Şahin Torun yazıları
Turan Düşüncesinden Türk İslam Sentezine
Turan Düşüncesinden Türk - İslam Sentezine ve Ülkücülük Ayrımına Kadar Türk Milliyetçiliğinin Serencamı

Türkiye de Türkçü/ Ulusçu/Milliyetçi ve Ülkücü hareketin tarihine yönelik herhangi bir okuma sırasında karşımıza çıkacak ilk olgu büyük ihtimalle Modernlik olgusu olacak ve bundan dolayı da okuma sürecimiz hangi eksende yürürse yürüsün, düşünce ve yorum aşamasında 19. yüzyılla 20.yüzyılın gerçekleriyle yüz yüze kalınacaktır. Bu anlamda Türk Milliyetçiliği düşüncesine temel teşkil edecek bir tarihlendirme ya da köken arayışına girişmeden yapılacak bütün değerlendirmeler de muhakkak ki bir yanında ciddi bir Modernlik okumasını gerektirirken bir yanında da Türk Milliyetçiliği düşüncesinin bu süreç içerisinde kendi iç dinamikleriyle oluşturduğu daha özel kırılma ve dönüşümleri içeren bir başka okuma ve düşünme sürecini ortaya çıkaracaktır.
VLADİMİR NABOKOV: İnsan, Yazı, Tutku ve Büyü: Nereye Kadar?...

“Bir yazara üç noktadan bakılabilir,
Bir öykücü olarak görülebilir, bir öğretmen olarak,
Bir büyücü olarak. Büyük bir yazar bu üç niteliği
-öykücü, öğretmen, büyücü- birleştirir, ama onda
Ağır basan, onu büyük yazar kılan büyücülüğüdür…"
V. Nabokov
Sanki bütün dünyayı ve yaşadığı hayatı yemyeşil bir çayırda koşa koşa kelebek avlamaya çalışırcasına ruhuna, aklına ve kalbine takılan her şeyi de sanki bir kelebek kepçesine doldurarak ters çevirip sahiplenircesine yaşamak ister gibidir Nabokov, denilebilir ki, tüm yazınsal çabası da böylece şekillenmiş gibidir.
Galip Dede'nin Ateşten Denizi : Bir Manzum Hüsn-ü Aşk Yorumu
‘’..Hey bu ne sitemdir Allah Allah
Hem ateşe yan hem etme eyvah…’’
Türk edebiyatında etkisi bakımından yüzyıllara köklü konuklukları olmuş ve haklarında şerh düşülmüş kimi önemli kitapların varlığını biliyoruz: Fususu’l Hikem, Mesnevi, Lücec-i Asrî Serh-i Kelâm-ı Mısrî ,Bostan, Gülistan ve Gülşen-i Râz, …(1) şerhleri gibi. Bu eserler sahip oldukları enginlikler ölçüsünde yüzyıllardır devam ede gelen bir şerh geleneğinin ana metinleri olmakla ödüllendirilmişler çoğunlukla. Kimileri ise modern Türkoloji’nin zengin çeviri/meal kaynağı olması hasebiyle değerlerini yitirmeden edebiyat klasikleri içerisinde yer alma bahtiyarlığına bile sahip olabilmişler.
Cahitçe Bir Şiir ya da Şiirin Cahit Hali (Yoksulların ve Şairlerin Kitabı)
‘’Yoksulların ve Şairlerin Kitabı’ aslında ilk şiir kitabı değil Cahit Koytak’ ın. Bununla beraber, bir biçimde o güne kadar yazdığı şiirlerin gördüğü yakın ve derin ilgiden kaynaklanan bir derleme - toparlama girişimi olarak görülmesi gereken ‘İlk Atlas’ la ilgili olarak öncelikle şairin yapmış olduğu değerlendirmeye ve bu kitaptan yola çıkarak yapılan ‘Orta Atlas’, ‘Büyük Atlas’ vs…gibi sentimantal güzellemelerin rağmına sanki de yeni bir başlangıçmış gibi tasarlanışına bakarak ilk kitap demek te mümkün.
Bunu demekle ‘İlk Atlas’ı önemsemediğimiz ya da kitaptan saymadığımız sanılmasın. Belki de şöyle demek daha uygun.
Su Türküsü

Başlangıçta ta en başında diyordun;
Yüzleri eski haritalara benzeyen adamlar yaşarmış bu
topraklarda,
Gözleri öyle güzel kısılır ve bütün yüzleriyle öylesine güzel hayret ederlermiş ki,
Şaşarmışsınız…
Dermişsiniz; keşke yine gelse bulutlar, yine yağmur yağsa ve birer birer çıkıp ta evlerinden,
Seyretseler yağmuru, süzülse bir daha ışıklı yüzlerinden damlalar…
Onlar hep böyle hayret etseler ve biz hep hayret etsek…
Dur Ey Adam!.. Korkma ki; Koşmak Zorunda Kalmayasın...

