Kabuksuz Bir Kırmızı
Gecenin korunmasız ayazında, ellerin kördüğüm olduğu vakitlerde kendisi olmadığı kadar kendisi olan biri.. Adı Kırmızı... O,armağandır belki de bir doğum günü çocuğuna,açmaya korkulacak kadar ağırdır kırmızılığında...Gözleri pembedir kalbiyse fuşya(ne kırmızı ne pembe,hem kırmızı hem pembe, biraz kırmızı biraz pembe..)
Gözleri kocamandır bazen içine yıldızlar sığar ve bazen ufacıktır,görmek görülmek istemediğinde kısar..
Gülümsemesi insanın içini ısıtıverir bir anda ve yine bir anda ısıttığını dondurabilir gözleri..
Sevmediği insanlar sevilmediklerini illa ki anlar, ve sevdiklerine acayip bi saflıkla bağlanıverir. En büyük kırıklıklarını da bu yüzden yaşar bir bakar ki en bağlandıkları gece gündüz düşündükleri hiç de onun gibi değiller. sinirlendiklerinde arkalarını dahi dönüp bakmadan bırakıp gidecek kadar bağlıdırlar (!) ona ya da günlerce uzak durup iletişimi koparabilecek kadar.. Acı çok acı kırıklıklar bunlar. beklenmeyenden geldikleri için olsa gerek. Bir bardağı ya da vazoyu istemeden kırdınız mı hiç? Peki istemeden oldu diye o bardak eski haline geldi mi? Kırılmayı hak etmeden kırılmanın acısı büyük.Ve kırmızı anladıki bir gün, insanlar onu hep kıracak.tek dostunun Tek olduğunu anladı.Ama sonra baktı.. Hz Ebubekir'e ,Hz.Harun'a baktı onlar dosttular gerçek dost! ve kendisinin neden yalnız olduğunu sordu cevapsızlığın karanlığı içinde bağıra bağıra...
En son kaybetmek isteyeceği şeydi saflığı,ona çocukluğundan kalan tek şeydi bu çünkü ya da en önemli şey...Çocukların dünyasına girebilmenin anahtarı..En sevdiği dünya bu dünyaydı zira...
Büyümemek için çok direndi kırmızı..Tırnaklarını 17'ye geçirmişti ki zaman ve acılar onu sürüye sürüye 18'e getirdi ve gene direndi kırmızı tüm gücüyle..minik bi sevgi pıtırcığı olarak kalmak istiyordu dünyada;olmadı! onu en mutlu eden çikolata da olsa en sevdiği binek salıncak da olsa olmadı! üzüldüğünde çocuklar gibi dudak da bükse ayıcıkla uyusa da olmadı! 19 oldu işte!
Ona baksanız da ilk aklınıza gelen rengi sorsalar kırmızı dersiniz illa..öyle bi kırmızı işte teni değil kendi..
Kırmızı artık çocuk gibi olamıyo pek. En azından büyüklerin içinde.
Kalk ayağa yüreğim
Bırakamazsın kendini burada
Güçlüsündür bilirim
Yıkılmamalısın birkaç belada
Nice istekler vardır
Kimi hayaller için vaz geçilen
Ve nice hayaller vardır
Kimi gerçekler için öldürülen
Kalk ayağa yüreğim
Sürünmenin değil direnmenin
Zamanıdır şimdi
Güçlenmenin dirilmenin zamanıdır
Düşeni tekmelerler unutma
Gençliğinin birçok tatlı hayatını
Öldüreceksin belki ama
Bilki bunların hepsi içindeki intikam ateşi uğruna
Gün gelir o ateş söner mi
Bilmem ya
Yaşatıldığın acılar
Bedelsiz kalmamalı asla!
Sen alamazsan başkası almalı
Ama
Akan göz yaşları yerde kalmamalı...
dedi kırmızı bir gün...
Bir intikam için uğraşmıyor bu gün ateş hala var ama intikam ateşi değil.ne ateşi mi?içinde açılan yaralar yanıyor onun ateşi.
En sevdiği şey gülümsemek ve gülümsetmek olan bir kırmızı işte..
Dokunamayacağınız kadar uzaktır belki ama hissedebileceğiniz kadar yakındır da...
