renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Sedef Kaplan yazıları

Salvo

Elinizi gördüm bayım, Sobe!

Halkım ben. Kentin yeni fetişiyim, sokağım, sokakların çocuğuyum. Hiçbir zaman mahallem olmadı. Kendimi bildim bileli nefret ederim mahalle kavramından. Ne sizin mahallenizdenim ne de öteki mahalle dediğiniz mahalleden. Halkım ben, sokağım.

Muhaliflikten Günah Keçiliğine: Ahmet Hakan Fenomeni

Ahmet Hakan Coşkun. 1966 doğumlu gazeteci-yazar. Kanal 7’nin eski haber sunucusu. Anchorman’i. Nam-ı diğer toraman programcısı. Muhalif. “Sivil Dayanılmaz Bir Yürek” adlı kitabın yazarı. Muharrir Mucit. Oğuz Atay ve Dostoyevski’yi seviyor. Vietnam Özgürlük Savaşçısı ‘Ho Amca’ya hayran.*

Aramızdan biri. Herhangi bir mahalleye mensup değil. İki mahallede de rahatça gezebiliyor. Mahallenin biri İslamcı (İHL’li ve İlahiyat okuduğu için) diyerek kendi mahallesinde görmek istemiyor, diğer mahalle ise solcu diyerek kabullenmiyor mahallesi için. O ise her şeye rağmen yazmayı tercih ediyor. Estetik bir insan. Polemikten kaçınmıyor ve ironiyi seviyor. Mine G. Kırıkkanat, Ahmet Taşgetiren son polemikleri.

Asıl İçimde, İçinde Yüzdüğüm Bir Deniz Var

Bu kalabalığın içinde yapayalnız hissetmektense
Dünyanın bir ucunda tek başımayım.

Bir gün bir zarf gelir Şebnem Ferah’ın çalıştığı şirkete ve içinden Karin Karakaşlı’nın Can Kırıkları adlı kitabı çıkar. Kitabı eline alır almaz şarkının sözlerini duymaya başlar Şebnem Ferah. İnsanın iç dünyasını betimleyen, zihnindeki devinimleri anlatan sözler.

Selam Milleti Bir Selam Bırak Rüzgara


Bilinmeyen bölgeleridir zamanın gece yarıları, kaçıncı kahvenin yorgunluğudur üzerinize düşen. Bir gece vakti artık uğultularından kurtulmuştur şehir, susmuştur.

İnsan Fıtratı ve Bilgiye Hazır Olma

İnsanın tüm hayatını aldığı eğitim üzerine şekillendirecek oluşu ve bu hayatında ebedi hayatını belirleyici rol oynaması bakımından eğitim üzerinde önemle durulması gereken bir konudur.

İnsanı insan yapan değerlerin öğrenilmesi eğitimle mümkündür. Dini ve ahlaki değerlerin kazanıldığı yerin temeli ise ailedir. Bu durumda aileyi oluşturacak bireylerin yani nesile eğitim verebilmesi, değerlerin doğru biçimde aktarılması yönünden de öne eğitime kandilerinden başlamaları gerektiğini gösterir.

Gölgelere Sığınırken

Fizikle haşır neşir olduğum dönemde en sevdiğim konulardan biriydi optik. Uygun bir ortamda kurduğunuz düzenekle ışık ve gölge ilişkisini incelersiniz. Çoğunlukla bir ışık kaynağı, gölge yapması istenilen bir engel ve ekrandan oluşur. Işık ve gölgenin durumu aradaki mesafeler ve diğer değişkenlerle incelenir. Bir akşam vakti elektrik kesintisiyle farkettiğiniz gölgeyi bilimsel yollarla incelemeye başlarsınız. Işık ve gölge maceranız daha somut başlamış olur böylelikle.

Yağmurda Koşmadım ki Hiç

Yüzüme değdi önce, sonra bir de gözlerime, aldırmadım.
Ürperdim önce, sonra bir de üşüdüm, boşverdim...
Sesini dinledim, dinlendim sanki, daha bir yavaş yürüdüm hatta, damlalarla daha çok buluşmak için, içime kadar işlesin diye. Bir su birikintisi seyrettim, kalbime düşen her damlanın yayılışını sonra... Yeni bir nefes aldım sanki.

Hayat, sadece kulağımda kalan bir uğultu oldu...

Sanma Mesafeler Uzak Tutar Bizi

Gözlerindeki buluttan anladım bugün yağmur var.

Gelen her kötü haberin ardından olduğum yerde gözlerimi kapatıp, bir yerlerde unutulmuş çocuk masumiyetiyle tanıdık bir ses yada yapraklara benzettiğim avuçlarıma, sıcak bir elin gelmesini bekliyorum. Sadece üstünde oynanmış fotoğrafların gerçekliği kadar gerçek olabilir bu hayat ve yollar ne kadar uzak olabilir bir sonu olduktan sonra...

Hadi Gel, Sonbahara Yürüyelim


Dallarından kanı çekilen ağaçların sesini duyabiliyorum, yavaş ve sessiz.

Şu ölmeye yatmış kuru yaprak; yalnız gibi, üzgün gibi, biten masallar gibi. Boş ve yalnız evler gibi, bomboş gibi, bomboş yollar gibi...

Yürümek için çok yolumuz var, yürünecekse tek bir yol, tıpkı her çıkmaz sokağın aslında tek bir çıkışı olduğu gibi.

Beyanın Aşkı yada Aşkın Beyanı

"Mende Mecnun'dan füzun aşıklık istidadı var
Aşık-ı sadık menem Mecnun'un ancak adı var" Fuzulî

Yağmurlu bir günde, pencerenin önüne oturmuş, karşıdaki caminin kubbesinde kaçışan leylekleri seyrediyordum.Karşımdaki, mavi bir taşa benzeyen kataraktlı gözleriyle, ölen karısını anlatan adamı son cümlesinde farkettim;
"Az kaldı sevgiliye kavuşmama az kaldı"'

İçeriği paylaş