renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Böyle Hayatın Izdırabına!

Bu aralar temaşa mekanlarına çıkmaktan korkuyorum. Kitap okurken ve odama kilitlemişken kendimi; düşündüğüm ve hesap sorduğum gerçeklerin dışında farklı bir renkle hayat cümbüşünü yaşıyor. Gazetelerin ve kitapların söylediklerinin dışında farklı adımlar var dışarıda.

Şehirde insanların kendilerini sergilediği mekanlarına bakınca hayatın enerjisinden yavaş yavaş geçtiğimi düşünürken; yalnızlığımda genç olduğumu, istemeye hakkım olabileceğini düşündüren istemlerle bir gel git karmaşasının içine itiliyorum. Yaşlandığımı düşünüyorum ve buna canım sıkılıyor. Yaşlanmak hayatın enerjisinin dışında kalmak bence. Artık sahip olamayacağın güzelliklerle ilgili... Yaşın kaç diye sormayın bana. Bu soru yaşayanlara sorulur çünkü...

Birde politik olmak zorunda kaldığım yada öyle yutturmaya çalıştığım sanal taraf. Aslında kim olduğum bir türlü bitmiyor. Bunları yazarken sadece kendimi anlatıyor falan değilim, realite bu. Yaşam moda ise ve bir şekilde bu çılgınlığı hepimiz yaşıyorsak; yaşa uygun serzenişlere ve kimim sorularına kim kendini kaptırmaz ki?

Gözlerimi alamadığım şeyler oluyor hayatta. Kitapların dediği modern insan yalnız safsatasını inanın kimsenin yüzünde görmüyorum. Duygular kıpır kıpır olurken yalnızlık denen şey hayata karşı kıskançlık sadece.

Nesil mi değişti yoksa ben mi değişik görüyorum bilmiyorum; sokaklar, çarşılar ithal mallarla dolu. Ama ne mallar...Allah'ım aklıma sahip ol diyerek dualar ediyorum... Tanrım neden bu kadar albenili yaratıyorsun hayranlığında iç konuşmalar yapıyorum. Kızıl ve mavi saçlı kızları görünce köyümüz/köylülüğüm geliyor aklıma. Hangi dünyanın insanı bunlar derken felsefi krizler oluşuyor zihnimde. Babam “dünya ya erken gelmişiz” derdi zamanında; aynı sözleri ben söylüyorum şimdilerde.

Çılgınlığın içinde gençler mi var sadece hayır; her yaş genç tabii ki. Kadınlardaki gençlik saplantısı erkeklere de geçince türünden iğrenecek hale geliyorsun. Hiçbir makyaj tutmayan suratlar, akmış rimeller, sarkık göbekler, olan saçlarını boyatan erkekler....Birde Slav değilse bu ırk (!). Slav deyince aklıma geldi, bu yaz Antalya’ya gideceğiz mütedeyyin arkadaşlarla. Antalya’nın tarihi ve turistik yerlerini görmek için. Sizlerde gitseniz aynı şeyler için gidersiniz değil mi?

Bu zamanda hayatın temel güdüsü cinsellik. Bütün TV kanalları, gazeteler ve bilboardlar bir şekilde bunu konu edinmeden gerçekle insanı yüzleştiremiyor. Erkekler ve Kadınlar arasındaki insanlık hali bu güdüyle unutulmuş durumda. Beden dili cinsel temalarla birbirine sesleniyor. Tabi ki bu iddia sizlere uçuk gelecek. Şunu da söyleyeyim ki güzel kadın olunca din iman dinlemeyen o kadar çok dindar gördüm ki. Allah’ın karşısın da namazda kaşımadık bir yerini bırakmayanlar söz konusu kadın olunca zerre kadar kusur yapmıyorlar ve kırk yıllık dostlarını bile satıyorlar. Yeter ki kadeh belli hatunları Allah karşılarına çıkarmasın...

Müslüman çevrenin içinde kadınlarla tokalaşmayan, egzama var diyerek uzatılan elleri geri çeviren radikaller vardı bir zamanlar. Onlarda kalmadı şimdilerde...Ne adına? Hayatın güzelliği adına tabi ki. Şık bayanlara eğilip bükülme adına. Modern olanı İslamlaştırma adına...Kabahat kimin? Aslında demokrasilerde kabahatli yok. Kırıcı olma, şiddet kullanma ne yaparsan yap; buna da demokratik duruş diyorlar! Allah’tan gözlerimizi çoktan çevirdiler farkında değiliz...

