Bir Beyaz Kağıda Ne Yapılabilir?

kötü ışıkladındırılmış bir vitrin var. içeride sadece ölü çocuk olmasını umursayan müşteriler var. dışarıda sadece çoğu arap çoğu türk çoğu insan yani eninde sonu hep insan var. ramallahta ali var, ustamın kızına bakarım diyen şair var. o topraklara öyle yakışır ki top mermileri, geceleri gökyüzü ışıldar, gündüzleri bir sürü şiir var. gündüz de olsa, gece de olsa hanzala var. bir tek hanzala var. o cesetlerin bizim için önemli olması sadece çocuklara ait olduğundan mıdır nedir, çok çocuk cesedi var. o çocuklar yerine babalarını defnetseler iplemeyecek dimağlar var.

savaş var. ölü var ve de ölüm var. ölümden korkmayan insanları anlamaya çalışmadım hiç. olur ki anlarım diye korktum. olur ki ben de korkmam ölümden. insan bence korkmalıdır ölümden. korkmalıdır ölmekten. korkusuna rağmen göze alacaksa işte o zaman almalıdır. bir ayağı diğerinden kısa olduğu için değil, bir ayağı diğerinden kısa kalacak olsa da, yani bu kısalığa rağmen koşmalıdır yada koşmaktan korkmalıdır.

savaş var, ölmek var. izleyen var, seyreden var. yavşak sağcılar var, içinin yandığını söyleyen koca götlü solcular var. severadım koşan çocuklar da var ama. bir hanzala var sadece. bir hanzala var koskaca savaşta yıllardır dik durabilen.

büyükelçilerimiz var, dahası devletimiz en büyüğü var. evet var. cephedeki siyonist askerleri besleyen ay-yıldızlı kimlik taşıyanlar da var. arkadaşlarımız var, ay-yıldızın ne anlama geldiğini bilmeyen arkadaşlarımız var. bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır dizesini yanlış anlayan ahmak arkadaşlarmız var. rengini şehitlerin kanından almış bir bayrağı, üzerine çocukların ve kadınların ve babaların dahası masumların kanlarıyla birlikte arkadaşlık adına aynı yere dikenler de var. birlikte yemek yiyenler var, devletimiz var çok şükür, devletimizin büyükleri de var hamd olsun.

ve fakat bütün raslantıları reddeden hanzala var. yaralı yarasız sevdaları var. bir beyaz kağıt var sadece dimdik durabilen, bir beyaz kağıt var bir mucizeyi anlatan. en büyük kahramanı bir beyaz kağıt üzerindeki karikatür olarak duran bir halkın ölüleri elbette çocuklar olacaktır, bunu bilmeyenler var. var. var.

sokaklarımıza ne kadar sevdiğimiz adamlar varsa onların isimleri verdik. sevdiğimiz çok adam var. hiç bir şey alıp hiç bir şey veren adamlarımız var. onların her sokakta ismi var.sırtını israile değil adı ahmet olanlara, mustafa olanlara, recep olanlara, nejdet olanlara, yusuf olanlara dönen bir hanzala var. bize dönen hanzala var. çocuklar var diye dövünen yeni yetme gençler var. sayfalarına ölü çocuk fotoğrafları koyarak tatmin olan bloggerlar var, hiç bahsetmeyenler de var. israil türkiye parlementolar arası dostluk derneğine meclisin yarıdan fazlası üyeydi ve bir kısmı geçen hafta içinde istifa etti. ama hala üye kalmayı tercih edenler var. bu zulum bu sevda bitmez diyen ahmaklar var. kentlerde hukuk okumaya, memleketi kurtarmaya gelmişler var. hanzala var ama sadece. sadece sırtını dönen bir kahraman var.

kendine ait değil, başkalarının küfürlerini mırıldanan dudaklar var. kendi aşkını değil başkalarının sevdalarını yaşayan kalpler var. kendi acısını değil başkasının derdini sızlayan yürekler var. şimdi başkalarının değil, kendi duruşunuzun nasıl olduğunu merak ediyorum. başkalarının vitrininden aldığınız sloganları değil, gözlerinizin çektiği fotoğrafları merak ediyorum.

