renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

ilyas şahin yazıları

Yıkılası TV.ler ve Devrim

intriguing.comİç alemde yıkamazsak yıkılasıyı; dış alemde nasıl gerçekleşir devrim?

Virane ruhların yıkılmasının kaçınılmazlığı kadar;virane düzenlerin yıkılması da kaçınılmazdır. Harap ruhlarımızın ayağa kalkması,yeni bir başlangıcın zemininin hazırlanması için bir teklifim var :

İgman Dağının Yalın Ayaklı Bilgeleri

İgman dağının eteklerinde İsevi dervişler yaşarmış. Bunlar İncil'de bahsi geçen son peygamberi beklerlermiş. Bir gün "Vakit tamam, artık gelmiş olmalı" deyip son peygamberi bulmak ümidiyle yalınayak yola koyulmuşlar. Yıllarca yürümüşler. Binlerce kilometre yol katetmişler. Ayakları kana bulanmış. Derken Medîne-i Münevvere'ye varmışlar. Medine'de önlerine çıkan ilk adama "Biz Allah'ın elçisini arıyoruz. Adı Muhammed" demişler. Adam "Ne yazık ki geç kaldınız. Allah'ın elçisi dün öldü" demiş.

Anacığım


Dik başı,sonsuz ızdırabın gözyaşıyla
Dikiliyor karşımda ve bakıyor gözlerime
Deliyor gözlerimi salise kadar zamanda
Ciğerimi dağıtıyor
Kaçacak delik arayan hücrelerimi yakalıyor
Boğazımı sıkıyor hücrelerin gıkı çıkmıyor
Nasıl çıksın ?

Kabile doğru koşar adım. Arzu ederseniz Habile doğru

Önümüzdeki hafta İstanbul da yapılacak olan Avrasya koşusuna davet ediliyor insanlar. Kardeşliğe, barışa, dostluğa koşacakmışız. Yani Asya dan Avrupa ya, yani doğudan batıya. Yani ikiyüzlü, insan haklarını savunma maskesi altında, tiksinti veren gerçek yüzünü gizleyen batıya koşacakmışız.

Son zamanlara yükselen değer haline geldi batılılaşma ve insanlar aslında ne idüğü belli olan batıya doğru sürükleniyorlar.

bir gün yaklaşıyor ve...

toprak insanlaşıyor ve harmanlanıyor
hassas ötesi teraziler hazır...!
konuşuyor deriler ve utanç!
yakıtını bekliyor ateş ve insan!
Aç kursaklar arzu ediyor yemeklerini ve zakkum!
ellerin gönderdikleri ve günah
dehşet kapısını bekliyor bekçiler
zebaniler
çığlıklar!
işte o gün
ve bunun öncesi
bir tiyatro sahnesi
koltuklar boş,bir seyirci var sadece, bir tek kendisi

Hangisi gerçek hangisi kabus

Mehmet bey anahtarını kaybetmişti, kapıyı hizmetçileri açtı "buyurun efendim hoş geldiniz." Tripleks villanın üst katından "hoş geldin hayatım, günün nasıl geçti."diye seslendi karısı Mehmet beye. "Of yine yorucu bir gündü benim için. Fabrikalar arası dolaşmak, müdürlerle toplantı, yeni ürünlerimizin tanıtımı için reklam kampanyası."
Kravatını gevşetmiş televizyonun karşısındaki koltuğa atıvermişti bile kendini.

Ses.............sizsiniz

sıkı, sıkı sarılmalıydık, bağrımıza basmalı etten tuğlalar olmalıydık
açlığımız, tokluğumuz, gözümüzün yaşı bir olmalıydı
ama olmadı. neden yapmadık tüm bunları?
ne oldu bana? ya size? bu oturaklarda neyin nesi?
yıldızı bol otellerimiz yoktu bizim ve o otellerin
bizim olduğuna kimse inandıramaz beni.
yetmedi mi, yetmiyor mu? vurdumduymaz... umursamaz... hissizliğimiz
bir kabus mu bu?

Alesseher Sefere

-merhaba dostum nasılsın ?
-sende kimsin.?
-senin yoldaşın
-yolu olmayanın yoldaşı mı olur ?
-herkesin bir yolu vardır
-bizim yolumuz hangisi peki ?
-nehir
-yaratılışla akmaya başlayan o nehir mi?
-o nehir
-neden fark edemedim ?
-içinde iken fark etmek güçtür.

Sevgiliye Yürümek

Kesin zaferden başka alternatifi olmayana inanan insanların en güzel eylemi YÜRÜMEK olsa gerek. Yüce öğretiye,yüce öğretiyle en sevgiliye yürümek. En güzele (amaç) varabilmek için itidalli, istikrarlı, vakarlı ve bu sade yürüyüşün adı "önderlerin yürüyüşü" olmalı.

Önderleri örnek edinenlerin(!) uzun, istikrarlı ve gösterişli oturumlarının ne zaman sona ereceği sorusu beynimin içinde kanayan bir yara olarak gündemini muhafaza etmektedir. Mukaddes kitabın çatısı altında süre giden bu sessiz ve uzun oturum bir tefekkür eyleminden kaynaklanmıyor zannımca.

İçeriği paylaş