Ama sokaklarda beni kıran, ruhuma şiddet uygulayan şeytanlardan davacıyım mahşerde; Allah’ın huzurunda. Neden utanmıyorlar bu şeytanlar, ne kadar ıstırap olduklarının neden farkında değiller. Marcel Proust Kayıp Zamanın İzinde ‘erkekler için giyinen kadınların, erkekler için soyunan yosmalardan’ farkı yok demişti, biraz olsun doğru değil mi sizce de bu söz?

Tatil sezonu başlıyor, televizyonlar da Rus kızlarının bar showlarını izlemeye başladık bile. Bu görüntülerin memleketimin insanının erkekli kadınlı yüreğini yaktığını neden bilmez efendiler. O görüntüleri gören hangi Türk erkeği bir kadınla yetinir. Hangi kadın tek başına bir erkeğe yeteceğini düşünebilir.

İnsanı kavgacı yapan, dünyaya hırçınlaştıran istekleri. Ama bu isteklerimizde kendiliğinden ortaya çıkmıyor tabi ki. İnsan gördüğüne gönül koyan bir varlık. Çocuk gibi kimde ne görsek isteyen tarafımız da hiç büyümüyor. İsteklerimiz gerçekleşmediği zamanda ağlıyoruz, kızıyoruz... Sahip olduklarımız da belli bir zaman sonra oyuncağımız olmaktan çıkıyor.

Ahlaki yozluk içimizde değil bizleri durmadan kışkırtmaktan zevk alan birilerinin elinde. Ruhumuzla oynuyorlar. Sonra meyhaneler, tımarhaneler, hapishaneler manyaklaştırılmış insanlarla dolup taşıyor.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

dertleri zevk edindim

"dertleri zevk edindim bende neşe ne arar"

TANRI bizi ve tüm insanlığı bu dünyaya çile çekmemiz için göndermiş. Tüm yalvaçların çilesini omuzlarımıza yüklemiş, kaygısız, umarsız olduktan sonra yaşamak kolay; birde onu bilene sor! yalvaçları bilenlere, yalvaçların öğretilerinin bilenlere, hayatı tanımlayanlara,açlığı, kaygıyı, korkuyu, kini, nefreti tanımlayanlara sor. sorarken de ne bildiğini bir düşün, neleri bilebileceğini.

çarşaf - pardesü- tunik =Valla halimiz komik

Okan bey bir yudumda içilebilen yazınız için teşekkür ederim.Lakin ben sokaktan ziyade kendi evimizi tahlil etmemiz gerektiği kanaatindeyim.
Çok gençtim;annemin burnunu sokaktan sakladığı zamanlardı.ve ben o zamanlarda anneme annem adına üzülen saflığı barındırırdım.Çirkin bir kızı dahi ayartamayacak kadar basit söylemleri olan bugünün müteahhitleri (ki ben mücahitleri olacaklarına inanırdım.) ağabeylerin dolmuşlarına binerek son sürat önümdeki her putu devirdiğim, kirli olduğuna inandığım her sayfayı okumadan çevirdiğim zamanlardı.
Çarşaf giyen kızlar ve kadınlar vardı.Nadiren sokaklarda görünürlerdi.sonra sık sık görünür oldular sokaklarda.sonra kayboldu o çarşaflar.Pardesü denilen bir şey boy gösterdi podyumlarda(özür dilerim sokaklarda).ve sonra o da kayboldu gözlerden.Tedavülden kalkan banknotlar kadar değeri olmayan pardesüler.Çok değil belki ama bir süre sonra onlar da gözden ırak kaldı.Yoksa Irak ta mı kaldı?
Birgün bir şey ilişti gözlerime (Bismillah dedirten):İlk modelleri dizaltı lakin satışı az olunca ikinci baskısı hemen diz üstüne çekilen tunikler ve altında sanırım kendime ait hissettiğim kotlar belirdi.
Tunikler de yok artık sokaklarda.Kalçaları örten ama uzun(!) ceketler var şimdi cafe, restaurant, fal kahveleri (gerisini siz sayın) gibi modern insan borsalarında...
Ben sıklıdım ve sinirlendim. lütfen gerisini siz düşünün.yorumu tamamlayamayacağım..
hiç kimse Kahrolsun 28 Şubat demeye kalkmasın.Kahrolan sadece biziz. vesselam..

islamiyet artık erkek dini:halimiz komik mi(!)

eskiden insanlar vardı,hatayı kendilerinde arayan.kendi eksiklerini nakıs bilmelerini bilip düzeltmeye çalışan.zamanla o da değişti..yanlışı başkalarına başlık yapmanın kolaylığı keşfedildi sonra..yansıtma yolu seçildi.

