renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

mehmet ağırman yazıları

Yansın İçim, Yansın Alev Alev

‘Cami avlusuna bırakılmadım ama orada büyüdüm denebilir’ diyor kendisini tanımlarken bir kasetinin kapağında. Bu tarifini okuduğum zaman ben de henüz cami avlusundaki sürecimi bitirmemiştim ve bunu bir latife mesabesinde idrak edip, gülerek es geçmiştim. Ama o potadan çıktıktan sonra sözün mana-i asliyesini dünya hayatının kesretleriyle çarpışırken yavaş yavaş anlamaya başladım. Ev-cami-okul üçgenini her ne kadar çeşitkenar bir hale çevirmiş olsam da, hak eden köşeye hak ettiği değeri vermemiş olsam da, olaylardan hep de bihaber büyümemiştik elhamdülillah. Bir kere mekânın suyunu yudumlamak huyunu da ziyadesiyle kazandırıyordu.

4. Dünya Savaşı

İnsanın zaafiyeti kadar dünya acı çekiyor. İhtirasları, doymak bilmez hırsı, hep daha fazla almak arzusu oldukça, daha büyük elemler bırakıyor yeryüzüne. Adaletin ikamesi için çalışanlar vardıysa da adaleti engelleyenler de vardı elbette... Ve...

I. Harb-i Umumi. Kaynayan düdüklü tencerenin artık dayanamayıp patlaması gibiydi. Alttan alta dünya ısınıyor, felaket sirenleri çalıyordu.

Yanlış Hesap İstanbul'dan Döner

Bağdat;

Düştün dediler, inanmadım. Yağmalandı dediler, inanmadım. Çocukların baharı göremedi, anaların çiçekler ekemedi dediler, inanmadım. Babaların, önce lanet okumuş sonra alkış tutmuş dediler, inanmadım.

Sen ki; baharın ilk çiçek açtığı yerdin. Çocukları yetiştiren, yağmur tanelerinin toprağına düşmek için acele ettiği, ölmüşe hayat verendin. Senden esen rüzgârdan nasiplenmek için doğudan ve batıdan kuşlar yarışırcasına sana uçardı.

İçeriği paylaş