renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Jerfi QAZAQ yazıları

14 Şubat Hatırası : Aman Sabahlar Olmasın! (Bkz: Yeni Şafak)

Türkiye'nin Birikimi bu mudur Mehmet Ocaktan ağabey? Bu mudur geldiğin nokta Mustafa Karaalioğlu? İbrahim Karagül kardeşim senin Ortadoğu üzerine yazdığın yazıların ne yanına düşüyor bu kırmızı gazete? Fatma Karabıyık Barbarosoğlu ablamız duramadı daha fazla, yazdı kendince, eleştirdi. Ya Yusuf Kaplan'dan, Akif Emre'den medeniyet tasavvurunun ağır işçilerinden bir cümle de mi okuyamayacağız tüm bunların üstüne? Mustafa Kutlu ağabey bu neyin hikayesidir sen bari söyle. Mehmet Şeker lafı gediğine koymak için neyi bekliyorsun hâlâ? Melikşah Utku "kapitalist öldürür" uyarısını bu ekten sonra yinelemeyecek misin bir kez daha? Hayrettin Karaman hocam; caiz midir hocam?

Dediler; Eylül'ün Canı Çok Sıkkın!

Bir adam vardı canı sıkılan...

Aylardan Ağustos günlerden Cuma, 1071, Malazgirt, Anadolu, hey Anadolu, Müslüman Anadolu, Konstantinepolisten İstanbul doğuran Anadolu, halt etmiş bay rektör Emin Alıcı, ne güzel söylemiş Tarık Tufan; "Keşke siz Anadolu'da olmasaydınız!"

Ahmet Necdet Sezer’in Kastettiği Mürteci Benim!

Anayasa Mahkemesi başkanlığı sırasında görülen Refah Partisi'nin kapatılması davasında çoğunluk yönünde oy kullandı. Çoğunluk Refah Partisinin kapatılmasını istiyordu. Ve parti kapatıldı. Anayasa Mahkemesi'nin 14. Başkanı olan Sezer, 25 Nisan 2000 tarihinde Başbakan ve DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, MHP Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, ANAP Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, FP Genel Başkanı Recai Kutan ile DYP Genel Başkanı Tansu Çiller başta olmak üzere 131 milletvekilinin imzasıyla Cumhurbaşkanlığı için aday gösterildi. Mecliste temsil edilen tüm siyasi parti liderlerinin desteğiyle aday gösterilen Sezer, 5 Mayıs 2000'de

Rusya mı Bize Gaz Veriyor Yoksa Biz mi Rusya'nın Gazını Alıyoruz?

derkenar.comEfendim uzunca sayılabilecek bir zamandan beri köşemizde oturup seyreylemekteydik manzara-i umumiyeyi. Çok da soranımız olmuştur hani niye yazmıyor bu QAZAQ Efendi deyu. Eksik olmasınlar. Biz de hazır mevzu gelip bizi yakalamışken elimizde birikmiş taşları koyuverelim gediğine dedik. Gedik hayli büyük, elimizdeki taşlar nereleri kapatmıştır bilemeyiz. Malumunuz olduğu üzere bendeniz bir anketler zinciri oluşturmaya karar vermiş ve Sahte Rakı Haram mıdır?' ı kaleme almıştım. Akabinde ikinci anket çalışmamız Deniz Bizim Don Bizim.. Çatlasın Kırıkkanat anketimiz okurların huzurunda arz-ı endam eyleyivermişti. Ahanda bu da üçüncüsü.

Oh My God! Here Must Be The Paradise!(*)

Caprice Hotel
Sahne 1 - Otelin patronu bir türlü oteline gelmek istemeyen birilerini telefonda pazarlama yoluyla ikna etmekle meşguldür-

- Sizin de tatil yapmaya hakkınız var, siz de güneş yüzü görmelisiniz, bakın çocuklarınız için oyun alanları var, deniz suyundan, tatlı sudan müteşekkil havuzlara girmekten siz niye geri kalasınız?

- ?

