renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Mustafa Eyyüboğlu yazıları

Aptal Baba

Beş yaşındaki çocuk kızgın bakışlarıyla desteklediği öfkesiyle babasına sesleniyordu: “Aptal baba!”

Baba, şaşkınlıkla çocuğa baktı. Ne olmuştu? Bu güzel çocuk kendisine neden “Aptal baba” diyordu? Ona gülümseyerek: “Ne oldu oğlum?” diye sordu. Çocuk: “Hani parka götürecektin?” Baba, çocuğa böyle bir söz verdiğini hatırlamıyordu. “Ama ben seni parka götüreceğime dair söz vermedim ki?” diye cevap verdi. Çocuk tüm hırçınlığına rağmen masum dudaklarını kıvırarak: “Ama annem, yemeğini yersen, baban seni parka götürecek, demişti.” Dedi. Fakat Baba’nın böyle bir sözleşmeden haberi yoktu. Çocuğu yanına çağırdı, başını okşadı ve ona:” Demek ki; annen bana söylemeyi unutmuş, oğlum” dedi ve ekledi:” büyüklere aptal denmez.”

Yağmur ve SBS

Şu mübarek yağmur çisil çisil yağdığında, çocukluğumdaki gibi kaç kere ıslanmak istemişim; gökleri yırtan gök gürültüsünün dinginliğinde, karanlıkları yırtan şimşeklerin sırtına binmek istemişim. At sürmek istemişim gökyüzünde, paçalarıma sürtünen çamuru elimin tersi ile kurumadan silmek, kurumuşsa eğer, parmaklarımla çitileyip temizlemek istemişim. Annemi yormamak için, gizlice yıkamak istemişim pantolonumu.

Çamura bulanmış ellerimi, ayaklarımı yağmur suları ile yıkadığımda, hep taze çamur kokusu kalırdı burnumda. Burnumdan, yanaklarımdan aşağıya süzülen yağmuru dudaklarımda ısıtmış ve emmişim; ıpıslak giysilerime sarınıp vindaviç oynamışım; hızlı koşan Mehmet, Mustafa, Salih, Yusuf, Remzi, Fahri, Sadullah ve Hasanla…Hele Remzi, Arap Remzi bir tek seni yakalayamazdım.

İçeriği paylaş