soru şu: bir beyaz kağıda ne yapılabilir?

bir balon çizilebilir, bir uçak yapılabilir, belki bir uçurtma, bir mektup da yazılır aslında, ya da bir karikatür. artık sizin elinizden ne geliyorsa...

beyaz kağıtlarınızı yada anlatımlarınızı bekliyorum.

etkinliğe katılmak için buraya tıklayabilirsiniz

Kategori:

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

öyleyse benim, sivil, dayanılmaz bir yüreğim vardır

öyle miydi bu dize faruk yücel!

benim resmim çok kötü. dilimde küfre yatkın malum. ancak, bir beyaz kağıda bir resim yapma kabiliyetim olsaydı bir bebek emziği çizerdim taşlar arasında. ve altına da şunu yazardım: "bu emzik, siyonist piçlerin bombaladığı o binada yaşayan 10 aylık Ali'den geriye kalan yegane nesnedir. utanmamız için siyonist piçler tarafından orada bırakılmıştır. nasrallahın siyah sakallarından, hanzalanın öfke dolu çizgilerinden, raminin cansız bedeninden, şiir okuyan o küçük filistinli kızdan, feyruzdan, beyruttan, gazzeden utanmayı öğrenemedik. belki bu emzikten öğreniriz utanmayı."

faruk. ağlatma lan adamı. ağlayınca "çözümü bu değil" diye devreye giriyor pislikler. ağlamayı bile elimizden almaya çalışıyorlar. ağlamayı bile...

ismail kılıçarslan | Çar, 09/08/2006 - 17:12

Allah bu zülmü işleyenleri kahretsin...

Bir beyaz kağıdı bir bayrak yapma dışında ne yapılır diye aldım elime ...Bir beyaz kalem ve bir kapkara boyayan kalem...Bir zatı muhterem, bugun içimi fena halde bırakan öldürülmüş bir beğin fotografını yollamıştı...
Allah belanızı versin! yazıyordu başlığında...Gözlerim o bebeğin micik ellerine , takılmıştı...Adeta bu mini bebe de intifada idi...Yumrukları sıkılı cansız bedeni göğe kaldırılmıştı...

Bebebeğim...İçimde canlar kopardın...Sanki benim bebeğim ...Koklasam o kanlı da olsa bebek kokan avuçlarını, öpsem ...
Kulağına fısıldaya bilsem bu zulumü durduracağız ,yüzüm olsada yanına gelebilsem...Annenin kim bilir içi ne çok yanmıştır...Yada annen de seninle cennete yolculuk etmektedir kim bilir...
Tüm bunları düşünürken beyaz kağıdıma bu fotografı çizdim karakalem ile...En çok da bebeğin yüzünü çizerken zorlandım...İnsanların ona bakan acılı yüzlerini...Bir beyaz kağıda masum canlar çizilebilirmiş ...

Allah bu zülmü işleyenleri kahretsin...
Amin amin amin...

"Ruhumun ilmeği sana takıldı, sen gittikçe sökülüyor ruhum..."

Hacer Nazan Toy (doğrulanmadı) | Çar, 09/08/2006 - 22:56

Sözün tükendiği an

Bazen ne dilde laf kalıyor söyleyecek ne yürekte cesaret sergileyecek ne de gözyaşı kalıyor ağlayacak. Acı siniyor her tarafına insanın. Kahhar-ı Zülcelal'e açılıyor eller ama dudaklar suskun, gözlerde yaş kurumuş, eller titrek... Merhameti Sonsuz'a dua dua yalvaramıyor bile insan yaşadığı şoktan ötürü. Diller lâl olunca, damarda kan çekilince insan her halini bilene Rahman-ı Sonsuz'a yöneliyor ve aczini, perişaniyetini anlatır bir ruh haliyle "Acizim, Mağlup oldum Allah'ım !" deyiveriyor. Ne desek boş halimiz herşeyiyle yaşanan acıyı anlatıyor. Bilmem ki ne demeli...