‘’…Senin için yüreğinin peşine düşmüş
dediler, götürdüğü yere gidecekmiş dediler,
yüreğin senin, nereye gidiyor adam?...’’
Hırstan gözkapakların genişlemiş, gözlerin ne önündekileri ne arkandakileri, ne sağında nede solundakileri görmüyor… Hep uzaklara bakınıyorsun adam…
Önünde bir hayat, ardında bir hayat, sağında ve solunda hayatlar var; bak bir kadın var sağında, üçte çocuk hemen sol tarafında, bak ardında iki yaşlı insan var ve önünde insanlar, kadınlar, erkekler, çocuklar var yaşamak isteyen, hemen şimdi seninle yaşamak isteyen insanlar var.
Goncasına Kar Yağmış Gülün...

26.03.2009: Muhsin Yazıcıoğlu ve 4 arkadaşı Taşıyan helikopter K.Maraş-Çağlayancerit ile Yozgat-Yerköy arasında bir yerde düştü…
29.03.2009: BBP Genel Sekreteri Yalçın Topçu Pilot dahil helikopterde bulunanlarla birlikte Muhsin Yazıcıoğlu’nun da vefat ettiğini duyurdu…
31.03.2009: Muhsin Yazıcıoğlu Ankara'da kılınan Cenaze namazının ardından Taceddin Dergahının Bahçesine defnedildi…
Aynanın Sırtında Görünen...
Gerçeğin kırıldığı yerde başlar şiir...
Gerçeği kıran ve o kırılma anına kadar gerçek adına birikmiş ne kadar yaşanmışlık varsa onlara bir içerik ve hakiki görünebilirlik kazandıran kocaman aynanın adıdır şiir. Tasarlanmadan, öyle olduğu için öyle olan ya da her ne ise o olan bütün bu birikime kazandırdığı içerikle ayna oluş süreci bir başka anlamda da aynaya akseden, oradan yayılarak tanınabilen görünüm için sadece o aynada bulunabilecek bir imkanın gösterilişidir.
Ayna, şiirin birikmiş olana dönük tarafı, birikenin salt statik bir evrende gerçekleşmeyip, olma süreci, olmuşluğu ve muhtemel olabilirlikleriyle, aynaya bakanlara ne kadar da şenlikli bir halde vuku bulduğunu gösterir.
Kim Kimin Kardeşidir?
80’li yılların zapturapt altına alınmış donuk ve belirsiz zamanlarıydı. Milletin gözüne batırıla çıkarıla yenilgiye uğrayan Turgut Sunalp Paşa’nın ‘Horoz’lu partisi aslında asıl yapması planlanan şeyi yerine getirmiş, Turgut Özal’ın ‘Arı’lı partisi iktidar olmuştu.
Üniversitedeydik; ana kapıdan fakülte girişlerine kadar, kantin duvarlarına ve hatta anfi kapılarına kadar hemen her yerde varlığımızı kuşatarak çoğalan ‘çay’lı, ‘dans’lı, ‘tanışma’lı eğlence afişlerinin arasında bir yandan akademili olmaya çabalıyor bir yandan da gelecek endişeleriyle gün geçiriyorduk. O dönem biraz da yeni kurulan yök’ün pilot üniversite olarak seçtiği bir üniversite ve bu üniversitenin de pilot fakülte seçilmiş bir bölümündeydik ve her yarıyıl tamamı 11 dersten oluşan zorlu bir müfredatla iktisat ve işletme eğitimi alıyorduk.
Bir Milletin Destancısı, Bir Kuruluş Romancısı: M. Necati Sepetçioğlu
Şimdilerde kısa kesilmiş, jöleli amerikan traşlı saçlarıyla okul dışındaki meşgalelerine dershane, bilgisayar v.s gibi ek meşgaleler ekleyerek yorgun düşen genç kuşaklar,bir moda gibi kapıldıkları fantastik ve metalik okumalarından fırsat bulup M.Necati Sepetçioğlu’nu okuyorlar mı bilmem…
Eğer okuyanlar var ise; herhangi bir ön okuma düzeyi için oldukça ustaca tasarlanmış bir kurgu eşliğinde ağlayışı ‘Sarı Hoca’ tarafından pepezlenerek engellenen Türk boyunun gözbebeği ‘Alparslan’ın kaba kuvvetle açamadığı paslı ‘kilit’i ‘ Bismillah’ anahtarı ile nasılda açabildiğini görerek düşünmeye başlamışlar demektir.





Son yorumlar
1 gün 9 sa. önce
1 gün 17 sa. önce
1 gün 15 sa. önce
2 gün 44 dk. önce
2 gün 8 sa. önce
2 gün 12 sa. önce
2 gün 13 sa. önce
2 gün 14 sa. önce
2 gün 14 sa. önce
2 gün 19 sa. önce