renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Nadir Marmara yazıları

Bir Adı Geri Kazanmak: KIZILBAŞ Adı Neden “Yasak”?

“Alevi” sözcüğü yanlış bir tanımlamadır. “Alevi”liğin tarihteki gerçek adı “Kızılbaş”tır. Kızıbaş adı da Safeviler’den çok önce mevcuttur. Kızılbaş adının Safevilik’le sınırlandırılması Şeyh Haydar’la birlikte Safevilerin takmağa başladığı “Tac-ı Haydarî” denilen 12 dilimli çalma (sarık)dır. XVI. Yüzyıldan sonra Osmanlı coğrafyasında “Kızılbaş” adına “rafızi, isyancı, sapık, talancı, mülhid, zındık” anlamları yüklendiğinden yerini zamanla “Alevi”ye bırakmıştır. Ancak “Alevi” adı Türkiye dışı coğrafyada pek doğru anlaşılmaz. Buradan genelde “Ali soyundan” gelen anlamında “seyyidler” düşünülmektedir. Bir de bu sözcükle “Ali-illahiler” gibi bir anlatım daha ortya çıkmaktadır. İran’ın Tebriz’ine bağlı İlhıçı yöresinin Alevileri kendilerine bu adı vermektedir.

Doğumunun 1310. Yılında İmam Ebu Hanife Üzerinde Yapılan İki Tartışma: Kökeni Meselesi ve Şia Eğilimi

2009 yılı Hanefi mezhebinin kurucusu, İslam fıkhının temellerini atan büyük alim Nu’man b. Sabit Ebu Hanife’nin doğumunun 1310, ölümünün ise 1240 yılına rastlamaktadır. Bu kapsamda ülkemizde ve diğer İslam ülkelerinde konuya ilişkin herhangi bir yazının kaleme alınmadığını belirtmek benim için çok üzücüdür. Şahsım adına ileride gerçekleştirilecek “1310. Yılında İmam Ebu Hanife” başlıklı konferanslar, oturumlar ve araştırmalar kapsamında ilk makaleye imza atmaktan onur duyarım. Biz burada İslam tarihinin ortaya çıkardığı en gözde alimlerden İmam Ebu Hanife üzerine tartışmalı kalan iki mesele üzerinde duracağız:

1. Ebu Hanife’nin kökeni meselesi
2. Ebu Hanife’nin Şia eğilimi

Bir Dağ Daha Devrildi: Cengiz Aytmatov’un Ardından (1928-2008)

Cengiz Aytmatov“Ah minel aşk, vel-hâlâtihi”
Arap demiş

Aytmatov adı Türkçe “ayıtmak” fiilinden türemiş. Dede Korkut Oğuznamelerinde de sıkça geçen “ayıttı”, yani “dedi” anlamındadır. O hep “ayıttı”.

Talas’ı hiç gördünüz mü? Ya Issık’ı? Eğer, birgün, Karabalta’dan Talas’a gitmeğe karar verirseniz Kırgız Dağları’nın kalbinden geçtiğinizi anlarsınız. Bişkek-Karabalta-Talas yolu kalbe giden anadamar.

Meşhed: İran Dinî Yaşamının Kudüs'ü

Meşhed - Imam Reza Shrine

Horasan, Doğu kültüründe merkez konumunda yer alan coğrafyaların başında yer almaktadır. İslam döneminde mevalîliğin üssü, tasavvufun ise vatanıydı. Anadolu erenlerinin kaynağı da burasıdır.

Mülhidler ve Zındıklar

Tarih okumak sıkıcı birşey; ne de olsa ayet okumağa benzemez. Eğer bir parça H. White tanımışlığınız varsa, geçmiş kafanıza dökülmüş sıcak su gibi kavurur sizi. Biz de yüzmüzü, hafifçe bizi kavuran geçmişe çevirip, yaralarımızın kaynağını sorgulayalım dedik.

IX-XI. Yüzyıllar “Arab”ın – bu isimlendirme benim değil – ilim nabzının attığı yüzyıllar. Süryanisi, Berberisi, İranlısı, Yahudisi mevalinin koynuna taht kurmuş, ilim irfanla haşir neşir. Abbasîler sırtını Türk askerlerine vermiş, her sayfasına bir altın harcayarak yeni uygarlık kurma telaşındalar.