İslamiyet, erkeklerin elinden cafelerde alınmaz!

Sayın Günaltay;
ben sadece halisane bir duyguyla gençlik yıllarımdan bugüne gelen bir serüveni anlatmaya çalıştım.eğer söylediklerimde herhangi bir gözlem hatası varsa buyrun düzeltin.lakin cevabınız oldukça sloganik ve feminen bir anlayışla sadece bir refleksten ibaret.ama bardak kırıldı:))

''İslamiyet artık erkek dini'' diyorsunuz.varsayalım haklısınız.İslamiyetin kadın dini de olabilmesi için kadının mutlaka sokakta mı olması gerekir.
islamiyetin kadın dini olması için gümüş yüzüklü züppelerle elele sarmaşdolaş caddelerde serinlemek mi gerekiyor,
İslamiyetin kadın dini olması için bakımlı çıplak ayakları erkeklerin gözüne sokarcasına bacak bacak üstüne atıp zulalarda nargile fokurdatmak mı gerekiyor,
islamiyetin kadın dini olması için diploma sevdasına ruhundan vazgeçmek mi gerekiyor,
İslamiyetin kadın dini olması için biberonlarda saklanıp zehirzıkkım edilen annesütünü çocuğun ağzına yalancı memelerden akıtmak mı gerekiyor,
İslamiyetin kadın dini olması için evleri sığınaktan yığınak haline getirmekle mi gerekiyor,
lekumdinikümveliyeddin
vesselam.

her bakış şeytan okları

"her bakış şeytan oklarından zehirli bir oktur. Kim onu Allah'a olan korkusundan dolayı terkederse imanın tadını kalbinin derinliklerinde hisseder" (Hadis-i Şerif)

Evet, bir mü'minin Allah için gözünü kapayıp, haramdan muhafaza etmekle bulacağı îmânî lezzet ve neşve, baktığı zamanda alacağı nefsânî haz ve zevkden daha tatlıdır. Fetânet ve hassasiyet sahibi ufku geniş mü'minler, bu hakikati ruhlarında kaç defa hissetmiş ve kalben yaşamışlardır.

Harama bakmanın haramlığı, haramın mevcudiyetinden muzdarip olana mazeret olmayacağı için bakmamaktaki ecirleri düşünmek kalbi bir siyah noktadan daha korumak demek. Endülüs hristiyanlarının çoğunun sarıksız gezmemeleri hakim medeniyete karşı koyamayışlarından. Erkeklerimiz de kadınlarımız da şimdi hakimmiş gibi görünen medeniyete karşı koyacak kadar bir imanı yoksa başkalarının bakışlarını harama bugün değilse birgün çevirebilir. Allah (cc) kavi imanı olanlardan eylesin.

balerin ayakkabılarıyla danseden mevlevi

sn torun..
sanırım diğer arkadaşlar pek güzel ifade etmişler benim kısaca özetlediğimi.fakat zannedersem siz cafelerde gözlem yapmaktan pek vakit ayıramadınız okumaya.ne de olsa insan günahlarının sorumlusunu bulmalı değil mi.fakat yorucu bi tempo..çok fazla cafe ve çok fazla bakımlı ayak var..nargilelerde cabası..gün sonunda istirahat etmek isterseniz diye bir önerim var..cafeler sokağından sağa dönünce 100 m kadar ileride balerin ayakkabılarıyla danseden mevleviler" in gösterisi var..seyretmeniz dileğiyle..