Hasan Hüseyin Koşar | Per, 10/08/2006 - 00:15

bağışla!

Bağışla beni bebeğim!
Beni bağışla!
1948’de Deir Yassinde uğradığın katliam ilk değildi. İlk olmadığı gibi son da değildi. Sen kaç haçlı seferi gördün bebeğim? Sen kaç kez öldün bebeğim? Bağışla beni!
İşte miladın 2006’sı ve sen yine topraklara bulandın. Kana bulandın! Annen saçlarını okşayamadı. Saçlarını tarayamadı. Seni bir bebek gibi saramadı. Beni bağışla yüzüm yok! Yurdundan sürgün eden vahşilerin gaspını ilk tanıyan olandım. İlk tanıyanlardan biri ben oldum. Ha kurşun sıkmıştım sana ha seni katleden eli kaldırmıştım havaya! İşte bu yüzden bağışla beni! Beni sen bağışlamazsan kim bağışlayabilir? Sen yüce gönüllüsündür! Kırılmışsındır bana! Canını kurşundan, fosforlu bombadan daha çok yakmıştır benim seni suçlar tavrım! Bağışla! Bağışla beni ben sana kurşun sıkanlara taş attığın için kolunun kırılmasının müstahak olduğunu geçirdim içimden. Ben bu kadar aşağılaşabildim. Ne olur bağışla beni! Bağışladığına dair bir işaret gönder bana ulaştığın cennet bahçelerinden! Rabbimin katında rızıklananlardansın bir işaret gönderebilirsin!
Sen bağışlamazsan kim bağışlayabilir beni! Düştüğüm zilleti kendimce nasıl akladığımı bir bilsen! Bir bilsen ne adice gerekçelere sarıldım, ne bahanelere tutundum! Bir bilsen! Yüzüm yok! Evet yüzüm yok! Yine de senin yüce gönüllülüğünden medet ummaktayım! Sen bana sırtını dönersen hangi el sıratı düşmeden geçmem için uzanır? Ne olur bağışla

cemalcalik | Per, 10/08/2006 - 00:53

Hiddetten önce

Ey insanlık!
ölüleri saymayın artık
Lütfen!
insanlığı öldürmüştür
bir kişiyi öldüren

Selim Sevkioglu | Per, 10/08/2006 - 14:49

Hiddetten sonra..

Ey insan!

Burası Filistin
Burası Lübnan!

Üzerine politik hesapların yapıldığı yerler buralar
Sayılar kadar hesaplı kitaplı
hissiz yüreksiz sayılar kadar
üzerine hesaplar yapar kitapsızlar

ekranların ardında kalan
adları olmayan
sadece sayılan
ölüm kadar uzak
cam kadar soğuk gözlerle bakılan yerdeler onlar

İnsandırlar ancak
incinecek bedenleri
yürekleri yoktur kırılacak

Kimyasal bombaların atıldığı bir gece
yakılacak babaları
ağlayacak anaları vardır sadece

Çocukları kucağına alıp
başına kurşun sıktığı için
eğlencesi olmaya layıktır
üniformalı piçin

Selim Sevkioglu | Per, 10/08/2006 - 14:55

Beyaz kağıtta kendimize ait izler

Beyaz kağıtları karalamayı çok severiz. Üzerine kelime dökeni olur, simgeler yerleştireni olur, benim gibi karikatür çizeni olur, kanıyla parmağını basan olur, kusan olur. Ben hep bu beyaz kağıt görünce onun canını yakma isteği var gizlice içimizde diye düşünürüm. "O kağıdın safiyetini ben bozmalıyım" deriz. Kendimizi alamayız. Biraz da bu üzerinde düşünülüp de yapılan eylem olmaktan çok o anda yapılıveren birşeye daha yakın bir haldir. Yani beyaz kağıda çok şey yapılabilir ama kategorize etmek lazım: İdsel yönlenmeyle mi yaptık, zihinsel yönlenmeyle mi?

