renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Elif Kırmızı yazıları

Bir Hazan Yazısı

Bir yaz daha bitti..

Yaza dair söylenebileceklerin ardından..
Şimdi bahar zamanıdır... Baharı tamamlamanın zamanıdır artık..

Yarım bıraktığımız yerden..
Ki bıraktığımız yerde de değildir aslında... Bir yaz geçmiştir üstünden.. Sararta sararta...

Bir yaz daha bitti..

Başlangıçların zamanıdır artık.. Her şeyin yenisine başlanır. Bahar hariç...

Bu İstismara Bir Çare Bulmalıyız

Bu İstismara Bir Çare...Her şey izlediğim bir haberle başladı...

Aslında başlamadı, zaten olan bir şey artık iyice iyice boğmaya başladı beni..
Atv'nin anahaber bülteninde Antalya yakınındaki bir beldemizdeki kadınlardan bahsediyordu haber..
Şöyle diyordu spiker "Yörenin erkekleri kadınları denize sokamayınca çareyi onlara havuz yapmakta buldu"* "Ama önce günün ilk saatlerine gidelim.." Kadınlar bütün işleri yapıyorlar.. Bu sırada görüntülenen inekler, tarlalar ve çalışan kadınlar...

Bir Şarkısı Olana, Çok da Zor Değil Hayat

Şarkı başladı...

Martılar ayaklandı sahilden..

Menzil neresiydi?...

Gidiyordu martılar kuyuya...
Gözler aynılıklarda dolaştı...
Martılar hızlanmaya çalıştı...
Elleri zaman kirletir olmuştu...

Ağaçlar hafızalarını kaybettiler masallara dair...

Adına Ne Derler Bilinmez !

Adına Ne Derler Bilinmez...Ve burada başlamıyor hikaye...

Bitmiyor da...
Bitmeyecek de...

Ve öğrenildi ki insanın kurgulamasıyla insanların yapması aynı sonuçları doğuruyor...

Oturduğu yerden, elinde, geçirdiği yılları ufalayarak yazanlarla; yaşadıkça yapanlar aynı sonuçları yazıyorlar tarihe...

Burası... Dünyaydı...

ve hayata dair düşünceler vardı yine kafasında...

hüznüne bulutları da bulaştırdı...
yağmurlar çözüyordu yoğunluğunu...

gökyüzünde bir yerde bir şeyler var mıydı? denizler kadar doluydu belki gökyüzü de...

anlamlandırdığı martıları geçirdi zihninden, martıların hüznünü de üstüne alındı...

nereye gittiğini bilmeye çalıştı, ayaklarının değil, hayatının...

biraz değil bayağı bayağı ölmek istiyordu...

Cevap Bekliyorum

Kapılar kapalıydı. Hızlıca açtı. Beyninde çakan şimşekler gibi çarptı duvarlara kapıları...
Sebep... Sebep hayattı... Hayat... Yaşadıkları...
Arkasında fırtına vardı sanki. İki ayağı da o fırtınaya kapılmamak istercesine olsa gerek- arkada kalmamak için bir ileri, bir ileri gidiyordu... Yüreğindeki girdabın dışa vurumuydu arkasındaki hortum. Tıpkı gözlerinde yağmaya hazır bir bulutmuşçasına çakan şimşekler gibi...
Hayat... Yaşadıkları...Her şey her şey zifiri bir boşluktaydı...
Bunlar,bukalemunlaşmadan önceki son çırpınışlarıydı...Son direnme çabaları...

Konjonktüre ayak uyduranların ayak sesleri geliyordu dört bir yanından...Küresel dünyada her şey,içi boşaltılarak, bütün "vazgeçilmez"leri bir bir törpülenerek ve adım adım ve yavaş yavaş küreleştiriliyordu... Beyinler dahil!!

Faturayı Allah'a Kesip Durmayalım Lütfen

Merhaba nasılsınız uzun zamandır yoktunuz hayatımda.. Daha doğrusu vardınız da belli etmiyordum ben..Bugün bir konu açmak istiyorum.. her zamanki gibi gözlemlerim sonucu dikkatimi çeken bir konu bu...
Dikkatinizi çekti mi bilmem..

"Şeytan kulağına, araları çok iyi, Allah bozmasın"
"Çok iyi, ahlaklı bir kız, Allah şaşırtmasın."
"Durumları çok iyi, Allah aç bırakmasın."
"Allah zeval vermesin."
"Allah elden ayaktan düşürmesin."
Allah .... masın..
Allah .....mesin...

Benim Adım Kırmızı, Koyu Kırmızı

Kabuksuz Bir Kırmızı
Gecenin korunmasız ayazında, ellerin kördüğüm olduğu vakitlerde kendisi olmadığı kadar kendisi olan biri.. Adı Kırmızı... O,armağandır belki de bir doğum günü çocuğuna,açmaya korkulacak kadar ağırdır kırmızılığında...Gözleri pembedir kalbiyse fuşya(ne kırmızı ne pembe,hem kırmızı hem pembe, biraz kırmızı biraz pembe..)

Gözleri kocamandır bazen içine yıldızlar sığar ve bazen ufacıktır,görmek görülmek istemediğinde kısar..

İçeriği paylaş