renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Muhammet çelik yazıları

Çağın Ayıp Maskesi

Bu çağı yönetenler, hepsi birden yalancı çıktılar. Hiç görülmemiş büyüklükteki insan ölümlerini bir yalana dayandırarak yaptılar. Hiç bu kadar büyük bir yalanı görmemişti tarih.

Bu çağın yönetilenleri hep aldandı. Oy verme denilen törenin büyüsüne kaptırarak kendini, bütün sorumluluğunu sandık başında bırakıp evine çekildi. Sandık ondaki bütün samimiyeti yok etti. Sandığa boşalttı içindeki güzellikleri insanoğlu.

Kavramlarımızdan Başlayarak

Günümüzün sıkıntılarına çözüm ararken, toplumu bir arada tutan ya da artık tutmaya çalışan kavramların, nereden nereye geldiğini, işlevselliğini ne ölçüde koruduğunu sorgulamamız gerekiyor. Millet yapımızın en köklü harcı olan din ve dinin de en önemli tuğlaları, şimdilerde nasıl algılanmakta ve neye yaramaktadır? Yani “suyu kaynağından içmeye var mısınız?” demek istiyorum, “yıllanmış boruların ucundan değil…”

Bunların başında benim aklıma gelenler; cami, cemaat, cuma, hutbe, imam, fıkıh, cihat, zikir ve benzeri kavramlar oluyor.

Derdimi Arıyorum

hani ceylanların
hani cihat marşın?

(cahit zarifoğlu)

Hani “bir gün gelecek” diye umutlandığımız, muştuladığımız, iflahımızı sökesiye didindiğimiz o ülkü vardı, bize ait… Rüyamızın gerçek olması için gözümüzü dünyanın ta öbür ucuna dikiyor, bileğimizi kuvvetle kasıyor, yumruğumuzu sıkıyor, sesimizi tok kılıyorduk. Bir zaman diliminden bahsediyorduk, adına bazen “sabah” bazen “bahar” dediğimiz… Çocuktuk, ufacıktık…

Zarifoğlu'nun Mektupları Kitaplaştırılacak!

Cahit Zarifoğlu

Edebiyat Ortamı dergisinden önemli bir kültür etkinliği başladı. Dergi, okurlarından, ellerinde Cahit Zarifoğlu'na ait mektup bulunanların bu mektupların bir fotokopisini ya da taranmış bir nüshasını aşağıdaki adreslere göndermelerini rica ediyor.

Mektuplar en kısa zamanda kitaplaştırılacak ve Edebiyat Ortamı Yayınlarının ilk kitabı olarak basılacak.

Dertleşelim...

Hayat kitabının “içindekiler” bölümünden bir dert buluyorum kendime genellikle. Dertsiz kalmamaya özen göstermeliyiz inancındayım.

Sizinle dertleşmek geliyor içimden bazen, bu sayfayı açıyorum. Sizin de dertleriniz var belki, bir de onlara göz atıyorum. Beğendiklerimi alıyorum hatta. Dertler paylaşıldıkça ders oluyor.

Güne yayıyorum dertleri, akşama kadar benimle dolaşıyorlar.

Arabesk Sevdalar

İsmet Özel’in, nereden hatırlıyorsam bilmem, bir sözü vardı eskiden, “bu gün” diyordu “gerçek halk müziği dediğiniz nedir, arabesktir, çünkü halkın büyük çoğunluğu onu dinliyor.” İlgi çekici bir yaklaşım, fakat bizim hayatımızda iz bırakmış bu müzik, hatta bu kültür, artık ömrünü tamamlamışken biz geç kalmış bir yazı mı yazdık acaba?

İmanımızın yasaklarına saygımız olması bir yandan bizi olgun delikanlı ve oturaklı kız yaparken, öbür yandan insanlığımızın doğal yanı bizi bir tufan olan ve önünde durulamayan aşk ateşine atıyordu. Günahtan korkumuz ve sevdadan yanan gönül başımız… İkisi birleşince ortaya bir kültür çıkıyordu ki arabesk sevdalar dediğim budur.

