renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Hasan Hüseyin Koşar yazıları

Bir Mabed İşçisi, Bekçisi ve Savaşçısı Hakkında

Dücane CündioğluBiz onu “Kamus Namustur” sözü ile tanımıştık. Daha “kamus” hakkında fikrimiz yokken düşünceyle ve onun Türkiye temsilcisiyle hemhal olmaya başladık. Cemil Meriç “Bulutları Delen Kartal”dı bizim için. “Mazlum bir medeniyetin sesi ve soluğu” olarak tanıyorduk onu. “İdeolojilerin kafalara geçirilmiş birer deli gömlekleri” olduğunu da “sağ ve sol” kavramlarının tarihçesini de “kırk ambar” deyimini de hep ondan öğrenmiştik; Cemil Meriç’ten….

Dücane Cündioğlu’da zannediyorum bizimle aynı şekilde tanıdı ve aynı duygularla sevdi Meriç’i. Ama bu monologlardan sıkılmış olmalı ki peşi peşine üç kitap yayınladı.

Abdülhamid’in Nesli Tükendi Asım’ın Nesli Ne Zaman Gelecek?

Kitap okuruysanız hele ki tarihe meraklı bir okursanız ve Mustafa Armağan’la hala tanışmadıysanız üzülmek için bir sebebiniz var demektir . Mustafa Bey yaklaşık 6-7 sene önce çok önemli bir karar alarak edebiyat dünyasından “tarihi anlatma” vazifesine geçti. Yazdıklarıyla ve ters bakışlarıyla kafalardaki tarihimizle ve genel tarih bilgilerimizle ilgili betonlaşmış tortulara darbeler indirmeye başladı.

Cemil Meriç “Ben bu mazlum medeniyetin sesi olmak istiyorum” diyordu. Armağan’da o söze atıfta bulunarak “Ben de mazlum bir tarihin sesi olmak istiyorum” yollu iddialı sözlerle atıldığı bu yorucu vazifede benim gibi pek çok okuru tarafından tam not almayı başardı.

İnce İnce Özdemirce!

Bizim edebiyatımızda İslam’ın doğduğu memleket olan Arabistan’dan geldiğinden dolayı mıdır bilinmez nazım her zaman ön plandadır. Şairler ve şiirler en kıymettar bir meta idi. Osmanlı’ların divan edebiyatı kültürü muhteşemdir. Her padişahın iyi ya da kötü manzum eserlerine rastlamak mümkün.

Osmanlı şairlerinin siyasete karışmadığı ise koca bir yalan. Özellikle Mustafa Armağan beyin “İnsanlığın Son Adası: Osmanlı” ve devamı niteliğindeki kitapları okuduğunuzda Osmanlı’daki inanılası güç iktidar-muktedir mücadelelerine bakıp şaşacaksınız.

Tepki Çığ(lar)ı ve Altında Kalanlar

Yağmurlu ve kapalı bir tatil günü… Bilgisayarın başında geçen onca zaman… İçeride melankol takılan hafif adam dolaşıyor mailine bakmak için. Ama o da ne? Mailinin bulunduğu internet sitesinde bir son dakika haberi “Miloseviç öldü.”
Bir anlık duraksama. Aklımdan hiçbir şey geçmiyor o an. Korkularından sıyrılamayan bir olay yeri şahidi gibiyim. Hiçbir şey düşünmüyor beynim. O zamanlar daha çocuk sayılırdım ama televizyon haberlerinden hatırlıyorum “katilin” soydaşlarıma yaptıklarını.

İçeriği paylaş