renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Fatih Taşkıran yazıları

Benim Fatih'im Çocuktu

Bu yazıya nasıl başlayacağımı ve nasıl sonlandıracağımı bilemiyorum. O kadar heyecanlyım ki... Yüz yıllar boyu İstanbul'un Fethi ve Fatih hakkında çok şey yazıldı-çizildi. İlkokuldan bu yana benim gibi herkes bu konuda bir çok şey okumuş veya duymuştur. Fatih'in ne maharetli kumandan olduğu, adaleti, fazileti, dehası, "Ya ben İstanbul'u, ya İstanbul beni alacak" haykırışı, Bizans'ın dirençli surları, Akşemseddin'in yol göstericiliği, akıl almaz boyutlardaki toplar, karadan yürüyen gemiler, kahraman askerler, peygamber müjdesi, Ayasofya'da ilk Cuma ve daha bir çok maddeyle uzar gider bu liste.

Bütün Yollar Yalnızlığa Çıkar

Bu yazı bir aşkın öyküsü aslında. Belki de ölene dek sürecek bir bağlılığın hikayesi. Çok öncelerden, çocukluğumdan başlayabilirim bu öyküye. Uzunca zamandır tanıştığımı bilip de bir türlü adlandıramadığım bu kavramın adını ilk duyduğum an hissettiğim şeylerden... Öylesine yoğundu ki o sıralar içimdeki yalnızlık; kelimenin tam anlamıyla aşık olmuştum bu duyguya. Benim için vazgeçilmez bir şey olmuştu. Kendimle başbaşa kalmak, kendimi dinlemek, bana inanılmaz zevk veriyordu. İçimdeki boşluğun beni hızla içine çektiği dipsiz bir kuyu olduğunu anladığım o an, hayatımdaki devrimlerden biridir. Bu "yalnız kalmak" ile alakalı değil, "yalnız hissetmek" ile alakalı bir durum.

İçeriği paylaş