Uluslararası Aliya Sempozyumu

Uluslararası Aliya Sempozyumu

Bağcılar Belediye Başkanlığı’nın düzenlediği “Uluslararası Aliya İzzetbegoviç Sempozyumu”, 11–12 Ekim 2008 tarihlerinde gerçekleştirilecek.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sempozyumun açılışına katılarak konuşma yapacak. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile Bosna – Hersek Parlamentolar Arası Dostluk Grup Başkanı Feyzullah Kıyıklık da sempozyuma katılacaklar. Sempozyuma Aliya’nın oğlu Bakir İzzetbegoviç de iştirak ediyor. Sempozyumun Bosna’dan diğer katılımcıları ise Hasan Çengiç, Adamir Jerkovic, Kasım Trnka, Hilmo Neimerlija, Senadin Lavic, Amra Madzarevic.

Diriliş Saatini Muştulamak

En gençlik günlerinden en yaşlılık günlerine dek doğunun yanık sesini ruhlarımıza üfleyip bizi kendimizden geçiren ve hâlâ Fındıkzade’de partisinin merkezinde verdiği konferanslarla yürüyüşünü devam ettiren çileli adam… İşi ciddiye alan adam… Şairliği ve düşünürlüğüyle öncülerin öncüsü… (Öncelikle onunla tanışmak istiyorsanız Cemaat.com’da Şaban Abak’ın Yeni Başlayanlar İçin Sezai Karakoç adlı yazısını okuyabilirsiniz.)

Yakın geçmişimiz onun izleriyle dolu olsa da, yakın geleceğimize onu nasıl ulaştırabiliriz, onu nasıl tanıtabiliriz, bu da düşünülmelidir bu gün bence.

Yaşasın Kitap Delileri

Yazdıkları bir türlü anlaşılmayan, tam anlaşılacakken de bizim okumaktan caydığımız, yok yok caymayıp okuduğumuz kalın abimiz İsmet Özel… İnce abilerimiz, öldüklerine bir türlü inanamadığımız, bir gelin edasıyla hem yazdıklarını sevdiren hem kendilerini resimlerini sevdiren Cahit Zarifoğlu, Erdem Beyazıt, Âkif İnan abilerimiz… Gece kadar dinlendirici, sabah kadar ayıltıcı, her ikisi kadar gerekli İbrahim Tenekeci, Hakan Albayrak, Tarık Tufan, Kahraman Tazeoğlu gibi taze abilerimiz… Aşkı anlamak için iflahını söken bunca abimiz yaşarken ve hatta ölürken, aşkı anlamış ve baskı üstüne baskı yapmış kitaplarıyla başkalarına da anlatmaya kalkmış yakışıklı abilerimiz Senai Demirci’ler… Vallahi herkes orada, orası bir mahşer yerini andırıyor: Necip Fazıl, Nietche, Mevlâna, Mehmet Âkif, Geothe, Gazzali…

İlahiyatçılar ve Edebiyatçılar

Türkiye, birçok ilahiyatçının edebi türden eserler verdiğine, birçok edebiyatçının da dini konularda yazmaktan çekinmediğine şahit olmuş bir güzel ülkedir. Bir bakmışsınız üstat şairimiz ilmihal çıkarmaya hazırlanıyor, öbür yandan din âlimimiz Leyla’nın peşi sıra şiirlerini döktürüyor. Bu simetrik güzelliğin sebebi herhalde dindar bir toplum olmamız ya da olmak isteyişimizdir. Elhamdülillah.

Din bizde merkezi bir yere ve öneme sahiptir. Onu kaybetmekten korkarız yıllardan beri. Onu gelecek nesillere sağ salim ulaştırmak için didiniriz. Bu yüzden şair ve yazarlar da toplumun öncüleri olarak bu işe el atmanın sancılı gerekliliğini yaşama geçirirler.

İçeriği paylaş