köylüyüm; köyümüzde yok cafeler

Sayın Günaltay;
cafelere oturmaktan okumaya vakit ayıramamış diyorsunuz.bu cümle dahi ne kadar çok okumuş olduğunuzu özetliyor zaten:)verdiğiniz adresler için teşekkür ederim.lakin köyde yaşıyorum ben.ama bir zekanın ayrıntıyı tasvir edebilmesi için ayrıntı ile yüzleşmesi gerekmez.
zaten benim işimdir rahat bozmaknefretinizi kazanmak başımı döndürüyor.Sökeli şairin yazdığı mısralar düşüyor dilime:''Kazandım nefretini'' sözcükleriyle başlayıp ,''lanat ediyor bana bakireler de.''dizesiyle devam eden.
doğrudur okumadığım:
kelam bilmem ben,yazı bilmem
ne parşömen gördüm ömrümde ne ceylan derisi.
çıkardım askıya yüzümü astım
laf ı güzaf bundan gerisi...

yıkılmadan

dimdik yıkılmadan inandığımız gibi bir hayat yasamak belkide mümkündür.yeterki mücadele isteğimiz hep öteki alemlerin bardaklarından boşalmış sularla susuzlığu dinmiş olsun.Allah a emanet olun.sevgilerle herşeye rağmen gülerek, heyecanlı bir hayat yaşamak dileğiyle...

Mü'min erkeklere söyle...

"Mü'min erkeklere söyle gözlerini (haramdan sakınsınlar),ırzlarını ve namuslarını korusunlar.Böyle davranmak onlar için daha hayırlıdır.Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır"(Nur,30).

Aynı ayet bayanlar içinde söz konusu ancak erkeklerin bu ayete riayet etmeleri daha zor anlaşılan.Geçenlerde bir kardeşim "sokakta gezerken başımı öne eğmketen boynum tutulacak nerdeyse" dedi.Ben de "iyi ya işte ahirette başın dimdik durursun" dedim."Haklısın" dedi.Kolay değil cenneti kazanmak yani.Hiçbir zaman da olmayacak.Bu rezilliklere siz erkekler kızarken biz bayanlığımızdan utanır olduk artık.Yazık çok yazık.Allah cümlemize sabır versin inşaallah.

Ancak bir şey var daha doğrusu şeyler...Okan Bey yazısında sadece bu konuya değinmemiş sanki.Dolaylı ya da dolaysız belki de bu konuyu etkileyecek ya da bu konudan etkilenecek başka yan konular da var diye düşündüm.İlk 4 paragrafınız tamamen bir iç konuşma gibi gelmişti bana tam da ben de aynı hissiyattayım uzun zamandır diyecektim ki konu albenilisi olan sokak sergilerine döndü ben farketmeden.Sonra da cinsellikten dem vuruldu.Gençlik,yaşlılık,zamana ait olma,kim olduğunu sorgulama mevzuları birbirinden bağımszı mı işlenmiş yoksa paralel mi bu konuyla.Yaşlanmak ya da sizin değiminizle enerjinin dışında kalmak neyle bağdaştırılmış tam olarak?İçinde bulunduğunuz psikolojik durumun sebebpleri mi sıralanmış ardından.Kusura bakmayın yazıya 5.paragraftan okumaya başlasaydım bu soruları da sormayacaktım.İlk yazdığım yorumla kalacaktım.Ama kestiremediğim şeyler var.Ha bir de bu yazıya önem verdim ondan açmak istiyorum hepsi bu belki de.Ya da her şey aslında açık ve net aslında:İmansızlıktan ve çevredeki ahlaksızlıktan doğan bir ıstırap sizin ki.Sanırım bu...Konuyu ben mi karmaşık hale getirdim kendi zihnimde bilmem ki :)Ya da okuyucu anladığıyla mı kalmalı?

Neyse yazıyı katletmek istemiyorum.Gerçekten güzeldi.Kaleminize sağlık.Selam ve dua ile.

Haramı Olağanlaştırmak...

'Müslüman kadınlara ve müslüman erkeklere söyle; harama göz dikmesinler'... Yüz çevirmek... Sanırım burda önemli bir ikaz var. Eskiden tüylerimizi ürperten şeyler artık bizim için çok olağanlaştı. Bir filmde ilk cinayet sahnesini gördüğümde çok sarsmıştı beni. Sadece bir filmdi oysa. Ama şimdi her gün onlarcasını gördüğümüz cinayet haberleri ne kadar da olağan geliyor bize değilmi. Ayetteki uyarı böylesi bir olağanlaştırma için de uyarıyor bizi (Sadece kadınları değil ama hem kadınları hem erkekleri:)) )
Anlamakta güçlük çektiğim bir şey var. O da şu: yapılan yorumlarda eleştirilen kadınlar... Sanki bu karelerin içinde erkekler yokmuş gibi davranılıyor. Hani eleştirirken eleştiriyi doğru hedeflere yöneltmek gerek.