Kevser Banu | Per, 10/08/2006 - 15:58

KAN VAR; AMA BAKIN! "KAN İÇİNDE GÜNEŞ" VAR!

Ben resim çizemem pek.
İnsan çizemem özellikle. Ayakları yüzü kolları filan eğri büğrü olunca... ablama hep çizdiriyordum ilkokuldayken, o da hep aynı şeyi çiziyormuş sonra farkettim de.
Hem niye insan çizicekmişim ki? Ne gerek var yani? Hem kime bakıp çizerim! İlk önce kime bakarım ben?
Çocuk deyince çocuk, ev deyince ev, anne deyince anne..
Kuş deyince kuş, gök deyince gök, taş deyince taş..
Ekmek deyince ekmek...

"Noldu zarif latif anneler noldular"
"Bütün o çocuklar nerdeler"

Yani anlayın işte, benim baktığım yere onlar bakamıyorsa, ben (nokta). "Nereye bakıyorsun, orası yok ki".
Aman Allah'ım...
Şairler susmasın, çünkü en çok onlar çırpıyor yüreğimizi.. şu mısralara baksanıza, ne kadar büyükler, yavaş yavaş okuyun onları.. kendinizi serperek:

"Bir Filistin vardı
Bir Filistin gene var"
Artık sen yaz yanına ne yazarsan yaz... Bir Irak vardı, bir Afganistan, bir Çeçenistan, bir Lübnan, bir...

O yüzden resim değil kağıda, yüreğim en çok çırpınsın diye bir Şair sözü yazayım:

"Dünyaya kan ismi veriniz"

Ali Düz | Per, 10/08/2006 - 16:22

Sira disi, lakin siradan bilinen....

Son zamanlar da mücahidlik taslamak icin ahlaki olmiyan bazi yorum ve yazilari görünce, söyle cemaat sitesinin arama kismina "Ahlak" kelimesini vererek bir arayista bulundum. Baya bi baktiktan sonra, farkettim ki ahlak burada baslik olarak, belki de konu olarak, hic ele
alinmamis. Gel de simdi kime kizayim dedim.

Güzel ahlaki tamamlamaya gelen Resulullah'i sirf küfür edebilmek icin örnek olarak göstermenin, hele hele dini kaidemis gibi göstermenin, ne kadar salaklik oldugunu ve terbiyesizlik oldugunu anliyamiyacak kadar cocuklarla mi basbasayim, yoksa cocukluk hislerinden bitürlü
kurtulamamis kabadayilikla herseyi halledebilecegini, özellikle vicdanini hafifletebilecegine inanmis zevatlarla mi karsi karsiyayim yine anliyamadim.

Bundan dolayi buraya yaziyorum. Affiniza siginarak.

Söyle doldurayim bos sayfayi:

Allah'im,
bunca imtihanlarin,
bunca zorluklarin,
bunca caresizligin,
ezilmisligin, ümitsizligin,
pes paralik bile sayilmamanin,
Zalimlerin, zorbalarin,
coluk cocuk demeden gülümsiyen katillerin,
katillerin usaklari olan "dünyalik" müslümanlarin,
Gösteris icin günde bes vakit namaz kilan "dini yalanliyanlarin",
Gösteris icin oruc tutan, zekat veren, hacca giden kezzablarin,
insanligini yitirmis "esfeli safilinin" sergiledigi kibrin,
gururun, bagnazligin, terbiyesizligin, dinsizligin, imansizligin, zulmün
serrinden sana sigindigim gibi,

Bu imtihanlari terbiyesizlikle, kibir ile, gurur ile, riya ile, gayri-akil ile, gayri-ahlak ile, bilgisizlikle, saygisizlikla , akli disa birakan hissi kapilmalar ile, kin ve nefret ile karsi koyabilecegimi bana fisildayan, vesvese veren ve vicdanimi hafifletebilecegimi inandirmaya calisan
SEYTAN'in serrinden de sana siginiyorum!

