renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Bir Medeniyetin İzinde Yolculuk

Geçtiğimiz günler bir grup dostla birlikte Bilecik- Söğüt- Odunpazarı’nı kapsayan geziye katıldık. Gezeceğimiz yerler büyük bir tarihsel dönüşümünün temellerinin atıldığı yerlerdi. 600 yıl boyunca bil fiil, şu anda da halen etkisi devam eden Osmanlı Medeniyeti’nin kuruluşuna şahitlik eden bir coğrafyada İz’leri görmeye ve tanımaya çalıştık.

Geyve boğazının eşsiz güzelliğini, Pamukova’nın verimli topraklarını ve Osmaneli’yi geride bırakarak Bilecik’e vardık. Burada Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk padişahı Osman Gazi’nin hocası ve aynı zamanda kayınpederi Şeyh Edebali’nın türbesine geldik. Tüm sadeliğiyle, sakin bir şekilde şahitliğini devam ettiriyor. Küçük bir tepe üzerine kurulmuş, eski Bilecik yerleşimine hâkim bir yerde yapılmış. Bir medeniyet öğretisinin temellerini atan Büyük Öğretmen karşısında heyecanlanıyoruz. Ve çağlar boyunca önce Osman Gazi’ye sonrada bize yol gösteren nasihatlerini okuyoruz.

Değişmeyecek bu öğretileri bilinç yedeğimize alarak dua ediyoruz. Burada iki medeniyet tasavvurunun canlı pratiğiyle karşı karşıyayız. Osmanlı İmparatorluğu 600 yıl boyunca bir yeri ele geçirdiğinde veya tek ettiğinde yakmamış, yıkmamış ve yağmalamamıştır. İmar edip mamur kılan, insanı öldüren değil yaşatan bir perspektif ile hareket etmiştir. Oysa türbenin baktığı eski Bilecik’ten bir eser kalmadığını görüyoruz. 1920’de Yunan işgaline uğrayan Bilecik’ten geriye kalan sadece ve sadece minareler ayakta duruyor. Geride kalan ne varsa yakılmış, yıkılmış.

Büyük İz’in peşinde yolculuğa devam ediyoruz. Küre beldesinde Dursun Fakıh’ın türbesi diğer bir tepede şahitliğine devam ediyor. Bu topraklara kopmamacasına tutunmuşluğun ve var oluş inadının farklı bir tezahürü karşı karşıyayız. Dursun Fakıh Osmanlı’nın ilk kadısı, Osman Gazi adına ilk hutbeyi okuyan ve Şeyh Edebali’nin damadı. Sessiz tepede, büyük şahitliğin vakar içinde bizlere mesaj vermeye devam ediyor.

Ve Söğüt, Bozkırda kurulmuş küçük ilçe. Bir medeniyetin rahmi. Osmanlı’nın nabzının attığı merkez. Osmanlı’nın kurucusu Ertuğrulgazi Türbesi bulunuyor. Normalde kurucu Osmangazi bilinir ancak bu gücün yetiştiricisi ve ruhu Ertuğrulgazi’dir. Bu büyük kurucu iradeyi hatırlamak için her yıl anma programları düzenleniyor. Kendi kendimizle yeni yeni barışıyor, yüzleşiyoruz. Buralar ve büyük insanlar bir zamanlar ve halen dışlandılar, küçümsendiler. Yok sayıldılar. Osmanlı’da kimmiş? At üstünde kıtalar dolaşmaktan başka ne yaptılar? Osmanlı bizi geriletmiş ve hatta son dönemde vatanı düşmanlara sattılar. Bu algı ve düşmanlık neden? Kendine Bu kadar yabancılaşma, temellerden yoksunluk neden? Büyük kurucu Ertuğrulgazi ve ailesine yapılanlar halen korunan yunanlı askerlerin sıktığı mermilerden ne farkı vardır?

Yola çıkma vakti. Eskişehir merkez ilçelerinden Odunpazarı’na varıyoruz. Odunpazarı; Safranbolu, Beypazarı ve Taraklı gibi tarihi evleriyle öne çıkmış. Osmanlı mimarisi evlerin onarılarak barınma, ticaret ve kültür hizmetine sunulduğu yerdeyiz. Lületaşı atölyelerini ziyaret ediyoruz. İsmine yakışır Osmanlı Evi’nde iftarımızı açtık. Taraklı’nın turistik değer açısından bu kadar neden yaygın ve etkin olmadığı düşünüyoruz. Kendi kültürel mirasına sahip çıkma adına Bursa Osmangazi Belediyesi’nin yaptığı çok güzel çalışmalar akla geliyor. Osmanlı’nın ilk başkentindeki yok olmaya yüz tutan mirası yeniden canlandıran öncü çalışmalar yürüyorlar. Bu anlamda belediyelerin vakıf ve tarihi eserleri korumaya yönelik olarak genel olarak pasif duruşları ön plandadır. Halbuki şehrin birinci emanetçisi olarak bu kültürü diri tutmak birincil sorumluluktur.

Kendi kendimize yabancılaşmışlığımızın acı gerçekleri yüz yüzeyiz. Böylesi büyük tarihsel devinime giden kilometre taşlarımızdan habersiz olduğumuzun farkına vardık. Bir medeniyetin İz’ini sürmek, anlamak için yaptığımız yolculuk bitiyor ve geri dönüş yolu başlıyor. Ama buralarda şahit olduğumuz izlenimleri anlama- yorumlama yolcuğumuz devam ediyor.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Söğüt Şenlikleri

Geçen yıl arkadaşlarla Söğüt şenliklerine katılmıştık şifalı diye anılan bir pilav ikramı oluyor bu sene gidemedik iftar şeklinde olmuş ikram.

Şenliklerde Anadolu'nun değişik yörelerinden yörükler kendi çadırlarını kurup geleneklerini sergiliyorlar. Giyisilerden çalgı ve oyunlara kadar hatta her oymağın kendi filamasına kadar bir dizi kültürel öğe karşılıyor orada sizleri. Gitmeyenlerin de bir ara oraya uğramalarını tavsiye ederim. mesela gelecek sene Söğüt şenliklerine katılabilirsiniz. Orada çalan mehter ve orada oynanan at oyunları (cirit) daha anlamlı oluyor halyle...

sevmek de yorulur