renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Olcay Yanmaz yazıları

A k ı l - Ü ş ü y ü n c e . . .

Toplama, Kapama, Saramama

Toplumun arasındaki tek kişi; birey...

Bireyin, çantasındadır aklının kartları; banka kartı, kimliği ve özel eşyaları. Bunlara sahip çıkması; kendine bağlı olduğu kadar, yaşadığı ortamla da bağlantılıdır.

Çevreye şekil verebilirsiniz; dikersiniz trafik lâmbalarını, yeşilllendirip birkaç metrekare alanı, atıp bir kaç masa, sunarsınız çayı, kahveyi çarpık kentleşen sokak köşelerine veya aralarına...

Annem Bilmiyor Kaza Geçirdiğimi.

Saz teli kopmadan evvel en güzel sesleri çıkarır. Bıkmadan usanmadan dinleyebileceğim sey nedir deseler; sazın ve denizin dalga sesidir diyebilirim...
Bu iki sesin bende yatattığı musiki, yüreğimin duygu selini koparır.

Mutluluk

Bildiğim herşeyi unuttum.Hatırlıyorum buraya nasıl geldiğimi.Okuduğum kitaplardan aldığm notları kapılara duvarlara yapıştırırdım.Küçük not kağıtlarına yazıp.Hayatın anlamını anlatan cümlelerdi bunlar.Beni yalnız olmadığıma inandıran bu sözleri unuttum.
Hatırlıyorum neyi neden yaptığımı ama.Silindi herşey.Ne güzel ne bir savunma ne bir yaşam felsefesi telaşım var şimdi.

Ne memnunum,ne de değilim...

Babacığım

Babacığım,
Nasılsın,iyi misin beni sorarsan sensizliğe alışmaya çalısıyorum.Bir kaç resmini koydum evin köşelerine,henüz hiç göz göze gelmedik o günden beri...Kızarsın ağlayınca ondan işte sana bakmayışım...
Tuvalet masamın üstündekini en son çektirdiğin resmini kaldırdım kalın çerçevesi gözüme ilişiyordu hemen.Ona bakma cesaretini bulamadım kendimde hiç,çünkü bakmadan da biliyorum başında siyah kaptan şapkanla uzaklara kakıyordun...

Geriye Giderken ...

Hayallerle geriye giderken, şu anın varlığını yaşayamamaktan değilde, sımsıcak güvenli bir aşkın kollarını düşünmek en basiti olduğundan. Taktığımız hayal filmini başa alıp seyre dalarak filmin bir yerinde koptuğunda, tamir edemeyecek kadar izlenip yıpranmıs bu pembe şeritler bir zaman sonra hiç bir işe yaramıyor. Gelecek güzel zamanları yaşama kaybından başka.

Acıları geriye ite, ite sağından solundan yara, yara açılan sevda yarasına'hadi acı, hadi kana bana neee!..'diye bağırdığım son çığlıkla geriye atılan adımlar.

Bulutlar Yeryüzünde Birini Arar

Dönüp, dönüp öğütlemiştim anlara anılar unutkan olmadan. Kar yağar gibi yağarken, hep aklıma düşer bana söylediklerin... Hatırladıkça altında hala kanım donar...
Bilseydim sen gidecektin, yapmazdım.

Jilet keskinliğinde inadına, mantık yürütürken; Henüz yeni aşık olmuş bakire cümlelerim kayd oluyordu gece yarısı defterime...

El Birliği iİe Yalnızlığa

berksonphotography.comKırgınlıklarla acı duyduğumuz anlarda,bizi acıtanlara bakıp, onları başka dünyalardan gelen Anne Babalar mı büyüttü diye sorarız kendi kendimize... Elbirliği ile götürürler yalnızlığa, bu yüzden herkes biraz suçludur büyüdükçe yalnızlığa kapılıyorsak...

Eğer hala son insanlık dersini alan insanlar azınlıkta ise; varlığını hiçbir savaşın, kavganın bozamadığı tabiattan almamız gereken bu son ders olan 'huzur ve sükunet' bozulmaya mahkudur...

Puzzle

Misyonun vardır. Yaşama neden doğdugunun anlamını yüklemeye gelmişsindir. Haberin yoktur olan bitenden, başlarsın hayata bir meme ucundan tutunmaya. Herşeyin anlamı vardir, gözünün renginin neden o renk oluşunun, boyunun kısalığı, kekemeligin ve güzel olanların, güzelliklerinin, bu eşsiz inceligin Allaha mahsustur diyenleri önce duyarak, sonra önünden gecen boylu boyunca uzanmış tahta kutularla nereye gittigini öğrendigin zamana kadar çabalar durursun. Bunadır dersin bir gün;bunca çaba... Bunadır hayattan alacagımiz en son ders huzur ve sukun icinde dengeyi bulunca.

insan...

SUSTURUCU SILAHLAR
Biri berbat eder, biri düzeltmeye çalışır bedbah olur. Sanki bu düzen bunun üstüne kurulmuş.

Annem derki; bu dünyada rahatlık yok. Cok fare kovalamıştı, kapanlar kurardı "el kapması" Hatırladığım kadarıyla çocuklugumun ilk ahşap evinde sıkça tembihlerdi " köşelerdeki ekmek parçalarını sakın yemeyin! Zehir var onlarda." diye. Rahat vermedi fareler. Rahat edemedi annem. Istanbula geldik, bu seferde kalorifer böcekleriyle uğraş verdi. Hala terligi elinde, hala yönetici ile ilaçlama kavgasında.

Bana Sorsalar...

Bana sorsalar;
-En iyi yaptığın şey ne? "Yaşanmışlıklarım", derim.

Bebekliğimi hatırlamıyorum. Nasıl süt emdiğimi, nasıl ağladığımı, emeklediğimi, yürüdüğümü, konuştuğumu... Şimdi biliyorum bebeklerim oldu, büyüdüler. Onlara anlatıyorum neler yaptığımızı; gülüşüyoruz.

Çocukluğumu hatırlıyorum. Sabah erkenden herkes uyurken sessizce bahçeye kaçtığımı, akşamın geç vakitlerine kadar oyunlar oynadığımı.

İçeriği paylaş