Allah'im beni aldananlardan eyleme ve beni aldatanlarin serrinden koru.
Allah'im imani mi ve ahlaki mi sabit kil.
Caresizlige sürükleme beni.
Caresizligini kin ve nefrete dönüstürmüs din kardeslerimin tez vakit akillarina, saf ve berrak yüreklerine erismelerini senden dilerim.

Terbiyesizlikle hicbir yere varamiyacagini aklen ve kalben bilen "anlik terbiyesizlerin" yapmis olduklari hatalarindan vazgecmeleri gerekirken, sirf gururundan dolayi hazmedemeyip hareketlerini savunanlara karsilik bize sabir ver!

YASAK MEYVE yeme adetimizden koru bizleri... AMIN!!

EK DUA:
Bizi cahillikleriyle , renksiz dünya tasavvurlariyla, mutlak bilgiye sahip olduguna kapilmis kalb okuyabildigine inanarak,kendi durusunu elestirmiyen, kendisinin hangi saf ta olduguna bakmak istemiyen, cünkü elestirip ve baktiginda hayati bir sok'a ugramaktan
korktugundan, bundan dolayi da damgalamayi benimseyip bu gaflete düsenlerin damgalama fiillerine kurban eyleme bizleri

AMIN!

Not: Küfür kelimesini, terbiyesizce laf etmekle es anlamli kullanan atalarima kurban olayim, ne güzel düsünmüsler!

Umutsuzluga kapilanlar, lügatte IBLIS kelimesine baksinlar!

Ahmet Inam | Per, 10/08/2006 - 21:11

Allah herkesin yardımcısı olsun...

Rabb'im tüm müslümanları kolu kanadı altına alır inşallah.
Selam olsun...

Mehmet Baran | Per, 10/08/2006 - 22:49

bir beyaz kağıda ne yapılabilir

beyaz kağıda birçok şey yapılabilir.resim, şiir, yazı.....ama şimdi bir beyaz kağıda bu satırları paylaşan herkesin yüreğinin olduğu yeri yok etmeleri yazılıyor, imzalanıyor.... peki ben bir beyaz kağıda ne yapabilirim?..ne yapsam kifayetsiz kalıyor. şimdi bir beyaz kağıda yapabildiğim tek şey aczimi O' na bildirmek, yardım, sabır, iman dilenmek.....

arıya göre çiçek yaşamın kaynağıdır.
Ve çiçek için arı sevginin ulağıdır

su yüksel | Cum, 11/08/2006 - 11:39

RENKLERİN hiçbir suçu yok!!!

...yüreğinin sesini dinle...
aslında isterim ki o beyaz kağıda bir resim çizilsin, kainatta bize O'nun(C.C) varlığını bir kere daha gösterecek bir resim...kuşlar, ağaçlar, zahiri sonsuzluk olan bir sema, insan,belki de bir bebek..kısacası YAŞAMAYA ve YAŞATMAYA dair herşey.
Buarada lütfen renkleri kınamayın.Bu olaylarda onların hiçbir suçu yok.Ben yine kırmızıyı seviyorum, yine siyahı seviyorum.Nitekim bir bebeğin simsiyah gözlerinde umudu, bir gülün kırmızılığında O'nu(S.A.V) görebiliyorum şükür.
Gerçi Faruk bey, bu olayı somutlaştırmamızı yani kağıda aksettirmemizi istemiş ama o da ilerki zamana nasip inşaALLAH...

arzu durmuş | Cum, 11/08/2006 - 13:26

İşte size fırsat , hadi!

Bence çok iyi düşünülmüş bir faaliyet..
Faruk beyi candan kutluyorum..
Artık kamuoyumuzu oluşturalım.Gündeme yön veren olalım..
Ve bu faaliyete destek verelim..
İşte size fırsat..Hadi...

''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''

Nuh A. TUNA | Paz, 27/08/2006 - 01:08