Bir Gül İçin Yüz Bin Dua

-Raghda Assar tam dokuz yaşında Filistin’de vuruldu, okula giderken-

Dokuz yaşındaydı
Son kez baktı dünyaya
Çok gördüler yaşamasını
Çocuk masumluğundan korkanlar
Acımadan sıktılar kurşunlarını
Ve kapandı gözleri bir Filistin gününde
Avucunda sımsıkı tuttuğu defter
Elinden birdenbire düşüverdi toprağa
Kan bulaştı beyaz sayfalara
Gözleri okul bahçesine dalgın bakarken
Yığılıp kaldı bir gül gibi boylu boyunca

Siz hiç duydunuz mu ey dünyalılar
İlk mektepte ölümün kanla okunduğunu
İşte tam dokuz yaşında
Okuttular ölümü zalimler korosu
Bizse unutmadık yazdık mektuplarımızı
Şiirlerimizi ağıtlarımızı yazdık
Ey yerin ve göğün sahibi biliriz ve inanırız
Sen de asla unutmazsın olup biteni
Günlerden bir günde tam dokuz yaşında
Bu dünyadan göçen masum çiçeği
Gün gelir alırsın intikamını
Kudüs yollarında bir filistin şafağında
Yüz bin çocuğun göğe çıkan dualarında

Seyfettin Ünlü

Kategori:

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Bütün cemreler düştü mü çocuklar?

Bazen neye nasıl tepki vereceği konusunda feraset ve basiret sahibi olmayı beceremeyen bir millet olduğumuzu düşünüyorum.
Gündemimizi meşgul etmemesi gereken konuları hayatımızın merkezine oturtup, gözlerimizi sağımız da ve solumuz da olan olaylara tamamen kapatıyoruz. Tıpkı kanayan yanlarımıza ; Filistin´e, Çeçenistan´a, Keşmir´e ve saymaya başlayınca kendi parmaklarımın yani sıra başkalarının on parmağına da ihtiyaç duyacağım, adını bile bilmediğim ama zulme maruz kaldıklarına inandığım diğer yerlere gözlerimizi kapadığımız gibi...
Acaba okula giderken kurşuna tutulan bizim çocuğumuz, öz kardeşimiz, teyze veya amca çocuklarımız olsaydı bu yazının altına nasıl bir yorum düşerdik?
Polemik yaratmaya müsait bir yazı olsaydı,eminim yorumlar ard arda sıralanır olay didik didik edilirdi.Lakin sözkonusu "yaralarımız" olunca, sanırım susmanın faziletine ve kalemimizin ahrazlığına sığınmayı tercih ediyoruz!

Şiirin nasıl yazıldığını, eksiklerini fazlalarını tartışmak şöyle dursun, başımı yazılan kelimelere dayayıp bize verdiği mesajı dinlediğimde kalbimin tam ortasına bağdaş kuran acıya bir isim koyamıyorum.

Şair demiş ya;
" Ne zaman bir çocuk ölse
gözü evlerinde
annesinin kavurduğu
helvada
kalır " diye,

Raghda´nın kalbinin de defterindeki kareli kutucuklarda,arkadaşlarıyla ders sırasında fısıltı halinde konuşurken aldığı o masum tad da kaldığına eminim.

Utanıyorum; zalimler ile aynı yeryüzünü paylaşıyor olmaktan, çocukların vurulmasına seyirci kalmaktan, her olayın piskolojik, sosyolojik, etimolojik vs... açılımlarını ele alıp ciltler dolusu kelam edebilecek kapasiteye sahip insanın sıra mazlumun yanında olmaya gelince zekasının duruyor olmasından, velhasılı kelam içimden acı geçtiği zamanlarda "ölümün tam dokuz yaşında kanla okunduğunu" duyan bir dünyalı olmaktan utanıyorum.

Duyarlılığından ve şiirinden ötürü sayın Seyfettin Ünlü beye gönülden teşekkürler.

***

İkinci Cemre

gün batar
kuşlar dönerdi
seherler
adama namaz kıldıran ihtişamını yitirdi
artık ne gün batıyor ne kuşlar dönüyor
akşam ile yatsı arası

eğer erirse
kar ilkin damlarda erirdi
sahurlar olurdu
iftarlar eskiden
orucu inanmayana tutturan
inanmasa da insan
bu iftar
bu sahur inanılası bir şeydi
cemreler düşerdi eskiden
bir yâsin bir cemre
bir cemre bir çocuk düşerdi
zemheri vardı
kırk gün
mart dokuzu
kocakarı fırtınası
cemreler düşerdi eskiden,
bir yâsin bir cemre
bir cemre bir çocuk düşerdi
'zahmeti' derdi anam
kırk gün de bu cem'an
gül açardı ardından

üçbin yılın cemresi düştü
teki benim olmayan
bir daha düşerse
/çocukken inandığım gibi/
gökten bağrıma bir kor
düşse düşse düşecek
/Bütün cemreler düştü mü çocuklar?

Murat Kapkıner

Selam ve dua ile

Derya Akel | Cum, 21/10/2005 - 04:17