renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Merih Günay yazıları

Oğlumun Babası

Baba-oğulEve erken geldiği gün sayısı çok değildi. Gece yarısından önce gelmezdi pek. Akşamları evimizin demir parmaklıklı camından sokaktaki çocukları seyrederdim. Babasıyla top oynayan çocuklar, babasıyla el ele dolaşan çocuklar, babasıyla bakkal dükkanına giren çocuklar... Babalar ve çocuklar; babalı çocuklar. Anneme seslenirdim. Canım, güzel, melek anneme:

Bir Nefes İçin

Saat gecenin on biri. Caddede açık olan tek dükkan benimki. Beş tane zenci girdi içeri, Amerikan aksanlı İngilizce konuşan, saç sakal birbirine karışmış, üst baş dökük:

- Merhaba adamım, nasılsın?
- İyidir bayım, ya siz?
-Fena değil, fena değil. Kapadokya'ya tur düzenliyor musunuz?
- Evet.
- Güzel. On kişiyiz ve oraya bir tur istiyoruz.

Adam

Elleri, siyah pardösüsünün ceplerinde, ağır ağır tırmandı beş katlı apartmanın terasa çıkan merdivenlerini. Saat geç, hava soğuktu. Adam başını yukarı kaldırıp yıldızlara baktı bir süre, sonra sordu: "Ben olmasaydım, senin büyüklüğünün ve güzelliğinin bir manası olur muydu?"

Yere baktı sonra. Kırık birkaç tuğla, havası inmiş bir plastik top vardı. Onlara da sordu: "Ya sizin için bu eşsiz gökyüzünün, şu yıldızların bir önemi var mı?"

Düşündü... Bu halde ben şu koca gökyüzü olup yukarıdan, şu apartmanın terasında duran küçük cisme bakıp ona: "Ne kadar güzelsin! Diyebilir miyim?"

İçeriği paylaş