helal organik tavuk





Elif Çakmak yazıları

Yazan: Elif Çakmak

papalagi "Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen adam anlamına gelir. Samoa’ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik.
O, göğü delip geçmişti."

Ayrıntı yayınları tarafından basılan Göğü Delen Adam kitabının hikayesi de böyle başlamış işte. Kitapta bir yerlinin gözüyle Batı anlatılıyor. Kitap, Samoa takımadalarından birindeki Tiavea köyünün şefi Tuiavii'nin gezip gördüğü Avrupa'yı halkına anlatmak için tuttuğu notlardan oluşuyor.

Mary ve Max

19 Haz 2011
Yazan: Elif Çakmak

mary and max "you are my best friend, you are my only friend"
"sen benim en iyi arkadaşımsın, sen benim tek arkadaşımsın."

Bu yazımda bahsedeceğim filmin senarist ve yönetmeni, Adam Elliot. Bir çok başarıulı esere imza atan 1972 doğumlu Avustralyalı yönetmen, 2003 yılında "Harvie Krumpet" adlı kısa filmiyle oscar ödülü kazanmıştı. İlk uzun metraj filmi olan Mary ve Max filmiyle de beş ödül kazandı. Film, komedi ve dram sahneleriyle hafızalarımızda yer eden bir animasyon. Üstelik yönetmeninin belirttiğine göre yaşanmış bir hikayeden esinlenilerek oluşturulmuş. İzlerken insanda bu hikayenin yaşanmış olma olasılığını bilmek bile garip ve umut veren bir tat bırakıyor.

Tags:

Siddhartha

08 Mar 2011
Yazan: Elif Çakmak

KİTAPSiddhartha, 1946 yılında Nobel ödülünü almış bir Hermann Hesse kitabı. Gerçi bunun o kadar da önemi yok, çünkü birçok kişinin de dediği gibi, söz konusu Nobelse ödülü eserler değil, kişiler alır. Yine de 1946 yılının şartlarını bilmiyoruz.

Hermann Hesse, İkinci Dünya Savaşı döneminde yaşamış, hem nazilerin hem de antifaşistlerin eleştirilerine maruz kalmış, bunlara sorunlu bir aile yaşamı da eklenince psikanaliz tedavisi görmüş ve bunalımlarında ilacını doğu mistisizminde aramış biri. Bu kitap da büyük ihtimalle bunların bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Yazan: Elif Çakmak

-I-

Hatırla diye bir yağmur yağar belki gökten. Oysa unutmak diye birşey yoktur yerde. Yani vardır ama gözlerini kapattığında unutabilenler için. Gözlerini.. Kalbinin gözlerini. Gözleri açıksa şayet kalbin, sadece kriz anında sıkışmaz.Yıllar dediğinizde, öyle bir kelimeyi hiç duymamıştım der. Oysa ihtiyaçtır. Kalbin zamana ihtiyacı vardır. Kalp, zamanın dostluğunda dingin kalır. Ve kalbi en fazla ne sıkıştırır biliyor musunuz? Zaman... Onun hep yerinde sayıyor gözükmesi.

-II-

Dünya karmaşıklaştı. Belki her devirde bir karmaşıklığı vardı. Her yaşımı bir devir saysam bile, hiç bu kadar bahanelerin bol olduğunu bilmiyorum. Her geçen yıl yaşım değil karmaşıklığıma bahanelerim artıyor sadece.

Tags:

Nöbet

05 Eyl 2009
Yazan: Elif Çakmak

ara sıra nöbet tutabilir gece, gündüz için
bir ömrün en savunmasız kıyısında
varlıkları gibi, kendilerini değil fakat
birbirlerini tamamlamak kaygısıyla

şimdi bir gülümseme
anılarını bile ceplerine saklama
sorumluluğunu almış bir çocuğun
gözlerinde dursa

Tags:
Yazan: Elif Çakmak

-I-

Sık sık fırtınaya yakalanan bir deniz, gönlüm. Gözlerimi kapatıp seyrediyorum hayatı. Görmediklerimle gördüklerime anlamlar veriyorum. Her şey olmak istediği köşeye koşuyor aklımda, kimisi saklanıyor. Ben hepsine yol göstermeye çalıştığımı sanarken, hepsinin bana kendi yolunu işaret ettiğini anlıyorum. Evime gelen misafir gibi ağırlamak lazım onları. Hiçbirini anlamı dışında konuşmamak, hissetmemek lazım. Ve insanı görüyorum, ordan oraya koşturuyor. En çok o yoruluyor. İnsanı görüyorum; sık sık fırtınaya yakalanan bir deniz, gönlü.

Yazan: Elif Çakmak

-I-

Yanlışların güçlü olduğu toplumda, gerçek doğrular hep sefil gözükenlerdir. Doğruların güçlü oduğu bir toplumsa çok nadirdir. Çünkü güç, çoğu zaman hile ile elde edilir. Ne yazık ki, hiçbir zaman güçlü olmayıp sefil olmayı tercih edenlerin ismini öğrenemeyeceğiz. Çünkü tarih bile güce hizmet eder. Ha, istisnası yok mudur? Vardır. Mehmet Akif gibi...

-II-

Akıl bize gerçeği gösteriyor ama gerçeği yaşamak kimi zaman neden elimizde olmuyor? Kendimize kurduğumuz küçük dünyayı giderek kalın kabuklarla çevreliyoruz.

Yazan: Elif Çakmak

Zindanlar ölüm yetiştiriyormuş,bildim,
Hayatsa zindanları çoğaltıyor...

Yalnızlığı bir kuyu yapmışlar, beni içine atmışlar sanki. Dünya bir köle pazarını andırıyor. Sanki bir zindan.. Ve nihayetinde bir gün rüyam olmasını umuyorum.

Kenarda kalmış bir yürek yaşıyor şimdi bedenimde. Kocaman bir perde var önünde. Sadece gözyaşımı çağırdığım zamanlar-ki çoğu zaman kendiliğinden geliyor- aralanan bir perde.. Hiç anlam veremiyorum sadece labirentin ortasına konulduğumda çıkışı bulabilmeme. Ne zaman dümdüz bir ovaya düşsem, kaybediyorum yolumu.