renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Senai Demirci yazıları

Fatiha'nın Yedi Kapısı... Bir Düşünce Eskizi..

Andalusian maghribi scriptFatiha bir kapıdan girişin resmin oluşturuyor, devrediyor, hissettiriyor, yaş(at)ıyor... Dört M'li bir giriş söz konusu: Önce müsaade kapısından geçiliyor, "besmele". içeri girer girmez minnettarlık ifade ediliyor: "elhamdulillah". Bir kaç adım sonra, merhametin kucağında bulur kendini insan: "errahmanirrahim!" en sonunda, mesuliyetle yaşadığımız farkedilir; "din gününün mâliki."

1.bismillah: Kapının beri tarafındasın, evvelâ izin istemen gerek.. kapının ardında kim var?

Fettah'a İçini Nasıl Açarsın?

 Enas Moussa Copyright ©2005Fettah isminden açmak istiyorum sözü..
Açmak istiyorum çünkü Fettah ile açılır her şey..
Fettah, fetihten, yani açmaktan geliyor, kısaca “Açan” demek..

Bir düşün; nelerin açılmasını umuyoruz gün içinde..
Havalar açılsın isteriz sözgelimi; gök mavi, güneş ışıl ışıl olsun ki içimiz de açılsın.

Rahmetin Heykeli Olsaydı?

rickpipersart.comNe güzeldir ki, biz yağmura rahmet deriz.
Yağmur yağarken rahmet yağıyor derdi dedelerimiz.
Diyeceğim o ki, yağmur rahmetin cisimleşmiş hali gibidir; rahmet heykeli gibidir her damla...
Bir düşün, rahmetin heykelini yapmaya kalksaydık nasıl bir şey yapardık..

Öyle bronzdan yahut taştan olmamalı o heykel; çünkü bronz da taş da meydan okur gibi durur insana.. hadi oradan dercesine tepeden bakar sana.. yanaştırmaz kendine.. ama rahmet öyle mi..

Mekke geceleri beyazdır

Cidde havaalanından Mekke'ye karayoluyla gidiliyor. Yol boyu, telbiyelerle aradaki mesafeyi eritmeye çalışıyoruz. "Lebbeyk, Allâhümme Lebbeyk!" nidaları, sadece Mekke yolunu kısaltmıyor; "Nerdesin?" diye soran Rabbimizin hitabına bigâneliğimizi de eritiyor; Rabbimizden uzaklağımızi da kapatmaya vesile oluyorlar: "Buradayım Yâ Rabb', buyur." Bizi O'nun emrine icabet etmekten alıkoyan putları, duvarları aradan kaldırmaya çabalıyoruz:

Hacca Doğru

Hacca DoğruKâbe uzak değil...

Sevgili dostum,
Yolculuklar tekdüze akıp giden hayatımızın kırılma noktalarıdır. Ayağımız sıkı sıkıya yere yapışık, durup durdukça geçip gitmez sandığımız ömür sermayesi, her ayrılıkla kıyısindan köşesinden ufalanır. İnsan sefer' olduğunu hatırlıyor yolculukta. Alışageldiğimiz şeylerden koptukça 'aceleci bir misafir" sıfatı gelip oturur üzerimize. Zamanın durgun ve sessiz akışı, küçük ayrılıklarla köpükleniyor, ayrılık anları dere yatağında beklenmedik çağlayanlar gibi gürültülü bir düşüşle emiyor zamanı. Oysa değişen bir şey yoktur, zaman zaten akmaktadır da, gürültüsünü yeni işitiyoruzdur.

İçeriği paylaş