam hatipli olduğumdan dolayı istediğm bölüme giremedim ben bunlar için mi üniversite hala türbanımın hakkını vermeye çalışıyorum bunun için mi??
yazık Rabbim ıslah etsin ama artık yozlaşan ve sadece gelenek yada aile baskısıyla kapanan kardeşlerimizin sonradan bir açık kapı bulunca aralayıp sonuna kadar açıp türbanı böle vasat hale getirmeye çalışmaları.özenti sadece ama hakkıyla yaşayalım. Rabbim salih insanlarla karşılaştırsın bizi .ben bilsemki bu yolda ölücem sonum böle olucak varsın böle olsun. bu türbanımla beni alan alsınn almayan almasın benim rabbimin sevgisi yeter. ya bırakın o kadar da aciz durumda da değiliz.:)))
Tükürmek...
Sakız gibi çiğnenen konulardan biri de şu başörtü konusu malesef..Allah insanların iradelerini serbest bırakmıştır..Yani her birey ne yapacağına iradesiyle karar verebilir çok şükür..Bir gün bir sohbete gitmiştim..Sohbet veren zat şöyle buyurmuştu ;"Biz aslında müslümanlar olarak toplaşıp şöyle bir tükürsek onunla israili boğarız ama gelin görün ki birbirimize tükürmekten boğazımız kurudu"..
Vahim durum bu olsa gerek..Başını açmayanlar başını açanları, başını açanlar açmayanları;peruk takarak eğitimine devam edenler başını açarak devam edenleri;başını açarak devam edenler peruk takanları kınıyor da kınıyor..
Elif kardeşimizin haklı olduğu bir konu var : Başörtüsü Allah rızası içindir..Bu bağlamda başörtüsünü öyle islami giyime uygun olmayıp aksesuar niteliğinde kullanan bireyleri kınamayıp onlar için dua etmek lazım..
Peygamberlerin bir duası var ya "Allah'ım..Bilselerdi yapmazlardı.."Allah rızasının güzelliğini bilen yapmaz..Bize düşen birbirimize dua etmektir..Birbirimizin ayıplarını kınayarak ortalara çarşaf gibi sermek değil..Malesef müslüman bilinci unutuluyor..malesef..Kimsenin kimseyi hesaba çekme yetkisi yok; Allah kimin rıza kimin de vicdani rahatlama için başını açıp kapadığını biliyor..Hesap sormayı O'na bırakın..
"Ben baştan kaybetmişim;
Belki ben baştan kazanmışım insnalık kaybetmiş..."
...
Hocam çok karamsar bir tablo..
bence başörtülü kızlarla evlenmek isteyen çok delikanlısı var bu ülkenin..
Ölmedik daha...
Mütesettir eşim olsun, onu gözlerden koruyayım diyen çok genç tanıyorum..helali bol olan bir yuvamız olsun, ahirzaman fitnesinden beni ve nefsimi/nefsimizi korusun diyen...
Ümitvar olmak gerek..
Burada böş örtülü arkadaşları, niyetiniz haricinde de olsa, 'zavallı, çaresiz, itilmiş' durumuna getirmiş olmuyor muyuz???