Sezai Karakoç’u yakından bir kere gördüm. Cağaloğlu’ndaki malum şatosunda. Gerçek Hayat’ta yazıyordum o günlerde. Yazdım görüşmeyi. Bunu ben hep böyle yapıyorum ve yapmaya çalışıyorum. Kuru distribütörlük ve nakliye işini tüpçülere ve nakliyecilere bırakmayı tercih ederim. Ondan anladığımı kendi lehçeme çevirdim ve yazdım. Sonra bir yazı daha yazdım Sezai Karakoç’la ilgili. Cemaat.com’a. Burada arşivde vardır.
Boris Pasternak (1890 – 1960) şiir yayımlamaya 22 yaşında başlamış. Başlangıçta V. Mayakovski ve D. Burlyuk gibi sanatçıların başını çektiği Rus Fütürizmine yaklaşmış; ancak bu, daha çok bir arkadaşlık ilişkisinin belirlediği bir yakınlık. Yani kaptırmamış kendini çok fazla fütürizme. Zaten Mayakovski de 1917 devriminden sonra pek anmamaya özen gösteriyormuş hızlı fütürist günlerini. Bir toplantıda kendisine Puşkin’i fütürist heyecan içinde aşağılamaya kalkıştığı hatırlatılınca sessiz kaldığı söylenir.
Günün dev istiridye kabuğu nasıl çatlarsa doğu tepelerinin üzerinde. Beklenmedik. Üzgün. Usul. Şafak vakti. Öyle. Yıkanmış yepyeni bir gün. Nasıl çatlarsa üzüntüden kabuğu. Uzak tepelerin üzerinde. Gün. Nasıl kan revan içinde kalırsa. Nasıl gülümserse geri getirilmiş kaçaklar gibi. Üzgün. Apansız ve usul. Kapımızda. Gün doğmadan. Nasıl tırmanırsa Süphan’ın eteklerini. Kızıl. Kımıltısız. Kırgın. Bir gelincik tarlası nasıl yayılırsa
Son yorumlar
10 sa. 2 dk. önce
22 sa. 39 dk. önce
1 gün 4 sa. önce
1 gün 11 sa. önce
1 gün 23 sa. önce
2 gün 5 sa. önce
2 gün 7 sa. önce
2 gün 10 sa. önce
2 gün 21 sa. önce
2 gün 22 sa. önce