Bir Mabed Bekçisinin Bekçisi

Eleştirel anlamda Cemil Meriç’in eserleri, fikirleri, düşüncesi, tercümeleri Dücane Cündioğlu’nun elimize geçen bu yapıtına kadar hakkıyla yapıldığı söylenemez. Cemil Meriç bizim dimağımızda yırtıcı aforizmalarıyla tat olmanın ötesine geçmemiştir. Cemil Meriç’le bağımız “hocaya hayranlık” boyutunun dışına çıkmamıştır. Daha ziyade son on yılda rejimle pürüzler yaşayan belli sağ kesimin istinat mabedine dönüşen bu aydın, bir taraftan da entelektüel arayışlarda bulunan sağ gençliğin fikir durağı olmuştur. Eserleri İletişim yayınlarınca toplu halde basıldıktan sonra, bir kısmı korsan yayıncılar tarafından ticari metaa dönüştürülmesi yoluyla toplamda satışı 300 bini bulan Cemil Meriç eserleri hiçbir zaman toplu bir eleştirel bakışın hedefine oturtulmamıştır.

Çağdaş İslamcı Söylemlerin Doğuşu – II

II. Mahmut ve daha öncesinde Lale döneminden itibaren Birinci Kanun-i Esasi’ye kadar Osmanlı’daki egemen anlayış “geri kalmışlıktan kurtulmaktı”. Yani devlet, devlet kademesi ve hatta (özellikle) ulema geri kalmışlığı kabul ediyordu. Örneğin, XVIII. Yüzyıl başlarında ulemadan Tatarcık Abdullah Molla’nın askeri konuları içine alan projesi içerdiği bilgiler açısından şaşılacak boyuttadır.

Çağdaş İslamcı Söylemlerin Doğuşu – I

Tarih bir çeşit hasat toplama işlemidir. Tıpkı insanlar gibi düşüncelerde tarihten topladıklarıyla beslenmek zorundalar. Ancak Çağdaş Türkiye ve Doğu Müslüman toplumlarında yaşanan düşünce akımlarına, inanç ve davranışlarına baktığımız zaman kötü birer hasat toplayıcıları oldukları bir gerçektir. Toplanan hasat verimli olmayınca Doğu toplumlarının yüzyıllık düşünce darlığı, kısırlığı, yapaylığı ve çok daha acıklısı yaşamsal özürlüğü de kendiliğinden anlaşılmaktadır.

Bir Kelimenin Peşinde: “İnch Allah” (İnşaallah)

"Yazık, kabiliyetlerinin fazlasıyla farkında olan genç Hıristiyanların Arapça dışında herhangi bir dile veya edebiyata dair hiçbir bilgisi yoktur. Onlar Arapça kitapları büyük ve bir hırsla okuyup inceliyorlar. Kütüphaneleri bu tür kitaplarla dolu. Ve her yerde Arap irfanına ait ifadeleri şarkı gibi söylüyorlar. Ama Hıristiyan kitapları söz konusu olduğunda bu tür eserlerin kendi fikirlerince değersiz olduklarını söyleyip küçük görücü bir edâ ile karşı çıkıyorlar

Çağdaş Arap Edebiyatına Eleştirel Katkılar: Irak

cemil zehaviAteşin kan kustuğu topraklardayız. Burada Şeytan da var, azizlerde. Savaş, kan ve gözyaşı. Irak’ın kaderi hırsızlarca çalınıyor. Tarihin ayak açtığı topraklarda tarih katlediliyor. Fillerle karıncaların savaşında; ırzına geçilen sadece Iraklı mı? Sanmıyorum. Irak, kendisine İnsan diyenlerin namussuz olduklarını gizleyen maskelerin düştüğü sahne. Meğer bu coğrafyada okunan “ezanlar” köpek hırlamalarıymış. Sus, sen ey kendisini, büyük Tanrı dostu diye ezik uzuvlar altında çiğneten kocamış Doğu. Sus ve boynuna vurulmuş tasmayı altın kolye diye taşımaya devam et; şerefi devesinin sırtında olan kralların kulübe cemaatleri. Ciğeri beş para etmez havarileri değil miydi, İsa’yı son yemeği ile hatırlayan?

İçeriği paylaş