Deniz Bizim Don Bizim.. Çatlasın Kırıkkanat

Bir rehavet havasıdır gidiyor. Havadan mıdır sudan mıdır bilinmez. Ama denizde bir hareketliliğin söz konusu olduğu deniz götürmez bir gerçektir. İyi malzeme çıkıyor denizden bu aralar. Bir iki kamera bir iki kalem konumlanıveriyorlar herhangi bir sahile, seyreyle sen gümbürtüyü.

Başörtünüzü Çıkarın Çıplak Oynayın (?)

Wieslaw WalkuskiMahallesi elinden alınmış bıçkın bir delikanlıya benzetiyorum kendimi. Ne mahallem var elimde şimdi ne de mahallemi mahalle yapan unsurlar. Eskiden mahallemizde köşe başını tutan delikanlılar vardı. Köşedeki bakkalın duvarına tek ayaklarının tabanını yaslayarak avuçlarında sakladıkları sigaralarından kaçamak duman çekerlerdi. Günün mevzularını konuşurlardı. Mahallenin büyükleri ile selamlaşmadan geri kalmazlar, pencere pervazındaki çiçeği sulamaya çıkan Nazire teyzenin hatırını sormadan edemezlerdi. Haya ve edep kol gezerdi sokağın arnavut kaldırımları arasında. Köşe başının kaytan bıyık delikanlıları sokağın namusundan ve emniyetinden de sorumluydular o zamanlar.

Metal Fırtına'dan Bıyıklı Kasırga'ya : Mağlubiyetin Hazmı

30 Mart 2005 tarihli Yeni Şafak gazetesi Recep Yeter imzalı bir haberi çıkarmış sürmanşete. "Metal Fırtına'ya karşı Posbıyıklı Kasırga" başlıklı haberin girişinde şunları okuyoruz;
"Kurgusal olarak Amerika'nın Türkiye'yi işgalini anlatan 'Metal Fırtına' kitabının ardından, şimdi de politik bir bilim kurgu kitabı olan 'Amerika Bizimdir' çıkmaya hazırlanıyor. Türklerin Amerika'yı İşgali - Bıyıklı Kasırga - Amerika Bizimdir kitabındaki senaryolara göre, ülkücü bir genç uzaylıların verdiği bir cihazla Amerikan yönetimini ele geçiriyor ve Oval Ofis'te çiğköfte partileri düzenliyor, CNN'de kaynana yarışmaları yapıyor ve ABD'ye 'posbıyıklı özgürlük heykeli' dikiyor.

Sahte Rakı Haram mıdır?

Gazete ve televizyonlarda son günlerde ölüm haberleriyle gündeme gelen sahte rakı ile ilgili insanın aklına tuhaf mı tuhaf bazı sorulardan müteşekkil anketler gelebiliyor işte. Ben cemaat.com yöneticilerinin yerinde olsam aşağıdaki anketlerden birini gündemin baş aktörü kabilinden haftanın anketi olarak yayınlardım. E tabi takdir kendilerinindir.

Don-durr-ma iss-tee-rim! Don-durr-ma iss-te-rim!

Başörtüsü açılmaz!
Başörtüye özgürlük!
Başörtüye uzanan eller kırılsın!

Markaları bile yoktu o dönemde başörtülerin. Kumaşcılara gidilip kestirilirdi hatırlarım. Eskilerden Şule Hanım'ın (şulebaşı ya da sıkmabaş örtü tabirleri kendisi ile anılmaya başlamıştı), İnci Hanım'ın Urfalı Melahat Hoca'nın başında görülürdü. Şimdi bir furyaydı. Prim mi yapıyordu ne? Bir de uğraşılıyordu ya sanırım ondandı bu rağbet. Her geçen gün kervana yeni yeni hanımlar katılırdı yeni yeni başörtüleriyle. Üniversiteli genç delikanlılarımız genç kızlarımıza sevdalarındaki samimiyeti ibraz etmek için başörtüsü hediye gönderirlerdi. Gönderirlerdi ama. Görüşmek olmazdı asla. Yıllarca uzaktan bakışılırdı. Birbirlerini gördüklerinde yol değiştirirlerdi.

İçeriği paylaş