Ve bundan sonra kırmızının dışdünya halini göreceksiniz (çocukların olmayan)büyüklerin dünyasındaki halini...Bir tavra,bir kişiliğe,bir kimliğe sahip;ayakları sağlam başı dik halini..
Kısaca zırhını kuşanmış,kabuklu halini...

Yorumlar
küçüğüm ben, tutarım ablamın elinden...
Paz, 13/07/2003 - 20:58 — HaticeVerakırmızı imgesini tam kavrayamasam da yazının bütününde anlatılan 'büyüme' kavramını ifade ediş şekliniz hoş olmuş sn darkred.
büyüdükçe zırhlanıyoruz, evet. olgunlaşmak için alışık olmadıklarımıza alışmamız gerekiyor ve yeni alışkanlıklarımız tatmin edici değil de yalnızca bizi topluma uydurucu oluyor. uyduklarımız, alıştıklarımız bir gün söylediklerimiz oluyor, söylediklerimiz sonra savunduklarımıza, sonra sonra kurallar dönüşüyor, kurallara uyup, uyduruyoruz. bunu mecbur görüyoruz. bir bilir de arada sırada çıkıp zırhlarınızdan sıyrılın diyor, sıkıysa sıyrıl yani:)
sayfalarımızda denemelerin artmasından ben şahsen pek hoşnutum. gerçi tüm denemeler bana ait gibi gözüküyor:) ama darkred gibi arkadaşlarımızın boy göstermesi hoş bir durum.
(Vera kendine sapladığı kanlı hançeri kapar ve pencereden dışarı fırlatır.)
Komitacılar ( aşağıdan) - Çok yaşasın halk!
Çar - Ne yaptın sen Vera?
Vera - Rusya'yı kurtardım! (ölür)
...Perde Kapanır...
Hoş
Cts, 17/02/2007 - 19:51 — Kerim AltıgözHoş bi yazı
Okuyucuyu yüreğinden etkiliyor. Neler kaybettiğini anımsatıyor.
Kari bu şekilde geçmişe pembe bi yolculuk yapıyor.
Eskidendi o "Kırmızı"
Paz, 05/08/2007 - 01:48 — Sadri GencSahi yok artık böyle yazılar yazan küçük ayakkabılı,kırmızı bereli, boyundan uzun paltosunu sürüye sürüye çekiştiren "kendi" içinde yaşattığı o hayata renk veren tomurcukları saklayan, koklayan,başkalarına da öyle bakan; herkesin kendi dünyasında olduğu zamanlar yok artık. Dedelerimizin köstekli saatlerinin yerini cep telefonları aldı alalı, yok artık.On yıl öncesine kadar kullandığımız ne varsa hepsine birden antika demeye başladık mı işte orada takılıp düşüyor, paramparça oluyor "antika" gözler.
Bir zamanlar değerli olan ne varsa kitlesel bir refleks gibi yok ediliyor ellerimizde. son olarak duymuşsunuzdur, yağmur artık bir antika bizim için. Ve çocuklarımız ıslanmamak için telaşa düşmeyecek artık,o hiç görmediği damlalar düşerken kendi gökdelenlerinde rahat bir hayat yaşadığını zanneden şehir "eşkiyaları"! , şehrin eşkiyalaştırdığı adamlar, yani bizler...
toprak kokusundan yüzyıllarca beslenmiş bir hayat, bir yeşil vadi, bir cennet; ayağımzıın altında yavaş yavaş can veriyor. Sahi en son ne zaman toprağa dokunduk?
artık olamadığımız sadece çocuk olmak mı? yoksa eskiden sevdiğimiz herşey mi ? üstüne titrediğimiz kapalı hayatların dezenfekte edilmemiş kameralar tarafından defalarca ameliyata alınması artık hiç koymuyor bize. Alıştık yahu, ne varmış ki...
Ne yokmuş ki, bir varmış biz yokmuşuz...
Eski bir cemaat.com yazarından özleme dair şeyler dinledim, özledik ya sizler...
...mavinin derinlikleriydi gökyüzünde unuttuğumuz...
Yüreğinize sağlık
Per, 18/06/2009 - 19:30 — Kübra UçarYazı çok güzel olmuş. Çok beğendim. Ben bu yazıyla ilgili olarak sizinle önemli bi konuda görüşmek istiyorum. Ulaşabileceğim bir adres vb. var mı acaba?