renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Ahmet Hasan yazıları

Gece...

“ ben hiç böylesini görmemiştim,
vurdun, kanıma girdin,
itirazım var! “

Şaşkınım.

Ben ki gözyaşının üstüne yeminler etmiştim, bir tebessümde hepsi batıl oldu. Ben ki hayatımı kimin dahi olduğunu bilmediğim zülüflere bağlamıştım, hepsi zail oldu bir nefeste.

Hayır bu kez silmeyeceğim yazdıklarımı. Bu gece olmaz. Bu gece o yenildiğim gecelerden birisi değil. Tüm o sıkıntıların, kavgaların, öfkenin, depresyon ilaçlarının, beni anladığını iddia eden doktorların bendeki köklerine kibriti çakacağım.

Ankara'da Kar..

bir şehri sevmek bir zamanı, bir mekanı sevmektir
bir şehri sevmek meçhulü,muammayı sevmektir
bir şehri sevmek orada kendini bulmaktır
bir şehri sevmek aşka sebep aramaktır

Bir sokak lambasınının ışığında gördüm seni ilk, salkım söğütün yapraklarının üstünden kayıyordun, ruhsuzluğun sembolü asfalt yolları ruhunla kapatıyordun.. Seni ilk orada sevdim..

Cebeci İstasyonu ve "Ben"

Yine bozulan bir yemin.. Yine bir mübarek gece.. Yine akla düşmemesi
gerekenler.. Göklerden gelen bir ışık gibi mısralar. Kalbe düşen
kalpten düşenden daha güçlü..

"*cebeci istasyonunda bir aksam üstü
incecikten bir yağmur yağıyordu yollara
yeni bastan yaşıyorduk kaderimizi
sıcak bir kara sevda

Schmidt Amcadan Hikayeler...

2002 yapımı bir film "About Schmidt". Louis Begley'in romanından sinemaya aktarılmış. 2003 yılında sinemalarımızda oynamasına karşın, ben bu filme trt2 de rastladım. İlk sahnesinden itibaren, ki o sahnede Jack Nicholson hiç birşey yapmadan oturmaktadır, insanı sarıp sarmalayan bir film. Jack Nicholson filmde Warren Schmidt adında sigorta şirketinde genel müdür yardımcılığı görevine kadar yükselmiş ancak emekli olma vakti gelmiş birisini canlandırıyor.

Setbaşı Köprüsü..

Setbaşı Köprüsü-1-

Serin bir Bursa gecesiydi, yeni bin yılın dördüncü senesi.. eylül ayının son günleri. Bursa'nın en güzel mevsimi yasanıyordu artık. Sonbaharda en güzel olan şehir, en güzel sonbaharı yaşıyordu. Selçukhatun sokağındaki yüzyıllık evin kapısı büyük bir gürültüyle kapandı. Kapının üstündeki tokmak bir kaç kez titredi bütün kapıyla birlikte ve yine ses çıkartan sessizliğine gömüldü.. Evin yanındaki sokak lambasının altında yorgun ve soluk bir yüz belirdi. Yirmi yaşlarında, yüzünde gülmekten beter bir hüznün olduğu bir genç. Geceyi kendi kanatlarının altına alacakken, gecenin kanatları altına sığınmaya giden bir genç. Kendi gölgesini kaldırımlarda izliyordu. Gecenin bütün azametine rağmen sokak lambası bile kurtaramamıştı kendi gölgesinden... "Bana burada da rahat yok" , dedi iç geçirerek.. "Bana burada da rahat yok."

Heyecan Bol, Yıldız Bol.. İşte Futbol..

Türkiye süper ligi başladı ve başlar başlamaz da heyecanı hepimizi kapladı. ben de nacizane lig boyunca buradan değerlendirmelerimi sunmak istiyorum..

Öncelikle lider. Fenerbahçe şu anda Türkiye üstü bir takım. Tek tek değerlendirmesek de oyunculara şöyle bir bakmak lazım..

Rüştü rençber türk futbolunun yetiştirdiği en büyük kaleci.. geçen sezon yaşadığı barcelona deneyimi bir bakıma iyi oldu. Avrupa futbolunu ve profesyonelliği daha iyi kavramış bir hali var. türkiye'ye döndükten sonra oynadığı maçlar ve hareketleriyle bunu açıkca gösterdi.. en son genclerbirliği macında da takımın formda isimlerindendi.. Volkan türkiye'deki iki numaralı kaleci. kale konusunda türkiye'nin en sıkıntısız takımı kesinlikle fenerbahce..

Eski Defterleri Karıştırırken...

Çok zamansız düşer aklınıza. Ben neydim ne oldum diye bakmak için dolapları karıstırmaya baslarsınız. İşte 98 ajandam. Bulabildiğim en eski ajandam bu. Orta iki ve üç var içinde. Önce bir turk bayragı kartpostalı var iç kapağa yapıştırılmış. daha sonra, elişi derslerinden kalma desenli bir kağıt. bantla yapıstırmısım ve izleri artık arka sayfaya kadar gecmiş bantların.

Bir Şuh-i Sitemkar..

Bismi Hu...
Sana yazacağım bir mektuba mutluyum diye başlamayı hiç umut etmezdim ama mutluyum şu anda.. Anlık mutlulukları sensiz gelecek olan tüm sevinçlere değişmeyeceğimi biliyorsun. Seninle acı dolu geçse de ömrüm, tek bir gülümsemen Züleyha'nın dilenciye gülümsemesi, benim hayatım, ömrüm, tek lahza.. gülümsemen ve sen.. Bana bir kere bakman.. gözlerini gözlerime dikip bakman..

Anlat Bana..

İçim acıyor. Bu kelimeleri bir kez daha acımı anlatmak için kullanıyorum. Yarım kalmış hikayeler gibi yarımım su anda. Ne yazanım belli ne kahramanım. Ben kimim? Neredeyim şu dünya denen bataklıkta. Yazdıklarım bana utanc veriyor yazdıklarıma bakamıyorum..
Çaresiz miyim? Bilemem. Mektup yazacak kimsem kalmadı. Kendi gölgemden utanır oldum. kime yazayım dertlerimi kimden medet umayım. gerçek maksuddan ne kadar da uzaklasmısım. Artık mecazlar da derdime care degil. Türkülerde de bulamıyorum derdimin dermanını. Yok gayri bu hayat benim degil. Benden ote benim degil. Benden gayri benim degil. Hezeyan her gece, her gün. Güneş gözümü kacırdıgım bir efsun. Ay yuzune hasret kaldıgım didar. Ne dilegim kaldı kaderden ne de bir umudum. Umudsuzluk en buyuk umut. Kendi jurnalimi yazmaktan acizim..

Genç Werthere

Sevgili werther..

Sen son mektubunu yazdın yazalı yüzyıllar gecti. Kaç asır eskidi senden sonra. Ama yeni tanıştım ben seninle, mektuplarınla.. Ne hazin ki seni tanımadan yasamışım senin bütün yaşadıklarını.. ölümünü de sen gibi yaşayamadım çünki daha ölmedim werther.. Sen simdi icine saklandığın kitapların tozlu sayfalarında Lotta'yla okuyacaksın beni ve belki ağlayacaksın.. Çünki asığın halinden aşık anlar, Mecnun'u yazabilmek icin mecnun olmak lazımmıs..

İçeriği paylaş