renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

yusa ırmak yazıları

Mustafa Muhammed El-Mursi (Şeyh Mustafa İsmail)

Mustafa İsmail

Evet, insanı diğer varlıklardan farklı kılan temel unsur ondaki kalp ve kafa münasebeti, kalbi hayatı ile bir taraftan melekût âlemini imrendiren, bazen çalışma ve cehd ile bazen de ilham esintileri ile varlık âleminin sırlı koridorlarına dalan, makro ve mikro âlemin muhteşem nizamını gözler önüne serip ve bu suretle, belki de farkına varmadan, bazı kalplerin hakikate açılmasına akabinde açık kalplerin ise muhkem kaleler haline gelmesine vesile olur…

Körpe Kalemler 30. Sayı

“Nûn... Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına.
Rabbinin nimetiyledir ki, sen bir mecnun değilsin.”

Bir İlk’e 2 sene önce İmza aterken işte bu sözler ile başlamıştık herşeye...

Hamd olsun Rabbimizin nimetlerine bizler gerçekten mecnun değiliz, o yüzdendir ki çok şükür, kalemi veren ona satır satır yazdıran kudrete...Karanlık nasıl her kötülüğün, her cahilliğin sembolüdür; kalem de onun aksine karanlığı yırtan ve cahilliği bir kılıç gibi kesen bilimin, bilmenin ve bildiğini bildirmenin sembolüdür. Biz, bir avuç genç gönüldaş da bu düşüncelerle vira bismillah demiş, yola koyulmuştuk.

Para, Din, Kitap, Allah, Kelam…

Size göre para dediğiniz şey nedir? Bilinmez bir dehliz mi? Çok izafi bir kavram mı? Yoksa para her şeyi mi!? Sanıyorum birine “para ne işe yarar” dediğiniz zaman her insanın ruh haletine göre değişik tepkiler alıp bunu kendi dünyalık görüş ve kavramlarınızla nazar aldığınız tepkiler ile karşılaştırıp inanılmaz kaotik cevaplarla karşı karşıya kalıyorsunuzdur. Lakin aşağıda da serlevha edeceğim büyük düşünürlerin cevaplarıda sizinkilerden farksız değildir… Yeryüzünde vedahi dışında hayatlarını idame ettiren küçük büyük bütün canlıları rızıklandıran Allah’(cc) başkası değildir. Rızıklandırma işini kendi garantisi altında tutan yüce mevlamız, kâinatın her karesine bir nimet sofrası sermiş ve canlıları da bu ziyafete davet etmiştir. Bu ziyafetten, her canlı istifade ettiği gibi biz insanlar da istifade etmekteyiz.

İslam Hukuku'nda Kadının Çalışması

Gerçek İslam düzeninde, kadının çalışması kendi evindedir. Çünkü bir kadının asli görevi, çocuklarının ve dolayısıyla da, toplumun terbiyecisi olmaktır. Böyle olduğunu belirten hadisleri şöylece sıralamakta oldukça isabet vardır:

“İbni Ömer, Allah Resulünün şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürülerinizden sorumlusunuz! Yönetici çobandır. Erkek ailesinin çobanıdır. Hepiniz çobansınız ve idareniz altında bulunanlardan sorumlusunuz!”

Meriç Sağcı mıydı Solcu mu? Mütefekkir mi, Mütercim mi?

Bu soru dilime vird oldu haftalardır soruyorum kendime gerçekten cemil meriç kimdi?! Cemil Meriç bana göre en büyük fikir işçisi idi. Kültür semamızın ‘münzevi yıldızlar'ından biri Cemil Meriç'tir. Ne hazindir ki, adeta unutuldu bu büyük mütefekkir yeni nesil tarafından. Halbuki o, kendini irfana adayan bir fikir adamı idi... Tanzimattan beri devamlı bir arayış içerisinde olan intelijansiyamızla paralellik arz eden, fırtınalı, dağdağalı müthiş bir macera. İmandan şüpheye, şüpheden inkara, inkardan maddeciliğe ve nihayet tekrar aslına rücu eden bir hayat. Biraz daha yakından tanımak için ruh dünyasına girelim isterseniz. Çünkü, “Bir adamı tanımak için, düşüncelerini, acılarını, heyecanlarını bilmemiz lazım hiç değilse. Hayatın maddi olaylarıyla kronoloji yapılabilir ancak. Kronoloji, aptalların tarihi.”

Ramazan Mektebi(!)

