leyla turan yazıları
'Uzak İhtimal'e' Dair...
Uzun zamandır bekliyordum 9 Ekim Cuma gününü. Uzak İhtimal vizyona girecekti ve ben vizyona girdiği gün gidip seyretmeyi planlamıştım. Daha önce ertelediğim misafirin, gelmek için o günü seçeceğini bilseydim, ertelemez ve geleceği günde kabul ederdim. Çok planlı yaşamaya şartlandığımda, Allah planlarımı yerle bir ettiğini bana bir kez daha göstermişti böylece…
Bir gün sonra sinema salonundan içeri girerken kafamın içinde filme dair çok fazla şey yoktu. Sadece uzun soluklu bir Tarık Tufan dinleyicisi ve okuyucusu olarak ona dair bazı ayrıntıları yakalayabilme hevesi vardı.
Sıddık Bir Dostla Kahve Molası
Hani bazı zamanlar vardır hayatımızda, nefes almakta zorlandığımız ... Her şey kötü gitmekte, sıkıntılar üst üste gelmektedir. Tanıdık gelmiştir sanırım çoğumuza bu anlar...
Nefesimin kesildiği böylesi zamanlarda hep Muhammed İbn Abdullah’ı düşünürüm. Onun çok sıkıntılı anlarını... Gözümün önünde bir fotoğraf canlanır. Mekkeli müşriklere karşı onu koruyan amcası Ebu Talip’i kaybetmiştir. En büyük desteği olan eşi Hz. Hatice’de yoktur artık. Bir de üstüne üstlük vahiy kesilmiştir. Mekkeli müşrikler alay etmeye başlamışlardır ‘Rabbi Muhammed’i unuttu’ diye... Acaba Duha Suresi o vakitlerde mi gelmiştir tam olarak bilemiyorum ama ‘Rabbin seni ne unuttu ne de darıldı’ ifadesi böylesi zamanlar için tam da biçilmiş kaftan...
İstanbul'un Gölgesinde Bir Gün
Efendim, rivayet odur ki Okan Şahin uçağa binmekten çok korkarmış ve onun bu zaafını bilen arkadaşlarından biri, elma şekeri olarak Ankara’dan İstanbul’a günübirlik bir gezi yapmayı teklif etmiş. Maksat Okan Şahin uçağa binince ne yapacak, nasıl panikleyecek… Kendine biraz eğlence çıkaracak… Bütün bu çeldiricilere rağmen yılmayan Okan abim İstanbul’a gitmeye karar verir. Karar verir ama iki gün öncesinde kendisine ‘abi geliyor musunuz’ dediğimde ’evet’ der ancak, ’sizi havaalanında karşılayacağım’ şeklinde ki mesajıma ’havalanında mı’ şeklinde cevap vererek durumu inkar etmeye devam eder.
Bitmeyen Tahammülsüzlük
Bazen etrafımda gözlemlediğim tahammülsüzlüklere ağzım açık kalacak şekilde şaşıp kalıyorum. İnsanların bir dakika sonrasına bile tahammülü kalmamış. ‘Nedir acaba bunun sebebi?’ diye sorup duruyorum kendime. Zihnimde iki fotoğraf beliriyor. Arada ki dağlar kadar farkı düşünüyorum bir, sonra birde insanların tepkilerine bakıyorum. Fotoğraflar çok farklı ama tepkilerde bir fark yok.
Sene 2001 de bir sağlık sorunum nedeniyle Çapa Tıp Fakültesine sevk edildim. Ben de sabah erkenden hazırlandım ve hastaneye gittim. Ama benim gittiğim bölümde, günde sınırlı sayıda hasta alındığı ve liste de dolu olduğu için geri dönmek zorunda kaldım.
Tayyip Erdoğan’ı Seviyorum. Çünkü...
Uzun ve süslü cümlelerle aram açılalı çok zaman oldu. Konuya giriş yapmayı beceremeyip ortasından dalmaya başlayalı da. Kapıyı bulmakta zorlanıyorum. O yüzden konuya ortasından dalış yapmamı hoşgör sevgili okuyucu…
Bugün seçim var ülkede. Aslında siyasetten pek anlamam. Bu seçimleri neden çok önemsediğimi anlatmaya çalışacağım. 2001 yılında İstanbul’da bir okula tayinim çıktı. Ben yeni okulumda başka bir dünyanın ortasına düşmüştüm.
Olsaydı....
Kelimelerim olsaydın.. Yüklemle yakınlaşıp
vurguya müsait olanlardan.. Her okuyuşta ayrı bir tondan dile gelen..
RÜYA nın en öksüz kalan kısmında boğazda biriken kurulukla
birlikte, aksine hiç uyanmadan, şefkatli bir el misali uzansaydın
kahverengi saçlara..
Yüzün her zamankinden daha mavi. Sesin her zamankinden daha sonsuz.





Son yorumlar
4 sa. 12 dk. önce
5 sa. 35 dk. önce
12 dk. 23 sn. önce
7 sa. 5 dk. önce
8 sa. 54 dk. önce
8 sa. 57 dk. önce
9 sa. 25 dk. önce
1 gün 4 sa. önce
1 gün 8 sa. önce
2 gün 4 sa. önce