renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Uzlet Haktan yazıları

“Biliyorum – Biliyorsun - Biliyor...”

Dursun amca, 1943 yılında doğmuş. Erişkin oluncaya kadar Anadolu topraklarını sürdükten sonra, sürmeyi ve sürünmeyi iyice öğrendiğine kanaat getirmiş olacak ki, ‘Şu tek dişi kalmış medeniyeti bir de biz görelim’ diye düşünmüş ve malını mülkünü satıp ailesini bir kamyonun kasasına attıktan sonra büyük şehre göçmüş. Ayağını yalayan toprağın yerini beton ve asfalt, sırtının yükünü ise onlarca beygir gücündeki makineler almış. İhtilaller görmüş. ‘Sağ’ını ve ‘Sol’unu bilemeyen kör kardeşlerinin elinden tutup boğazlarından sıcak çorba geçmesi için çalışmış durmuş. Görmüş geçirmiş... Sürmemiş; ama sürünmüş ve ‘medeni’ olmuş.

“Allah Tasavvuru, Allah Değildir!”

Aydınlanma dönemi filozoflarından Francis Marie Voltaire (Arouet) [1694-1778] düşünce dünyasında karşılaştığı sorunlarda, şayet düşünce sistemi zarar görüyorsa, aklındakileri (yani yaşamındakileri) tekrar gözden geçirmek üzere herşeyden elini eteğini çekip, o zamana kadar aklında yer eden tüm fikirleri tek tek gözden geçirir, yanlışını bulabilmek için -‘bilgi’nin metodolojisi gereği- çırpınırmış. Hayatını dumura uğratan mesele ile yüzleştiğinde de rutinine kaldığı yerden devam edermiş, ta ki yeni bir sorunla karşılaşıncaya kadar...

Aşkının ve Işığının Anısına..

Üstadım,
Bizler ismini, bu ülkede, dostlar meclisindeki büyüklerimizin ettiği kelâmlar içinden cımbızla çekip çıkarırken, kendini dahi bilmeyen kaderin öngörmediği anlarda kitapçı raflarını süsleyen "popüler kitaplar" arasında kaybolmaya yüz tutan eserlerinde aradık ve seni ancak öyle bildik..

"Bu Ülke"de seni her okuyan ve okuduğuyla kalmayıp seni tanıyan, her bir harfinde "Bu Ülke"nin senin gibi bir fikir işçisini nasıl nefeslendirdiğine inanamadığı için vecit ile kayboldu üstadım. Biz, sana inanamadık... Biz sana şaşakaldık ve seni işte böylece bir bir okumaya başladık.

"Siz, Dilinizdesinizdir."

...
'Why do you know English that much.'
'To talk to you.'
'You need to learn my language to speak why dont l need?' (**)
...

Bu diyalog İstanbul keşmekeşinde yolunu bulmaya çalışan bir turistle ne kadar bildiğini göstermek için kırk takla atan munis vatandaşımız arasında, tramvayda geçiyor. Kalabalık arasında konuşulanları anlamaya çalışan tek meraklı göz benimki. Anladıklarımı anlatmaya ve hatta haykırmaya çalışırım; ama anlamak isteyen var mı?..

Allah, Tanrı'nın Belasını Versin!

Nietzsche, "Tanrı öldü!" diye haykırırken, insanın kendini ne denli yitirdiğini anlatmaya çalışıyordu. Nietzsche öleli 105 yıl oldu ve üst insan, yani übermensch hâlâ hayata gelemedi. Nietzsche'yi ananlar, ya faşizmi dünyaya duyuran Hitler'in tüm ilhâmını ondan aldığından ya filozofun vücuda büründürdüğü nihilizmden ya da popülerliğinden bahsetti. Herkes, ama herkes, hatta bu haykırışlardan bahsettiğini düşünenler bile esası unuttu ve Nietzsche'yi de Tanrı ile öldürdü.

İçeriği paylaş