Madem uyarı harama göz dikmesinler şeklinde ise... Kafelerde nargile fokurdatan kızların çıplak ayaklarını ve hatta bakımlı olduğunu nasıl farkettiniz :)) bu da önemli bir ayrıntı tabiki.... :))
selam ve dua ile...

dinime söven bari Müselman olsa...

Sayın Turan;
yorumlarım karşısında alınganlık gösterdiğiniz belli oluyor. ve bu alınganlığı nedense taşlayarak geçiştirmeyi seçmişsiniz. bir çeşit refleks yani. yorumun bütününden yalnızca bir parçayı cımbızlayıp (sanırım Türk medyasındansınız:))) o köşeden beni taşlamayı seçmişsiniz. teşekkür ederim. ama lütfen ilk taşı günahsız olanınız atsın..

Mevziyi Terketmek Mevzuyu Terketmektir...

Dücane Cündioğlu böyle diyordu evet. Mevziyi terketmek mevzuyu terketmektir... İlk taşı siz attığınıza göre böyle bir rahatlığınız var ne güzel (!)... Sizin adınıza sahiden çok sevindim:))... Allah gönlünüzü ferah, fikrinizi berrak etsin... :)) Mevzi anlam kaymasına uğradığı için mevzu da başka yerlere kaymaya başladı.
Üniversite yıllarımda çok sevdiğim bir ablam vardı. Kulakları çınlasın Bilge abla... Adı gibi bilgeydi... Bana söylediği cümleler düştü bir an zihnime. ''Zaman geçer, insanlar değişir ve giderler... Ve sen yine kendinle başbaşa kalırsın. O yüzden pişman olacağın şeyler yapma'' derdi...
Gecenin bir vakti niye düştü bu cümleler aklıma bilmemki :)))
Bende teşekkür ederim sayın Torun ...
Selametle...

çuf çuf çuff !!! üzgün adım ileri...

insana insan olduğu için değer verilen zamanları özledim..
namusun etek yırtmacında,saygının ceket iliğinde aranmadığı günleri birde..fikrin zihinde olgunlaşıp eyleme döküldüğü günleri..
şekilcilikten uzaklaşıp fikrimizi rozet gibi yakamızda değilde,beynimizde barındırdığımız günleri..barınağımıza olur olmadık ziyaretçileri almadığımız günleri..
bırakalım kıyafetlerin santimini ölçmeyi..
bir fikirden bir fikre yolculuğa cıkmayı göze alsak kaç cm sürer acaba..??
at gözlüklerimizi cıkartıp dünyaya çıplak(!) gözlerle bakmak şartı ile..

vakte yazıklanmak

vakte yazıklanmak bu olsa gerek, "bir hayatı ısmarlama bir hayatı yaşıyoruz" diye şair boşu boşuna demiyor, yorumlarda birbirimizin günahlarını eleştirmek yerine -ki örtmemiz gerekir, mümine bu yakışır-sistemi, düzeni, kendi yaşam pratiklerimizi değiştirmemiz gerekiyor, biz modernizimin kurallarıyla islamı yaşamayı çalıştık, ama "yanlış bir hayat doğru yaşanmıyor"ne yazı ki... koca koca laflardan, renkli parti broşürlerden ziyade, niyetlere amellere bakmak gerekiyor sanırım..

ette değil, etekte değil; peki nerede bu namus?

ette değil, etekte değil; peki nerede bu namus?
El cevap:beyinde:))))
yooo o kadarını da biliyoruz artık. modern insan namusunun etten ve etekten gayrı değerlendirilmesi gerekir. çünkü onlar derin dekolte ve uzun yırtmaçlarını sadece şehir estetiğine katkıda bulunmak ve bazı bayanların sebep olduğu görüntü kirliliğini ortadan kaldırmak amacıyla seçerler.
her şey beyindedir onların. var mı içinizde bir tane beyinlerini görebilen? nasıl olsa görünmeyen (!)bir yer beyin. beynamazların ''insanın kalbi temiz olacak şekerim:))'' sloganlarına ne çok da benziyor değil mi:))
özür dilerim ama ben namazsız kalp temizliğine ve etsiz, eteksiz namusa inanmıyorum.

namaz hepimizi kılar inşalllah....