renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Edip Ozan Karaoğlu yazıları

Verem Olmak Üretimi Düşürür

İnsan, hayatını idame ettirmek zorundadır. Hangi şartlar altında yaşıyor olursa olsun asgâri ihtiyaçlarını temin etmek/asgâri gereklilikleri yerine getirmek hayatı idame ettirebilmenin ana koşuludur. Yaşadığımız zamanda asgari ihtiyaçlarını karşılamanın ilk şartı bir iş sahibi olmak elbette. Karnımızı doyurmak, ailemize bakmak, ev almak, araba almak ve çağın olmazsa olmaz olarak şartlandırdığı emellerimize ve bu emeller için gerekli edevata sahip olabilmek için “çalışma hayatı”nın gereklerini yerine getirmek zorundayız.

Kapitalist dünya insanların nasıl yaşayacaklarına karar vermiş bulunuyor. Hangi elbiseyi giyeceğimize, hangi arabaya sahip olacağımıza, diş fırçamızın nasıl olması gerektiğine, parfümümüze, ayakkabılarımıza başkaları karar veriyor.

Sair

said aydın’a..
“ölenlerin adını unutma”

Şurada bir dize duruyor. Çok önce yazmışım gibi, seni hiç gitmemişsin gibi duruyor.

Sen hiç gitmemiş ol. Bu dizenin adı olsun bu: sen hiç gitmemiş ol. Bir ada sahip tek dize bu olsun. Üzümün ve ekmeğin ve erguvan kokusunun da ayrı ayrı ve sadece bizim bildiğimiz adları olsun.

Ve Bazen Başkaları Ölümü Çeker Bizim İçin

Ölüm

Hakkında konuşmaktan hep korktuğum. Konuşmaktan korktuğum elbet yaşamaktan değil. Hak’la haşır neşir olmanın, yani ki tüm yükleri omuzlamışçasına yorgun görünen bir yüzle, utanmadan, Yaratan’ın karşısına çıkmaya açılan şu kapı. Hiç güzel olmasaydı denilen özlem. Kiminin yaşamak için çırpındığı, kiminin yaşamamak için. Ölüm yani. Muştu.
Işıkları kapatıp, gözlerimi de, bütün sevdiklerimin mezarları başında hayal ederken kendimi, kendimi şu bildiğim tek çözümsüzlüğü, şu bildiğim tek çelişkiyi, şu bildiğim beni.
Amcam ölmüş, üç gün sonra duymuşum.
Annem kırılgan bir ses tonuyla “takdirine kurban olduğum” demiş. Nefes almışım.

Müsvedde Açıldı!

Müsvedde isimli kültür, sanat, edebiyat ve düşünce platformu iddialı manifestosu ile yayına başladı.

Buradayız çünkü;

Burayı susuyorum diyerek bitirdiğimiz cümleler sırtımıza yük oldu. Gördük ki nereyi sustuysak orası gelip dayandı boğazımıza bıçak niyetine. Şimdi tabiri pek mümkün olmayan bir zamanı sürüyoruz. Boğazımızdaki bıçağın acısı yaşadığımız zamana bir tabir bulma zorunluluğu doğurdu. Söylemeye gücümüz varken duramazdık.

Türkiye Layıktır, Layık Kalacak!

Gözlerimi kapıyorum bir manzara geliyor gözlerimin önüne; Hrant Dink’in cenaze töreninde yaşlı bir kadın elindeki Hrant Dink fotoğrafına sarılmış, gözlerini bir noktaya dikmiş bakıyor. Aklından ne geçiyor diye düşünüyorum uzun süre. Belli ki bir öfke var gözlerinde. Faşizm’i gerçekten anlayabilir mi acaba diye düşünüyorum. Bu öfke sadece “bizden” olanın öldürülmüş olmasından mı kaynaklı yoksa gerçekten faşizm’i hissetmiş olabilir mi bu teyze?
Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılıyor.

Tarihin Kara Deliği: İntihar

[yurdumsun ey uçurum]

Bazı kelimeler kolay telaffuz edilmezler. Özellikle kaçınır bazı şeyler hakkında konuşmaktan insan nesli. Adı anıldığında ortaya çıkacağından şüphelenilen korkulardır bunlar. En önemlisi, en kayda değeri, en çok korkulanı; hayatı kaybetme yollarından biri: intihar..

Dokuz yaşında idim bu kelimeyi ilk hissettiğimde. Biliyordum daha önceleri de, duyuyordum. Aşk filmlerinde sıkça telaffuz edilen bir kelime idi; intihar.

Kelimeler... Kelimeler...

mülteci

kendinden kaçıp, kendine gömülendir mülteci. bütün fotoğraflarını yakmaya benzer mülteci olmak. hatıraları geride koyup kaçarken insan kendini bekleyen flaşların umuduyla düşer bazen. iki satır bırakmak geriye, belki çocuklar biz gibi olmasın gayreti, dinlenilebilecek zamanların arayışı. soluk alma girişimi. aslında yalanla başladı bu yazı. kendinden kaçmak kendini kandırmaya çalışmaktır. nereye gitse insan, hangi yolları devirse, hangi kadınların tenine dokunsa, kendinden bir iz bırakır oraya. yıkanmakla çıkmayacak bir işaret. bir koku. bir hezeyan. bir kaybediş.

Sayıklamalar

I.

'kurşun kurşun kan kurşun
kurşun diyen nefes
ve sancı'

ah benim şaşmayan yanım. ah bu ben. kan-amaktan yapılma çelimsiz parmaklarım. durmadan/duramadan yenilmeye kan ter içinde koşan yorgun ayaklarım. bat dünya bat. bütün bu imkansızlığını, bütün karanlık/bitişimsiz yanlarını al bat dünya. senden hiçbir vakit bir şey istememiş bir adama bu kadar keyifle görünmekten bıkmadın bat dünya.

Gece Kâfirdir Örter

/karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında/öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan/saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda/

geceyi ve susayışları tanıyan kalbim unutulması gereken yüzlerce dizeyi kapıp getiriyor korbaşıma. nedenliğe dalmak için vakit geç.

Süveyda'ya Mektuplar ya da Tutunma Notları

1.

çay içtim, gibi. yazdım. yazarken duraksadım. ansıdım ne varsa sana dair. bir akşamüzeri denizden gelen soğuk rüzgara edilmiş yemin. /yemindi başlattı yolu/

dar kapılardan, akşamüstlerinden, kalabalıklardan kaçmaya çalışırken elinin aklığına takılıp kalan... kalan, kor olan. daha kor olacak olan, bir yemini yeniden taşır gibi çürümüş göğsümde, günah günah büyüttüğüm aşk ile yana yakıla yürüdüm/yürüyorum. ne güzel.

İçeriği paylaş