renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Yusuf Armağan yazıları

Eylül Benim Son Baharımdır

Eylül.. Eylül.. Eylül;

Soğudu hava. Yağmur da düştü. Serçeler kuru bir yazdan sonra sokak ortalarındaki su birikintilerinden nasipleniyor artık. Serçelerin banyoları vardır bilen bilir hani. Ürkek bir oyuncu kimliğindedirler ve bir arabanın gürültüsüne kadar vakitleri vardır serçelerin. Ev kadınlarının evlerinden henüz çıkmadıkları dakikaları kollarlar serçeler. Okulların ve işyerlerinin müdavimlerince terk edildiklerinde ara sokaklar, serçeler üşüşürler asfaltlarda açılmış deliklerin başına.

Nepal; Fotoğrafın Ta Kendisi

Nepal

Katmandu Havaalanı garip bir yer. Şehrin/ülkenin kendine has kokusuna alışmaya çalışıyorsunuz evvela. İstanbul’un hızından sonra, Doha’da yavaşlayan hayatın seyrinin burada iyiden iyiye irtifa kaybettiğini düşünüyorsunuz önce. Hiç kimsenin acelesi yok, pasaport kontrol görevlisi bir yandan birkaç gün evveline ait gazetesini karıştırırken aheste aheste basıyor pasaportunuza kaşesini. Vize için ödemeniz gereken 30 dolar için bozuk para arayan görevli kadının hiç de acelesi yok. Usulen doldurulmuş formlar dostlar alışverişte görsün babından bir o yana bir bu yana evirilip çevriliyor, sanki sakız çıkartma kâğıtlarından üretilmiş vize kâğıdı pasaportumuza alelade yapıştırılıyor.

Ne Kadar da Yakın Dün, Yarın Ne Kadar Uzak


"bu dağın karı menem
gün vursa erimenem
yedi yıl yerde yatsam
aşığam çürümenem"
-anonim türkü-

Evinden ayrıldığından beri geçen gün sayısını cebindeki takvimine attığı çentiklerden anlayabiliyordu artık. Günün ilk ışıklarıyla kâh bir gazete bayiinden, kâh otobüs bileti satıcısından emaneten aldığı kalemlerle, kanırta kanırta, bir bir eksiltiyordu günleri.

Toprak Düştü

Şöyle bir düşündü.

Kalbi sıkışmıştı akşam yemeğinden sonra. Sonrası biraz bulanıktı. Panik havasında kanepeye uzandığında kadını ve kızları endişeyle turluyorlardı evin her yanını. Sonrasında uzun ve siyah bir boşluk… Tariflenemez bir şey işte. Tüm ağırlıklar ağır çekimle hafifletilmiş, gürültüsü alınmış karmaşa, anlaşılmaz dudak hareketleri, alabildiğine sağırlık ve kör olmaya ramak kalmışlığın hissi.

Kötü bir geceydi evet.

Papamobil Uçar Gider...

Papa Benedikt'in babası Joseph Ratzinger 1920 yılında Bavyera eyaletinde eş bulmak için, haftalık olarak yayımlanan Liebfrauenbote gazetesine şu ilanı vermiş: "Mümkün olan en kısa zamanda evlenmek üzere; yemek ve biraz da dikiş bilen iyi bir Katolik kız arıyorum." Kendisini düşük seviyede bir memur olarak tanıtan polis memuru Ratzinger, 4 ay sonra aynı gazeteye bu kez orta seviyede bir memur olarak ilan vermiş, gelinin biraz varlıklı olmasını tercih ettiğini fakat bunun evlilik için ön şart olmadığını belirtmiş.

Bir Duyarsızlaştırma Mekanizması Olarak Görsellik

Bizler bedeni anlamda -en azından şimdilik- son derece insan görünümüne sahip varlıklarız. Yeryüzünün diğer canlılarından belki de sadece potansiyel anlamında farklılaştığımız noktaların varsayımından hareketle bedenlerimiz haricinde insanlığımıza dair hangi ipuçlarını verebiliyoruz?

En son Filistin-Lübnan ekseninde yaşananlar görselliğin kullanılış biçimi üzerinde yeni baştan düşünmemiz gerektiğini ortaya koymaktadır.

Ten Düştü Candan / Kan Terledi

Gümüşün Kızı Srebrenica’ ya
-11 Temmuz 2005 / Srebrenica -

Yazdır, kandır, kızıldır
Temmuzdur.. terin silemem
Hangi türkü omuzlanır hardan hüznünü
Ten düşmüştür candan gümüşün kızı
Kan terlemiştir

'28 Şubat'ta Neyin Karikatürü Çizilmişti?

irancartoon.ir"Dünya bir hapishane ve Danimarka da onun en kötü yerlerinden biri"
Danimarka Prensi Hamlet

Eylemler yapıldı, yazılar yazıldı, konsolosluklara siyah çelenkler bırakıldı, pankartlar açıldı, mukabil karikatürler çizildi, mail kutularımıza ve cep telefonlarımıza boykot etmemiz gereken ürünlerin hangisi olduğuna dair onlarca bildiri döküldü, kimi radyolar Efendimiz’in anısına daha bir gür sesle ezgiler/ilahiler yayınladılar, sözler söylendi, sloganlar atıldı, gözyaşları aktı, duaya kalkıldı, Kur’an-ı Kerim nüshaları postaya verildi, protesto mailleri için

Artık Önümüzdeki Dünyaya Bakacağız

Ferhan ŞensoyVatan Gazetesi geçtiğimiz pazar günü bir Ferhan Şensoy söyleşisi yayınladı.(söyleşiyi görmek için tıklayınız) Ulvi Alacakaptan ve Hasan Celal Güzel hakkında bir takım iddiaların yer aldığı söyleşi, Müslümanlara yönelik çirkinlikleri de barındırmasına rağmen nedendir bilinmez Ferhan ŞensoyMüslüman kamuoyunda pek tepkiyle karşılanmadı. Bundan tam 19 yıl önce Muzır Müzikal oyunuyla Müslümanların haklı ve yoğun tepkisini alan Şensoy başka niyetlerle oturduğu söyleşi masasından provakatif iddialar ve söylemlerle kalkıyordu bu kez. Bu söyleşiyi, yıllar öncesini, bizi konuştuk Ulvi Alacakaptan'la...

Kaçmak Besmelesidir Yeniden Başlamanın

..ve Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır / Tarık Tufan'a

“Burası bana ait bir yer değil” derken önünden geçen delikanlının kulaklıklarına rağmen kendisini duyabileceğini hiç hesaba katmamıştı. Yüzüne tuhaf tuhaf bakan adamın ne düşünmüş olabileceğine kafa yormaya niyeti de yoktu doğrusu. Hüseyin Ağa camiinin duvarına sırtını yaslayıp geleni geçeni iziyordu. Yılbaşına iki gün kala cadde çılgın gece için hummalı bir şekilde hazırlanırken, tepede metruk binalar arasına özenle gerilmiş taklar sırıtıp duruyordu.

İçeriği paylaş