Ramazan

İslâmın dört temel ibadetinden ve beş esasından biri. Farsça'dan Türkçe'ye geçmiş bir isimdir. Kelimenin aslı "Ruze"dir. Önceleri "Oruze" (günlük) olarak kullanılmış; daha sonra "Oruç" şeklinde telaffuz edilmeye başlanmış ve bu şekliyle yaygınlaşmıştır. Arapça karşılığı "savm" veya "sıyam"dır. Savm kelimesinin lügat manası; yeyip-içmekten kendini tutmak, imsak, hareketsiz kalmak ve herşeyden el, etek çekmek demektir.

Evet, ramazan ayı, biz mü’minler için bir eğitim ve öğretim ayıdır. Bu ay, ibâdetler ve hayırlar için özel ve verimli bir aydır. Kur’an’ın indirilmeye başlandığı bu aydaki bu hâtırayı ebedîleştiren İslâm Dini, inandıkları Kur’an’ın sunduğu hayat düzenini yaşayabilmeleri için, mü’minlerin muhtaç olduğu bedenî ve ruhî eğitimi bu feyizli aya tahsis etmiştir.

Nezaketin Dili

Su

Ruhun, iradenin, tevazunun ve üslubun hakkını vermeyen insanlar nazik olamazlar. Çoğu kalpler, dil kullanımında ince, nazik, zarif veya hassas olamayan kişiler tarafından tuz ile buz edilir… Mevzu, makam ve muhataba göre nasıl bir üslup kullanılması gerektiğinden habersiz olan insanlar, gönül çamlarını ard arda devirdiklerini, gönül Kâbelerini yıktıklarını farkedemezler fark ettiklerinde ise geride sadece kırıklar ve yıkıkları bulurlar…

Sözlü veya yazılı dilde nezaketin ihlali, daha çok her akla gelen şeyi beyan etme sathîliğinden kaynaklanır. İç-dış bütünlüğü, samimiyet önemsizdir demiyoruz, ancak pervasız bir üslubun da samimiyetle alâkası yoktur.

Sihirli Kelimeler ve Malherbe

Malherbe

Amerika'nın bir eyaletinde kelimelerin sihrini ölçmek için şöyle bir deney yapmışlar: “Birbirinin tıpatıp aynı erkek şapkalarından iki ayrı masa kurup güzelce süsleyip tezgâha dizmişler. Tezgâhlardan birinin üzerine "Tirolyen" yazılı bir etiket eklemişler. Öbürüne hiç bir etiket koymamışlar. "Tirolyen" diye adlandırılan şapkalar ötekilerden 5 misli fazla satmış. Bir başka tecrübe de çoraplar üzerinde yapılmış. İki grup bej çorap, biri yazısız, diğeri "Gala" etiketli bir masaya yerleştiriliyor. "Gala" etiketli olan çoraplar diğer çoraplara göre 10 misli fazla satmış. Ayrıca kelimelelerin sihrine kadınların erkeklerden daha fazla kapıldıklarına da uzmanlar dikkat çekmişler...

Şiarların Dili

Yapboz

“Slogan” kelimesi, İngilizce “slog” (sık) kökünden geliyor. “Sıkça söylenen kısa sözler” olarak Türkçe’de kullanılmaktadır. Arapça’da bunu karşılayabilecek “ş-a-r” ve “s-n-y” kökünden kelimeler vardır. “Şeara” şiir söyledi demektir. “Şiir”, kısa sözlerle anlamlı kelimeler kullanılarak söylenir. “Şuur”, hissetmek, bilmek, “şâir”, şiir söyleyen, “şiar”, sembol, arma, parola, dinin korunması gerekli alâmetleri anlamına gelmektedir. Ayrıca Arapça’da saç ve kıl anlamında da bu kökten kelime kullanılmaktadır. Sıkça biten tüy olduğu için saça Arapça’da “şa’r” denmektedir.

Hırsız

Gecenin bir yarısı, zııırr (telefon) Karşımdaki bir dostum.
– Abi evimize hırsız girdi.
– Aaa nasıl olur ya?
– Vallahi abi bilmiyorum sanıyorum içeri girdikten sonra bizi bayıltacak bir koku sıkmışlar…
– Allah Allah nasıl cesaret ederler yahu… Sizde bir şey yok değil mi?
– Yok hamd olsun bizde bir şey yok ama şuan çok farklı bir ruh haletindeyim..Durumumu sana anlatamıyorum. Bilmiyorum nasıl yapıldığını… Ev dağınık ta değil sadece giysilerimizi binanın merdiven dairesinde görünce öyle anladım soyulduğumuzu…

İçeriği paylaş